Ateistlerin Her Türlü Suçu İşleyebilecekleri Düşüncesi Doğru Olamaz
Pek çok kez ateistler için; “Onların içinde tanrı, cehennem korkusu yok.Bu sebepten dolayı ateistlerden türlü suçlar, türlü kötülükler beklenir” görüşü ortaya atılır.Oysa rakamlar bunun doğru olmadığını gösterir.
Dünyada, bir tanrıya inananların ve inanmayanların oranlarının en çok ve en az olduğu 5 ülkeyi, veri ülkeler arasından karşılaştırdığımızda inançsızların yoğun olarak bulunduğu bir ülkede, inançlıların yoğun olarak bulunduğu ülkeye göre daha az suç(cinayet suçu) işlenir sonucu çıkar. Suç oranı 100.000 kişiye düşen cinayet sayısını gösterir.Kaynak, yazının sonunda verildi.
| inanç | suç or. | inanç | suç or. | ||
| Portekiz | 0,81 | 2,5 | ….Estonya | 0,16 | 0,07 |
| Cyprus | 0,9 | 1,66 | ….Çek Cum. | 0,19 | 1,33 |
| Romanya | 0,9 | 2,51 | ….İsviçre | 0,23 | 0,89 |
| Türkiye | 0,95 | 6,23 | ….Danimarka | 0,31 | 0,88 |
| Malta | 0,95 | 1,75 | .…Norveç | 0,32 | 0,71 |
Tablodan görüldüğü gibi,veri ülkeler için inanç oranının en düşük olduğu 5 ülkede ortalama olarak 100.000 kişiye düşen cinayet suçu oranı 0,776 iken, inanç oranının veri ülkeler için en yüksek olduğu 5 ülkede ortalama olarak 100.000 kişiye düşen cinayet suçu oranı 2,93. Bu da bizi veri ülkeler için, inancın en yüksek olduğu 5 ülkede, ortalama cinayet oranının, inancın en düşük olduğu 5 ülkeye göre 3.77 kat daha fazla olduğunu gösterir.
Dolayısı ile, “Ateistlerin içinde tanrı, cehennem korkusu olmadığı için onlardan her türlü suç beklenir.” ifadesinin doğru olmadığı söylenebilir.nationmaster.com adresini veya wikipedia gibi kaynakları kullanarak diğer suç türleri, inanç oranları, ve birçok farklı konuda veri seti elde edebilirsiniz.
kaynaklar
en.wikipedia.org/wiki/Demographics_of_atheism veri ülkelere göre ateist nüfusun dağılımı
en.wikipedia.org/wiki/List_of_countries_by_murder_rate veri ülkelere göre cinayet suçu dağılımı
“Bir insanın ahlaki ve etik davranışları diğerlerini anlamasına, eğitimine ve sosyal ilişkilere dayalı olmalıdır, dini dayatmalara gerek yoktur. Zira ölümden sonra ceza korkusu veya ödül iştahı ile hareket eden kişi zavallıdır.” Albert Einstein
Tanrının Yaratma Gücü ya da Tanrının Lütfü Denilen Şeye Minnettar Olmamız Gerektiği Doğru Değildir
Bizi sayısız nimet, iyilik ve bağışa boğan Tanrının lütfuna sonsuz şükran borçlu olduğumuz her an tekrarlanır. Özellikle yaşamak mutluluğu övülür. Ama heyhat! Hayatından hoşnut olan kaç kişi vardır? Eğer hayat bize bazı tatlar veriyorsa, bu tatlar birçok acıyla karışmış değil midir? Yakıcı tek bir acı, en sessiz, en mutlu bir hayatı birdenbire zehirlemeye yetmez mi? Ellerinde olsaydı, talihinin görüşünü almaksızın içine attığı sıkıntılı hayat mesleğine tekrar girmeye, tekrar yaşamaya istekli olacak çok kimse var mıdır?
Diyorsunuz ki, hayat yalnız başına çok büyük bir nimettir. Ancak bu hayat, çoğu kez acılarla, korkularla, çoğu kez zalim olan ve çok az hak ettiğimiz hastalıklarla sürekli olarak tedirgin edilmiyor mu? Böylece birçok taraftan tehdit edilen bu hayat her an elimizden alınamaz mı? Bir süre yaşadıktan sonra sevgili eşinden, sevgili bir evlattan, avutucu bir dosttan ayrılmamış olan; veya bunlardan ayrılık ve acıların düşünce gücünü istila etmediği kim vardır?
Zehir gibi acı felaket bardağını başına dikmek zorunda kalmamış çok az kimse vardır. Çok az kimse vardır ki, hayatın son bulmasını çoğu kez istemesin. Sözün kısası, dünyaya gelmek ya da gelmemek, görüş ve isteğimize bağlı olmamıştır. Bir süre kendisiyle eğlendikten sonra, kesip yemek üzere tutsak ederek kümesine koyduğundan dolayı, kuşun, avcısına çok duygusal şükran ve gönül borcu mu beslemesi gerekir?
kaynak : Jean Meslier – Sağduyu / Tanrısızlığın İlmihali
Dindar ile Ateistin -Cennet Varsa- Cennete Gitme Olasılığı Hemen Hemen Aynıdır
Herhangi bir dine inanan kişi ile, hiçbir dine inanmayan bir kişinin cennete gitme olasılığı, matematiksel olarak birbirine çok yakın -hemen hemen aynıdır-.Herhangi bir dine inanan kişi, inanmayan kişiden, sadece 1 adet daha fazla dini reddeder.Çok fazla iyimser olacak olursak, şimdiye kadar 100 dinin kabul gördüğünü var sayalım.(Ki bilindiği gibi bu sayı 100′den çok daha fazla.)
Herhangi bir A dinine mensup kişinin, cennet -varsa- gitme ihtimali, %1′dir. Çünkü eğer bu dinlerden bir tanesi doğru ise, kendisinin seçtiği dinin doğru olma ihtimali %1 olacaktır. Şayet seçtiği din yanlış ise, -hiçbir din, başka dine mensup kişileri cennete kabul etmediğine göre-, cehennem varsa gideceği yer cehennem olacaktır ; bu da %99 ihtimal ile eşdeğerdir.Hiçbir dine inanmayan bir kişinin; bu varsayımlara göre, cennet varsa cennete gitme olasılığı %0 olacaktır.
Birçok kişi kendinden emin bir şekilde, “Ama benim seçtiğim din doğru! Bu yüzden biz, bu dine inananlar, cennete gideceğiz.” şeklinde düşünecektir.Ama aynı şekilde, başka dine mensup insanlar da “Hayır! Doğru olan din, benim seçtiğim din!” diyecektir. Fakat bu her iki kişi de, matematiksel olarak, doğru dini seçme konusunda aynı matematiksel olasılığa sahiptir.
“En azından %1 bir olasılık.Ateistler için bu olasılık %0.” şeklinde düşünenler de olabilir.Ancak burada, din sayısını, ortalama olarak en iyi ihtimalle 100 kadar aldık.Oysa dünyaya şimdiye kadar gelmiş, -küçük ya da büyük- bir toplum tarafından kabul görmüş din sayısı bu sayının çok üstündedir.Dolayısıyla bu sayının yükselmesi, ateist ile dindarın, eğer cehennem varsa, cehenneme gitme ihtimalini birbirine yaklaştırmaktadır.
Ateist Kıyafetler
Ateizm içerikli t-shirt satın almak isteyenler için veya kendisi t-shirt bastıracak olanlara fikir edinme açısından http://shop.cafepress.co.uk/atheism adresi önerilebilir bir adres.
Dini İnançlar Çocuklara, Çocuklar Soyut-Somutu Ayırt Edemezken Yerleştirilir.
Belli bir yaşa kadar soyut ve somutu ayırt etme yetisine sahip olmayan çocuklara, dini görüşler empoze edilir.Ve bu görüşler genellikle kalıcı olarak, nesilden nesile aktarılır.Eğer bir çocuğa, aslında sizin uçabilme yeteneğinizin olduğunu söylerseniz inanacaktır, dünyanın düz olduğunu ve 5 tanrı tarafından 15 günde yaratıldığını söylerseniz size inanacaktır.Saçma olduğunu düşündüğünüz bu örnekler çoğaltılabilir.Ancak bu görüşlerin; dünyanın bir tanrı tarafından 7 günde yaratıldığını iddia eden görüşten daha az doğru olduğunu söyleyemeyiz.Sebebiyse, her ikisinin de aynı kanıt derecesine sahip olması; daha doğru bir ifadeyle hiçbir kanıta sahip olmamasıdır.Sinirlenerek, “Bu yazı tam bir saçmalık! Dünya allah tarafından yaratılmıştır.” şeklinde düşünen bir kişi acaba, henüz soyut-somutu ayırt edemezken dünyanın 15 tanrı tarafından 1 saatte yaratıldığını öğrenseydi; yine de, şu an savunduğu düşünceyi mi savunurdu acaba ? Bu pek mümkün görünmüyor. Çünkü, istatistiksel olarak bireyler, yaşadığı ülkede hakim olan dine mensup oluyorlar.Yahudiler , “Dünyanın nasıl oluştuğu konusunda bizim inancımız doğru.” diyorlarken , müslümanlar da aynı şekilde “Dünyanın nasıl oluştuğunu en iyi bizim inancımız açıklar.” diyor.Tüm dinlerin ortak noktası var ki; bu soru dahil birçok soruya kanıt yoluyla cevap verememeleri.
Çocuklara dini inancın, henüz onlar soyut-somutu ayırt edemiyor iken, -dolayısıyla kendi aklı ile doğruyu aramasına izin verilmiyorken- dini inancın yerleştirilmesinin doğru olmadığına değinmişken, Arthur Schopenhauer’in “Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz.” sözünü eklemek gerekir.
Eğer seçtiğiniz dinin mantığa ve akla uygun olduğunu düşünüyorsanız çocukların yaşı büyüdükçe, içinde bulunduğunuz dini duruma, akıl ve mantıklarını kullanarak ulaşabileceklerini düşünüyorsunuz anlamı çıkar.Ve akıl, mantık ile bulunabileceğini düşündüğünüz bu -en ideal- dinin, çocuğunuz tarafından aklını ve mantığını kullanarak bulunmasına izin verin. Buna izin vermemek, dinin akıl ve mantık ile bulunamayacağını -farkında olmadan da olsa- savunmak anlamına gelir.