ateist / ateizm

önyargıdan uzak okunası yazılar

Archive for Ağustos 2007

İslama Göre Türkler – Turan Dursun

ile 181 yorum

“Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır.”
Muhammed

(Bkz. Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu’l-Melahim/9 Babun fi Kıtali’t Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu’l-Cihad/ Babu Gazveti’t-Türk)

(…)

Kuran’a Göre En Üstün Toplum, İsrail Toplumu”

Buna, kimileri şaşacaklar. Ne ki, bir gerçek. İşte ayetler: Kur’an’ın “Tanrı”sı, tıpkı, Tevrat’ın “Tanrı”sı “Yehova” gibi, iki yerde, aynen şöyle seslenir:

“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi dünyalara üstün kıldığımı hatırlayın.” ( Bakara, ayet: 47, 122. Diyanet çevirisi.)

Bir yanda İslam dünyasındaki Yahudi düşmanlığı, öbür yanda da, Kur’an’daki Tanrının İsrailoğullarına böyle seslenişi… Bir çelişkidir bu. Bunu da geçelim.

Not : Kuranda Yahudi düşmanlığına bir örnek : # Nisa 46 : Allah, küfürleri yüzünden kendilerini (Yahudileri) lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler. –

(…)

“Şu da kıyamet alametlerinden: Kıldan (keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste derili toplulukla vuruşmanız-öldürüşmeniz kıyamet alametlerindendir. Siz (müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmaz.( Bkz. Buhari, e’s-Sahih, kitabu’l-Cihad/95; Müslüm, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/66, hadis no: 2912; İbn Mace, h.no: 4097-4098).

- “Sizinle(siz müslümanlarla), küçük (çekik) gözlü toplum, Türkler savaşacaktır. Siz onları, üç kez önünüze katıp süreceksiniz. Sonunda Arap Yarımadası’nda karşılaşacaksınız. Birincide, onlardan kaçan kurtulur. İkincide kimi kurtulur, kimi yok edilir.
Üçüncüdeyse onların tümü kırılacaktır.”(Ebu Davud, sünen, hadis no: 4305.)

İnsanlara “insan” olarak bakmak gerekir. Hangi ırktan, hangi renkten ve hangi “din”den olurlarsa olsunlar ya da hiçbir dinden olmasınlar. Ama “dinler”, “dinliler”, “ırkçılar” böyle bakamamakta. Yahudisi, Hristiyanı, İslam inanırı hep birbirine düşman. Irkçılar da kendi ırklarından olmayanlara karşı böyle. Bugün dünyamızın yaşadığı nice acı olaylarda, bu ilkelliğin payı az değildir. Bunlardan arınmalı artık insanlık. Yoksa acımasızlıklar, acılar, gözyaşları sürüp gidecektir.

Muhammed’in, bugün kendisine “Peygamberimiz, efendimiz” diyen Türklere bakışı tutumu budur işte.

Written by ateist

Ağustos 17, 2007 at 2:04 am

Atatürk’ün Sansürlenen Yazısı

ile 570 yorum

Bu yazıyı Atatürk kendi kalemiyle , Medeni Bilgiler kitabında -okullarda okutulması için- ele almıştır.Ancak yazı , TDK tarafından sansürlenerek okullarda okutulmamıştır.
Bu yazıdan önce şunu eklemekte fayda var.”Atatürk’ü kullanarak Atatürk yanlılarını kendi düşüncelerine çekmek istiyorlar.” gibisinden bir düşünce kesinlikle akıllarda oluşmasın.Burda önemli olan Atatürk’ün müslüman olup olmadığının tartışılması değil , düşünceleridir.Bu yazıyı herhangi bir kişinin -Ali Mehmed Hüseyin v.s.- yazdığını farzederek de okuyabilirsiniz.Ve akıllarda “Acaba bu yazı gerçekten Atatürk’ün mü?” gibisinden soru işaretleri kalmasın.Can Dündar da bu konuyu köşeyazısında ele almıştır. http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=3664 adresinden okuyabilirsiniz. )

Medeni Bilgiler sayfa: 364,365,366,367,368,369,370,402,403 – Kemal Atatürk

Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilâkis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammedin kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu.

Bu Arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin, her yerde yükseltilmesine hasretmeye mecburdurlar. Bununla beraber, Allaha kendi milli lisanlarında değil, Allahın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allaha ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar, ne yaptığını bilmeksizin, adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuranı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık, cahil hocalar ağzıyla, ateş ve azap ile müdhiş bir muamma halinde kalan, dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupada Allah kelimesinin ilâhî parolası altında Hıristiyan milliyetleriylerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar ne de onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısırda, belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi, hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Gâh şarka, cenuba, gâh garb veya her tarafa birden saldıra saldıra, Türk milletinin Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlarını, benliğini unutturacak Allahla mutevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet vermeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden dini hissi; dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal, Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk vicdanı umumisi, derhal, yüzlerce asırlık kudret ve küşayişiyle, büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil, eski, hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra…

Yazıları , Atatürk’ün el yazısından okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Kitabı satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Written by ateist

Ağustos 6, 2007 at 12:01 pm

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

İslam’da Diğer Dinlere Hoşgörü Var mı ?

ile 29 yorum

İslam’da gerçekten -söylendiği gibi- diğer dinlere hoşgörü var mı ? Kuran’daki surelerle bu soruya cevap aradığımız zaman karşılaşabileceğimiz sonuç ;

// Bakara 193
Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır

// Al-i İmran
85 Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır
87 İşte onların cezası; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.
88 Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.
91 Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur

// Tevbe 29
Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.

// Mâide 51
Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin.
Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez

// Nisa 46
Allah, küfürleri yüzünden kendilerini (Yahudileri) lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

İslamın , diğer dinlere hoşgörüsünün olmadığı açık ve net değil mi ?

Written by ateist

Ağustos 2, 2007 at 11:51 pm