ateist / ateizm

"felsefe, cevapsız sorularla; din, sorusuz cevaplarla uğraşır."

İslama Göre Türkler – Turan Dursun

ile 181 yorum

“Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır.”
Muhammed

(Bkz. Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu’l-Melahim/9 Babun fi Kıtali’t Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu’l-Cihad/ Babu Gazveti’t-Türk)

(…)

Kuran’a Göre En Üstün Toplum, İsrail Toplumu”

Buna, kimileri şaşacaklar. Ne ki, bir gerçek. İşte ayetler: Kur’an’ın “Tanrı”sı, tıpkı, Tevrat’ın “Tanrı”sı “Yehova” gibi, iki yerde, aynen şöyle seslenir:

“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi dünyalara üstün kıldığımı hatırlayın.” ( Bakara, ayet: 47, 122. Diyanet çevirisi.)

Bir yanda İslam dünyasındaki Yahudi düşmanlığı, öbür yanda da, Kur’an’daki Tanrının İsrailoğullarına böyle seslenişi… Bir çelişkidir bu. Bunu da geçelim.

Not : Kuranda Yahudi düşmanlığına bir örnek : # Nisa 46 : Allah, küfürleri yüzünden kendilerini (Yahudileri) lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler. –

(…)

“Şu da kıyamet alametlerinden: Kıldan (keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste derili toplulukla vuruşmanız-öldürüşmeniz kıyamet alametlerindendir. Siz (müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmaz.( Bkz. Buhari, e’s-Sahih, kitabu’l-Cihad/95; Müslüm, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/66, hadis no: 2912; İbn Mace, h.no: 4097-4098).

- “Sizinle(siz müslümanlarla), küçük (çekik) gözlü toplum, Türkler savaşacaktır. Siz onları, üç kez önünüze katıp süreceksiniz. Sonunda Arap Yarımadası’nda karşılaşacaksınız. Birincide, onlardan kaçan kurtulur. İkincide kimi kurtulur, kimi yok edilir.
Üçüncüdeyse onların tümü kırılacaktır.”(Ebu Davud, sünen, hadis no: 4305.)

İnsanlara “insan” olarak bakmak gerekir. Hangi ırktan, hangi renkten ve hangi “din”den olurlarsa olsunlar ya da hiçbir dinden olmasınlar. Ama “dinler”, “dinliler”, “ırkçılar” böyle bakamamakta. Yahudisi, Hristiyanı, İslam inanırı hep birbirine düşman. Irkçılar da kendi ırklarından olmayanlara karşı böyle. Bugün dünyamızın yaşadığı nice acı olaylarda, bu ilkelliğin payı az değildir. Bunlardan arınmalı artık insanlık. Yoksa acımasızlıklar, acılar, gözyaşları sürüp gidecektir.

Muhammed’in, bugün kendisine “Peygamberimiz, efendimiz” diyen Türklere bakışı tutumu budur işte.

Written by ateist

Ağustos 17, 2007 2:04 am

181 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. bu senin dediğin sait nursi(kurdi) dallamasının ırkçı bir söylemidir. hem çinlilerinde gözü çekik belki onlar için denmiştir ha! hahaha

    alper

    Ağustos 17, 2007 at 2:12 am

    • sevgili arkadaşım önce araştırmalısın sonra yorum yapacak seviyeye geldiğinde ve bu yorumu yaparkende bilimsel delillerinle ayrıca konuşma nezaket kuralları içinde tartışabileceksen ondan sonra düzeyli bir şekilde ön yargısız konuşabileceksen yada yazabileceksen buyurunuz yoksa lütfen biraz saygı

      ilker

      Haziran 15, 2009 at 2:42 pm

  2. İMAN ETMEMİŞ TÜRKLER CENGİZ HAN VS BAHSİ GECİYOR TARİHTE BAGDAT YAGMALANDI VS İYİ ARAŞTIR BULURSUN

    BAYRAMMOGAN

    Ağustos 20, 2007 at 5:28 pm

  3. Allah size hidayet verir insaallah!

    Ahmet

    Eylül 8, 2007 at 12:39 pm

  4. len orospu çocukları ateizme bile ırkçılığı koyuyorsunuz.buharinin yazılarını sizin ananızın göt deliğine koyayım.len böyle salak ça yazıları götünüzden mi uyduruyorsunuz.muhammedin bi işi yok türklere mi atacak.len analarının göt deliğinden çıkmış piçler;ateistliğinizi kendinize saklayın.başkalarını dawet etmeyin.aşağıda sizin için inmiş bir ayet bulunuyor.
    De ki;Bu orospu çocukları ateistler sonunuz yakındır.sizleri bağlayıp analarınızı gözlerinizin önünde götlerinden sikeceğiz. AMİN
    Buhari, e’s-Sahih, kitabu’l-Cihad

    ercey

    Eylül 29, 2007 at 2:56 pm

  5. Buradaki küçük çekik gözlü toplumun TÜRKLER olduğunu nereden çıkardın.ÇİNLİLERDİR ONLAR ÇİNLİLER…..

    BEYOGLU

    Aralık 18, 2007 at 5:31 pm

  6. bu konularda tartışmak isteyen için msn adresim mesut_atav_68@hotmail.com bunu eklesin.müslüman olmayanlar için tabi…

    mesut

    Aralık 31, 2007 at 11:49 am

  7. SİZLER PARAYLA TUTULMUŞ İTLERSİN DÜNYADA HİÇ BİR MİLLET TÜRKLER KADAR MÜSLÜMANLARI SAHİPLENMEMİŞ KORUYUP KOLLAMAMIŞLARDIR GÖTÜNÜZDEN UYDURDUĞUNU ŞEYLERLE ANCAK İNANCI ZAYIF OLANLARI SAFINIZA ÇEKERSİNİZ AMA ONLARINDA SONU SİZE OLANLARDAN AŞAĞI KALMAYACAKTIR TÜRK MİLLETİ ALAHIN ORDUSUDUR MÜSLÜMANLARIN KORUYUCUSUDUR BUNU BİLDİĞİNİZ İÇİN ZAYIFLMAYA ÇALIŞIYOSUNUZ AMA BİLİNKİ HEPİNİZ İSTEDİĞİNİZ ORTADOĞUDA BOĞULACAKSINIZ VE SON GÖRECEĞİNİZ TÜRK SANCAĞI VE İSLAMDIR.

    İsimsiz

    Şubat 14, 2008 at 11:49 am

  8. Doğrulara inanmayan beyinsiz kardeşlerim.ilkokula giden bir kızı kapatıp ona :neden kapandın sorusuna .. kendimi çıplak hissediyorum gibi iğrenç doğru olmayan ptalca fikirler beynine sokuyosunuz,türban protestosunda 7.4 yetmedimi diye depremi ima ederek (kapananlara karşı çıktınız allah sizi cezalandırdı)gibi iğrenç şeyler düşünüyosunuz,ATATÜRK ve İLKELERİNE inanmıyorsunuz,yakında şeriat dünyayı yönetecek demekten çekinmiyosunuz,demokrasi diyenlrin kafasını uçuralım demekten çekinmiyosunuz,üniverstelerde türbana izin verilirse bu kamusal alan,lise,ilkokul ve anasınıflarına kdr düşecek anasınıfına gitmesi yerine kapatıp kendinizin bile ne anlama geldiğini bilmediğiniz bildiğinizi zannettiğiniz kuran kurslarına gondereceksinz.ve burdada bize doğrulardan bahsettiğinizi yazıyorsunuz.. HEY BEYİNSİZ ASIL DİNSİZ KARDEŞLERİM UNUTMAYIN SİZİN GİBİ DÜŞÜNCESİZ OKUMAMIŞ VATANIN,BÜTÜNLEŞMENİN VE LAİKLİĞİ BİLMEYEN İNSANLAR NE YAZIK Kİ VARSADA ( ATATÜRKÜN YOLUNDA İLERLEYEN BİRÇOK GENÇ KUŞAKLAR VAR ) İSLAM MI BOK LAİKLİK YÜRÜTECEK.. ASIL ALLAH SİZE İNSANLIK VERSİN VİCDAN VE HÜR YAŞAMAYI VERSİN

    sezgi

    Şubat 23, 2008 at 3:35 pm

  9. bu sübyancı peygambere inananlar yazık size….endinize gelin sizi 1400 yıldır kandırıyorlar…

    ataist tt

    Mayıs 3, 2008 at 3:12 pm

  10. once turkum sonra turkum e geri donsekte araplara gelmis bir kitaba aldanip irkimizi bozmasak.

    mustafa kemal

    Mayıs 3, 2008 at 9:05 pm

  11. SİZ Orospu çocukları vatanı bölmede yakında pkk yı geçersiniz… Ne mutlu Müslümanım sonrada Türküm diyene….

    hamid

    Mayıs 21, 2008 at 4:12 pm

  12. bunlarin agababalarida sapikti 9 yasindaki kizla utanmadan gerdege girecek kadarhemde.

    inanmayandindar

    Haziran 25, 2008 at 6:09 am

  13. burada peygamber hakaret edenler siz gerçek bir zavallısınız. lan korkak şerefsizler bunları kimliğinizi gizlemeyerek söylesenize madem bu kadar kendinize güveniyorsunuz bence ateistler insandan saylmaz ben hayvanları bile onlardan üstün görürüm ateit geçinenler siz gerçekten çok şakınsınızz ve heran çelişki içindesiniz ama her an ve bu çelişkili haliniz cehennemi görünceye kadar devam edecek.

    murat

    Temmuz 10, 2008 at 6:49 pm

  14. yaşasın ateizm..

    mert

    Temmuz 15, 2008 at 12:08 pm

  15. beyinleri sulanmış, inanmaya ve kadere (yani her ikiside yoktur) teslim olmuş siz aciz ve zavallı kardeşlerim: sizi gerçek yola, doğru yola, hakikate yani ateizme davet ediyorum bizde arkadan vurmak, kalleşlik ve riyakarlık yoktur. bütün dinlere lanet olsun yerle bir olsun gerçek tanrınız vicdanınız olsun..

    mert

    Temmuz 16, 2008 at 7:49 am

  16. gerçek yol ateizm değil.ateizm insanı şeytana fesatçılığa götürür.Deki ey kafirler,sizin dininiz size benim dinim banadır.

    erzurumlu

    Temmuz 24, 2008 at 7:18 am

  17. Böyle uslüpsüz yazılar hakaretler neden silinmiyor siteden. Kendini müslüman diye tanıtan kişilerin ağızlarından küfür eksik olmuyor. Kendi inandığı değerleri savunmak için, inandığı değerlere ters düşüyor.

    (ercey kendi yaşadıklarını başkasına yaşatmak istiyor galiba)

    zaten aynen onun yazdığı şekilde bir sürü ayet ve hadisler türemiştir.

    kush

    Ağustos 7, 2008 at 3:01 pm

  18. —————————————————-

    On Ağustos 7, 2008 at 3:01 pm kush Said:

    Böyle uslüpsüz yazılar hakaretler neden silinmiyor siteden. Kendini müslüman diye tanıtan kişilerin ağızlarından küfür eksik olmuyor. Kendi inandığı değerleri savunmak için, inandığı değerlere ters düşüyor.

    (ercey kendi yaşadıklarını başkasına yaşatmak istiyor galiba)

    zaten aynen onun yazdığı şekilde bir sürü ayet ve
    hadisler türemiştir.

    —————————————————-

    çok güldüm :D

    murtié

    Ağustos 19, 2008 at 6:53 pm

  19. Ercey, bu intikam hırsı nereden geliyor? Çok mu canını acıttılar bunları sana yaparlarken:)

    çakırcalı

    Ağustos 23, 2008 at 9:30 am

  20. HE BİRDE HER NEYSE YAHU ŞİM GÜCÜM VAR BEN GİDİYOM SONRA YAZARIM :d:d:d KALIN SAĞLICAKLA :D DERİN MEVZULAR FAZLADA BİTMEZ ÖLMEYİNCE ÖLÜNCE GÖRÜRRÜZ :p

    MUCAHİT67

    Ağustos 31, 2008 at 3:16 pm

  21. Allah var mı???
    Var..
    Kim söylemiş…
    Muhammed….
    Muhammede allahın varlığını kim söylemiş…
    Allah…
    Allahın, varlığını muhammede bildirdiğini bize kim söylemiş…
    Muhammed….
    Allah muhammede bunları nasıl söylemiş…
    Cebrail vasıtasıyla..
    Allahın bunları Muhammede cebrail vasıtasıyla söylediğini kim söylemiş
    Muhammed…
    Kuran ayetlerinin kesinlikle allahın sözleri olduğunu kim söylemiş…
    Allah…
    Kime söylemiş…
    Muhammed…
    Ayetlerin sadece allah sözü olduğunu bize bildiren kim
    muhammed…
    Muhammedi kim peygamber seçmiş
    Allah
    Allahın Muhammedi peygamber seçtiğini söyleyen kim…
    Muhammedin kendisi….
    Muhammet nerde? dağa kaçtı: ) emrah nerde? kıvırtıyo: )

    Çavdar tarlası

    Eylül 6, 2008 at 12:21 pm

  22. TURAN DURSUN DENİLEN O KİŞİYE LANET OLSUN.YAZIKLAR OLSUN ONA Kİ İNSANLARI ALLAHTAN YANİ YARADANINDAN SOĞUTTU.İNSANLARA ALLAHIN SÖZLERİNİ ÇELİŞKİLİ GÖSTERMEYE ÇALİŞTI.İNSANLARI SECDEDEN VE İMANDAN ALIKOYMAYA ÇALIŞTI.VAYYYY ELLERİYLE YAPTIKLARINDAN ÖTÜRÜ ONUN HALİNE.

    SELENKA

    Eylül 11, 2008 at 6:27 pm

  23. değerli dostlarım: öncelikle saygı ve sevgi çerçevemizi koruyalım küfretmeyelim fakat her ne hikmetse bu dinci kardeşlerim bütün yaşamlarını hep küfr ve barbarlık üzerine kurmuşlar lütfen akıl ışığınızı yakın artık din denen safsata kendini yiyip bitirmiştir ateizme gelin artık ateizme hep birlikte sahip çıkalım

    mert

    Eylül 19, 2008 at 7:01 am

  24. yorumları okudukça içten içe kahroldum.Gördüm ki kimsenin kimseye saygısı kalmamış.Ama benim asıl öfkem müslüman kardeşlerime.ARkadaşlar biz kendimizi yani müslümanlığı öyle bir tanıtmalıyızki onlar bunu görüp doğruyu bulabilmeli.Gelelim yaratılmışların en şereflisine sevgili peygamberimize yapılan hakaretler..Söyleyin inanmak veya inanmamak bir kenara milyarlarca insanın sevip inandığı yüce peygamberimize nasıl öyle laflar söyleyebiliyorsunuz??Zaten bu başlı başına bunu söyleyenin ne kadar aşağılık bi varlık olduğunu gösterir.Gelelim ateist olmanıza..Ey ateistler..sizin ateist olma sebebiniz korkunuzdur.Dinin gereklerini yerine getirmedeki üşengeçliğinizde bunun tuzu biberi..Ama sizde aslen çok iyi biliyorsunuz ki ne kadar inkar etsenizde içinizde korku var..Kendinize ya Allah varsa ya ben yanılıyosam diye sorup duruyorsunuz bazen.Evet korkuyorsunuz çünkü dünyanın oluşumunu hücrenin nasıl varolabildiğini en basitinden dna nın yapısının nasıl kendiliğinden meydana geldiğine kendinizde sadece inanmak istiyorsunuz ama inanamıyorsunuz.Ve korkuyorsunuz.Çok iyi biliyorsunuzki hiçbirşey tesadüf olamaz..hele yaratılış..Ben burdan hepinize acıdığımı söylemek istiyorum..Hele peygamberimize hakaret eden o aşağılık mahlukların cezasını diğer taraftan önce bu dünyada da bulmaları için Rabbime dua ediyorum…

    elessAr

    Eylül 21, 2008 at 3:05 am

  25. müslüümanlardan nefret ediyorum…….. Çok yaşa isa…..

    İsimsiz

    Eylül 24, 2008 at 10:20 pm

  26. ne biliyonuz dokuz yasındaki kızla gerdege girdiğini seyini sizmi tuttunuz .Siz dua edin varsa oyle bişey ayse validemiz peygamberimizke evlenmeden önce bir baskasıyla nişanlanmişti yası 13 tü uydurmayın.Bi an için 9 yasında oldugunu kabul edelim siz dinsiz imansinsizlar ateistler 3-5 aylık bebeklere 1-2 yasındaki bebelere porno film cektiriyonuz.Burda bu yazılanlkarın sahipleriyle ben var oldugunu iddia ediyerum karsilastiğimiz zaman öteki tarafta götünüze şişe sokmamamı ibneler.Delikanlılarini ev adreslerini versin arkadaslar cihad edelim dinsiz serefsizler;

    caner can

    Eylül 27, 2008 at 1:12 pm

  27. Türklükten bahseden ama dedelerinin babasının bile ismini bilmeyen zavallı cahiller,tükürsem tükürüğüme yazık.Osmanlıyı bile Türk zanneden ve şeriatla yönetildiğini zanneden,kurana inandığını sanan ama aslında imam gazalinin sözde yorumlarına ama özde de öğretilerine inanan bu güruh takımı dünyada her zaman kaybetti ve kaybedecek.Çünkü bunlar cahil,terbiyesiz ve seviyesiz bir takım.Ne yaparsan yap degişmez.

    Hasan

    Eylül 29, 2008 at 11:55 pm

  28. biraz düsünseniz sizde gercegi göreceksiniz ama zaten okadar kapasite olsa bu igrenç lafları söylemezsiniz iste buna acizlik denir.. ulan ot geldiniz saman gitceksiniz.EVRİM denen bisey var şöyle ön yargısız adam akıllı oturup bi düsünsen anlıcan fazla ayrıntıyada gerek yok.sadece kendi soyunun bugüne nasıl geldigini düsün sizin gibi cahiller iyilik yapıp cennete gitcem diye ugrasırken biz hayatın zevklerini yaşıcaz ALLAHIN CAHİLLERİ! sunuda unutmayın eger bi tanrı varsa oda kendinizsiniz HERKES KENDİNİN TANRISIDIR!

    basateist

    Ekim 3, 2008 at 8:03 pm

  29. cehennemde görüsürz(tabi varsa:D)

    basateist

    Ekim 3, 2008 at 8:05 pm

  30. Kuran da yahudiler lanetlenmiştir ve bunlar peygamber katili olarak bilinir.Kafanızdan sallamayın….ve bir ayet yazıyorum. “Kıyamet saati yaklaşır Ay yarılır,onlar bir delil görünce hala yüz çevirir ve’süregelen bir sihir’ derler”.(KAMER 1-2).

    TÜRK

    Ekim 4, 2008 at 6:29 pm

  31. küfür etmeyi marifet sanan neanderthaller, zaten tanrı inancınız olduğu belli ki bu kadar cahilce ağzınızdan faşist köpekler gibi salyalar saçarak küfür ediyorsunuz, bilginiz varsa yazın çarpıştıralım, yok adrs verin yok bilmem ne verin diyenler asıl korkaklar sizlersiniz böyle diyerek duygularınızımı tatmin ediyorsunuz birazcık psikoloji de okuyun derim ama okuduğunuz son kitap cin ali serisi onuda okula zorla okuduğunuz için böyle cahil cahil yazmanız aslında normaldir.
    varsa yoksa sıkıştığınızda yok allahsız yok komünist yok pkk yok bilmem ne diye laf alabalığı yapın emi linç güruhları oluşturarak sürü psikolojisiyle millete saldırın. tak başına birey olmayı başaramamış insanlar topluluğu anca böyle hareket etmeyi bilirsiniz zaten.
    inandığınız kitabı bile kaçınız okudu dürüst ve samimi olun?

    evrimci

    Ekim 9, 2008 at 12:05 am

  32. ben çelişkideyim etrafıma baktığım da başta da baştakiler t…. bey arkadaş ve aile çevresine baktığımda bu dünyanın nimetlerinden oldukça yararlandıklarını ve öbür dünya için de pek yatırım yapamadıklarını görüyorum onlar bu yanlık mı obür yanlıkmı anlıyamadım …….

    yaradan ile birebir iletişim kuran ve elçiye ihtiyaç duymayan

    Ekim 9, 2008 at 6:48 am

  33. yani acaba bu din adına yapılan hadisler abartılıp ekleme yapılarak bir ticari gelirmi elde etmekte eskiden kadının hiç hakkı ve yeri yokken şimdi baştacı mesela insanlar bilgilendikce dinden hadiler de yenileniyo gibi geliyor bana..
    ,

    ,

    yaradan ile birebir iletişim kuran ve elçiye ihtiyaç duymayan

    Ekim 9, 2008 at 6:52 am

  34. Hz.Musa peygamber gönderildiği zaman elbette üstün sıfatı aldıklarını düşünebilirsiniz,kendi toplumunuzdan bir peygamber gelirse bu üstünlüğü ister istemez düşünür olursunuz zaten,ki bu üstünlük onların içinden çıkan peyamber için söylenmiştir,bu sayede gösterilmiştir,şuan ise en üstün,hak din islam dinidir bunuda unutmayın..

    İsimsiz

    Ekim 9, 2008 at 8:31 pm

  35. a

    ahmet

    Ekim 10, 2008 at 1:21 pm

  36. Yaratılanı seviyoruz yaratandan dolayı.İnsan Allahsız yaşayamaz.SİZLER İNADINA inkarcısınız.Terbiye seviyenize bakın bir.Allah sizleri ıslah etsin

    Salim

    Ekim 12, 2008 at 5:39 pm

  37. Bir insan ancak bu kadar aptal olabilir… binlerce yıl önce yaşamış, ilkel şartlarda hayvan gibi yaşamış, doğal olarak o dönemde öyle yaşamak gerekiyordu tabiki, ama ne bilsin adam binlerce yıl sonra yine sizin gibi atptalların var olacağını. Ve kendisine tapabilceklerini.. Belkide adam bilseydi böyle davranmazdı.. Yani bu kötülüğü insanlığa yapmazdı… Muhammedin insanlık tarihine karşı yaptığı bir kötülüktür.. İslam dini diğer dinler gibi insanlığa büyük bir zarar vermiştir..
    Bir gün gelecek insanlık bunu anlayacak ve din denilen bu saçmalıklardan kendini kurtaracaktır… Ama ekilen bu tohum o güne kadar daha çok insanın canını yakacaktır..
    Bütün arzumuz dileğimiz emperyalizmin güdümü altında olan bu din saçmalıklarının en kısa zamanda fikirleriyle beraber toprağa gömülmesi geldiği yere gömülmesidir…
    İnsanlık işte o zaman gerçek ilerlemesini gerçekleştirecektir… Bu engeli aşan milletler hızla medeniyete doğru koşmaya başlamışlardır.
    Yavaş yavaş bir çok ülke bundan kendini sıyırmaya çalışıyor. Gelecekte önder ülkeler buna ön ayak olacaktır elbet… Benim dileğim her zaman her dönemde her çağda daima her konuda önder olmaya alışmış olan türk toplumunun bu konuda da atatürk düşüncelerini bir an evvel yaşama geçirip bu konudadada önderlik yapmasıdır..
    Bu cahillerle ancak atütürk düşünceleri mücadele edebilir..
    Bizim gibi düşünen insan sevgisiyle dolu insanlar sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz..
    Bu insanlık düşmanlarını er geç bu yaşamdan atacağız. Ve insanlığın önü açılacaktır…
    Ağzından salya sümük eksik olmayan kara cahil toplum er geç yok olacaktır…
    Tarih onları hiç bir zaman affetmeyecek. istedikleri kadar ballandıra ballandıra anlatsınlar.. Ama insanlığa sürdükleri leke hiç bir zaman gitmeyecek…. Akılla yola çıkmayanların yolda bulabilecekleri kimbilir kim tahmin edebilir…….

    İsimsiz

    Ekim 13, 2008 at 1:23 pm

  38. saygı değer site yönetimi ve makale sunan arkadaşlar bu siteyi veya bu yazıları kimin yazdığını kimin buraya yansıtığını tam olarak bilmiyorum ama bildiğim bir gercek varki onuda siz göremiyorsunuz sizin arkasında olduğunuz bu yorumlar siz bunları hangi kaynağa bağlayarak yayınlıyorsunuz ayıptır gelin vazgeçin
    ((bunu unutmayınızki yerlerin ve göklerin tek bir yaratıcısı vardır ki oda ALLAH tır HZ. Muhammed’e onu elcisi ve resulüdür yukarda bir yorumda saidi nursi için densiz bir yorum yazan arkadaş için söyleyeceğim şey şudur bakınız hz Muhammed bir ayette sesleniyor çok yakın bir gelecekte insan oğluna ışık tutacak ve onlara yol gösterecektir bir zat dünyaya gelecektir işte o zat (ÜSTAD BEDÜİ ZAMAN SAİDİ NURSİDİR
    SAYGILAR DİYORUM SİZİNDE SAYGINIZ OLSUN

    veysel

    Ekim 15, 2008 at 7:43 pm

  39. yahudilerden üstün millet olarak bahsedilmesinin nedeni defalarca peygamber(hzdavud-hz.süleyman-hz.zekeriya-hz.isa vs…) gönderilmesi vve 4 kutsal kitabında onlara gönderilmesi…onların çoğunun lanetlenmesinin nedenide kendilerine gönderilen dinlerden vazgeçmeleri kitapları tahrip etmeleri bazı peygamberleri öldürmeleri(hz.zekeriya)bazılarına öldürmeye teebbus etmeleri(hz.isa-ama öldürülemiştir-)dir… … bahsedilen çekik gözlü millet türkler değil moğollardır..hem türkler olsa bile o zaman daha müslüman olmayan türklerle müslüman-araplar arsında defalarca savaş çıktı müslüman-araplar topraklarını doğuda genişletmek için türklerle savaştılar…savaştada 2 milletin birbirni öldürmesi gayet doğal…defalarca savaştılar zaten 3. dede tüm emevi soyu kırıldı ve islam devletinin liderliğine abbasiler gelmedimi….yani orda bahsedilen kırılacak olanlar türkler değil emevilerdir…haaa bu arada üstadım SAİD NURSİ(ra)ya laf uzatmayın…bozuşuruz bir de biraz daha seviyeli yazılar yazın hakaret iiçeren kelimeleri kullanmayın —tartışmak istiyorsanız msn’m muyin_2005@hotmail.com

    müştak

    Ekim 18, 2008 at 3:18 pm

  40. pardon 4 kutsal kitabın 3ünün onlara gönderilmesi

    müştak

    Ekim 18, 2008 at 3:19 pm

  41. 1- Araplarda kadının yaşı nasıl sayılırdı biraz arştırın? 9 + egenlik yaşı = ??

    2-“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi dünyalara üstün kıldığımı hatırlayın.” ( Bakara, ayet: 47, 122. Diyanet çevirisi.)

    Normal bir akla sahip olan herkes anlar ki, bu ayette geçmiş zamandaki bir “üstünlükten” söz edilmektedir. Allah, İsrailoğullarına, onları bir zamanlar nimetlendirdiğini ve üstün kıldığını hatırlatmaktadır. İsrailoğulları’yla ilgili diğer Kuran ayetlerine ve kıssalarına baktığımızda, bu nimetin ve üstünlüğün nasıl olduğunu da açıklıkla görebiliriz. Allah, İsrailoğulları’nın atası olan Hz. İbrahim’den başlayarak, onlara peygamberler göndermiş ve aralarında yaşadıkları putperest kavimlere karşı onları manen üstün kılmıştır. Firavun döneminde Mısır’da baskı ve zulüm görürlerken, onları Hz. Musa vesilesiyle kurtarmış, ardından Hz. Musa’ya Tevrat’ı indirmiş ve İsrailoğulları’nı bu kutsal kitapla doğru yola yöneltip şereflendirmiştir. Hz. Musa’dan sonra da İsrailoğulları’na pek çok peygamber gönderilmiştir. Bunlar, Allah’ın bu kavme olan lütuf ve nimetleridir.

    Ancak İsrailoğulları’nın önemli bir bölümü bu nimete layık olamamış, kendilerine gönderilen peygamberlere itaatsizlik etmiş, Allah’ın vahyi olan Tevrat’a başkaldırmış, hatta Tevrat’ı kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirip tahrif etmiştir. Böylece Allah’a vermiş oldukları sadakat ahdini bozmuşlardır. Bir ayette İsrailoğulları’nın bu durumu şöyle anlatılır:

    Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: “Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah’a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır.”Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. Kendilerine hatırlatılan şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 12-13)

    Görüldüğü gibi, İsrailoğulları’nın Turan Dursun’un iddia ettiği manada, yani tüm bir ırk olarak üstün kılınmaları sözkonusu değildir. Allah, İsrailoğulları’nı bir ırk olarak, yani ahlak ve tavırlarından bağımsız olarak, kalıcı bir şekilde “üstün kılmış” değildir. Allah’ın Hz. İbrahim’e olan vahyini bildiren bir ayet, bu gerçeği vurgulamaktadır:

    Hani Rabbi, İbrahim’i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim’e): “Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım” dedi. (İbrahim) “Ya soyumdan olanlar?” deyince (Allah:) “Zalimler benim ahdime erişemez” dedi. (Bakara Suresi, 124)

    Görüldüğü gibi Allah Hz. İbrahim’in soyundan olanları bir ırk olarak üstün kılmamış, aksine bu ırktan olup da zalim olanların Allah’ın ahdine, yani İsrailoğulları’na verdiği üstünlük ahdine dahil olmayacağını haber vermiştir. Allah’ın Hz. İbrahim’e ve soyuna verdiği üstünlük, ırk manasında bir üstünlük değil, her kim Hz. İbrahim’in yolunu izler, onun ahlak ve inancını takip ederse, onun tarafından devralınacak manevi bir üstünlüktür. Nitekim Allah “doğrusu, insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü’minlerin velisidir” buyurarak (Al-i İmran Suresi, 68), çağımızda Hz. İbrahim milletinin Müslümanlar olduğunu bildirmiştir.

    Allah, insanlar arasındaki ırk, soy, kabile bağlarının bir üstünlük konusu olmadığını da aşağıdaki ayetiyle açıkça bildirmiştir:

    Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13)

    Dolayısıyla Kuran’da ırkçılık olduğunu iddia etmek, ancak bu konuda hiç bir şey bilmeyen ve muhakemesi de zayıf olan insanları kandırabilecek bir iftiradır.

    Turan Dursun ve diğer materyalistler, eğer ırkçılığın kaynağının ne olduğunu gerçekten öğrenmek istiyorlarsa, kendi dünya görüşlerinin temelini oluşturan evrim teorisini incelemelidirler. Çünkü, yeryüzündeki ırklar arasında kalıtsal “üstünlükler” bulunduğu, bazılarının “ileri” bazılarının ise “geri” olduğu iddiasının kaynağı, Darwin’in evrim teorisinden başka bir şey değildir. (alıntı)

    Haşim Babahan

    Ekim 18, 2008 at 3:51 pm

  42. birde hadisişerifleri ve ayetikerimeleri çok güzel çarpıtmaya çalışmıssınız ama başarılı olmamışşınız…çünkü kur’anı kerim bir butundur…siz bir konu hakkında anti-tez ortaya atacaksanız o konu hakkkındakı tum ayetleri ortaya atmanız gerekıyor kı siz bir tam ayet bile yazmamıssınız bazı ayetlerın yarısını yazmıssınız devamı…eksık

    müştak

    Ekim 18, 2008 at 4:59 pm

  43. ATEŞİN HALKI—Roman—Uyarlayan ve yazan:Halit ŞENER
    Halit ŞENER
    01:53:10 @ 10-02-2008
    745 Defa Okundu Yeni Yazı Ekle

    Suçları inanmamak,cezaları ise
    sonsuza kadar yakılmaktı…

    Ve Tanrılar mahşere indiler.

    ACIMASIZ TUTKU,KENDİ YIKIMINI KENDİSİ YARATIR!

    GİRİŞ: Birinci Bölüm
    …VE İNSAN TANRILARI YARATTI

    “Muhakkak ben yeryüzünde bir halife var edeceğim”.Dedi,Yargıç. Ses tonu sert ve kararlıydı.Büyük muhteşem sarayın kubbelerinde Yargıç’ın sözleri bir kez daha akis yaptı.Büyük parlak mücevherlerle bezeli tahtın önünde,sağında ve solunda bir büyük ordu gibi hizalanmış olan Melekler,fırtınaya tutulmuş ağaçların dallarındaki yapraklar gibi bir sağa,bir sola savruldular.Şaşkınlık ve sessizlik fazla uzun sürmedi.Hizasından üç adım öne çıkan bir Melek,tahtın önünde secde edip kalktıktan sonra bütün cesaretini toplayıp itirazını söyledi..

    “Biz seni şükrünle yüceltir takdis ederken,orada bozgunculuk çıkartacak ve kanlar akıtacak
    birini mi var edeceksin”,diye sordu.Bu soru,Meleklerin meraklı bakışlarını Yargıç’ın üzerine çekti.Yargıç kendinden emin ve mağrur bir şekilde oturduğu tahtından kalktı .”Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim”,dedi.

    VE TANRI ADEM VE HAVVA’YI YARATTI

    Büyük gün gelmişti.Yargıç,bütün Meleklerini topladı.Adem ve Havva’yı getirdi.”Ey Meleklerim,Adem’e secde edin”,diye emretti.Şeytan hariç bütün Melekler Adem’e secde ettiler.Yargıç,Şeytan’ın emrine uymadığını gördü:”Ey İblis”,dedi”Sen niçin kibirleniyor ve Adem’e secde etmiyorsun?Emrime uymamakla kafirlerden olduğunun farkında mısın?”,diye sordu.Şeytan:”Ben ondan hayırlıyım.Beni ateşten yarattın.Adem’i ise çamurdan yarattın.”Diye cevap verdi.Yargıç öfkesinin bütün kudretiyle Şeytan’ı azarladı:

    “Öyleyse burdan çıkacaksın,burda büyüklenmen senin hakkın olmaz.
    Çık git.Gerçekte sen küçük düşenlerdensin”.

    Şeytan,Yargıç’ın bu sert sözleri ve emirleri karşısında duramıyacağını biliyordu.Ve yakarısını dile getirdi.

    “İnsanları dirilecekleri güne kadar beni gözleyip ertele”dedi.Yargıç cevap verdi:

    “Sen gözlenip-ertelenenlerdensin”.Şeytan istediğini kabul ettirmenin memnuniyeti ve cesaretiyle asıl niyetini açıkladı:

    “Madem öyle beni azdırdığından dolayı insanları saptırmak için mutlaka senin
    dosdoğru yolunda pusu kurup oturacağım.Sonra muhakkak önlerinden arkalarından
    sağlarından ve sollarından sokulacağım.Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın”.

    Yargıç,Şeytan’ın bu kötü niyetini umursamaz bir şekilde karşıladı.Onu engellemek ve onun şerrinden yarattığı insanları korumayı bile düşünmedi.O çözümü başka türlü açıkladı:

    “Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak çık”,dedi Şeytan’a.”Andolsun onlardan kim seni izlerse “,dedi,Adem ve Havva’ya bakarak,”cehennemi sizlerle dolduracağım.”dedi.Ve Yargıç Adem’e Şeytanı göstererek:”Ey Adem,bu gerçekten sana ve eşine düşmandır.Sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın.Sonra mutsuz olursun.Şüphesiz ki senin acıkmaman ve çıplak kalmaman cennette kalmana bağlıdır.Ve gerçekten sen burada susamıyacaksın.Ve Güneş altında yanmayacaksında.Sen ve eşin cennete yerleş.İkiniz dilediğiniz yerden yiyin,ama şu ağaca yaklaşmayın.Yoksa zalimlerden olursunuz”.Havva ve Adem Yargıç’ın önünde saygıyla eğildiler.Şeytan ise durumdan vazife çıkarmıştı bile.İblisce gülümsüyordu.

    ADEM VE HAVVA CENNETE KONULUYOR

    Adem çok mutluydu.”Allah’ın lutfuyla cennete konulduk”,dedi.Havva’ya:”Burada mutlu ve sonsuz
    bir hayat süreceğiz”:Dedi.Havva Ademe cevap verdi:

    “Ama şu ağaçtaki meyveler bize niçin yasak olundu acaba?” Diye sordu.Havva sorduğu soruya Adem’in cevap vermesini beklerken Şeytan,ansızın belirdi ve araya girerek Havva’nın Adem’e sorduğu soruya cevap verdi:

    “Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması yalnızca sizin iki melek olmamanız
    veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir”.

    Adem’in kafası karışmıştı.”Gerçekten doğru sözlü müsünüz?” diye sordu.Şeytan,kendinden emin bir şekilde cevap verdi:

    “Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim”.Dedi.Ve uzaklaştı.Uzaklaşırken de sinir bozucu ve ürpertici bir ses tonuyla kahkahalar atıyordu.Havva yasak ağaçtan iki elma kopardı.Adem’e uzattı.Adem ve Havva ilk günahı işlemişlerdi.Cebrail onları görmüştü.

    ADEM VE HAVVA CENNETTEN KOVULUYOR

    Evrenin bütün melekleri Yargıç’ın sarayında toplandılar.İnsanın işlediği ilk günaha bir ceza verilecekti.Çok geçmeden Cebrail,Adem ve Havva sert meleklerin kuşatması altında saray kapısından içeriye girdiler.Yargıç’ın tahtı önüne geldiklerinde secdeye kapandılar.Ve doğruldular Cebrail Yargıç’a bir durumu belirtti:

    “Adem ve Havva ilk günahı işler işlemez yeryüzünde hayvanlar birbirlerini avlamaya
    dikenler göğermeye başladı.Birbirlerinden ayrı mevsimler ortaya çıktı.”

    Yargıç,Cebrail’e cevap verdi:

    “Toprağı lanetledim.Ağır bir emek karşılığı olmadıkca insanoğluna hiç bir şey vermemesini
    emrettim”.Dedi.Yargıç,Adem ve Havva’ya sertçe baktı,Elma ağacını gösterdi.”Ben sizi bu ağaçtan men etmemiş miydim?” Diye sordu.”Ve Şeytan’ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?”Diye azarladı onları.Adem çok pişmandı:

    “Şeytan bizi aldattı Ya Rabbi.Ağacın meyvesini tadar tadmaz,ayıp yerlerimiz beliriverdi,
    üzerlerine cennet yapraklarından örttük.”Adem’in bu sözleri ilk günahın itiraf edilmesinden başka bir şey değildi.Yargıç bütün meleklerinin önünde Adem ve Havva’ya vereceği cezayı açıkladı:

    “Kiminiz kiminize düşman olarak inin.Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve
    geçim yeri vardır.Yeryüzünde yaşayacak,yeryüzünde ölecek ve yeryüzünden çıkarılacaksınız”.

    Adem itiraz etti,yalvarır bir ses tonuyla ve umutsuz son bir yakarışla:

    “Rabbimiz biz nefislerimize zulmettik.Eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen
    gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız.”Yargıç,Adem’e:

    “Sizi affettim.”dedi.”Yeryüzünde kim benim hidayetime uyarsa onlara korku yoktur.
    Ve onlar mahzun olmayacaklardır.”Yargıç,Muhafız ve sert silahlı Meleklerine dönerek:”Adem’i
    ve Havva’yı yeryüzüne götürün.” Diye emretti.Bu emir üzerine sert muhafız silahlı melekler Adem ve Havva’yı kuşattılar ve sarayın çıkış kapısına doğru ilerlemeye başladılar.Ve uzaktan Şeytan’ın alaylı ve sinir bozucu gülüşü duyuluyordu.Kafile yeryüzüne doğru gitmek için sarayın çıkış kapısına doğru uzaklaşırken Yargıç,Meleklerine korkunç niyetini şu sözlerle ifade etti:

    “Adem’in soylarından geleceklerin bütünüyle birlikte ölümlü olmalarını
    küçük bir azınlık bir yana en uzak torunlarının bile cehennemde sonsuz ceza
    çekmelerini emrediyorum.”Ve yine bu sert ve haşin sözler ve bu acımasız ifadenin bütün kelimeleri sarayın kubbelerinde tekrar tekrar yankı yaparken bütün melekler de bu evrenin en sert ve en acımasız ilahının huzurunda secdeye varıyorlardı.Büyük bir teslimiyet ve iman içinde idiler.İçlerinden sonsuz cezaya karşı tek bir itiraz sesi bile yükselmiyordu ve bunların adları da “Melek”di.

    Birinci bölümün sonu

    BÜTÜN BU ANLATILANLAR ( Estetik düzen dışında) UYDURULMUŞ YADA ABARTILMIŞ DEĞİLDİR.Kuran ve Hadislerde bütün bunlar yazılmış ve söylenmişlerdir.Duyurulur.

    İKİNCİ BÖLÜM:

    Güzel bir yaz günüydü, yemyeşil ormanın ve gölün üzerinden bir kartal adeta süzülüyordu.Taklalar atıyor,kah yükseliyor,kah düşer gibi yaparak yere doğru kayıyor ve ansızın tekrar havalanıyordu.Bu öyle bildik kartallardan biri değildi.Tanrılar Başkanı Gök Tanrı Zeus’un kartalıydı bu.Zeus,çapkın bir tanrıydı ve kartalı kendisine gözcülük yapıyordu.Ormanda duru suları olan bu gölde Irmak Tanrısı Asopos’un kızı olan Aiginia ile birlikte yüzüyordu..

    Aiginia memnundu.Tanrılar başkanının güçlü kollarında kendisini güvende hissediyordu.Gölün kenarına çıktılar.Aiginia Zeus’a:

    “Siz evrenin efendisi,bütün yaratıcıların hakanı,ne kadar tanrı varsa
    hepsinin başbuğusunuz.Siz göğün parlaklığı,ışıltılı aydınlığısınız.”Dedi.

    Zeus,bu sözlerden memnun olduğunu bakışlarıyla belli ediyordu.Baştanrı gibi değil,bir çocuk gibi hissetti kendisini.

    “Bulutları devşiririm,göklerde gürler şimşek savururum,yağmurları yağdırır
    yıldırımlar atarım” dedi,kollarını havaya kaldırarak.

    “Bütün bunları nasıl yaparsın?”diye sordu Aiginia.Zeus ağacın altına bıraktığı kalkanı Aiginia’ya göstererek:

    “Keçi derisinden yapılı bu kalkanımla.”diye cevap verdi.Aiginia itiraz etti.”Keçi derisinden mi?Benimle alay mı ediyorsun?” Diye sordu.Zeus:

    “Doğru söylüyorum Aiginia,”dedi,”Ama bu keçi öyle bildiğin keçilerden değildi.Güneş Tanrı Helios’tan doğma korkunç bir yaratıktı bu keçi.Titan denilen devler bile donakalırdı onu görünce.Bu kalkana sonradan Athena öldürdüğü Gorgo canavarının saçları yılanlarla örülü kafasını taktı.Savaşta kullanıldı mı dehşet içinde püskürtür her göreni…”

    Aiginia’nın gözü Zeus’un Asa’sına ilişti.

    “Bu Asa’nın öyküsü ne?” diye sordu. Zeus eski bir anısını hatırlar gibi yanıt verdi.

    “Bu Asa’yı oğlum Demirci Tanrı Hephaistos yaptı.Bu bir krallık asasıdır.Bu asayı hangi krala verirsem
    o kral benim yetkilerimi taşır.”dedi.Aiginia,tez canlı ve masum bir istekte bulundu:

    “Asanızı bana verirseniz ben kraliçe olur muyum?” diye sordu.Aslında yarı şaka bir soruydu bu.Zeus’da şakacı bir cevapla karşılık verdi.

    “”Hayır Aiginia,”dedi.”Bu yalnız krallara mahsustur.Ama benimle sevişirsen tanrıça olursun,böylesi
    daha iyi değil mi?”Aiginia,nazlanmanın tam zamanı olduğunu düşünerek kendisini geri çekti.Zeus:”Haydi nazlanma Aiginia,”diyerek Asopos’un kızını omuz başlarından yakaladı.”Kendini bana bırak,”dedi.Zeus,Aiginia’yı iyice kendine çekti ve uzun uzun öpüşmeye başladılar.Zeus,Aiginia’ya:
    “Sana kartal motiflli kolyemi vereyim,”dedi,boynundan çıkardığı kolyesini Aiginia’nın boynuna taktı.”Sana bu,bu sevişmenin bir anısı olarak kalsın,”dedi.”Bu kolyeyi boynundan çıkarma,bu seni her türlü tehlikelerden korur,kendini güvende hissedebilirsin.”Aiginia:
    “Bu kolyeyi üzerimde taşımak benim için bir şereftir Tanrılar Başbuğu,”diyerek memnuniyetini bildirdi.
    Zeus,kadına sevgiyle baktı.”Aiginia,güzel olduğun kadar da akıllı bir kadınsın sen,”dedi.
    “Bu sevişmeler aramızda gizli kalmalı,Hera’nın sana da bir kötülük yapmasını istemem,gel,o dudaklarından yine öpeyim.”Zeus,postun üzerine sırt üstü uzanırken Aiginia’yı da üzerine çekti.Yine sevişmeye başladılar.Zeus ve Aiginia,tutkuyla sevişirken yakındaki ekinler ayrılmaya başladı,gelen Zeus’un karısı Hera’ydı.Hera,Zeus’un bir kadınla kendisini aldattığını gözleriyle görmenin verdiği öfkeyle bağırdı:
    “Burada ne işin var Zeus?Öpüştüğün bu kadında kim?Beni başka kadınlarla aldatmaya
    utanmıyor musun?”Zeus,Hera’nın kıskançlık ve öfke dolu sesini duyar duymaz sırtüstü uzandığı yerden kalktı,beline kadar doğruldu.
    “Gölde yüzüyordum,az kalsın boğuluyordum,bu kadın olmasaydı boğulacaktım,bu su perisine hayatımı borçluyum.”

    “Uzun uzun öpüşmelerinizin nedeni bu mu?Bana yalan söylüyorsun,koskoca bir tanrı bir kaşık su da boğulacak ben de bu yalana inanacağım öyle mi?”Hera ve Zeus birbiriyle münakaşa ederken Aiginia elbiselerini toplar ve uzaklaşır.Zeus yine Hera’yı ikna etmeye çalıştı:

    “Bak Hera,gölde yüzerken ayaklarıma kramp girince çok su yuttum bu nymphe yuttuğum suları bu şekilde
    çıkarmaya çalışıyordu.”

    Ormanın derinliklerinde,göl kenarında Zeus ve Hera münakaşa ederken bu münakaşaya bir kişi daha tanık oluyordu.Bu Olympos’da yaşayan,Tanrılar Toplantısına Başkanlık yapan,kanunun,kuralın ve yasanın ta kendisi olan Hak Tanrısal Adalet Başkanı Themis’dir.Themis,Uranus’la Gaia’nın kızıdır.Mevsimlerin,yılların ve sanatların düzenini sağlayan,hayatla ölüm dengesini kuran,evrensel ve ölümsüz doğa yasasını temsil eden,tanrısal yasayı temsil eden bir tanrıçadır ve Zeus’un eski eşlerinden biridir.Zeus’un ve Hera’nın yine tartıştıklarını görür ve müdahale de bulunur:

    “Ne yapıyorsunuz burada?Sesiniz Olympos’tan bile duyuluyor.Artemis’e adanan bu kutsal ormanda dünya
    işlerinden habersiz nedir çekiştirdiğiniz?İnsanlar bile bakıp bakıp size gülüyorlardı demin,eğleniyorlardı arkanızdan.
    Siz tanrılara yakışır mı böyle rezil olmak,insanların önünde.İnsanlara karşı biz Olymposlu tanrıların itibarı azalırken siz burada tutuşmuş kavga ediyorsunuz.”

    “Neler diyorsun Tanrıça?”diye sordu Zeus.”Nedir anlatmak istediğin?
    İnsanların gözünden niçin düşer mişiz?”.Themis:

    “Dünya son çağlarda bir kaosa büründü,görmez misiniz?”diye sordu ve cevabını beklemeden konuşmasına devam etti:
    “İnsanlar tanrılardan yeni isteklerde bulunuyorlar,yetinmiyorlar eldekilerle,
    Ölümlüler ölümsüzlük istiyor.Biz tanrılar gibi sonsuz,mutlu,zengin bir hayat
    istiyorlar.Az görüyorlar onlara verdiğimiz nimetleri…”

    Zeus:

    “Nankörlük bu,haddini bilmezlik bu Tanrıça!”diye öfkeyle soludu.”İnsanlar bizden
    ne dilediler vermedik?Adaklar adadılar yerine getirmedik mi istediklerini?Ac mı bıraktık onları açıkta mı
    bıraktık?En zorlu savaşlar da bile yardımcı olmadık mı?
    İnsanların yardımına koşmadık mı her zaman,
    Kısa ama onurlu ve mutlu hayatları olsun diye…Su istediler verdik,
    ateş istediler aldılar…Toprağa ekmedik mi tohumlarını,meyvelerin
    sebzelerin?İnsanlar beslensin diye salmadık mı ormanlara av hayvanlarını?
    Yasak mı ettik Demeter’in buğday başaklı tarlalarını,
    Yasak mı ettik üzüm bağlarını Dıonysos’un şaraplarını?
    Apollon’un Altın Lir’inden çıkan tanrısal müziği gönder medik mi?
    İnsanlar şölenlerde eğlensinler diye…
    Yağmur istediler göndermedik mi?Ekinler su içsin hasat bol olsun diye
    Doğanın tüm nimetlerini vermedik mi insanların hizmetine?”

    Hera söze girerek:

    “Baş Tanrı öz karısını insanların gözü önünde böyle aldatırsa,
    İnsanlar elbette kıskanırlar tanrıyı bile.Olacağı buydu,
    Ölümlüler de göz koydular ölümsüzlüğe.Saygı duymayacak
    yüz çevirecekler bizden,eğer isteklerini yerine getirmezsek.”

    Hera,bu sözleri söyler söylemez ormanı terk etti.Onun için bu tartışmanın nereye gideceği önemli değildi.Ama Zeus Hera’nın söylediklerinin bir kısmına takılmıştı.Zeus,Themis’e:

    ” İnsanlar yüzçevirirlerse bizden kendileri bilirler.Koşmam bir daha yardımlarına.
    Yetkilerimi krallara devrederim istedikleri gibi yönetirler insanları.Acımam hiç birine…”Dedi.Ama Themis,Zeus’un nasıl bir karektere sahip olduğunu çok iyi biliyordu.Themis:

    “Bunlar senin yüreğinle söylediklerin değil,ağzınla söylediklerin Zeus.”diye karşı çıktı.
    “Böyle öfkeli konuşsanda,bilirim senin yüreğinin aslında ne kadar yumuşak olduğunu.
    Hani Troya Savaşında Akhalar da anlamıştı bunu.Gemilerin toplandığı Aulis’te
    bir belirti göstermiştin onlara.Kutsal sunaklarda,bir kaynağın çevresinde,güzel bir
    çınar ağacının altında bir su akıyordu.Senin gün ışığına saldığın bir korkunç yaratık
    sunağın altından çıkıp yürüdü sunağa doğru,sırtı kıpkırmızı bir yılan.Orda ufacık serçe
    kuşları vardı,yavrular minnacık, yapraklar altında büzülmüşlerdi,en yüksek dalında çınarın.
    Hepsi sekiz taneydiler,dokuzuncuları da yavrulayan anaydı.Bağrışan yavruları yutuverdi yılan,
    döndü durduydu anaları yana yana,yılan çöreklendi önce,sonra dikilip yakaladı
    çırpınan kanadından.Serçe yavrularıyla analarını yutunca böylece,sen dayanamamıştın,
    yılanı yok ederek ,taşa çevirmiştin.Serçe yavrularına bile acıyan bir yürek varken sende,
    tanrıların değerinden anlamayan doyumsuz aç gözlü insanlar var diye,yetkilerini devredeceğin kralların
    zorbalıklarına nasıl göz yumacaksın?Savaş yüzünden yetim kalmış çocuklar ağlaşırken,sen
    gülecek misin?Yoksullar ürettiklerini krallara kaptırınca sen görmezden mi geleceksin?
    İnsanlar dünyasında nimetler hakça paylaşılmadığı zaman yüreğin nasıl rahat edecek?
    Bir çözüm bulmalısın Kronosoğlu Zeus…Madem insanlar ölümsüzlük istiyorlar verelim.
    Öldükten sonra dirilmeyi umsunlar ne çıkar bundan?Biz tanrılar bile birbirimize yalan sözler
    söylerken Baş Tanrı insanlara yalan söylemiş çok mu?”Zeus,itiraz etti:

    “Yalan söylemek başka bir şey,söz vermek başka bir şey Tanrıça.Bunu isteme benden.
    Eğer insanlar ölümsüz olmayı koymuşlarsa kafalarına,bunu engelleyemem.
    Doğa yasaları bozulsa bile insanları kandırmakla uğraşacağıma,çekilir köşemde
    bomboş otururum daha iyi…”

    Hak Tanrısal Adalet Tanrıçası Zeus’un bu sözlerine karşılık vermede geçikmedi:

    “Öyle mi sanıyorsun Kronosoğlu?”,diye adeta azarladı.”Bugün sana dokunmayan bir yılan
    yarın seni sokmaz mı sanıyorsun?Ölümsüzlük zehri taşıyan bir yılan büyürken,
    insanları yerken tek tek,bozulurken dünyanın mutlu hali,sen köşende hiçbir şey yapmadan
    oturacak mısın,böyle yaparak insanların sana saygı duyacağını mı sanıyorsun?Tam tersine itibarını
    yitirip gözden düşmez misin?Gözden düşen bir tanrının egemenliği devam eder mi sanıyorsun?
    Evrenin en güçlü silahı sende diye bu kendine aşırı güvenin korkutuyor beni.”

    Zeus, Themis’in durduk yere böyle konuşmayacacağını anlamıştı.”Tanrıça,”dedi,
    “Bana asıl söylemek istediğiniz nedir?”Themis asıl konuya girdi:

    “Amcan İapetos’un oğlu Prometheus’un son kehaneti bütün tanrılar dünyasını yerinden oynatıyor
    ve sen bu kehanetin ne olduğunu bile merak etmiyorsun…”Zeus hemen karşılık verdi:

    “Neymiş o kehanet Tarıça,söyle bana.”diye sordu.

    “O kehanet tanrıların tahtlarının ve bahtlarının geleceği ile ilgili…Sen en iyisi
    onu Prometheus’un kendi ağzından dinle…”

    Zeus,Themis’i başıyla onayladı.”Haydi o zaman Olympos’a doğru yola çıkalım.”dedi Tanrıçaya ve ormanda gözden kayboldular.
    ………………………………………………………………………….

    KEHANET

    Kafa gücü bakımından Zeus’tan bile daha üstün olan Prometheus,Kafkas dağının yalçın tepelerinin yüksek bir yerinde heykel yaptığı atölye de çalışıyordu.Tanrıların ve Zeus’un habercisi tez ayaklı Hermes’in,Kratos(güç)ve Bia(zor,zorba)ile kendisine doğru gelmekte olduklarından habersizdi.Hermes,Kratos ve Bia nihayet atölyenin kapısını açarak içeri girdiler.Atölyede Prometheus’unyaptığı heykeller adeta canlı birer insan ve tanrı gibiydiler.Prometheus,başını çevirerek davetsiz misafirlerine sakince baktı.Hermes,Kratos’un ve Bia’nın ortasından bir kaç adım öne çıkarak Prometheus’a neden geldiklerini açıkladı:

    “Tanrılar Başkanı Zeus’dan sana bir haberim var Prometheus,”dedi.Uranos(gök)ve Gaia(yer)Kronos’a
    nasıl devrileceğini haber verdiyse,siz de Zeus’un bir gün tahtından ne şekilde ve kimin tarafından düşü-
    rüleceğini bilirsiniz.Babam Zeus,bu kehanetinizi sizden duymak istiyor,bu nedenle sizi Tanrılar Ülkesi
    Olympos’a götürmeye geldim.”dedi.Prometheus:

    “Amcamoğlu Kronosoğlu Zeus’a söyle beni boşuna beklemesin,”diye karşılık verdi.”Zeus’la yollarımız
    sonsuza kadar ayrıldı…”dedi:Prometheus,Kratos ve Bia’yı yine karşısında görmekten huzursuz olduğunu gösterir
    cesine konuşmasına devam etti:”Siz değil miydiniz beni konuşturmamak,susturmak için bir zamanlar dünyaları
    başıma yıkan?”dedi ve Hermes’e baktı:”Söyle Zeus’a Hermes,bu sefer konuşmaya niyetim yok…”

    Hermes bu cevaptan hoşnut olmadı.

    “Sen kendini konuşmamakta özgür mü sanıyorsun?”dedi.”Yalnız Tanrıların Başıdır yükümlü olmayan.
    Zeus’tan başkası özgür değildir.”Hermes sözünü bitirir bitirmez Kratos sinirli bir şekilde ve öfkeyle ileri atıldı:

    “Yeniden prangaya vurularak şu ıssız kayalıkta işkenceye mahkum olmak mı istiyorsun?”Ardından Bia konuştu:

    “Sen yalnızca bir kölesin Prometheus!”diye bağırdı ve üsteledi:”Bunu aklından çıkarma!”

    Prometheus’un hemen teslim olmaya niyeti yoktu:

    “Asıl köle sizlersiniz,siz Zeus’un uşakları,casusları ve dalkavuklarısınız!”diye cevap verdi.

    Kratos ve Bia,Prometheus’un üzerine yürüdüler,Hermes engel oldu.”Aklını başına topla Prometheus!”Dedi,Hermes.
    “Zeus’un emrine boyun eğmelisin,aksi halde zor kullanarak seni Olympos’a götürmek zorunda kalacağım.”dedi Hermes.Prometheus,durumun ciddiyetini başıyla tasdik etti.Olympos’a doğru yola çıktılar.

    ……………………………………………………………………………………………………………………..

    Yalçın dorukları,dik yamaçları olan Olympos’da Zeus Sarayının mermerden döşenmiş büyük avlusun da tarihi bir toplantı yapılacaktı.Olympos’un bütün Tanrı ve Tanrıçaları Baş Tanrı Zeus’un emriyle bu toplantıya çağrılmışlardı.Tanrı ve Tanrıçalar sarayın avlusunda ve bahçesinde ikişerli ve üçerli guruplar halinde geziniyorlardı.

    Ocak Tanrıçası Hestia,Olympos’un semalarında Zeus’un kartalını taklalar atarken gördü.Bu Hermes’in ve yanındakilerinin Olympos’a geldiklerine işaretti.Hestia ne yapacağını biliyordu,hızlı adımlarla yürüdü,sarayın kulesinin basamaklarını çıktı,gong salonuna ulaştı,mancınığı kullanarak büyük çelikten yapılı gongu bir kaç kez çalmaya başladı.

    Gongun sesini duyan tanrı ve tanrıçalar sarayın avlusuna doğru hızlı adımlarla yürüdüler.Toplantı büyük mermer masanın etrafında ve Zeus’un tahtı önünde yapılacaktı.Tahtın arkasındaki panoda Zeus’un karşı konulmaz kalkanı asılıydı.Zeus,krallık Asa’sını ise elinde tutuyordu.

    Önce mermer masaya Şehirlerin Koruyucusu Zeus’un kızı Athena geldi,elinde mızrağı ve üzerinde zırhları vardı.Onu Güzel sanatların kurucusu Apollon takip etti.Elinden hiç düşürmediği Gümüş Lir’i vardı.Apollon’u Deniz Tanrısı Poseidon takip etti.Elinde üç dişli yabası vardı.Poseidon’u Ölüler Ülkesi Tanrısı Hades takip etti:Hades’in başında ise miğferi vardı.Bu miğferi takan kim olursa olsun görünmez oluyordu.Hades’i Zeusun karısı Hera takip etti.Hera,bir toplantıya değilde sanki bir düğüne gelmiş gibi giyinmiş ve dut büyüklüğündeki elmas küpelerini de takmayı ihmal etmemişti.Boynuna astığı kolye ise muhteşem üç parça mücevherden oluşuyordu.Hera’yı Aşk ve Güzellik Tanrıçası Aphrodıte takip etti.Tanrısal güzelliğiyle göz kamaştırıyordu.Aphrodıte’i Savaş Tanrısı Ares takip etti.Sanki bir toplantıya değilde bir savaşa gelmiş gibi zırhlarını ve kılıcını kuşanmıştı.Ares’i Av Tanrıçası Artemis takip etti.Elinde yay,sırtında da şangırdayan okları vardı.Artemis’i Demirci Tanrı Hephaistos takip etti.Elinde örsü ve çekici vardı.Bu muhteşem Zeus Sarayını Hephaistos yapmıştı.Hephaistos’u Ocak Tanrıçası bakir Tanrıça Hestia takip etti.Hestia’nın elinde yanan bir meş’ale vardı.Zeus’un tahtının önüne geldi,saygıyla eğildi.Hestia:

    “Hermes,Prometheus,Kratos ve Bia geldiler.”dedi.Zeus:”Gelsinler,biz toplantıya hazırız.”dedi.Hestia,avlunun dış kapısına doğru yürüdü ve kapıyı açtı.Hermes önde,Prometheus ise Kratos ve Bia’nın ortasında olduğu halde avluya girdiler.

    Başta Zeus olmak üzere avluda bulunan bütün tanrı ve tanrıçaların meraklı bakışları Prometheus’un üzerine düştü.Zeus ise sert bakışlarla Prometheus’a adeta gözdağı verir gibiydi.Bilinç ve özgürlük tanrısı Prometheus ise hiç bir şey yokmuş gibi sakin ve kendinden emin görüküyordu.Prometheus’un bu soğukkanlılığı Zeus’u adeta sinir ediyordu ve daha fazla dayanamadı,ses tonuna sertlik verererk Prometheus’a sordu:

    “Yeni bir devrimin hazırlayıcısı olduğunuz söyleniyor.Buraya niçin
    getirildiğinizi biliyor olmalısınız?Evet,hemen kehaneti açıkla,tahtımı
    ve bahtımı neler bekliyor?”

    Prometheus,Zeus’a alakasız bir cevap verdi:

    “Bu sefer konuşmaya niyetim yok!Tahtınızın geleceği de beni ilgilendir miyor!”

    Zeus:”Tahtıma göz dikenin kim olduğunu söylemek zorundasın!” diye sert çıktı.

    Prometheus,Zeus’un eski huylarının devam ettiğini görüyor ama umursamıyordu:

    “İktidar sahipleri devrilir gider,düşünce sahipleri yener ve kalırlar,”dedi.ve devam etti.”Beni
    zorla konuşturamazsınız!Dünyayı keyfine göre yöneterek istediğin her şeyi yaptın ve
    yaptırdın.Geçmişi,bugünü ve yarını ipotek altına alabileceğini mi sanıyorsun?”

    Zeus:”sanıyor muyum?”Diye gürledi.”Seni yine Kafkas dağlarında bir kayaya bağlayıp Kratos’a teslim
    etmemi ister misin?Acı çekmekten zevk mi alıyorsun?Eğer özgür kalmak istiyorsan tahtıma
    göz dikenin kim olduğunu söylemek zorundasın.!”Prometheus inatçıydı.Ama doğru bildiğini Zeus’a söylemenin artık zamanının geldiğini anladı.

    “Benim özgürlüğüm düşüncelerimdir,bilincimdir,aklımdır.Düşünceye gem vuramazsın,özgür düşünceyi tutuklayamaz susturamazsın.Olaylar nasıl gelişirse gelişsin,gelecekte egemenlik kaba kuvvetin değil,özgür düşüncenin olacaktır.Sana gerçeği söyleyeceğim,ama bundan hoşnut olmayacaksın.Bir gün bir insanoğlu Krallık Asa’nızı elinizden alacak,Titanları ve Dev Gigant’ları yendiğiniz yıldırım yüklü bu karşı konulmaz kalkanınızı da.İnsanlar dünyaya ve bütün evrene egemen olacaklar.İşte o zaman bütün tanrısal mevhumlar evreni terkedecek.”

    Gökler gürlemeye,sağnak yağmurlar ve hızla uğuldayan rüzgarlarla yıldırımlar akmaya başladı.Tunçtan yapılı Tanrı sarayı yıkılacak gibi oldu.Zeus:

    “Bana yalan söylüyorsun!Tanrılara muhtaç olan insan nedir ki dünyanın ve evrenin egemenliğini eline alabilsin?”Prometheus pratik aklıyla Zeus’a cevap vermekte geçikmedi:

    “İnsanı güçsüz,fani,tanrıların varlığına muhtaç diyerek küçümsüyorsunuz ama,bir zamanlar evrene egemen olabilmek için babanız Titan Kronos’la girdiğiniz savaşta bir ölümlü kahramanın,Herakles’in yardımına ihtiyaç duymuştunuz.”

    Prometheus’un bu sözleri sarayın büyük avlusunu gürültüye boğdu.Tanrılar infial içinde birbirleriyle konuşuyorlardı.Savaş Tanrıçası,Şehirlerin koruyucusu,Zeus’un kızı Athena’nın sesi duyuldu:”Prometheus akıldan yana üstün bir Titan Oğludur,yalan söylemez.”Bu sözlerin ardından Deniz Tanrısı Poseidon’un itirazı yükseldi:”Eğer bu doğruysa,toprağı titretirim,denizleri okyanusları taşırıp dünyada ki bütün insanları tuzlu sularımın altında bırakırım.”

    Poseidon’un bu sözlerinin ardından Ares öne atıldı,bütün heybet ve öfkesiyle konuştu:

    “Senin denizlerini taşırmana gerek yok Poseidon,savaşçılarımı yanıma toplarım,bütün insanları kadın, çocuk,genç,yaşlı demeden kılıçtan geçiririm.”Nifak Tanrıçası Hera,Savaş Tanrısı oğlu Aresİ destekledi.

    Hera:”Tek bir insan bile kalmamalı yeryüzünde!” diye o insafsız düşüncesini öfkeyle dile getirdi.Yeraltı Ölüler Ülkesi Tanrısı Hades’de Tanrıça Hera’ya kendi önerisini söyledi:”Bütün insanları yeraltı ölüler ülkesine memnuniyetle davet edebilirim.”dedi.Prometheus,karşı çıktı.”İlk aklınıza gelen çözüm insanları öldürmek mi?Zaten binbir güçlüklerle yaşamaya çalışan insanların katledilmelerini hiç kimse düşünmesin!Beni karşınızda bulursunuz!”

    Ama Prometheus’un bu sert çıkışı tanrıların gülüşmelerine yol açtı.Prometheus’a gülmekle kalmıyor alaycı bakışlarla da Prometheus’u adeta küçümsüyorlardı.Zeus,Apollon ve Athena ise durumun ciddiyetinin farkında olduklarından ciddi duruyorlar diğer tanrılara iştirak etmediklerini belli ediyorlardı.Ares,Prometheus’a o kadar çok güldü ki,gülmekten dolayı gözleri yaşarmış ve kendisini yere atmaktan zor tuttu.”İnsanlardan yana olmayı bırakta,sen kendini kurtarmaya çalış!”Diye bağırdı Ares,Prometheus’a.Prometheus,Ares’e cevap verdi:

    “Zorbalık özgür düşünceyi alt edemez.Beni güç kullanarak tutsak alabilirsiniz ama düşüncelerimi asla esir edemezsiniz!İnsanları savunmak için yalnız değilim.Benimle istediğiniz kadar alay edebilir,bana istediğiniz kadar gülebilirsiniz;ama,kaba kuvvet, özgür düşüncenin karşısında her zaman boyun eğmek zorundadır!”

    Başta Ares olmak üzere Prometheus’la alay eden tanrıların aniden neşeleri kaçtı.Bu seferde Prometheus’a ciddi ve sert bakışlar atmaya başladılar.Onlara göre Prometheus bu pervasız düşünceleriyle haddini çok aşmıştı.Ares,öfkeyle kılıcını çekti,Prometheus’a doğru ilerledi,bunu gören Zeus,Ares’in karşısına dikildi.Ares’i sertçe göğsünden iteledi.Ares,kılıcını yeniden kınına soktu.Zeus,Prometheus’a baktı.”Benim tahtıma göz diken insanın kim olduğunu söyle!”dedi.Prometheus cevap verdi:”Bu bir kral oğlu da,sıradan bir insan da olabilir:O insanın kim olduğunu ben de bilmiyorum.Zeus:

    “Bu kehanetin hiç de inandırıcı değil,” dedi.”Değil sıradan bir insan,bir tanrı oğlu bile benim egemenliğimi elimden alamaz!Senin amacın nedir?Beni kuşkuların baskısı altında tutmak sana zevk mi veriyor?”Prometheus,cevap vermedi.Savaş Tanrıçası sanatı ve şehirleri koruyan tanrıça Athena:”Ak yıldırımlı Zeus baba,”dedi,”izin verirseniz Prometheus’a bir kaç soru sormak istiyorum.”Dedi.Zeus:”Sorunuz”dedi.Athena bütün bakışlarını dikkatle Prometheus’a çevirdi:”Bir gün bir insanın Tanrılar tahtını ele geçireceğine gerçekten emin misiniz?Bu doğru mu?”diye sordu.

    “Ben,doğru olduğuna inanmadığım hiç bir şeyi konuşmam.”Diye cevap verdi Prometheus.Ve Athena soru sormaya kaldığı yerden devam etti:”O halde insanların Tanrılara başkaldırışlarının nedenlerini biliyorsunuzdur?”

    Hera,oturduğu yerden hırsla kalktı ,”İtiraz ediyorum,”dedi.”İnsanların tanrılara karşı asi oluşlarının haklı nedenleri olamaz!”Dedi.Hera Athena’nın bu sorusunu yersiz bulmuştu.Hades’de oturduğu yerden sakince ayağa kalktı ve görüşünü açıkladı:”Tanrıça Hera doğru söylüyor.Bize başkaldıran insanların ölümle cezalandırılmaları gerekir!”Bu sözler üzerine Zeus:”Bunları sonra konuşuruz.Bırakın Prometheus,Athena’nın sorularına cevap versin!”Athena,bunun üzerine:”Sorumu tekrar etmeme gerek var mı?” diye sordu Prometheus’a.Bilinç ve özgürlüğün tanrısı:”Gerek yok Tanrıça.”dedi,ve devam etti.”İnsanların tanrılara başkaldırış nedeni,tanrıların dünyayı adaletsiz,acımasız ve zorbaca yönetmeleridir.”Prometheus’un bu sözleri yeniden buz gibi bir hava yarattı.Gökgürültülerinin ve rüzgarın uğultusu yeniden avluyu doldurmaya başladı.Sanatların koruyucusu Apollon bu gergin havayı yumuşatmayı düşündü.Prometheus’a karşı çıktı:”Haksızlık ediyorsunuz!Zeus,hakka dayanan insanca bir düzenin kurucusu ve koruyucusudur.”Dedi,ançak Apollon’un bu sözleri bilinç tanrısını ikna etmedi.Prometheus:

    “Ben sizinle aynı fikirde değilim Apollon!İnsanlar alın teriyle kazandıkları zenginliklerini,kendi hayatları için değil,yalnızca tanrıların gönlünü hoşetmek için,bütün imkanlarını tapınaklara,rahiplere ve savaşlara harcıyorlar!”

    “Ama bu tapınaklarda yetiştirdiğimiz rahipler,insanların tanrılarına saygı duymasını sağlıyorlar,yardımlaşmayı ve güzel yaşamayı öğretiyorlar insanlara.”diye cevap verdi Apollon.Ama hiç de ummadığı bir cevapla karşılaştı.

    “Ve korkuyu öğretiyorlar Apollon,tanrı korkusunu!”Poseidon itiraz etti:”İnsanlar tanrılardan elbette korkmalıdır!”,dedi.

    Prometheus kıvrak aklıyla cevap verdi:”İnsanlara tanrısal korkular salarak onlara güzel yaşamayı değil,zorbalığı öğretirsiniz!”Ona Apollon karşılık verdi:

    “Bizim varlığımızı tanımadan önce yaşayan insanlar,çirkin büyücülerin esirleri olmuşlardı!”

    “Bu doğru…Ama o çirkin ve şarlatan büyücülerin yerini bu seferde adaletsiz tanrılar aldı.”diye karşılık verdi Prometheus.Bu sözler en çok Zeus’a dokunuyordu,çünkü o bütün tanrıların başkanı ve onların yöneticisiydi.Ama asıl beynini kurcalayan soruyu sordu Prometheus’a:

    “Tanrılar içinde insana en yakın tanrı sensin Prometheus.İnsanların tahtıma göz dikmelerinin gerçek nedenleri nedir?”

    Prometheus,cevap verdi:

    “Dünya iyi yönetilmiyor!Halklar,desbot kralların,ruhban takımı din adamlarının ve acımasız sert komutanların zulmü altında ağır vergilerle sömürülüyor.İnsanları yönetenler siz Tanrı ve Tanrıçalar gibi yaşıyorken,yönetilen halk,açlığa,sürgit yoksulluğa,sömürü ve savaşa mahkum ediliyor.Nice alınterleriyle,nice büyük emeklerle yaratılan zenginlikler insanlara adilce pay edilmiyor,hak,hep güçlünün oluyor!”Zeus,yine bu cevap karşısında da tatmin olmadı.Sesini biraz daha yükselterek yeniden sordu:

    “İnsanların tahtıma göz dikmelerinin nedeni bu mu?”bunu sorarken adeta küçümsüyor,alay ediyordu.Ama arkasından da asıl soruyu sormayı da ihmal etmedi,bütün ciddiyet ve samimiyetiyle sordu:

    “İnsanlar bizden ne istiyorlar?”Diye sordu,uzun ve kalın parmakları elinde tuttuğu Asa’sını sertçe okşuyordu,parmaklarının bu sinirli hareketleri sabrının tükendiğini gösteriyordu.Prometheus ise bildiği doğru cevapları vermeye sonuna kadar kararlıydı:

    “Sömürünün ve savaşların olmadığı bir dünya da yaşamak istiyorlar,barışın,özgürlüğün,mutluluk ve zenginliğin sağlandığı bir dünya da.Birlikte üretilen nimetlerin,yine birlikte ve hakça pay edildiği bir dünya da yaşamak istiyorlar;ve her türlü fikrin serbestce konuşulduğu bir hayat istiyorlar.”

    Zeus,Prometheus’a alaycı bir bakış fırlattı,kinayeli bir ses tonuyla:

    “Ve ölümsüzlük istiyorlar,değil mi Prometheus?”

    “Hayır,hayır,siz Olympos Tanrılarından insanların böyle bir isteği yok.”Diye karşılık verdi Prometheus.Bunları söylerken emindi ama Zeus aynı fikirde değildi.

    “Ama bizim dışımızda kalan başka ilahlardan istiyorlar!Ve o ilahlar da insanların gözüne ve gönüllerine girmek için insanları öldükten sonra yeniden diriltip onları sonsuz ve zengin bir hayatta yaşatacaklarını vaadediyorlar.!Kandırıyorlar insanları!Ama biz Olymposlular insanları sonsuz yaşayacakları bir dünya umutlarıyla kandırmadığımız için,insanların gözünden ve gönüllerinden düşüyoruz!Senin insanlar için istediklerin,insanların bizden istedikleri yanında bir hiç kalır! Bir zamanlar bizimle beraber insanoğlu,evrenin en önemli varlığı oluvermişti,dünya gençken.İnsanlar doğanın ortasında toprağa bağlıydılar,doğayla kucak kucağa yaşıyorlardı.Günlerini,ağaçların,denizlerin,tepelerin,çiçeklerin arasında geçirirlerdi.İlkel denemeyecek kadar saf ve iyi insandı onlar…Korularda dolaşan delikanlılar,ağaçlar arasında ansızın bir nymphe’ye rastlarlar,duru bir kaynağa eğilen genç kızlar,sular da bir naiad’ın yüzünü görürlerdi.Halbu ki bizden önceki insanlar ürküntüye kapılıp korkunun esiri olmuşlardı.Tanrılarını kedi başlı bir kadın olarak düşündüler.Taşlardan dev gibi heykeller yapmaya başladılar.Cansız kocaman bir sfenkse taptılar.Taptıkları tanrıların insanla bir ilgisi yoktu.Kuş başlı adamlar,boğa başlı aslanlara tapıyorlardı,tanrı diyerek!İnsanların tanrıları karşısında hiçbir önemi yoktu.Çağ geldi insanoğlu bizimle evrenin en önemli varlığı oluverdi.Ama ben ne yapabilirim bundan böyle,insanoğlu kendi öz değerine sırtını dönüyorsa?Kurtuluş vadeden ahretçi dinlerin gönüllü köleleri oluyorlarsa ben ne yapabilirim?Benden de bir kurtuluş dini yaratma mı istiyorlar,doğanın düzenini bozmamı istiyorlar,insanların gözünden ve gönlünden düşmeyelim diye!”

    Prometheus,Zeus’a cevap verdi:

    “Kurtuluş dinlerinin dünyada ki temsilcileri ufak bir azınlık,onlarda itibar görmüyorlar insanlardan,çünkü,İsa,bir avuç havarisine verdiği öğütlerde zenginliği alçaltıp,yoksulluğu yüceltiyor,aileyi değil,bekarlığı salık veriyor.İnsanların dünya da yaşamak için özlem duydukları her şeyin tam tersini öğütlüyor insanlara.Ama size bağlı krallar zorbalaştıkca,özgür düşünceyi yargıladıkca mahkemelerde,insanlar şarlatanların esiri oluyorlar,çünkü vicdan terazisinin küfesi,akıl terazisinin küfesinden daha ağır çekiyor.Socratese hüküm giydirildi,felsefe yaptığı,gençleri kötü yola,inançsızlığa sevk ettiği için,mahkeme kararıyla baldıran zehri içirildi.Tales,dünyayı Okaneos’la değil,suyla,nemle açıkladığı için yargılandı.”Su nereden geliyor?”Sorusuna:”Oksijen’in ve Hidrojen’in birleşmesinden”,dediği için Anaksimandros’da yargılandı.Güneş ve Ay’ın devinimlerini,Helios ve Selene’nin değişken iradeleriyle değil,Güneş’in akkor halinde bir taş olduğunu,yıldızlar da dünyanın çevresinde devinip duran birtakım değirmi halkalardır,dediği için Pitagoras’da yargılandı.Herakletios’da yargılandı,”Ölümlüler ölümsüz,ölümsüzler ölümlüdürler”,dediği için,sizinle çatışmakta olduğuna aldırmadı diye.Piron’da yargılandı,kuşkucu diye.Carneades’de yargılandı kader kavramıyla çekiştiği için.Protagoras,tanrıların olup olmadığının önemli olmadığını söylediği için,Atina yargıçları tarafından sürgüne gönderildi.Din gizlerini alaya aldığı için,Meloslu Diagoras’ın başını getirene ödül konuldu.Dinsizlikle suçlanan Aristoteles kendisiyle düşmanlarının arasına Euripedes’i koymasaydı bir felaket yaşayacaktı.Teophrastes ve Stilpon koğuşturmalara uğradılar,özgür düşündükleri için.Ünlü Frine de dine hakaretten ötürü Atina yargıçlarının önüne çıkartıldı.

    Hey Tanrılar,insanı insan yapan özgür düşüncenin yolunu böylesine mahkeme kararlarıyla engellerseniz kurtuluşcu dinler elbette yapışır yakanıza!Sizi de felakete sürükler insan,kendisini de.Bırakın insanlar istedikleri gibi özgürce düşünsünler;çünkü,fikir özgürlüğünün yasak edildiği bir dünyada felsefe,insan aklı yaratıcılığı ve bilimin yerini dogmalar alır…En kötü fikirlerin söylenmesinden bile korkulmamalı ki,en doğru fikirler tohumunu ekip toprağa yeşerebilsinler.

    Eğer tahtınızı sonsuza kadar elinizde tutmak istiyorsanız,bu insanca çözüme boyun eğmek zorundasınız,başka çareniz yok!

    …………………………………………………………………………………………………………………..

    O gece Olympos’da gökler yıkılıyordu adeta.Kara dev bulutlar iki büyük ordu gibi çarpışıyor,gökgürültüleri arasından şimşek ve yıldırımlar akıyordu,tanrısal ülkenin tanrı sarayları üzerine.Bardaktan boşanırcasına akan yağmurların sesleri her tarafı kaplıyordu.Zeus’un yıldırımları ve yağmurları,Hermes’in rüzgarlarıyla birleşiyordu.İlk defa o gece Zeus’u uyku tutmadı,gece boyunca bir sağa,bir sola dönüp durduğu yataktan kalktı,Hera’yı uyandırmamak için yavaş hareketlerle sarayın avlusuna inen basamaklara doğru yürüdü.Şamdanların loş ışıkları Zeus’un gece kıyafetleri içinde olduğunu gösteriyordu.

    Zeus,sarayın kendisine ait büyük odasına giderken geri döndü.koridorun ortasında bir odanın giriş kapısını çaldı,kapıyı araladı ve içeriye doğru seslendi.”Bana ambroisa ve nektar getir.”Dedi ve yeniden geriye döndü ve kendi dairesine çekildi.İkonlarla ve tarihi antik eşyalarla dolu odasında canı sıtkın bir şekilde üç aşağı beş yukarı gezinmeye başladı.Dışa açılan balkona çıktı,zifiri karanlık gece de rüzgar uğultusuyla beraber sağnak yağmurlar yağıyor,şimşek ve yıldırımlar Olympos’un dik yamaçlarına akmaya devam ediyordu.Ganymedes elinde bir tepsiyle içeri girdi.”Ambroisa ve nektarınızı getirdim efendim.”dedi.Ve tepsiyi masanın üzerine bıraktı.Tam bu sırada Hera dış kapıda beliriverdi,içeri girmek için Ganymedes’in çıkmasını bekledi.Ganymedes,baştanrıya sordu,”Başka bir isteğiniz var mı efendim”. “Hayır yok Ganymedes,gidebilirsin”,dedi.Ganymedes,kapıdan çıkarken Hera’yı gördü ve Tanrıçayı başıyla selamladı.Hera,bir kaç adım daha içeri girerek Zeus’a yaklaştı.”İda dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken gördüğün,Tanrılara Şarap Sunucu olsun diye Olympos’a getirdiğin kral Tros’un oğlu,bakıyorum da sana iyi bakıyor!Her neyse,gecenin bu zamanında niçin uykularının kaçtığını tahmin edebiliyorum.Prometheus’un söyledikleri boşuna sıkıyor senin canını”.Zeus Hera’yla aynı fikirde değildi.”Prometheus’un söylediklerini hafife alma Hera!”Dedi,”en iyisi…” Zeus’un sözlerini Hera tamamladı.

    “Yani Prometheus’un istediği gibi,insanları barış ve özgürlük dolu bir ortamda mutlu ve zengin mi yaşatmalıyız?”

    “Bunu yapacak gücümüz var…”

    “Hayır yok!Bu asla mümkün olmaz!”Diye yüksek sesle cevap verdi.Zeus,”neden?” diye sordu.Hera,cevap verdi.

    “Biz Olympos Tanrılarının dünyadaki temsilcileri sefil halk yığınları,kentliler,işçiler,köylüler,köleler ve esirler değil,bizim temsilcilerimiz krallar,komutanlar ve rahiplerdir”.Zeus,itiraz etti:

    “Krallara,komutanlara ve rahiplere biz mi bağlıyız,yoksa onlar mı bize bağlı?”

    “Anlamıyor musun?”diye sordu Hera ve devam etti.”İnsanları yöneten egemenlere verdiğimiz tanrısal yetkileri onların elinden alırsan,asıl o zaman tahtını tehlikeye atmış olursun!”"Egemenlerin yetkileri devam edecek”.Diye karşılılık verdi Zeus.Hera itiraz etti:

    “Egemenlerin hizmetlerini kimler yapacak?Bu mantıklı çözüm değil Zeus.Her insanın zengin ve mutlu olduğu bir dünyada değil kralların,komutanların ve rahiplerin egemenliği,Tanrıların egeenliği bile sözkonusu olamaz.”

    Zeus:

    “Eğer o kurnaz kafanda bir çözüm varsa söyle bana,öyle bir çözüm bul ki insanlar,dünyevi hayatlarına devam etsinler ama Tanrı tahtına gözkoyma fırsatını bulamasınlar.”

    “İnsanlara o fırsatı vermeyeceğiz!”

    “Ama nasıl?İşte asıl mesele bu.”Hera alayımsı yüz hatlarıyla gülümsüyordu.”Bazen senin aklından şüpheye düşüyorum Zeus!”,dedi.”Bu kadar basit bir mesele karşısında bir çocuk gibi davranıyorsun.Roma krallarının dünyayı avuçlarına aldıkları o çağları ne çabuk unutuyorsun?Biz Olympos Tanrıları o çağlarda en mutlu,saygın ve görkemli zamanları yaşadık.Kim vardı o zaman kralların başında?Ares vardı.O çağlarda insanlar ve en zorlu savaşları kazanan krallar bile biz tanrılara hürmet gösteriyorlardı.Ares’in krallarıydı onlar.”

    Zeus,Hera’nın kendisine birşeyler ima ettiğini anlıyordu.

    “Ne demek istiyorsun Hera?”,diye sordu.Ve konuşmasını sürdürdü:”Ares,kan dökmeyi,kaba kuvveti ve savaşı sever.Ürperti yaratan yoldaşlarıyla zorbanın beceriksizin tekidir o!”

    “Haksızlık ediyorsun Zeus!”diye karşı çıktı Hera:”Savaş Tanrısı Oğlumuz Ares’e haksızlık ediyorsun!”,diye yineledi.”Ares’i kralların başından aldıktan beridir,insanların gözünden düşer olduk,her geçen zaman itibarımız azalmaya başladı.Duymadın mı,tanrısal ateşi iki kez çalarak insanlara veren,onlara zamansız bir onur sunan,suç işleyen Prometheus’u! İnsanlar arasında ki tanrıtanımazları bile bize karşı savundu kendi sarayımızda!Ve biz onu saygıyla dinledik,Amcan Titan İapetos’un oğlu Prometheus’u.Klymene’nin oğlunu.Bize karşı insandan yana olarak niçin cephe aldığının nedenlerini biliyorum ben.Kardeş Atlas’ın ve Epimetheus’un intikamını alıyor bizden,ve kendi elinle Tartaros’a kapattığın babasının intikamını.Kıvrak,cin fikirli Prometheus’un insandan yana göründüğüne bakma sen,itibar etme söylediklerine daha iyi.Ares’in önünü kesme Zeus.Bırak dönsün yeniden gümbürtülü savaş meydanlarına.”

    …………………………………………………………………………………………..

    Şarap Tanrısı Dıonysos’un arabası,Kafkas dağlarının yalçın tepelerinden aşağı yaylalara doğru ilerliyordu.Dört yağız atın çektiği bu şarap fıçılarıyla yüklü tanrısal arabanın ön eğerinde Prometheus’da vardı.Araba,heykellerin yükseldiği bir düz alanda bir yapının önünde durdu,burası Prometheus’un heykellerini yaptığı yerdi.Arabadan indiler ve heykel atölyesinden içeriye girdiler.

    Dıonysos:

    “Kehanetini açıklamakla insanların hayatını tehlikeye düşürdün!”Dedi.”Bundan böyle Tanrılar insanlara kuşkuyla bakacaklar!”Prometheus,Dionysos’la aynı fikirde değildi.

    “Dile getirilmeyen düşünceler gerçekleşmez Dionysos;insanlık ülküsü de kolayca gerçekleşebilinecek bir küçük hedef değildir.”

    “Yani sen,insanların tanrı yasaları karşısında insanca yaşamaya muvaffak olabileceklerine inanıyor musun?”

    “İnanmak tembellerin işidir,körü körüne inanmaksa aptalların.İnsanları tanrısal yılgı ve korkulardan kurtarıp,aklın özgürlüğün,bilimci yaratıcılığın içinde çalışmaya sevk etmek gerekiyor.”

    “İnsanlar senin dediğin gibi yaşamak zorunda mı?Sen de bilimci bir din yaratıyorsun!”

    “Hayır Dionysos,bilim bir din olacak kadar sınırlarını daraltmaz,kendisini küçültecek kadar itibar etmez ona.Bilim,felsefeye,akla,özgürlüğe ve insan yaratıcılığına dayanır.Kuşkuya kapılıpdeneyler yaparak doğruyu buldu mu hiç bir güç boyun eğdiremez ona…Bilim,insanı baştanbaşa kavrar,yükseltir,ona hem güven hem çoşku verir.İnsan düşüncesine her zaman yeni yeni atılış gücü sağlar.Bilim doğru kullanıldığında insan hayatına bir anlam bir soyluluk kazandırır.”

    Dıonysos,küçük bir şarap küpünden iki gümüş kupaya şarap dolduruyor,bir yandan da Prometheus’a cevap yetiştirmeye çalışıyordu:

    “Sen de bir ütopya kuruyorsun Prometheus”,dedi,doldurduğu kadehin birini Prometheus’a uzattı,kupaları tokuşturarak içtiler.Dionysos,sözlerine devam etti.”Gerçekleşmesi hiçbir zaman mümkün olmayacak bir yeni dünya için düşünmenin ne yararı olabilir?Pandora’nın sandığından çıkan kötülükler dünyanın her tarafına yayılmış durumda!”

    Prometheus:

    “Tek bir umut bile,yeni ve mutlu bir dünyanın kurulmasına yetecektir.Umut etmek ve çalışmak gerekiyor.Umutsuzluk,umudun kapılarını kapatıyor hiç durmadan bu doğru ama,umudun en büyük düşmanı cehalet,korku,keder ve yılgılardır.İnsanoğlu bir gün Tanrısal korkuları yenerek özgürleştiğinde yeni ve mutlu,zengin ve çoşku dolu yeni bir dünya yaratılacak.”

    …………………………………………………………………………..

    Bir sonbahar günüydü,ormandaki yemyeşil ağaçların yaprakları sararmaya yüz tutmuş,Hermes’in rüzgarlarıyla dökülmeye başlamıştı.Ağaçların altı dökülmüş yapraklarla dolu olduğundan toprak ana Gaia’nın bütün bedeni yapraklarla bezenmişti.Europa elinde bir sepetle ve acele adımlarla ormandaki gölün yamacına doğru ilerledi.Beyaz bulutlarla kaplı göğe baktı,evet aradığını görüyordu,Zeus’un kartalını gördü.Taklalar atarak ve kah süzülerek uçan bu ilahi kartal,Zeus’un ormanda olduğunun habercisiydi.Europa,çevresine bakındı,Zeus bütün heybetiyle kendisine bakıyordu.

    “Beni görmek istemişsiniz Europa,işte geldim”,dedi Zeus.Ve Zeus’un gözleri Europa’nın taşıdığı sepete takıldı.”Bu sepeti hala taşıyor musun?”Diye sordu.”Oğlum Demirci Tanrıya senin için yaptırdığım bu çiçekliği”,diye ilave de bulundu.

    Europa,Baştanrı Zeus’un sorduğu bu soruya üzgün ve netametli bir ses tonuyla cevap verdi:

    “Ama ne yazık ki bu sepetin içine koyduğum nergisler,sümbüller,menekşeler,kırmızı yaban gülleri düne kadar Aşk Tanrıçaları Kharit’ler gibi ışıldarken soldular Zeus.Bunları sana getirmiştim”,dedi.

    Zeus:”Üzüldüğün şeye bak Europa!Ben çiçeklerini almaya değil,seni görmek için geldim,seni görmeyeli çok oldu,aradan uzun çağlar geçti,özledim seni!”

    Zeus,eski sevgilisine yaklaştı,özlem dolu bakışlarla omuzlarını tuttu ve kendisine çekti,Europa’nın dudaklarından öpmeye başladı,Europa ise Zeus’un istençli öpüşüne en ufak bir karşılık vermiyordu ve adeta bir heykel gibiydi.Aiginia,ormanda Zeus’un olduğunu biliyordu ve onları sevişirken görünce geriye dönmüş hızlı adımlarla uzaklaşmaya başlamıştı.Aiginia,ormana Zeus’un kendisini görmek için geldiğini sanmış ve yanıldığını kendi gözleriyle görmüştü,yüzü acı,hüzün ve hayalkırıklıklarının çizgileriyle dolmuştu.Bütün bunlardan habersiz eski sevgilisiyle özlem gidermeye çalışan Zeus,ısrarlı öpüşlerine Europa’nın karşılık vermediğini anladı ve hızla kendisini geri çekti,acı bir ses tonuyla sordu:

    “Europa!Dudaklarının eski tadından eser yok!Yüzünde gülümsemiyor!Ellerin titriyor Europa,neden?”

    “Adımı bir zamanlar seninle sevişerek bir Kıta’ya verdim;ama,seninle seviştiğimiz o çağlarda Girit’e giderken mevsimler karşılardı bizi.Denizin dalgaları iki yana açılırdı,önümüzde ve arkamızda Deniz Tanrıları Nereid’ler borularını öttürerek giderlerdi.”

    “Evet Europa,bana getirmek istediğin çiçekler bile solduktan sonra…”Dedi ve kelimelerin devamını getiremedi,eski günlerin bir daha geri gelmeyeceğini anlamış ve kendisini nostalji rüzgarlarına kaptırmıştı.Europa,konuşmasına devam etti:”Tanrılar Kralının sevgilisi olduğum için çevremdeki herkes saygı duyardı bana;şimdilerde ise çağlar boyu tanrı ve tanrıçalar için yapılan tapınaklar,sungular ve usta ellerden çıkan heykellerimiz tek tek yıkılıyor!”

    Europa’nın bu sözleri üzerine Baş Tanrının gülümseyen çehresi yerini kızgınlığa bıraktı.Gökteki bulutlar çarpışmaya ve gökler gürlemeye başladı.Zeus:”Yani bize bağlı krallar asi mi oldular?”Diye sordu.

    “Hıristiyan oldular Zeus”,diye karşılık verdi Europa.Ve konuşmasına elem dolu sesiyle devam etti:”İmparatorluk hıristiyan oldu,bize sungu sunan insanları ölümle cezalandırıyorlar!Oğullarımız Minos ve Rhadamanthys gibi insanlara tarafsız ve adil davranan yargıçlar yok artık dünyada!Avrupa zor günler yaşıyor!”

    Zeus,Europa’nın kendisini niçin görmek istediğinin cevabını almıştı.Üzgün olduğu her halinden belli oluyordu,üç aşağı beş yukarı ve yavaş adımlarla Asa’sını aralıklı yere vurarak gezinmeye başladı.Geriye döndüğünde ormana Artemis’in geldiğini gördü.Zeus,kızını uzun zamandır görememesinin verdiği bir özlemle:”Artemis,altın yaylı,altın tahtlı,dizginleri altın kakmalı kızım,seni görmek ne iyi!”Diyerek hoşnutluğunu gösterdi.

    “Ben de sizi gördüğüme sevindim Zeus baba ve Europa’yı gördüğüme de!”Diye karşılık verdi Artemis ve sözlerine kaldığı yerden devam etti:”Ama iyi haberlerim yok Ak Yıldırımlı…Akdeniz çevresinde binyıllarca tutundum biliyorsun;kültlerim Anadolu’dan Mezopatomya’ya,Suriye,Lübnan,Filistin,Mısır,Ege Adalarından Girit’e kadar,Yunanistan’a,İtalya’ya,İskandinav Ülkelerine kadar uzanıyordu.Eski erken taş çağlarından beri tutarlı bir gelişme içindeydim,Roma İmparatorluğu hıristiyan olana dek!Efes’te ki Artemision’u bile yıktılar Zeus Baba;bana adanan dünya harikasının taşları bir bir sökülüyor!Aziz Paulus’un çapulcularına Efesliler karşı koyamadılar,benim altın yayımdan çıkan oklarım da önleyemedi onları!Artemision tapınağını en son onaran Lydia Kralları ve Büyük İskender’in ruhu da karşı duramadı onlara! ”

    Bu konuşmaların sonuna Başak Tanrıçası Demeter’de yetişti.”Ne diye toplanmış konuşuyorsunuz burada?Yapılması gereken bir sürü iş varken!Canlıları doyuran tarlalarda ekinler,buğdaylar bereketli olmuyor ne yapsam;daha olgunlaşmadan ölüyorlar toprak üstünde.Ağaçlar,çiçekler,mevsimler soluyor,insanlar yüz çeviriyorlar bizden,altın başaklar doyurmuyor diye kendilerini!Aç kalıyor çocuklar annelerinin kucağında,az olduğu için değil aslında ürettiklerim,ürünlerim adilce paylaşılmadığı için!”

    “Ben Tanrıların ve insanların kralı değil miyim?”Diye gürledi Zeus ve sözlerine şikayet dolu kelimelerle devam etti:”İnsanlar benden yüz çevirmeselerdi şimdi kalkanımı alıp elime,gökleri gürletip,yağmurları yağdırıp,şimşekleri çakıp yıldırımlar atarak işmar vermez miydim,salmaz mıydım kartalımı çakalların üstüne?Doğru mu Artemis senin söylediklerin?Doğru mu Demeter senin söylediklerin de?Europa,doğru mu bu söyledikleriniz?Sizin gördüklerinizi ben nasıl görmüyorum,toprağa basarak gezip gördüklerinizi?Nasıl olur da gökler de gezen bir Tanrı görmez?Hey çağ,niçin yüz çeviriyorsun benden?Şimdi çıkıyorum Olympos’a!Tanrıları toplayacağım!”

    Emir Baş Tanrının olunca uyulması gerekirdi ve hepsi birden bulunduklmarı yeri teretmeye başladılar ama bu seferde Hera ve hizmetçisi İris ormana gelmişlerdi.Toplantının yapıldığı yerde bir kenara atılmış olan çiçek sepeti Hera’nın gözünden kaçmadı.”Bu sepet Zeus’la buluşan o kadının olmalı!”Dedi.”Onun kim olduğunu ançak bu sepeti yapan Demirci Tanrı Hephaistos bilir,çabuk Etna’ya gidelim İris!”Ve ormandan hızla uzaklaşırlar.

    ……………………………………………………………….

    Olympos Zeus sarayının avluya açılan iki kanatlı geniş ve yüksek kapısından Ocak Tanrıçası Hestia avluya girdi.Elinde dünya ışığını temsil eden meş’alesini taşıyordu.Bakire Tanrıça,etrafına bakındı,avlunun kilere açılan bölümüne yürüdü,acelesi vardı,çünkü Tanrılar şöleni için hazırlıkların yapılması gerekiyordu.”Haydi Ganymedes,haydi Hebe,elinizi çabuk tutun,birazdan başlayacak Tanrılar Şöleni,sen Ganymedes,gümüş kupalara doldur Dıonysos şaraplarını,sen Hebe,hazırla tanrısal balı altın tepsilere,Demeter’in meyvelerinden donat masaları,ambroisa ve nektarı da unutma.Hey siz Musa’lar,Esin Perileri,güzel sesli Tanrıçalar,siz Kharitler alın yerinizi,Apollon birazdan Gümüş Lir’ini çalmaya başlayacak.Tanrı ve Tanrıçalar da gelirler birazdan buraya.Ben de dünya ışığının meşalesini bahçeye bırakayım,Baş Tanrı Zeus heykelinin yanına.”

    Hestia tam çıkmak üzereyken Zeus’un oğlu,tez ayaklı Tanrıların Habercisi Hermes avluya girdi.”Hayır Hestia,Zeus şölen istemiyor,birazdan tanrılar toplantısı başlayacak,herkes boşaltsın burayı!”

    Avluda bulunanlar aceleyle çıkar çıkmaz gerçektende Olymposlu bütün Tanrılar ve Tanrıçalar sert esen bir rüzgar gibi avlunun büyük kapısından içeriye girdiler.

    Tanrılar Başkanı Zeus,hemen yanında yürüyen Oğlu Savaş Tanrısı Ares’i azarlıyordu:

    “Ares! Bir kez daha sana güvenerek kralların yönetimini verdim,dünyadaki itibarımızı koruyasın diye,tam tersi oldu,çağlar boyu yaratılan eserleri yıkmaya,bize bağlı en sıradan insanları bile öldürmeye başladılar!Çağlar boyu yarattığımız uygarlıklar yıkılıyor,dünya da pis düzenler kuruluyor!”Ares,babasının bu suçlamalar karşısında sarsılmıştı ve kendisini azarlayan babasına karşılık verdi:

    “Dünyada ki itibarımızı korumak için çok uğraştım;ama,İsa havarileriyle insanları büyüledi!Bize bağlı krallar ve İmparatorluk hıristiyan olmadan önce hıristiyanlığı ve Yahudiliği yasakladılar,ölüm cezalarıyla önlemeye çalıştılar onları ama başaramadık!Hırsla soluyan konsüllerimiz,baltacılarımız,cellatlarımız ve odun yığınları bile caydıramadı onları dinlerinden!”Müziğin ve sanatın Tanrısı Gümüş Lir’li Apollon’da söze girdi ve:.”Bir inanışı baltacılarla durduracağını mı sandın,kaba kuvvet kullanarak,zorbaca,insanların yüreğini inciterek?”Ak Yıldırımlı Zeus doğru söylüyor,dünyada ki itibarımızın kayboluşuna neden olan sensin Ares!”Diye gürledi Apollon.Apollonu’un da Ares’i azarlaması Deniz Tanrısı Poseidon’un dikkatini çekti.Poseidon,elinde tuttuğu üç dişli yabasını sertçe yere vurdu,tok bir ses çıktı vurduğu yerden ve bütün Tanrıların dikkatini bu şekilde üzerine Apollon’a atıfta bulunarak konuştu:

    Poseidon:

    “Apollon!Haksızlık yapıyorsun,Baban Zeus gibi!Siz insanların ne nankör yaratıklar olduklarını bilmez misiniz?Atina Halkı,benim tuzlu göllerimden daha çok,Athena’nın zeytin ağaçlarını severdi.Odysseus’un Oğlum Polyphemos’un tek gözünü kör ettiğini ben hala unutmadım,işte taa o zamanlardan beri biz Tanrılara başkaldıran insanların dünyada yaşamalarına izin veren siz değil miydiniz?”

    Poseidon’un bu sözleri en çok Şehirlerin Koruyucusu Zafer Tanrıçası zırhlar içindeki Athena’yı etkiledi,elinde tuttuğu mızrağı Poseidon’a işaret ederek kavradı:”Dünyaları birbirine kattığım o altın çağları ne çabuk unuttun Poseidon!Hiç yorulmadan orduları yönettiğim çağları!Söyler misin bana,o çağlarda,hangi birimizin saygınlığı böylesine ayaklar altına serilmişti?İnsanlar benim zeytin ağaçlarımı senin tuzlu sularından daha çok sevdiler diye,hala o eski kıskançlığın devam mı ediyor bana?Ama seni iyi tanırım Poseidon,sen Ak Yıldırımlı Zeus Babamı da kıskanırsın,Evren’in pay ediliş kurasında Tanrıların Başkanı olamadığın için!”

    Poseidon,Athena’ya cevap verdi:

    “Troya Savaşında Baban Zeus Troya’lıları tutarken sen Akha’lardan yana olduğunu ne çabuk unuttun?Hera ve benimle Zeus’u Troyalılara yardım edemesin diye zincire vurmak isteyen sen değil miydin?Bu muydu senin Erdem Tanrıçası olman?Şimdi karşıma geçmiş Zeus’tan yana gibi görünüyorsun,kendisini hiç sevmediğin her zaman rakip gördüğün Ares’e de tavır alıyorsun,bana da karşı tavır almıştın,oğlumun tek gözünü kör eden Odysseus’u koruyarak,bu elimde tuttuğum üç dişli yabamdan!”

    Zeus,Poseidon’un bu sözlerine karşılık verdi:

    “Ben de severdim Odysseus’u,ölümlülerin akıldan yana en üstün olanıydı.Troya Savaşında kızım Athena,Troyalı yiğitlere pis düzenler kurardı bu doğru,davranışları hırslı tutkuluydu,on yıl süren Troya Savaşı boyunca beni bile eleştirmekten çekinmezdi.Ve hiç unutamıyorum,Akhilleus’la Hektor arasındaki savaşta ölüm kurasını çekerken sevdiğim yiğit Hektor’un ölümü için onay vermemi istemişti benden!

    Ama yine de Athena’yı Ares’le mukayese edemem,kızımın huysuz yönleri yanında iyi yönleri de var.Çağlar boyu Atina Şehrinin Tanrıçası olarak yüceltmedi mi biz Olympos Tanrılarını?İnsanlar Panathania bayramlarında sevmediler mi bizi uzun ve büyük zamanlar boyunca?Ya sen ne yaptın Poseidon?Ürettiğin döller,hep dev,azman,ya da yamyamdır.Ege kıyılarında,İmroz da,Tenedos’ta,rahat bir ömür sürmedin mi?Athena cenk meydanlarında ter dökerken,şehirleri korurken,uygarlığı,sanatı öğretirken insanlara…Athena’yı nasıl bir tutarsın Ares’le?Kaleler yıkan elleri kanlı kötünün kötüsünü?Adı savaştır ama yüreksiz ve dönektir,delinin biridir,nasibini almamıştır akıldan yana!Sen git Poseidon,denizin altındaki altından sarayına,zaten Olympos’da oturmaktan hoşlanmassın,elinde tuttuğun üçlü yabayla dalgaları kabartıp,denizleri altüst eder,toprakları sarsarsın ama benim buyruklarıma baş eğmekten hoşnut olmazsın!Troya Savaşında sen de kimi zaman Troyalıları,kimi zaman Akha’ları tutarak bana da meydan okumuştun!Seni küçümsüyorum diye suçlardın beni!Kura çekildi hakkına deniz düştü senin,her zaman oturasın diye!Bana bulutlar arasında engin gök düştü diye ‘Olympos’da herkesin payı var’,diyerek bana her fırsatta diş bileyen sen değil misin?Yine sen değil misin,düşünce işlerine aklın ermeden,bana keyfime göre yaşadığımı söyleyen!”Zeus,bakışlarını bütün sertliğiyle Ares’e çevirdi:”Akıl mantık bilmeyen,körü körüne savaşa atılan,Ares’ten çekiyorum yetkilerimi,bundan böyle Athena bakacak dünya işlerine.”

    Hera ileri atıldı,bütün öfkesinin gücüyle karşı çıktı.”Ares çok çalıştı,itibarımızı korumak için.Dünya tersine döndü diye ne diye çağırıp bağırırsın?Olacağı buydu işte!Asıl sensin itibarımızı yitirmemize neden olan,sensin Baştanrı!”

    Zeus:

    “Ares’i dünya işlerini düzene sokmasını sen önermedin mi bana?Şimdi kalkmış böyle edepsizce azarlıyorsun
    beni!
    “Asıl edepsiz,asıl ahlaksız olan biri varsa O da sensin!Eski sevgilin Europa’yla buluştun dün,Artemis’e adanan kutsal ormanda!Seviştin onunla hiç utanmadan!”
    Zeus:
    “Hayır,sevişmedim onunla.”

    Hera:
    “Bu sepet ne peki?Europa’nın değil mi bu sepet,içinde sana çiçekler getirdiği?Asıl benim sana öfke duymam gerekirken,sen bizi almış karşına azarlıyorsun?”

    Zeus:”Hera!Bu özel konuları benimle konuşacaksan odamıza çekilip öyle konuşalım.Olympods’un bütün sakinleri karşısında beni böyle rezil etmeye hakkın yok!”

    “Umurumda bile değil Zeus!Asıl sen beni rezil ediyorsun!Seni son kez uyarıyorum beni yine aldatmaya devam edersen…”

    Zeus,Hera’nın sözünü keserek:”Seni aldatmış olsam,seni aldatıyor olduğumu açıkca söylemez miyim sanıyorsun?Sen benim en sevdiğim biricik karımsın.Toplantımız burada bitmiştir,çıkabiliriz.”

    Zeus Sarayının Avlusundan Hera ve Ares dışında bütün Tanrılar çıktılar.Hera,kendisiyle konuşmak isteyen oğluna:

    “Ares,daha sonra konuşuruz,beni yalnız bırak!”Dedi.Ama Ares,annesi Hera’yla konuşmakta kararlıydı:

    “Niyetim seni teskin etmek değil,bir başka gerçeği daha söylemek istiyorum sana.Babam Zeus seni sadece kadınlarla aldatmıyor!”

    Hera:
    “Söyle söyleceğini ve burayı terket Ares,şu an sinirlerim çok bozuk!”

    Ares:

    “Babam seni Ganymedes’le de aldatıyor!”

    Hera elindeki sepeti bırakır.

    “Bunu asla affedemem!”

    Ares:

    “Bana verdiği yetkileri de aldı elimdenSen toplantıya katılmadan evvel,çekti karşısına beni,küfürler savurdu bana!Hangi yüzle çıkacağım yoldaşlarımın karşısına?Neyse ki Poseidon,arka verdi de kurtuldum iyice rezil olmaktan…Athena’yı da benden üstün gördüğünü söyledi,seni de çekiştirdi arkandan,senin için kıskanç,inatçı,hırçın ve dırdırcıdır dedi. Arkadan düzen kurar,hiç bir işi açık değildir,dedi.Hasır altından su yürüttüğünü söyledi,sevgi ve nefretleri hiçbir mantığa dayanmaz dedi.Silah ve yetkilerini kötüye kullanmaktan çekinmediğini söyledi.”

    Hera:

    “Doğru mu bütün bunlar Ares?Benim arkamdan böyle konuştu mu?”

    “Doğru Tanrıça.”Diye cevap verdi Ares,emin bir ses tonuyla.Hera,Ares’e inanmakta zorluk çekmiyordu,bir gece yarısı Zeus,Ganymedes’in yanaklarını okşarken gözleriyle görmüştü.

    Hera:

    “Ares,Aphrodıte’ye,Poseidon’a,Hephaistos’a ve Hades’e söyle gelsinler,seninle daha sonra konuşuruz.”Ares:”Başüstüne Tanrıça.”Dedi ve çıktı.Hera,koskoca avluda yapayalnız kalmıştı.Baş Tanrı Zeus’un bir zamanlar kendisi için söylediği aşk sözcüklerini hatırladı.

    Zeus’un sözlerini yeniden işitir gibiydi:

    “Yatalım gel,sarmaş dolaş olalım yatakta,doyasıya.Bugüne dek ne bir tanrıçaya,ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni.Ne İksion’un karısı olacak kadını sevdiğimde Tanrılara denk danışman Peirithoos’u doğurdu o kadın,ne Akrision’un güzel topuklu kızını sevdiğimde,ne üstün yiğit Perseus’un anası Danae’yi ne çok ünlü Phoiniks’in kızını sevdiğimde,Minos’la tanrıya benzer Rhadamanthys’ü doğurdu o;ne Semele’yi sevdiğimde,Semele Dıonysos’u doğurdu,ölümlülerin neşesini,Alkmene Thebai’de otururdu.Bana üstün yürekli Herakles oğlumu doğurdu;ne güzel saçlı Demeter’i sevdiğimde,ne ünü uzaklara yayılan Leto’yu sevdiğimde.Seni bile hiç bir zaman sevmemiştim şimdiki gibi.”

    Hera,eski anılarının

    Halit ŞENER

    Ekim 21, 2008 at 5:07 am

  44. ATEŞİN HALKI—Roman—Uyarlayan ve yazan:Halit ŞENER
    Halit ŞENER
    01:53:10 @ 10-02-2008
    745 Defa Okundu Yeni Yazı Ekle

    Suçları inanmamak,cezaları ise
    sonsuza kadar yakılmaktı…

    Ve Tanrılar mahşere indiler.

    ACIMASIZ TUTKU,KENDİ YIKIMINI KENDİSİ YARATIR!

    GİRİŞ: Birinci Bölüm
    …VE İNSAN TANRILARI YARATTI

    “Muhakkak ben yeryüzünde bir halife var edeceğim”.Dedi,Yargıç. Ses tonu sert ve kararlıydı.Büyük muhteşem sarayın kubbelerinde Yargıç’ın sözleri bir kez daha akis yaptı.Büyük parlak mücevherlerle bezeli tahtın önünde,sağında ve solunda bir büyük ordu gibi hizalanmış olan Melekler,fırtınaya tutulmuş ağaçların dallarındaki yapraklar gibi bir sağa,bir sola savruldular.Şaşkınlık ve sessizlik fazla uzun sürmedi.Hizasından üç adım öne çıkan bir Melek,tahtın önünde secde edip kalktıktan sonra bütün cesaretini toplayıp itirazını söyledi..

    “Biz seni şükrünle yüceltir takdis ederken,orada bozgunculuk çıkartacak ve kanlar akıtacak
    birini mi var edeceksin”,diye sordu.Bu soru,Meleklerin meraklı bakışlarını Yargıç’ın üzerine çekti.Yargıç kendinden emin ve mağrur bir şekilde oturduğu tahtından kalktı .”Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim”,dedi.

    VE TANRI ADEM VE HAVVA’YI YARATTI

    Büyük gün gelmişti.Yargıç,bütün Meleklerini topladı.Adem ve Havva’yı getirdi.”Ey Meleklerim,Adem’e secde edin”,diye emretti.Şeytan hariç bütün Melekler Adem’e secde ettiler.Yargıç,Şeytan’ın emrine uymadığını gördü:”Ey İblis”,dedi”Sen niçin kibirleniyor ve Adem’e secde etmiyorsun?Emrime uymamakla kafirlerden olduğunun farkında mısın?”,diye sordu.Şeytan:”Ben ondan hayırlıyım.Beni ateşten yarattın.Adem’i ise çamurdan yarattın.”Diye cevap verdi.Yargıç öfkesinin bütün kudretiyle Şeytan’ı azarladı:

    “Öyleyse burdan çıkacaksın,burda büyüklenmen senin hakkın olmaz.
    Çık git.Gerçekte sen küçük düşenlerdensin”.

    Şeytan,Yargıç’ın bu sert sözleri ve emirleri karşısında duramıyacağını biliyordu.Ve yakarısını dile getirdi.

    “İnsanları dirilecekleri güne kadar beni gözleyip ertele”dedi.Yargıç cevap verdi:

    “Sen gözlenip-ertelenenlerdensin”.Şeytan istediğini kabul ettirmenin memnuniyeti ve cesaretiyle asıl niyetini açıkladı:

    “Madem öyle beni azdırdığından dolayı insanları saptırmak için mutlaka senin
    dosdoğru yolunda pusu kurup oturacağım.Sonra muhakkak önlerinden arkalarından
    sağlarından ve sollarından sokulacağım.Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın”.

    Yargıç,Şeytan’ın bu kötü niyetini umursamaz bir şekilde karşıladı.Onu engellemek ve onun şerrinden yarattığı insanları korumayı bile düşünmedi.O çözümü başka türlü açıkladı:

    “Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak çık”,dedi Şeytan’a.”Andolsun onlardan kim seni izlerse “,dedi,Adem ve Havva’ya bakarak,”cehennemi sizlerle dolduracağım.”dedi.Ve Yargıç Adem’e Şeytanı göstererek:”Ey Adem,bu gerçekten sana ve eşine düşmandır.Sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın.Sonra mutsuz olursun.Şüphesiz ki senin acıkmaman ve çıplak kalmaman cennette kalmana bağlıdır.Ve gerçekten sen burada susamıyacaksın.Ve Güneş altında yanmayacaksında.Sen ve eşin cennete yerleş.İkiniz dilediğiniz yerden yiyin,ama şu ağaca yaklaşmayın.Yoksa zalimlerden olursunuz”.Havva ve Adem Yargıç’ın önünde saygıyla eğildiler.Şeytan ise durumdan vazife çıkarmıştı bile.İblisce gülümsüyordu.

    ADEM VE HAVVA CENNETE KONULUYOR

    Adem çok mutluydu.”Allah’ın lutfuyla cennete konulduk”,dedi.Havva’ya:”Burada mutlu ve sonsuz
    bir hayat süreceğiz”:Dedi.Havva Ademe cevap verdi:

    “Ama şu ağaçtaki meyveler bize niçin yasak olundu acaba?” Diye sordu.Havva sorduğu soruya Adem’in cevap vermesini beklerken Şeytan,ansızın belirdi ve araya girerek Havva’nın Adem’e sorduğu soruya cevap verdi:

    “Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması yalnızca sizin iki melek olmamanız
    veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir”.

    Adem’in kafası karışmıştı.”Gerçekten doğru sözlü müsünüz?” diye sordu.Şeytan,kendinden emin bir şekilde cevap verdi:

    “Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim”.Dedi.Ve uzaklaştı.Uzaklaşırken de sinir bozucu ve ürpertici bir ses tonuyla kahkahalar atıyordu.Havva yasak ağaçtan iki elma kopardı.Adem’e uzattı.Adem ve Havva ilk günahı işlemişlerdi.Cebrail onları görmüştü.

    ADEM VE HAVVA CENNETTEN KOVULUYOR

    Evrenin bütün melekleri Yargıç’ın sarayında toplandılar.İnsanın işlediği ilk günaha bir ceza verilecekti.Çok geçmeden Cebrail,Adem ve Havva sert meleklerin kuşatması altında saray kapısından içeriye girdiler.Yargıç’ın tahtı önüne geldiklerinde secdeye kapandılar.Ve doğruldular Cebrail Yargıç’a bir durumu belirtti:

    “Adem ve Havva ilk günahı işler işlemez yeryüzünde hayvanlar birbirlerini avlamaya
    dikenler göğermeye başladı.Birbirlerinden ayrı mevsimler ortaya çıktı.”

    Yargıç,Cebrail’e cevap verdi:

    “Toprağı lanetledim.Ağır bir emek karşılığı olmadıkca insanoğluna hiç bir şey vermemesini
    emrettim”.Dedi.Yargıç,Adem ve Havva’ya sertçe baktı,Elma ağacını gösterdi.”Ben sizi bu ağaçtan men etmemiş miydim?” Diye sordu.”Ve Şeytan’ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?”Diye azarladı onları.Adem çok pişmandı:

    “Şeytan bizi aldattı Ya Rabbi.Ağacın meyvesini tadar tadmaz,ayıp yerlerimiz beliriverdi,
    üzerlerine cennet yapraklarından örttük.”Adem’in bu sözleri ilk günahın itiraf edilmesinden başka bir şey değildi.Yargıç bütün meleklerinin önünde Adem ve Havva’ya vereceği cezayı açıkladı:

    “Kiminiz kiminize düşman olarak inin.Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve
    geçim yeri vardır.Yeryüzünde yaşayacak,yeryüzünde ölecek ve yeryüzünden çıkarılacaksınız”.

    Adem itiraz etti,yalvarır bir ses tonuyla ve umutsuz son bir yakarışla:

    “Rabbimiz biz nefislerimize zulmettik.Eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen
    gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız.”Yargıç,Adem’e:

    “Sizi affettim.”dedi.”Yeryüzünde kim benim hidayetime uyarsa onlara korku yoktur.
    Ve onlar mahzun olmayacaklardır.”Yargıç,Muhafız ve sert silahlı Meleklerine dönerek:”Adem’i
    ve Havva’yı yeryüzüne götürün.” Diye emretti.Bu emir üzerine sert muhafız silahlı melekler Adem ve Havva’yı kuşattılar ve sarayın çıkış kapısına doğru ilerlemeye başladılar.Ve uzaktan Şeytan’ın alaylı ve sinir bozucu gülüşü duyuluyordu.Kafile yeryüzüne doğru gitmek için sarayın çıkış kapısına doğru uzaklaşırken Yargıç,Meleklerine korkunç niyetini şu sözlerle ifade etti:

    “Adem’in soylarından geleceklerin bütünüyle birlikte ölümlü olmalarını
    küçük bir azınlık bir yana en uzak torunlarının bile cehennemde sonsuz ceza
    çekmelerini emrediyorum.”Ve yine bu sert ve haşin sözler ve bu acımasız ifadenin bütün kelimeleri sarayın kubbelerinde tekrar tekrar yankı yaparken bütün melekler de bu evrenin en sert ve en acımasız ilahının huzurunda secdeye varıyorlardı.Büyük bir teslimiyet ve iman içinde idiler.İçlerinden sonsuz cezaya karşı tek bir itiraz sesi bile yükselmiyordu ve bunların adları da “Melek”di.

    Birinci bölümün sonu

    BÜTÜN BU ANLATILANLAR ( Estetik düzen dışında) UYDURULMUŞ YADA ABARTILMIŞ DEĞİLDİR.Kuran ve Hadislerde bütün bunlar yazılmış ve söylenmişlerdir.Duyurulur.

    İKİNCİ BÖLÜM:

    Güzel bir yaz günüydü, yemyeşil ormanın ve gölün üzerinden bir kartal adeta süzülüyordu.Taklalar atıyor,kah yükseliyor,kah düşer gibi yaparak yere doğru kayıyor ve ansızın tekrar havalanıyordu.Bu öyle bildik kartallardan biri değildi.Tanrılar Başkanı Gök Tanrı Zeus’un kartalıydı bu.Zeus,çapkın bir tanrıydı ve kartalı kendisine gözcülük yapıyordu.Ormanda duru suları olan bu gölde Irmak Tanrısı Asopos’un kızı olan Aiginia ile birlikte yüzüyordu..

    Aiginia memnundu.Tanrılar başkanının güçlü kollarında kendisini güvende hissediyordu.Gölün kenarına çıktılar.Aiginia Zeus’a:

    “Siz evrenin efendisi,bütün yaratıcıların hakanı,ne kadar tanrı varsa
    hepsinin başbuğusunuz.Siz göğün parlaklığı,ışıltılı aydınlığısınız.”Dedi.

    Zeus,bu sözlerden memnun olduğunu bakışlarıyla belli ediyordu.Baştanrı gibi değil,bir çocuk gibi hissetti kendisini.

    “Bulutları devşiririm,göklerde gürler şimşek savururum,yağmurları yağdırır
    yıldırımlar atarım” dedi,kollarını havaya kaldırarak.

    “Bütün bunları nasıl yaparsın?”diye sordu Aiginia.Zeus ağacın altına bıraktığı kalkanı Aiginia’ya göstererek:

    “Keçi derisinden yapılı bu kalkanımla.”diye cevap verdi.Aiginia itiraz etti.”Keçi derisinden mi?Benimle alay mı ediyorsun?” Diye sordu.Zeus:

    “Doğru söylüyorum Aiginia,”dedi,”Ama bu keçi öyle bildiğin keçilerden değildi.Güneş Tanrı Helios’tan doğma korkunç bir yaratıktı bu keçi.Titan denilen devler bile donakalırdı onu görünce.Bu kalkana sonradan Athena öldürdüğü Gorgo canavarının saçları yılanlarla örülü kafasını taktı.Savaşta kullanıldı mı dehşet içinde püskürtür her göreni…”

    Aiginia’nın gözü Zeus’un Asa’sına ilişti.

    “Bu Asa’nın öyküsü ne?” diye sordu. Zeus eski bir anısını hatırlar gibi yanıt verdi.

    “Bu Asa’yı oğlum Demirci Tanrı Hephaistos yaptı.Bu bir krallık asasıdır.Bu asayı hangi krala verirsem
    o kral benim yetkilerimi taşır.”dedi.Aiginia,tez canlı ve masum bir istekte bulundu:

    “Asanızı bana verirseniz ben kraliçe olur muyum?” diye sordu.Aslında yarı şaka bir soruydu bu.Zeus’da şakacı bir cevapla karşılık verdi.

    “”Hayır Aiginia,”dedi.”Bu yalnız krallara mahsustur.Ama benimle sevişirsen tanrıça olursun,böylesi
    daha iyi değil mi?”Aiginia,nazlanmanın tam zamanı olduğunu düşünerek kendisini geri çekti.Zeus:”Haydi nazlanma Aiginia,”diyerek Asopos’un kızını omuz başlarından yakaladı.”Kendini bana bırak,”dedi.Zeus,Aiginia’yı iyice kendine çekti ve uzun uzun öpüşmeye başladılar.Zeus,Aiginia’ya:
    “Sana kartal motiflli kolyemi vereyim,”dedi,boynundan çıkardığı kolyesini Aiginia’nın boynuna taktı.”Sana bu,bu sevişmenin bir anısı olarak kalsın,”dedi.”Bu kolyeyi boynundan çıkarma,bu seni her türlü tehlikelerden korur,kendini güvende hissedebilirsin.”Aiginia:
    “Bu kolyeyi üzerimde taşımak benim için bir şereftir Tanrılar Başbuğu,”diyerek memnuniyetini bildirdi.
    Zeus,kadına sevgiyle baktı.”Aiginia,güzel olduğun kadar da akıllı bir kadınsın sen,”dedi.
    “Bu sevişmeler aramızda gizli kalmalı,Hera’nın sana da bir kötülük yapmasını istemem,gel,o dudaklarından yine öpeyim.”Zeus,postun üzerine sırt üstü uzanırken Aiginia’yı da üzerine çekti.Yine sevişmeye başladılar.Zeus ve Aiginia,tutkuyla sevişirken yakındaki ekinler ayrılmaya başladı,gelen Zeus’un karısı Hera’ydı.Hera,Zeus’un bir kadınla kendisini aldattığını gözleriyle görmenin verdiği öfkeyle bağırdı:
    “Burada ne işin var Zeus?Öpüştüğün bu kadında kim?Beni başka kadınlarla aldatmaya
    utanmıyor musun?”Zeus,Hera’nın kıskançlık ve öfke dolu sesini duyar duymaz sırtüstü uzandığı yerden kalktı,beline kadar doğruldu.
    “Gölde yüzüyordum,az kalsın boğuluyordum,bu kadın olmasaydı boğulacaktım,bu su perisine hayatımı borçluyum.”

    “Uzun uzun öpüşmelerinizin nedeni bu mu?Bana yalan söylüyorsun,koskoca bir tanrı bir kaşık su da boğulacak ben de bu yalana inanacağım öyle mi?”Hera ve Zeus birbiriyle münakaşa ederken Aiginia elbiselerini toplar ve uzaklaşır.Zeus yine Hera’yı ikna etmeye çalıştı:

    “Bak Hera,gölde yüzerken ayaklarıma kramp girince çok su yuttum bu nymphe yuttuğum suları bu şekilde
    çıkarmaya çalışıyordu.”

    Ormanın derinliklerinde,göl kenarında Zeus ve Hera münakaşa ederken bu münakaşaya bir kişi daha tanık oluyordu.Bu Olympos’da yaşayan,Tanrılar Toplantısına Başkanlık yapan,kanunun,kuralın ve yasanın ta kendisi olan Hak Tanrısal Adalet Başkanı Themis’dir.Themis,Uranus’la Gaia’nın kızıdır.Mevsimlerin,yılların ve sanatların düzenini sağlayan,hayatla ölüm dengesini kuran,evrensel ve ölümsüz doğa yasasını temsil eden,tanrısal yasayı temsil eden bir tanrıçadır ve Zeus’un eski eşlerinden biridir.Zeus’un ve Hera’nın yine tartıştıklarını görür ve müdahale de bulunur:

    “Ne yapıyorsunuz burada?Sesiniz Olympos’tan bile duyuluyor.Artemis’e adanan bu kutsal ormanda dünya
    işlerinden habersiz nedir çekiştirdiğiniz?İnsanlar bile bakıp bakıp size gülüyorlardı demin,eğleniyorlardı arkanızdan.
    Siz tanrılara yakışır mı böyle rezil olmak,insanların önünde.İnsanlara karşı biz Olymposlu tanrıların itibarı azalırken siz burada tutuşmuş kavga ediyorsunuz.”

    “Neler diyorsun Tanrıça?”diye sordu Zeus.”Nedir anlatmak istediğin?
    İnsanların gözünden niçin düşer mişiz?”.Themis:

    “Dünya son çağlarda bir kaosa büründü,görmez misiniz?”diye sordu ve cevabını beklemeden konuşmasına devam etti:
    “İnsanlar tanrılardan yeni isteklerde bulunuyorlar,yetinmiyorlar eldekilerle,
    Ölümlüler ölümsüzlük istiyor.Biz tanrılar gibi sonsuz,mutlu,zengin bir hayat
    istiyorlar.Az görüyorlar onlara verdiğimiz nimetleri…”

    Zeus:

    “Nankörlük bu,haddini bilmezlik bu Tanrıça!”diye öfkeyle soludu.”İnsanlar bizden
    ne dilediler vermedik?Adaklar adadılar yerine getirmedik mi istediklerini?Ac mı bıraktık onları açıkta mı
    bıraktık?En zorlu savaşlar da bile yardımcı olmadık mı?
    İnsanların yardımına koşmadık mı her zaman,
    Kısa ama onurlu ve mutlu hayatları olsun diye…Su istediler verdik,
    ateş istediler aldılar…Toprağa ekmedik mi tohumlarını,meyvelerin
    sebzelerin?İnsanlar beslensin diye salmadık mı ormanlara av hayvanlarını?
    Yasak mı ettik Demeter’in buğday başaklı tarlalarını,
    Yasak mı ettik üzüm bağlarını Dıonysos’un şaraplarını?
    Apollon’un Altın Lir’inden çıkan tanrısal müziği gönder medik mi?
    İnsanlar şölenlerde eğlensinler diye…
    Yağmur istediler göndermedik mi?Ekinler su içsin hasat bol olsun diye
    Doğanın tüm nimetlerini vermedik mi insanların hizmetine?”

    Hera söze girerek:

    “Baş Tanrı öz karısını insanların gözü önünde böyle aldatırsa,
    İnsanlar elbette kıskanırlar tanrıyı bile.Olacağı buydu,
    Ölümlüler de göz koydular ölümsüzlüğe.Saygı duymayacak
    yüz çevirecekler bizden,eğer isteklerini yerine getirmezsek.”

    Hera,bu sözleri söyler söylemez ormanı terk etti.Onun için bu tartışmanın nereye gideceği önemli değildi.Ama Zeus Hera’nın söylediklerinin bir kısmına takılmıştı.Zeus,Themis’e:

    ” İnsanlar yüzçevirirlerse bizden kendileri bilirler.Koşmam bir daha yardımlarına.
    Yetkilerimi krallara devrederim istedikleri gibi yönetirler insanları.Acımam hiç birine…”Dedi.Ama Themis,Zeus’un nasıl bir karektere sahip olduğunu çok iyi biliyordu.Themis:

    “Bunlar senin yüreğinle söylediklerin değil,ağzınla söylediklerin Zeus.”diye karşı çıktı.
    “Böyle öfkeli konuşsanda,bilirim senin yüreğinin aslında ne kadar yumuşak olduğunu.
    Hani Troya Savaşında Akhalar da anlamıştı bunu.Gemilerin toplandığı Aulis’te
    bir belirti göstermiştin onlara.Kutsal sunaklarda,bir kaynağın çevresinde,güzel bir
    çınar ağacının altında bir su akıyordu.Senin gün ışığına saldığın bir korkunç yaratık
    sunağın altından çıkıp yürüdü sunağa doğru,sırtı kıpkırmızı bir yılan.Orda ufacık serçe
    kuşları vardı,yavrular minnacık, yapraklar altında büzülmüşlerdi,en yüksek dalında çınarın.
    Hepsi sekiz taneydiler,dokuzuncuları da yavrulayan anaydı.Bağrışan yavruları yutuverdi yılan,
    döndü durduydu anaları yana yana,yılan çöreklendi önce,sonra dikilip yakaladı
    çırpınan kanadından.Serçe yavrularıyla analarını yutunca böylece,sen dayanamamıştın,
    yılanı yok ederek ,taşa çevirmiştin.Serçe yavrularına bile acıyan bir yürek varken sende,
    tanrıların değerinden anlamayan doyumsuz aç gözlü insanlar var diye,yetkilerini devredeceğin kralların
    zorbalıklarına nasıl göz yumacaksın?Savaş yüzünden yetim kalmış çocuklar ağlaşırken,sen
    gülecek misin?Yoksullar ürettiklerini krallara kaptırınca sen görmezden mi geleceksin?
    İnsanlar dünyasında nimetler hakça paylaşılmadığı zaman yüreğin nasıl rahat edecek?
    Bir çözüm bulmalısın Kronosoğlu Zeus…Madem insanlar ölümsüzlük istiyorlar verelim.
    Öldükten sonra dirilmeyi umsunlar ne çıkar bundan?Biz tanrılar bile birbirimize yalan sözler
    söylerken Baş Tanrı insanlara yalan söylemiş çok mu?”Zeus,itiraz etti:

    “Yalan söylemek başka bir şey,söz vermek başka bir şey Tanrıça.Bunu isteme benden.
    Eğer insanlar ölümsüz olmayı koymuşlarsa kafalarına,bunu engelleyemem.
    Doğa yasaları bozulsa bile insanları kandırmakla uğraşacağıma,çekilir köşemde
    bomboş otururum daha iyi…”

    Hak Tanrısal Adalet Tanrıçası Zeus’un bu sözlerine karşılık vermede geçikmedi:

    “Öyle mi sanıyorsun Kronosoğlu?”,diye adeta azarladı.”Bugün sana dokunmayan bir yılan
    yarın seni sokmaz mı sanıyorsun?Ölümsüzlük zehri taşıyan bir yılan büyürken,
    insanları yerken tek tek,bozulurken dünyanın mutlu hali,sen köşende hiçbir şey yapmadan
    oturacak mısın,böyle yaparak insanların sana saygı duyacağını mı sanıyorsun?Tam tersine itibarını
    yitirip gözden düşmez misin?Gözden düşen bir tanrının egemenliği devam eder mi sanıyorsun?
    Evrenin en güçlü silahı sende diye bu kendine aşırı güvenin korkutuyor beni.”

    Zeus, Themis’in durduk yere böyle konuşmayacacağını anlamıştı.”Tanrıça,”dedi,
    “Bana asıl söylemek istediğiniz nedir?”Themis asıl konuya girdi:

    “Amcan İapetos’un oğlu Prometheus’un son kehaneti bütün tanrılar dünyasını yerinden oynatıyor
    ve sen bu kehanetin ne olduğunu bile merak etmiyorsun…”Zeus hemen karşılık verdi:

    “Neymiş o kehanet Tarıça,söyle bana.”diye sordu.

    “O kehanet tanrıların tahtlarının ve bahtlarının geleceği ile ilgili…Sen en iyisi
    onu Prometheus’un kendi ağzından dinle…”

    Zeus,Themis’i başıyla onayladı.”Haydi o zaman Olympos’a doğru yola çıkalım.”dedi Tanrıçaya ve ormanda gözden kayboldular.
    ………………………………………………………………………….

    KEHANET

    Kafa gücü bakımından Zeus’tan bile daha üstün olan Prometheus,Kafkas dağının yalçın tepelerinin yüksek bir yerinde heykel yaptığı atölye de çalışıyordu.Tanrıların ve Zeus’un habercisi tez ayaklı Hermes’in,Kratos(güç)ve Bia(zor,zorba)ile kendisine doğru gelmekte olduklarından habersizdi.Hermes,Kratos ve Bia nihayet atölyenin kapısını açarak içeri girdiler.Atölyede Prometheus’unyaptığı heykeller adeta canlı birer insan ve tanrı gibiydiler.Prometheus,başını çevirerek davetsiz misafirlerine sakince baktı.Hermes,Kratos’un ve Bia’nın ortasından bir kaç adım öne çıkarak Prometheus’a neden geldiklerini açıkladı:

    “Tanrılar Başkanı Zeus’dan sana bir haberim var Prometheus,”dedi.Uranos(gök)ve Gaia(yer)Kronos’a
    nasıl devrileceğini haber verdiyse,siz de Zeus’un bir gün tahtından ne şekilde ve kimin tarafından düşü-
    rüleceğini bilirsiniz.Babam Zeus,bu kehanetinizi sizden duymak istiyor,bu nedenle sizi Tanrılar Ülkesi
    Olympos’a götürmeye geldim.”dedi.Prometheus:

    “Amcamoğlu Kronosoğlu Zeus’a söyle beni boşuna beklemesin,”diye karşılık verdi.”Zeus’la yollarımız
    sonsuza kadar ayrıldı…”dedi:Prometheus,Kratos ve Bia’yı yine karşısında görmekten huzursuz olduğunu gösterir
    cesine konuşmasına devam etti:”Siz değil miydiniz beni konuşturmamak,susturmak için bir zamanlar dünyaları
    başıma yıkan?”dedi ve Hermes’e baktı:”Söyle Zeus’a Hermes,bu sefer konuşmaya niyetim yok…”

    Hermes bu cevaptan hoşnut olmadı.

    “Sen kendini konuşmamakta özgür mü sanıyorsun?”dedi.”Yalnız Tanrıların Başıdır yükümlü olmayan.
    Zeus’tan başkası özgür değildir.”Hermes sözünü bitirir bitirmez Kratos sinirli bir şekilde ve öfkeyle ileri atıldı:

    “Yeniden prangaya vurularak şu ıssız kayalıkta işkenceye mahkum olmak mı istiyorsun?”Ardından Bia konuştu:

    “Sen yalnızca bir kölesin Prometheus!”diye bağırdı ve üsteledi:”Bunu aklından çıkarma!”

    Prometheus’un hemen teslim olmaya niyeti yoktu:

    “Asıl köle sizlersiniz,siz Zeus’un uşakları,casusları ve dalkavuklarısınız!”diye cevap verdi.

    Kratos ve Bia,Prometheus’un üzerine yürüdüler,Hermes engel oldu.”Aklını başına topla Prometheus!”Dedi,Hermes.
    “Zeus’un emrine boyun eğmelisin,aksi halde zor kullanarak seni Olympos’a götürmek zorunda kalacağım.”dedi Hermes.Prometheus,durumun ciddiyetini başıyla tasdik etti.Olympos’a doğru yola çıktılar.

    ……………………………………………………………………………………………………………………..

    Yalçın dorukları,dik yamaçları olan Olympos’da Zeus Sarayının mermerden döşenmiş büyük avlusun da tarihi bir toplantı yapılacaktı.Olympos’un bütün Tanrı ve Tanrıçaları Baş Tanrı Zeus’un emriyle bu toplantıya çağrılmışlardı.Tanrı ve Tanrıçalar sarayın avlusunda ve bahçesinde ikişerli ve üçerli guruplar halinde geziniyorlardı.

    Ocak Tanrıçası Hestia,Olympos’un semalarında Zeus’un kartalını taklalar atarken gördü.Bu Hermes’in ve yanındakilerinin Olympos’a geldiklerine işaretti.Hestia ne yapacağını biliyordu,hızlı adımlarla yürüdü,sarayın kulesinin basamaklarını çıktı,gong salonuna ulaştı,mancınığı kullanarak büyük çelikten yapılı gongu bir kaç kez çalmaya başladı.

    Gongun sesini duyan tanrı ve tanrıçalar sarayın avlusuna doğru hızlı adımlarla yürüdüler.Toplantı büyük mermer masanın etrafında ve Zeus’un tahtı önünde yapılacaktı.Tahtın arkasındaki panoda Zeus’un karşı konulmaz kalkanı asılıydı.Zeus,krallık Asa’sını ise elinde tutuyordu.

    Önce mermer masaya Şehirlerin Koruyucusu Zeus’un kızı Athena geldi,elinde mızrağı ve üzerinde zırhları vardı.Onu Güzel sanatların kurucusu Apollon takip etti.Elinden hiç düşürmediği Gümüş Lir’i vardı.Apollon’u Deniz Tanrısı Poseidon takip etti.Elinde üç dişli yabası vardı.Poseidon’u Ölüler Ülkesi Tanrısı Hades takip etti:Hades’in başında ise miğferi vardı.Bu miğferi takan kim olursa olsun görünmez oluyordu.Hades’i Zeusun karısı Hera takip etti.Hera,bir toplantıya değilde sanki bir düğüne gelmiş gibi giyinmiş ve dut büyüklüğündeki elmas küpelerini de takmayı ihmal etmemişti.Boynuna astığı kolye ise muhteşem üç parça mücevherden oluşuyordu.Hera’yı Aşk ve Güzellik Tanrıçası Aphrodıte takip etti.Tanrısal güzelliğiyle göz kamaştırıyordu.Aphrodıte’i Savaş Tanrısı Ares takip etti.Sanki bir toplantıya değilde bir savaşa gelmiş gibi zırhlarını ve kılıcını kuşanmıştı.Ares’i Av Tanrıçası Artemis takip etti.Elinde yay,sırtında da şangırdayan okları vardı.Artemis’i Demirci Tanrı Hephaistos takip etti.Elinde örsü ve çekici vardı.Bu muhteşem Zeus Sarayını Hephaistos yapmıştı.Hephaistos’u Ocak Tanrıçası bakir Tanrıça Hestia takip etti.Hestia’nın elinde yanan bir meş’ale vardı.Zeus’un tahtının önüne geldi,saygıyla eğildi.Hestia:

    “Hermes,Prometheus,Kratos ve Bia geldiler.”dedi.Zeus:”Gelsinler,biz toplantıya hazırız.”dedi.Hestia,avlunun dış kapısına doğru yürüdü ve kapıyı açtı.Hermes önde,Prometheus ise Kratos ve Bia’nın ortasında olduğu halde avluya girdiler.

    Başta Zeus olmak üzere avluda bulunan bütün tanrı ve tanrıçaların meraklı bakışları Prometheus’un üzerine düştü.Zeus ise sert bakışlarla Prometheus’a adeta gözdağı verir gibiydi.Bilinç ve özgürlük tanrısı Prometheus ise hiç bir şey yokmuş gibi sakin ve kendinden emin görüküyordu.Prometheus’un bu soğukkanlılığı Zeus’u adeta sinir ediyordu ve daha fazla dayanamadı,ses tonuna sertlik verererk Prometheus’a sordu:

    “Yeni bir devrimin hazırlayıcısı olduğunuz söyleniyor.Buraya niçin
    getirildiğinizi biliyor olmalısınız?Evet,hemen kehaneti açıkla,tahtımı
    ve bahtımı neler bekliyor?”

    Prometheus,Zeus’a alakasız bir cevap verdi:

    “Bu sefer konuşmaya niyetim yok!Tahtınızın geleceği de beni ilgilendir miyor!”

    Zeus:”Tahtıma göz dikenin kim olduğunu söylemek zorundasın!” diye sert çıktı.

    Prometheus,Zeus’un eski huylarının devam ettiğini görüyor ama umursamıyordu:

    “İktidar sahipleri devrilir gider,düşünce sahipleri yener ve kalırlar,”dedi.ve devam etti.”Beni
    zorla konuşturamazsınız!Dünyayı keyfine göre yöneterek istediğin her şeyi yaptın ve
    yaptırdın.Geçmişi,bugünü ve yarını ipotek altına alabileceğini mi sanıyorsun?”

    Zeus:”sanıyor muyum?”Diye gürledi.”Seni yine Kafkas dağlarında bir kayaya bağlayıp Kratos’a teslim
    etmemi ister misin?Acı çekmekten zevk mi alıyorsun?Eğer özgür kalmak istiyorsan tahtıma
    göz dikenin kim olduğunu söylemek zorundasın.!”Prometheus inatçıydı.Ama doğru bildiğini Zeus’a söylemenin artık zamanının geldiğini anladı.

    “Benim özgürlüğüm düşüncelerimdir,bilincimdir,aklımdır.Düşünceye gem vuramazsın,özgür düşünceyi tutuklayamaz susturamazsın.Olaylar nasıl gelişirse gelişsin,gelecekte egemenlik kaba kuvvetin değil,özgür düşüncenin olacaktır.Sana gerçeği söyleyeceğim,ama bundan hoşnut olmayacaksın.Bir gün bir insanoğlu Krallık Asa’nızı elinizden alacak,Titanları ve Dev Gigant’ları yendiğiniz yıldırım yüklü bu karşı konulmaz kalkanınızı da.İnsanlar dünyaya ve bütün evrene egemen olacaklar.İşte o zaman bütün tanrısal mevhumlar evreni terkedecek.”

    Gökler gürlemeye,sağnak yağmurlar ve hızla uğuldayan rüzgarlarla yıldırımlar akmaya başladı.Tunçtan yapılı Tanrı sarayı yıkılacak gibi oldu.Zeus:

    “Bana yalan söylüyorsun!Tanrılara muhtaç olan insan nedir ki dünyanın ve evrenin egemenliğini eline alabilsin?”Prometheus pratik aklıyla Zeus’a cevap vermekte geçikmedi:

    “İnsanı güçsüz,fani,tanrıların varlığına muhtaç diyerek küçümsüyorsunuz ama,bir zamanlar evrene egemen olabilmek için babanız Titan Kronos’la girdiğiniz savaşta bir ölümlü kahramanın,Herakles’in yardımına ihtiyaç duymuştunuz.”

    Prometheus’un bu sözleri sarayın büyük avlusunu gürültüye boğdu.Tanrılar infial içinde birbirleriyle konuşuyorlardı.Savaş Tanrıçası,Şehirlerin koruyucusu,Zeus’un kızı Athena’nın sesi duyuldu:”Prometheus akıldan yana üstün bir Titan Oğludur,yalan söylemez.”Bu sözlerin ardından Deniz Tanrısı Poseidon’un itirazı yükseldi:”Eğer bu doğruysa,toprağı titretirim,denizleri okyanusları taşırıp dünyada ki bütün insanları tuzlu sularımın altında bırakırım.”

    Poseidon’un bu sözlerinin ardından Ares öne atıldı,bütün heybet ve öfkesiyle konuştu:

    “Senin denizlerini taşırmana gerek yok Poseidon,savaşçılarımı yanıma toplarım,bütün insanları kadın, çocuk,genç,yaşlı demeden kılıçtan geçiririm.”Nifak Tanrıçası Hera,Savaş Tanrısı oğlu Aresİ destekledi.

    Hera:”Tek bir insan bile kalmamalı yeryüzünde!” diye o insafsız düşüncesini öfkeyle dile getirdi.Yeraltı Ölüler Ülkesi Tanrısı Hades’de Tanrıça Hera’ya kendi önerisini söyledi:”Bütün insanları yeraltı ölüler ülkesine memnuniyetle davet edebilirim.”dedi.Prometheus,karşı çıktı.”İlk aklınıza gelen çözüm insanları öldürmek mi?Zaten binbir güçlüklerle yaşamaya çalışan insanların katledilmelerini hiç kimse düşünmesin!Beni karşınızda bulursunuz!”

    Ama Prometheus’un bu sert çıkışı tanrıların gülüşmelerine yol açtı.Prometheus’a gülmekle kalmıyor alaycı bakışlarla da Prometheus’u adeta küçümsüyorlardı.Zeus,Apollon ve Athena ise durumun ciddiyetinin farkında olduklarından ciddi duruyorlar diğer tanrılara iştirak etmediklerini belli ediyorlardı.Ares,Prometheus’a o kadar çok güldü ki,gülmekten dolayı gözleri yaşarmış ve kendisini yere atmaktan zor tuttu.”İnsanlardan yana olmayı bırakta,sen kendini kurtarmaya çalış!”Diye bağırdı Ares,Prometheus’a.Prometheus,Ares’e cevap verdi:

    “Zorbalık özgür düşünceyi alt edemez.Beni güç kullanarak tutsak alabilirsiniz ama düşüncelerimi asla esir edemezsiniz!İnsanları savunmak için yalnız değilim.Benimle istediğiniz kadar alay edebilir,bana istediğiniz kadar gülebilirsiniz;ama,kaba kuvvet, özgür düşüncenin karşısında her zaman boyun eğmek zorundadır!”

    Başta Ares olmak üzere Prometheus’la alay eden tanrıların aniden neşeleri kaçtı.Bu seferde Prometheus’a ciddi ve sert bakışlar atmaya başladılar.Onlara göre Prometheus bu pervasız düşünceleriyle haddini çok aşmıştı.Ares,öfkeyle kılıcını çekti,Prometheus’a doğru ilerledi,bunu gören Zeus,Ares’in karşısına dikildi.Ares’i sertçe göğsünden iteledi.Ares,kılıcını yeniden kınına soktu.Zeus,Prometheus’a baktı.”Benim tahtıma göz diken insanın kim olduğunu söyle!”dedi.Prometheus cevap verdi:”Bu bir kral oğlu da,sıradan bir insan da olabilir:O insanın kim olduğunu ben de bilmiyorum.Zeus:

    “Bu kehanetin hiç de inandırıcı değil,” dedi.”Değil sıradan bir insan,bir tanrı oğlu bile benim egemenliğimi elimden alamaz!Senin amacın nedir?Beni kuşkuların baskısı altında tutmak sana zevk mi veriyor?”Prometheus,cevap vermedi.Savaş Tanrıçası sanatı ve şehirleri koruyan tanrıça Athena:”Ak yıldırımlı Zeus baba,”dedi,”izin verirseniz Prometheus’a bir kaç soru sormak istiyorum.”Dedi.Zeus:”Sorunuz”dedi.Athena bütün bakışlarını dikkatle Prometheus’a çevirdi:”Bir gün bir insanın Tanrılar tahtını ele geçireceğine gerçekten emin misiniz?Bu doğru mu?”diye sordu.

    “Ben,doğru olduğuna inanmadığım hiç bir şeyi konuşmam.”Diye cevap verdi Prometheus.Ve Athena soru sormaya kaldığı yerden devam etti:”O halde insanların Tanrılara başkaldırışlarının nedenlerini biliyorsunuzdur?”

    Hera,oturduğu yerden hırsla kalktı ,”İtiraz ediyorum,”dedi.”İnsanların tanrılara karşı asi oluşlarının haklı nedenleri olamaz!”Dedi.Hera Athena’nın bu sorusunu yersiz bulmuştu.Hades’de oturduğu yerden sakince ayağa kalktı ve görüşünü açıkladı:”Tanrıça Hera doğru söylüyor.Bize başkaldıran insanların ölümle cezalandırılmaları gerekir!”Bu sözler üzerine Zeus:”Bunları sonra konuşuruz.Bırakın Prometheus,Athena’nın sorularına cevap versin!”Athena,bunun üzerine:”Sorumu tekrar etmeme gerek var mı?” diye sordu Prometheus’a.Bilinç ve özgürlüğün tanrısı:”Gerek yok Tanrıça.”dedi,ve devam etti.”İnsanların tanrılara başkaldırış nedeni,tanrıların dünyayı adaletsiz,acımasız ve zorbaca yönetmeleridir.”Prometheus’un bu sözleri yeniden buz gibi bir hava yarattı.Gökgürültülerinin ve rüzgarın uğultusu yeniden avluyu doldurmaya başladı.Sanatların koruyucusu Apollon bu gergin havayı yumuşatmayı düşündü.Prometheus’a karşı çıktı:”Haksızlık ediyorsunuz!Zeus,hakka dayanan insanca bir düzenin kurucusu ve koruyucusudur.”Dedi,ançak Apollon’un bu sözleri bilinç tanrısını ikna etmedi.Prometheus:

    “Ben sizinle aynı fikirde değilim Apollon!İnsanlar alın teriyle kazandıkları zenginliklerini,kendi hayatları için değil,yalnızca tanrıların gönlünü hoşetmek için,bütün imkanlarını tapınaklara,rahiplere ve savaşlara harcıyorlar!”

    “Ama bu tapınaklarda yetiştirdiğimiz rahipler,insanların tanrılarına saygı duymasını sağlıyorlar,yardımlaşmayı ve güzel yaşamayı öğretiyorlar insanlara.”diye cevap verdi Apollon.Ama hiç de ummadığı bir cevapla karşılaştı.

    “Ve korkuyu öğretiyorlar Apollon,tanrı korkusunu!”Poseidon itiraz etti:”İnsanlar tanrılardan elbette korkmalıdır!”,dedi.

    Prometheus kıvrak aklıyla cevap verdi:”İnsanlara tanrısal korkular salarak onlara güzel yaşamayı değil,zorbalığı öğretirsiniz!”Ona Apollon karşılık verdi:

    “Bizim varlığımızı tanımadan önce yaşayan insanlar,çirkin büyücülerin esirleri olmuşlardı!”

    “Bu doğru…Ama o çirkin ve şarlatan büyücülerin yerini bu seferde adaletsiz tanrılar aldı.”diye karşılık verdi Prometheus.Bu sözler en çok Zeus’a dokunuyordu,çünkü o bütün tanrıların başkanı ve onların yöneticisiydi.Ama asıl beynini kurcalayan soruyu sordu Prometheus’a:

    “Tanrılar içinde insana en yakın tanrı sensin Prometheus.İnsanların tahtıma göz dikmelerinin gerçek nedenleri nedir?”

    Prometheus,cevap verdi:

    “Dünya iyi yönetilmiyor!Halklar,desbot kralların,ruhban takımı din adamlarının ve acımasız sert komutanların zulmü altında ağır vergilerle sömürülüyor.İnsanları yönetenler siz Tanrı ve Tanrıçalar gibi yaşıyorken,yönetilen halk,açlığa,sürgit yoksulluğa,sömürü ve savaşa mahkum ediliyor.Nice alınterleriyle,nice büyük emeklerle yaratılan zenginlikler insanlara adilce pay edilmiyor,hak,hep güçlünün oluyor!”Zeus,yine bu cevap karşısında da tatmin olmadı.Sesini biraz daha yükselterek yeniden sordu:

    “İnsanların tahtıma göz dikmelerinin nedeni bu mu?”bunu sorarken adeta küçümsüyor,alay ediyordu.Ama arkasından da asıl soruyu sormayı da ihmal etmedi,bütün ciddiyet ve samimiyetiyle sordu:

    “İnsanlar bizden ne istiyorlar?”Diye sordu,uzun ve kalın parmakları elinde tuttuğu Asa’sını sertçe okşuyordu,parmaklarının bu sinirli hareketleri sabrının tükendiğini gösteriyordu.Prometheus ise bildiği doğru cevapları vermeye sonuna kadar kararlıydı:

    “Sömürünün ve savaşların olmadığı bir dünya da yaşamak istiyorlar,barışın,özgürlüğün,mutluluk ve zenginliğin sağlandığı bir dünya da.Birlikte üretilen nimetlerin,yine birlikte ve hakça pay edildiği bir dünya da yaşamak istiyorlar;ve her türlü fikrin serbestce konuşulduğu bir hayat istiyorlar.”

    Zeus,Prometheus’a alaycı bir bakış fırlattı,kinayeli bir ses tonuyla:

    “Ve ölümsüzlük istiyorlar,değil mi Prometheus?”

    “Hayır,hayır,siz Olympos Tanrılarından insanların böyle bir isteği yok.”Diye karşılık verdi Prometheus.Bunları söylerken emindi ama Zeus aynı fikirde değildi.

    “Ama bizim dışımızda kalan başka ilahlardan istiyorlar!Ve o ilahlar da insanların gözüne ve gönüllerine girmek için insanları öldükten sonra yeniden diriltip onları sonsuz ve zengin bir hayatta yaşatacaklarını vaadediyorlar.!Kandırıyorlar insanları!Ama biz Olymposlular insanları sonsuz yaşayacakları bir dünya umutlarıyla kandırmadığımız için,insanların gözünden ve gönüllerinden düşüyoruz!Senin insanlar için istediklerin,insanların bizden istedikleri yanında bir hiç kalır! Bir zamanlar bizimle beraber insanoğlu,evrenin en önemli varlığı oluvermişti,dünya gençken.İnsanlar doğanın ortasında toprağa bağlıydılar,doğayla kucak kucağa yaşıyorlardı.Günlerini,ağaçların,denizlerin,tepelerin,çiçeklerin arasında geçirirlerdi.İlkel denemeyecek kadar saf ve iyi insandı onlar…Korularda dolaşan delikanlılar,ağaçlar arasında ansızın bir nymphe’ye rastlarlar,duru bir kaynağa eğilen genç kızlar,sular da bir naiad’ın yüzünü görürlerdi.Halbu ki bizden önceki insanlar ürküntüye kapılıp korkunun esiri olmuşlardı.Tanrılarını kedi başlı bir kadın olarak düşündüler.Taşlardan dev gibi heykeller yapmaya başladılar.Cansız kocaman bir sfenkse taptılar.Taptıkları tanrıların insanla bir ilgisi yoktu.Kuş başlı adamlar,boğa başlı aslanlara tapıyorlardı,tanrı diyerek!İnsanların tanrıları karşısında hiçbir önemi yoktu.Çağ geldi insanoğlu bizimle evrenin en önemli varlığı oluverdi.Ama ben ne yapabilirim bundan böyle,insanoğlu kendi öz değerine sırtını dönüyorsa?Kurtuluş vadeden ahretçi dinlerin gönüllü köleleri oluyorlarsa ben ne yapabilirim?Benden de bir kurtuluş dini yaratma mı istiyorlar,doğanın düzenini bozmamı istiyorlar,insanların gözünden ve gönlünden düşmeyelim diye!”

    Prometheus,Zeus’a cevap verdi:

    “Kurtuluş dinlerinin dünyada ki temsilcileri ufak bir azınlık,onlarda itibar görmüyorlar insanlardan,çünkü,İsa,bir avuç havarisine verdiği öğütlerde zenginliği alçaltıp,yoksulluğu yüceltiyor,aileyi değil,bekarlığı salık veriyor.İnsanların dünya da yaşamak için özlem duydukları her şeyin tam tersini öğütlüyor insanlara.Ama size bağlı krallar zorbalaştıkca,özgür düşünceyi yargıladıkca mahkemelerde,insanlar şarlatanların esiri oluyorlar,çünkü vicdan terazisinin küfesi,akıl terazisinin küfesinden daha ağır çekiyor.Socratese hüküm giydirildi,felsefe yaptığı,gençleri kötü yola,inançsızlığa sevk ettiği için,mahkeme kararıyla baldıran zehri içirildi.Tales,dünyayı Okaneos’la değil,suyla,nemle açıkladığı için yargılandı.”Su nereden geliyor?”Sorusuna:”Oksijen’in ve Hidrojen’in birleşmesinden”,dediği için Anaksimandros’da yargılandı.Güneş ve Ay’ın devinimlerini,Helios ve Selene’nin değişken iradeleriyle değil,Güneş’in akkor halinde bir taş olduğunu,yıldızlar da dünyanın çevresinde devinip duran birtakım değirmi halkalardır,dediği için Pitagoras’da yargılandı.Herakletios’da yargılandı,”Ölümlüler ölümsüz,ölümsüzler ölümlüdürler”,dediği için,sizinle çatışmakta olduğuna aldırmadı diye.Piron’da yargılandı,kuşkucu diye.Carneades’de yargılandı kader kavramıyla çekiştiği için.Protagoras,tanrıların olup olmadığının önemli olmadığını söylediği için,Atina yargıçları tarafından sürgüne gönderildi.Din gizlerini alaya aldığı için,Meloslu Diagoras’ın başını getirene ödül konuldu.Dinsizlikle suçlanan Aristoteles kendisiyle düşmanlarının arasına Euripedes’i koymasaydı bir felaket yaşayacaktı.Teophrastes ve Stilpon koğuşturmalara uğradılar,özgür düşündükleri için.Ünlü Frine de dine hakaretten ötürü Atina yargıçlarının önüne çıkartıldı.

    Hey Tanrılar,insanı insan yapan özgür düşüncenin yolunu böylesine mahkeme kararlarıyla engellerseniz kurtuluşcu dinler elbette yapışır yakanıza!Sizi de felakete sürükler insan,kendisini de.Bırakın insanlar istedikleri gibi özgürce düşünsünler;çünkü,fikir özgürlüğünün yasak edildiği bir dünyada felsefe,insan aklı yaratıcılığı ve bilimin yerini dogmalar alır…En kötü fikirlerin söylenmesinden bile korkulmamalı ki,en doğru fikirler tohumunu ekip toprağa yeşerebilsinler.

    Eğer tahtınızı sonsuza kadar elinizde tutmak istiyorsanız,bu insanca çözüme boyun eğmek zorundasınız,başka çareniz yok!

    …………………………………………………………………………………………………………………..

    O gece Olympos’da gökler yıkılıyordu adeta.Kara dev bulutlar iki büyük ordu gibi çarpışıyor,gökgürültüleri arasından şimşek ve yıldırımlar akıyordu,tanrısal ülkenin tanrı sarayları üzerine.Bardaktan boşanırcasına akan yağmurların sesleri her tarafı kaplıyordu.Zeus’un yıldırımları ve yağmurları,Hermes’in rüzgarlarıyla birleşiyordu.İlk defa o gece Zeus’u uyku tutmadı,gece boyunca bir sağa,bir sola dönüp durduğu yataktan kalktı,Hera’yı uyandırmamak için yavaş hareketlerle sarayın avlusuna inen basamaklara doğru yürüdü.Şamdanların loş ışıkları Zeus’un gece kıyafetleri içinde olduğunu gösteriyordu.

    Zeus,sarayın kendisine ait büyük odasına giderken geri döndü.koridorun ortasında bir odanın giriş kapısını çaldı,kapıyı araladı ve içeriye doğru seslendi.”Bana ambroisa ve nektar getir.”Dedi ve yeniden geriye döndü ve kendi dairesine çekildi.İkonlarla ve tarihi antik eşyalarla dolu odasında canı sıtkın bir şekilde üç aşağı beş yukarı gezinmeye başladı.Dışa açılan balkona çıktı,zifiri karanlık gece de rüzgar uğultusuyla beraber sağnak yağmurlar yağıyor,şimşek ve yıldırımlar Olympos’un dik yamaçlarına akmaya devam ediyordu.Ganymedes elinde bir tepsiyle içeri girdi.”Ambroisa ve nektarınızı getirdim efendim.”dedi.Ve tepsiyi masanın üzerine bıraktı.Tam bu sırada Hera dış kapıda beliriverdi,içeri girmek için Ganymedes’in çıkmasını bekledi.Ganymedes,baştanrıya sordu,”Başka bir isteğiniz var mı efendim”. “Hayır yok Ganymedes,gidebilirsin”,dedi.Ganymedes,kapıdan çıkarken Hera’yı gördü ve Tanrıçayı başıyla selamladı.Hera,bir kaç adım daha içeri girerek Zeus’a yaklaştı.”İda dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken gördüğün,Tanrılara Şarap Sunucu olsun diye Olympos’a getirdiğin kral Tros’un oğlu,bakıyorum da sana iyi bakıyor!Her neyse,gecenin bu zamanında niçin uykularının kaçtığını tahmin edebiliyorum.Prometheus’un söyledikleri boşuna sıkıyor senin canını”.Zeus Hera’yla aynı fikirde değildi.”Prometheus’un söylediklerini hafife alma Hera!”Dedi,”en iyisi…” Zeus’un sözlerini Hera tamamladı.

    “Yani Prometheus’un istediği gibi,insanları barış ve özgürlük dolu bir ortamda mutlu ve zengin mi yaşatmalıyız?”

    “Bunu yapacak gücümüz var…”

    “Hayır yok!Bu asla mümkün olmaz!”Diye yüksek sesle cevap verdi.Zeus,”neden?” diye sordu.Hera,cevap verdi.

    “Biz Olympos Tanrılarının dünyadaki temsilcileri sefil halk yığınları,kentliler,işçiler,köylüler,köleler ve esirler değil,bizim temsilcilerimiz krallar,komutanlar ve rahiplerdir”.Zeus,itiraz etti:

    “Krallara,komutanlara ve rahiplere biz mi bağlıyız,yoksa onlar mı bize bağlı?”

    “Anlamıyor musun?”diye sordu Hera ve devam etti.”İnsanları yöneten egemenlere verdiğimiz tanrısal yetkileri onların elinden alırsan,asıl o zaman tahtını tehlikeye atmış olursun!”"Egemenlerin yetkileri devam edecek”.Diye karşılılık verdi Zeus.Hera itiraz etti:

    “Egemenlerin hizmetlerini kimler yapacak?Bu mantıklı çözüm değil Zeus.Her insanın zengin ve mutlu olduğu bir dünyada değil kralların,komutanların ve rahiplerin egemenliği,Tanrıların egeenliği bile sözkonusu olamaz.”

    Zeus:

    “Eğer o kurnaz kafanda bir çözüm varsa söyle bana,öyle bir çözüm bul ki insanlar,dünyevi hayatlarına devam etsinler ama Tanrı tahtına gözkoyma fırsatını bulamasınlar.”

    “İnsanlara o fırsatı vermeyeceğiz!”

    “Ama nasıl?İşte asıl mesele bu.”Hera alayımsı yüz hatlarıyla gülümsüyordu.”Bazen senin aklından şüpheye düşüyorum Zeus!”,dedi.”Bu kadar basit bir mesele karşısında bir çocuk gibi davranıyorsun.Roma krallarının dünyayı avuçlarına aldıkları o çağları ne çabuk unutuyorsun?Biz Olympos Tanrıları o çağlarda en mutlu,saygın ve görkemli zamanları yaşadık.Kim vardı o zaman kralların başında?Ares vardı.O çağlarda insanlar ve en zorlu savaşları kazanan krallar bile biz tanrılara hürmet gösteriyorlardı.Ares’in krallarıydı onlar.”

    Zeus,Hera’nın kendisine birşeyler ima ettiğini anlıyordu.

    “Ne demek istiyorsun Hera?”,diye sordu.Ve konuşmasını sürdürdü:”Ares,kan dökmeyi,kaba kuvveti ve savaşı sever.Ürperti yaratan yoldaşlarıyla zorbanın beceriksizin tekidir o!”

    “Haksızlık ediyorsun Zeus!”diye karşı çıktı Hera:”Savaş Tanrısı Oğlumuz Ares’e haksızlık ediyorsun!”,diye yineledi.”Ares’i kralların başından aldıktan beridir,insanların gözünden düşer olduk,her geçen zaman itibarımız azalmaya başladı.Duymadın mı,tanrısal ateşi iki kez çalarak insanlara veren,onlara zamansız bir onur sunan,suç işleyen Prometheus’u! İnsanlar arasında ki tanrıtanımazları bile bize karşı savundu kendi sarayımızda!Ve biz onu saygıyla dinledik,Amcan Titan İapetos’un oğlu Prometheus’u.Klymene’nin oğlunu.Bize karşı insandan yana olarak niçin cephe aldığının nedenlerini biliyorum ben.Kardeş Atlas’ın ve Epimetheus’un intikamını alıyor bizden,ve kendi elinle Tartaros’a kapattığın babasının intikamını.Kıvrak,cin fikirli Prometheus’un insandan yana göründüğüne bakma sen,itibar etme söylediklerine daha iyi.Ares’in önünü kesme Zeus.Bırak dönsün yeniden gümbürtülü savaş meydanlarına.”

    …………………………………………………………………………………………..

    Şarap Tanrısı Dıonysos’un arabası,Kafkas dağlarının yalçın tepelerinden aşağı yaylalara doğru ilerliyordu.Dört yağız atın çektiği bu şarap fıçılarıyla yüklü tanrısal arabanın ön eğerinde Prometheus’da vardı.Araba,heykellerin yükseldiği bir düz alanda bir yapının önünde durdu,burası Prometheus’un heykellerini yaptığı yerdi.Arabadan indiler ve heykel atölyesinden içeriye girdiler.

    Dıonysos:

    “Kehanetini açıklamakla insanların hayatını tehlikeye düşürdün!”Dedi.”Bundan böyle Tanrılar insanlara kuşkuyla bakacaklar!”Prometheus,Dionysos’la aynı fikirde değildi.

    “Dile getirilmeyen düşünceler gerçekleşmez Dionysos;insanlık ülküsü de kolayca gerçekleşebilinecek bir küçük hedef değildir.”

    “Yani sen,insanların tanrı yasaları karşısında insanca yaşamaya muvaffak olabileceklerine inanıyor musun?”

    “İnanmak tembellerin işidir,körü körüne inanmaksa aptalların.İnsanları tanrısal yılgı ve korkulardan kurtarıp,aklın özgürlüğün,bilimci yaratıcılığın içinde çalışmaya sevk etmek gerekiyor.”

    “İnsanlar senin dediğin gibi yaşamak zorunda mı?Sen de bilimci bir din yaratıyorsun!”

    “Hayır Dionysos,bilim bir din olacak kadar sınırlarını daraltmaz,kendisini küçültecek kadar itibar etmez ona.Bilim,felsefeye,akla,özgürlüğe ve insan yaratıcılığına dayanır.Kuşkuya kapılıpdeneyler yaparak doğruyu buldu mu hiç bir güç boyun eğdiremez ona…Bilim,insanı baştanbaşa kavrar,yükseltir,ona hem güven hem çoşku verir.İnsan düşüncesine her zaman yeni yeni atılış gücü sağlar.Bilim doğru kullanıldığında insan hayatına bir anlam bir soyluluk kazandırır.”

    Dıonysos,küçük bir şarap küpünden iki gümüş kupaya şarap dolduruyor,bir yandan da Prometheus’a cevap yetiştirmeye çalışıyordu:

    “Sen de bir ütopya kuruyorsun Prometheus”,dedi,doldurduğu kadehin birini Prometheus’a uzattı,kupaları tokuşturarak içtiler.Dionysos,sözlerine devam etti.”Gerçekleşmesi hiçbir zaman mümkün olmayacak bir yeni dünya için düşünmenin ne yararı olabilir?Pandora’nın sandığından çıkan kötülükler dünyanın her tarafına yayılmış durumda!”

    Prometheus:

    “Tek bir umut bile,yeni ve mutlu bir dünyanın kurulmasına yetecektir.Umut etmek ve çalışmak gerekiyor.Umutsuzluk,umudun kapılarını kapatıyor hiç durmadan bu doğru ama,umudun en büyük düşmanı cehalet,korku,keder ve yılgılardır.İnsanoğlu bir gün Tanrısal korkuları yenerek özgürleştiğinde yeni ve mutlu,zengin ve çoşku dolu yeni bir dünya yaratılacak.”

    …………………………………………………………………………..

    Bir sonbahar günüydü,ormandaki yemyeşil ağaçların yaprakları sararmaya yüz tutmuş,Hermes’in rüzgarlarıyla dökülmeye başlamıştı.Ağaçların altı dökülmüş yapraklarla dolu olduğundan toprak ana Gaia’nın bütün bedeni yapraklarla bezenmişti.Europa elinde bir sepetle ve acele adımlarla ormandaki gölün yamacına doğru ilerledi.Beyaz bulutlarla kaplı göğe baktı,evet aradığını görüyordu,Zeus’un kartalını gördü.Taklalar atarak ve kah süzülerek uçan bu ilahi kartal,Zeus’un ormanda olduğunun habercisiydi.Europa,çevresine bakındı,Zeus bütün heybetiyle kendisine bakıyordu.

    “Beni görmek istemişsiniz Europa,işte geldim”,dedi Zeus.Ve Zeus’un gözleri Europa’nın taşıdığı sepete takıldı.”Bu sepeti hala taşıyor musun?”Diye sordu.”Oğlum Demirci Tanrıya senin için yaptırdığım bu çiçekliği”,diye ilave de bulundu.

    Europa,Baştanrı Zeus’un sorduğu bu soruya üzgün ve netametli bir ses tonuyla cevap verdi:

    “Ama ne yazık ki bu sepetin içine koyduğum nergisler,sümbüller,menekşeler,kırmızı yaban gülleri düne kadar Aşk Tanrıçaları Kharit’ler gibi ışıldarken soldular Zeus.Bunları sana getirmiştim”,dedi.

    Zeus:”Üzüldüğün şeye bak Europa!Ben çiçeklerini almaya değil,seni görmek için geldim,seni görmeyeli çok oldu,aradan uzun çağlar geçti,özledim seni!”

    Zeus,eski sevgilisine yaklaştı,özlem dolu bakışlarla omuzlarını tuttu ve kendisine çekti,Europa’nın dudaklarından öpmeye başladı,Europa ise Zeus’un istençli öpüşüne en ufak bir karşılık vermiyordu ve adeta bir heykel gibiydi.Aiginia,ormanda Zeus’un olduğunu biliyordu ve onları sevişirken görünce geriye dönmüş hızlı adımlarla uzaklaşmaya başlamıştı.Aiginia,ormana Zeus’un kendisini görmek için geldiğini sanmış ve yanıldığını kendi gözleriyle görmüştü,yüzü acı,hüzün ve hayalkırıklıklarının çizgileriyle dolmuştu.Bütün bunlardan habersiz eski sevgilisiyle özlem gidermeye çalışan Zeus,ısrarlı öpüşlerine Europa’nın karşılık vermediğini anladı ve hızla kendisini geri çekti,acı bir ses tonuyla sordu:

    “Europa!Dudaklarının eski tadından eser yok!Yüzünde gülümsemiyor!Ellerin titriyor Europa,neden?”

    “Adımı bir zamanlar seninle sevişerek bir Kıta’ya verdim;ama,seninle seviştiğimiz o çağlarda Girit’e giderken mevsimler karşılardı bizi.Denizin dalgaları iki yana açılırdı,önümüzde ve arkamızda Deniz Tanrıları Nereid’ler borularını öttürerek giderlerdi.”

    “Evet Europa,bana getirmek istediğin çiçekler bile solduktan sonra…”Dedi ve kelimelerin devamını getiremedi,eski günlerin bir daha geri gelmeyeceğini anlamış ve kendisini nostalji rüzgarlarına kaptırmıştı.Europa,konuşmasına devam etti:”Tanrılar Kralının sevgilisi olduğum için çevremdeki herkes saygı duyardı bana;şimdilerde ise çağlar boyu tanrı ve tanrıçalar için yapılan tapınaklar,sungular ve usta ellerden çıkan heykellerimiz tek tek yıkılıyor!”

    Europa’nın bu sözleri üzerine Baş Tanrının gülümseyen çehresi yerini kızgınlığa bıraktı.Gökteki bulutlar çarpışmaya ve gökler gürlemeye başladı.Zeus:”Yani bize bağlı krallar asi mi oldular?”Diye sordu.

    “Hıristiyan oldular Zeus”,diye karşılık verdi Europa.Ve konuşmasına elem dolu sesiyle devam etti:”İmparatorluk hıristiyan oldu,bize sungu sunan insanları ölümle cezalandırıyorlar!Oğullarımız Minos ve Rhadamanthys gibi insanlara tarafsız ve adil davranan yargıçlar yok artık dünyada!Avrupa zor günler yaşıyor!”

    Zeus,Europa’nın kendisini niçin görmek istediğinin cevabını almıştı.Üzgün olduğu her halinden belli oluyordu,üç aşağı beş yukarı ve yavaş adımlarla Asa’sını aralıklı yere vurarak gezinmeye başladı.Geriye döndüğünde ormana Artemis’in geldiğini gördü.Zeus,kızını uzun zamandır görememesinin verdiği bir özlemle:”Artemis,altın yaylı,altın tahtlı,dizginleri altın kakmalı kızım,seni görmek ne iyi!”Diyerek hoşnutluğunu gösterdi.

    “Ben de sizi gördüğüme sevindim Zeus baba ve Europa’yı gördüğüme de!”Diye karşılık verdi Artemis ve sözlerine kaldığı yerden devam etti:”Ama iyi haberlerim yok Ak Yıldırımlı…Akdeniz çevresinde binyıllarca tutundum biliyorsun;kültlerim Anadolu’dan Mezopatomya’ya,Suriye,Lübnan,Filistin,Mısır,Ege Adalarından Girit’e kadar,Yunanistan’a,İtalya’ya,İskandinav Ülkelerine kadar uzanıyordu.Eski erken taş çağlarından beri tutarlı bir gelişme içindeydim,Roma İmparatorluğu hıristiyan olana dek!Efes’te ki Artemision’u bile yıktılar Zeus Baba;bana adanan dünya harikasının taşları bir bir sökülüyor!Aziz Paulus’un çapulcularına Efesliler karşı koyamadılar,benim altın yayımdan çıkan oklarım da önleyemedi onları!Artemision tapınağını en son onaran Lydia Kralları ve Büyük İskender’in ruhu da karşı duramadı onlara! ”

    Bu konuşmaların sonuna Başak Tanrıçası Demeter’de yetişti.”Ne diye toplanmış konuşuyorsunuz burada?Yapılması gereken bir sürü iş varken!Canlıları doyuran tarlalarda ekinler,buğdaylar bereketli olmuyor ne yapsam;daha olgunlaşmadan ölüyorlar toprak üstünde.Ağaçlar,çiçekler,mevsimler soluyor,insanlar yüz çeviriyorlar bizden,altın başaklar doyurmuyor diye kendilerini!Aç kalıyor çocuklar annelerinin kucağında,az olduğu için değil aslında ürettiklerim,ürünlerim adilce paylaşılmadığı için!”

    “Ben Tanrıların ve insanların kralı değil miyim?”Diye gürledi Zeus ve sözlerine şikayet dolu kelimelerle devam etti:”İnsanlar benden yüz çevirmeselerdi şimdi kalkanımı alıp elime,gökleri gürletip,yağmurları yağdırıp,şimşekleri çakıp yıldırımlar atarak işmar vermez miydim,salmaz mıydım kartalımı çakalların üstüne?Doğru mu Artemis senin söylediklerin?Doğru mu Demeter senin söylediklerin de?Europa,doğru mu bu söyledikleriniz?Sizin gördüklerinizi ben nasıl görmüyorum,toprağa basarak gezip gördüklerinizi?Nasıl olur da gökler de gezen bir Tanrı görmez?Hey çağ,niçin yüz çeviriyorsun benden?Şimdi çıkıyorum Olympos’a!Tanrıları toplayacağım!”

    Emir Baş Tanrının olunca uyulması gerekirdi ve hepsi birden bulunduklmarı yeri teretmeye başladılar ama bu seferde Hera ve hizmetçisi İris ormana gelmişlerdi.Toplantının yapıldığı yerde bir kenara atılmış olan çiçek sepeti Hera’nın gözünden kaçmadı.”Bu sepet Zeus’la buluşan o kadının olmalı!”Dedi.”Onun kim olduğunu ançak bu sepeti yapan Demirci Tanrı Hephaistos bilir,çabuk Etna’ya gidelim İris!”Ve ormandan hızla uzaklaşırlar.

    ……………………………………………………………….

    Olympos Zeus sarayının avluya açılan iki kanatlı geniş ve yüksek kapısından Ocak Tanrıçası Hestia avluya girdi.Elinde dünya ışığını temsil eden meş’alesini taşıyordu.Bakire Tanrıça,etrafına bakındı,avlunun kilere açılan bölümüne yürüdü,acelesi vardı,çünkü Tanrılar şöleni için hazırlıkların yapılması gerekiyordu.”Haydi Ganymedes,haydi Hebe,elinizi çabuk tutun,birazdan başlayacak Tanrılar Şöleni,sen Ganymedes,gümüş kupalara doldur Dıonysos şaraplarını,sen Hebe,hazırla tanrısal balı altın tepsilere,Demeter’in meyvelerinden donat masaları,ambroisa ve nektarı da unutma.Hey siz Musa’lar,Esin Perileri,güzel sesli Tanrıçalar,siz Kharitler alın yerinizi,Apollon birazdan Gümüş Lir’ini çalmaya başlayacak.Tanrı ve Tanrıçalar da gelirler birazdan buraya.Ben de dünya ışığının meşalesini bahçeye bırakayım,Baş Tanrı Zeus heykelinin yanına.”

    Hestia tam çıkmak üzereyken Zeus’un oğlu,tez ayaklı Tanrıların Habercisi Hermes avluya girdi.”Hayır Hestia,Zeus şölen istemiyor,birazdan tanrılar toplantısı başlayacak,herkes boşaltsın burayı!”

    Avluda bulunanlar aceleyle çıkar çıkmaz gerçektende Olymposlu bütün Tanrılar ve Tanrıçalar sert esen bir rüzgar gibi avlunun büyük kapısından içeriye girdiler.

    Tanrılar Başkanı Zeus,hemen yanında yürüyen Oğlu Savaş Tanrısı Ares’i azarlıyordu:

    “Ares! Bir kez daha sana güvenerek kralların yönetimini verdim,dünyadaki itibarımızı koruyasın diye,tam tersi oldu,çağlar boyu yaratılan eserleri yıkmaya,bize bağlı en sıradan insanları bile öldürmeye başladılar!Çağlar boyu yarattığımız uygarlıklar yıkılıyor,dünya da pis düzenler kuruluyor!”Ares,babasının bu suçlamalar karşısında sarsılmıştı ve kendisini azarlayan babasına karşılık verdi:

    “Dünyada ki itibarımızı korumak için çok uğraştım;ama,İsa havarileriyle insanları büyüledi!Bize bağlı krallar ve İmparatorluk hıristiyan olmadan önce hıristiyanlığı ve Yahudiliği yasakladılar,ölüm cezalarıyla önlemeye çalıştılar onları ama başaramadık!Hırsla soluyan konsüllerimiz,baltacılarımız,cellatlarımız ve odun yığınları bile caydıramadı onları dinlerinden!”Müziğin ve sanatın Tanrısı Gümüş Lir’li Apollon’da söze girdi ve:.”Bir inanışı baltacılarla durduracağını mı sandın,kaba kuvvet kullanarak,zorbaca,insanların yüreğini inciterek?”Ak Yıldırımlı Zeus doğru söylüyor,dünyada ki itibarımızın kayboluşuna neden olan sensin Ares!”Diye gürledi Apollon.Apollonu’un da Ares’i azarlaması Deniz Tanrısı Poseidon’un dikkatini çekti.Poseidon,elinde tuttuğu üç dişli yabasını sertçe yere vurdu,tok bir ses çıktı vurduğu yerden ve bütün Tanrıların dikkatini bu şekilde üzerine Apollon’a atıfta bulunarak konuştu:

    Poseidon:

    “Apollon!Haksızlık yapıyorsun,Baban Zeus gibi!Siz insanların ne nankör yaratıklar olduklarını bilmez misiniz?Atina Halkı,benim tuzlu göllerimden daha çok,Athena’nın zeytin ağaçlarını severdi.Odysseus’un Oğlum Polyphemos’un tek gözünü kör ettiğini ben hala unutmadım,işte taa o zamanlardan beri biz Tanrılara başkaldıran insanların dünyada yaşamalarına izin veren siz değil miydiniz?”

    Poseidon’un bu sözleri en çok Şehirlerin Koruyucusu Zafer Tanrıçası zırhlar içindeki Athena’yı etkiledi,elinde tuttuğu mızrağı Poseidon’a işaret ederek kavradı:”Dünyaları birbirine kattığım o altın çağları ne çabuk unuttun Poseidon!Hiç yorulmadan orduları yönettiğim çağları!Söyler misin bana,o çağlarda,hangi birimizin saygınlığı böylesine ayaklar altına serilmişti?İnsanlar benim zeytin ağaçlarımı senin tuzlu sularından daha çok sevdiler diye,hala o eski kıskançlığın devam mı ediyor bana?Ama seni iyi tanırım Poseidon,sen Ak Yıldırımlı Zeus Babamı da kıskanırsın,Evren’in pay ediliş kurasında Tanrıların Başkanı olamadığın için!”

    Poseidon,Athena’ya cevap verdi:

    “Troya Savaşında Baban Zeus Troya’lıları tutarken sen Akha’lardan yana olduğunu ne çabuk unuttun?Hera ve benimle Zeus’u Troyalılara yardım edemesin diye zincire vurmak isteyen sen değil miydin?Bu muydu senin Erdem Tanrıçası olman?Şimdi karşıma geçmiş Zeus’tan yana gibi görünüyorsun,kendisini hiç sevmediğin her zaman rakip gördüğün Ares’e de tavır alıyorsun,bana da karşı tavır almıştın,oğlumun tek gözünü kör eden Odysseus’u koruyarak,bu elimde tuttuğum üç dişli yabamdan!”

    Zeus,Poseidon’un bu sözlerine karşılık verdi:

    “Ben de severdim Odysseus’u,ölümlülerin akıldan yana en üstün olanıydı.Troya Savaşında kızım Athena,Troyalı yiğitlere pis düzenler kurardı bu doğru,davranışları hırslı tutkuluydu,on yıl süren Troya Savaşı boyunca beni bile eleştirmekten çekinmezdi.Ve hiç unutamıyorum,Akhilleus’la Hektor arasındaki savaşta ölüm kurasını çekerken sevdiğim yiğit Hektor’un ölümü için onay vermemi istemişti benden!

    Ama yine de Athena’yı Ares’le mukayese edemem,kızımın huysuz yönleri yanında iyi yönleri de var.Çağlar boyu Atina Şehrinin Tanrıçası olarak yüceltmedi mi biz Olympos Tanrılarını?İnsanlar Panathania bayramlarında sevmediler mi bizi uzun ve büyük zamanlar boyunca?Ya sen ne yaptın Poseidon?Ürettiğin döller,hep dev,azman,ya da yamyamdır.Ege kıyılarında,İmroz da,Tenedos’ta,rahat bir ömür sürmedin mi?Athena cenk meydanlarında ter dökerken,şehirleri korurken,uygarlığı,sanatı öğretirken insanlara…Athena’yı nasıl bir tutarsın Ares’le?Kaleler yıkan elleri kanlı kötünün kötüsünü?Adı savaştır ama yüreksiz ve dönektir,delinin biridir,nasibini almamıştır akıldan yana!Sen git Poseidon,denizin altındaki altından sarayına,zaten Olympos’da oturmaktan hoşlanmassın,elinde tuttuğun üçlü yabayla dalgaları kabartıp,denizleri altüst eder,toprakları sarsarsın ama benim buyruklarıma baş eğmekten hoşnut olmazsın!Troya Savaşında sen de kimi zaman Troyalıları,kimi zaman Akha’ları tutarak bana da meydan okumuştun!Seni küçümsüyorum diye suçlardın beni!Kura çekildi hakkına deniz düştü senin,her zaman oturasın diye!Bana bulutlar arasında engin gök düştü diye ‘Olympos’da herkesin payı var’,diyerek bana her fırsatta diş bileyen sen değil misin?Yine sen değil misin,düşünce işlerine aklın ermeden,bana keyfime göre yaşadığımı söyleyen!”Zeus,bakışlarını bütün sertliğiyle Ares’e çevirdi:”Akıl mantık bilmeyen,körü körüne savaşa atılan,Ares’ten çekiyorum yetkilerimi,bundan böyle Athena bakacak dünya işlerine.”

    Hera ileri atıldı,bütün öfkesinin gücüyle karşı çıktı.”Ares çok çalıştı,itibarımızı korumak için.Dünya tersine döndü diye ne diye çağırıp bağırırsın?Olacağı buydu işte!Asıl sensin itibarımızı yitirmemize neden olan,sensin Baştanrı!”

    Zeus:

    “Ares’i dünya işlerini düzene sokmasını sen önermedin mi bana?Şimdi kalkmış böyle edepsizce azarlıyorsun
    beni!
    “Asıl edepsiz,asıl ahlaksız olan biri varsa O da sensin!Eski sevgilin Europa’yla buluştun dün,Artemis’e adanan kutsal ormanda!Seviştin onunla hiç utanmadan!”
    Zeus:
    “Hayır,sevişmedim onunla.”

    Hera:
    “Bu sepet ne peki?Europa’nın değil mi bu sepet,içinde sana çiçekler getirdiği?Asıl benim sana öfke duymam gerekirken,sen bizi almış karşına azarlıyorsun?”

    Zeus:”Hera!Bu özel konuları benimle konuşacaksan odamıza çekilip öyle konuşalım.Olympods’un bütün sakinleri karşısında beni böyle rezil etmeye hakkın yok!”

    “Umurumda bile değil Zeus!Asıl sen beni rezil ediyorsun!Seni son kez uyarıyorum beni yine aldatmaya devam edersen…”

    Zeus,Hera’nın sözünü keserek:”Seni aldatmış olsam,seni aldatıyor olduğumu açıkca söylemez miyim sanıyorsun?Sen benim en sevdiğim biricik karımsın.Toplantımız burada bitmiştir,çıkabiliriz.”

    Zeus Sarayının Avlusundan Hera ve Ares dışında bütün Tanrılar çıktılar.Hera,kendisiyle konuşmak isteyen oğluna:

    “Ares,daha sonra konuşuruz,beni yalnız bırak!”Dedi.Ama Ares,annesi Hera’yla konuşmakta kararlıydı:

    “Niyetim seni teskin etmek değil,bir başka gerçeği daha söylemek istiyorum sana.Babam Zeus seni sadece kadınlarla aldatmıyor!”

    Hera:
    “Söyle söyleceğini ve burayı terket Ares,şu an sinirlerim çok bozuk!”

    Ares:

    “Babam seni Ganymedes’le de aldatıyor!”

    Hera elindeki sepeti bırakır.

    “Bunu asla affedemem!”

    Ares:

    “Bana verdiği yetkileri de aldı elimdenSen toplantıya katılmadan evvel,çekti karşısına beni,küfürler savurdu bana!Hangi yüzle çıkacağım yoldaşlarımın karşısına?Neyse ki Poseidon,arka verdi de kurtuldum iyice rezil olmaktan…Athena’yı da benden üstün gördüğünü söyledi,seni de çekiştirdi arkandan,senin için kıskanç,inatçı,hırçın ve dırdırcıdır dedi. Arkadan düzen kurar,hiç bir işi açık değildir,dedi.Hasır altından su yürüttüğünü söyledi,sevgi ve nefretleri hiçbir mantığa dayanmaz dedi.Silah ve yetkilerini kötüye kullanmaktan çekinmediğini söyledi.”

    Hera:

    “Doğru mu bütün bunlar Ares?Benim arkamdan böyle konuştu mu?”

    “Doğru Tanrıça.”Diye cevap verdi Ares,emin bir ses tonuyla.Hera,Ares’e inanmakta zorluk çekmiyordu,bir gece yarısı Zeus,Ganymedes’in yanaklarını okşarken gözleriyle görmüştü.

    Hera:

    “Ares,Aphrodıte’ye,Poseidon’a,Hephaistos’a ve Hades’e söyle gelsinler,seninle daha sonra konuşuruz.”Ares:”Başüstüne Tanrıça.”Dedi ve çıktı.Hera,koskoca avluda yapayalnız kalmıştı.Baş Tanrı Zeus’un bir zamanlar kendisi için söylediği aşk sözcüklerini hatırladı.

    Zeus’un sözlerini yeniden işitir gibiydi:

    “Yatalım gel,sarmaş dolaş olalım yatakta,doyasıya.Bugüne dek ne bir tanrıçaya,ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni.Ne İksion’un karısı olacak kadını sevdiğimde Tanrılara denk danışman Peirithoos’u doğurdu o kadın,ne Akrision’un güzel topuklu kızını sevdiğimde,ne üstün yiğit Perseus’un anası Danae’yi ne çok ünlü Phoiniks’in kızını sevdiğimde,Minos’la tanrıya benzer Rhadamanthys’ü doğurdu o;ne Semele’yi sevdiğimde,Semele Dıonysos’u doğurdu,ölümlülerin neşesini,Alkmene Thebai’de otururdu.Bana üstün yürekli Herakles oğlumu doğurdu;ne güzel saçlı Demeter’i sevdiğimde,ne ünü uzaklara yayılan Leto’yu sevdiğimde.Seni bile hiç bir zaman sevmemiştim şimdiki gibi.”

    Hera,eski anılarının

    Halit ŞENER

    Ekim 21, 2008 at 5:15 am

  45. teknik bir hata nedeniyle aynı bölümü iki kez yüklemişim,özür diliyorum.Saygılar.

    Halit ŞENER

    Ekim 21, 2008 at 5:19 am

  46. arkadaşlar turan dursunun bir kitabı varmış son ayfasında ben birini sevdim bana vermedler gibi işeyler yazıyomş adın bilen varsa bana yazarsa çok evinirim şimdiden teşekürler

    dilan

    Ekim 21, 2008 at 6:01 am

  47. muhammetın kendısıde ıbrahımın soyundan gelıyor yanı onların hepsı yahudıdır hepsıde cahıllıkten nasıbını almıstır muhammed zamanının en uyanık en tehlıkelı ınsanıdır

    devrım

    Ekim 21, 2008 at 1:41 pm

  48. Yaşasın agnostisizm

    Cyber_punk

    Ekim 21, 2008 at 2:05 pm

  49. su dünyada kendi kökenini bilmeyen adamlar gelmis burada fink atıyor kardesim ya

    Örnek olarak: Türkler çekik gözlü değildir denilmiş japonlarmıs cekik gözlü ne diyeyim sana

    Türkler zaten asyadan gelmiş göçmen bir toplum değilmi peygamberin zamanında daha yeni yeni olusuyordu zaten o ne diyecek tabi cekik gözlüydüler o zaman

    Cyber_punk

    Ekim 21, 2008 at 2:17 pm

  50. bilimle herşey çözülür merak etmeyin Turan Dursun büyük birisi adam müftüyken neden islamı bıraksın demekki bazı zavallılar gibi kös kös oturmamıs araştırmış adam

    Cyber_punk

    Ekim 21, 2008 at 2:18 pm

  51. işiniz gücünüz küfürlü yorum yapmak farkımız burada işte biz terbiyemizi takınarak yorum yapıyoruz ama sizden adam olmadığı için hep böyle aptalca inanıslara bağlı köle bir toplum olarak kalacaksınız unutmayın Türklere karahanlılar döneminde müslümanlık geldi Türklerin kökeni müslümanlık değil

    Cyber_punk

    Ekim 21, 2008 at 5:38 pm

  52. Arkadaslarım gelin elele bu çıkmazın içinden çıkalım yoksa halimiz aptallık olacak günah diye bildikleriniz arapların su an zengin olmasını sağlayan seydir biz yapmadıkca onlar daha cok kazanır cünkü müslümanlığı onlar cıkardı…

    IronIron

    Ekim 21, 2008 at 5:41 pm

  53. Kendinize gelin onlar zannediyormusunuz ki inanıyorlar veya en azından dine inanıyorlar diğer toplumları kullanmak için uydurulan hikayelerle kendilerini yüceltmeye çalışıyorlar

    IronIron

    Ekim 21, 2008 at 5:42 pm

  54. Malesef hiç bir boka inandıkları yok araplar ve öteki din sahiplerinin hiç bir kitapta bu kitap bozulmamıstır yazmıyor onlarda bu acığı görmüs kendileri yazmıs vay cakallar

    Heart

    Ekim 21, 2008 at 5:43 pm

  55. Tanrı herseyi cözseydi elbet o dini araplara değil dünya ya gönderirdi

    Heart

    Ekim 21, 2008 at 5:44 pm

  56. a

    ercan

    Ekim 24, 2008 at 12:21 am

  57. bir arkadaşta ateizmin arkadan vurmasının olmadığını(!),kardeşlik olduğunu(!)savunuyor.Ulan ben (Allah korusun) ateist olsam,inanmasam zevkime kim karışacak,içki içerim kim karışabilir(sonunda yuvam dağılır),zina ederim(zevk benim tabiki kimse bir şey diyemez,AIDS olursam ağlarım :D ),kimsenin haberi olmadan mal çalarım(harcarım,karşımdaki kişiyi hiç düşünmem).Yüce Allah’ım şükür ki islam’ı göndermiş bizlere,huzurlu din İslamdır…

    ahirzaman

    Ekim 24, 2008 at 1:10 am

  58. Adalet duygusu; vicdanlarda gelişir ve aynı zamanda toplumsal barışın teminatıdır. Adalet, herşeyi yerli yerine koymak demektir. Zulüm / haksızlık ise tam bunun zıddıdır. Bu durum Veda Hutbesinde: „Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız“ şeklinde en güzel ifadesini bulmuştur. Milletler toplumsal yapılarında eşitlik, özgürlük ve adaleti barındırdıkları sürece tarih sahnesindeki yerlerini koruyabilmişlerdir.

    Eşitlik; herkesin çıkarının eşit olduğunu, eşit hakka sahip olduğunu ifade etmektedir. Zira toplumlar, bünyelerindeki eşitsizlikleri gidermedikçe, nimeti ve külfeti eşit olarak paylaşmadıkça eşitsizlikten
    kaynaklanan sorunlarını çözmeleri zordur.

    Kadın hakları; yüzyıllardır insanlığın önemli sorunlarından biri olarak toplumları meşgul etmiştir. Özellikle İslamın ortaya çıktığı toplumlarda ve eşzamanlı toplumlarda kadın meta olarak algılanmış hatta öyleki kadının varlığının mahiyetinin tartışıldığı dönemler bile olmuştur.

    Oysaki veda hutbesinde: „Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan sakınmanızı tavsiye ederim. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.“ anlayışıyla kadın-erkek ilişkileri de hukuksal bir zemine oturtulmuş oluyordu.

    Her türlü sınıfsal farklılık ve ayrıcalıkları ortadan kaldıran ´kardeşlik´ işbirliği ve dayanışma duygusunu, karşılıklı saygı ve sevgiyi temin etmeye matuf şu ifadede de:
    “İnsanlar! Rabbiniz birdir. Babınız da birdir; Allah yanında en kıymetli olanınız, en çok saygı göstereninizdir. Arabın arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.“

    Mülkiyet hakkı, kişilerin mal sahibi olabilmeleri sosyal devletin teminati altındadır ancak ´hırsızlık yapmadan´ mülk edinmek esastır ve ahlakidir. Mülkiyet dokunulmaz ve mukaddestir, çünkü insanın hürriyetinin eseridir, çalışmanın mükafatıdır ve bu anlamda da toplumda mülkiyetin taksimi adil olmalıdır.

    Güven / Emniyyet /Emanet; can, mal ve ırz/ namus güvenliği, şeref/onur, haysiyet, hürriyet ve mülkiyet hürmete şayan değerlerdir. İnsan ve ona ait değerler her türlü saldırı ve tecavüzden korunmalıdır. Yaşama hakkı tabiî bir haktır ve insan hayatının bütün safhalarında güven içinde olmalıdır. Veda hutbesinde vurgulanan ´zulme, haksızlığa ve zorbalığa karşı direnme´ gibi ilkeler ile demokrasinin ilke ve kuralları oluşmuştur.

    Veda Hutbesinde “Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz.“ denirken, bu ifade Mecelle-i Ahkamı Adliyye[3] de „Beraeti zimmet asıldır“[4] şeklinde formüle edilmiştir. Bugünün Medeni Hukukunda ise,
    „Suç şahsidir, suçlunun suçu isbat edilenceye kadar suçlanan masumdur“ şeklinde hukuk kuralı haline gelmiştir. Yukarıdaki cümlelerin hemen hepsi de özü itibariyle aynı prensibe vurgu yapmaktadır. Ancak bir farkla ki; bugün insan haklarının temeli sayılan bu ve benzeri prensiplerin ilk ve temel olarak ciddi anlamda gündeme getirilmesinin şerefi ´veda hutbesi´ne aittir.

    Sonuç olarak, tüm insanlık, veda hutbesinde dile getirilen ve evrensel hale gelen temel hak ve hürriyetlerin ışığında ve en azından ahlaki/etik bağlamda gidişatını samimi olarak gözden geçirme gereği duymalıdır.
    Özellikle de sözde ´dünya barışı´ havariliğine soyunanların buna ihtiyacı olduğu ortadadır…
    ´Umut´ ve ´gerçeklik´ arasında çelişki olmamalıdır…
    Hele hele temel hak ve hürriyetlerin güçlüye ve zayıfa göre kırılganlık gösterdiği bir dünyada…

    ahirzaman

    Ekim 24, 2008 at 1:18 am

  59. ORUSPU ÇOCUĞU TURHAN DURSUN SEN GÖRECEKSİN!ALLAHI MUHAMMEDİ SİZ DEVAM EDİN BÖYLE GİDİN CENNETLİK OLURSUNUZ EN KÖTÜ GÜNLER SİZİNLE OLSUN KAFİRLER ALLAH BELANIZI VERSİN YA EL-KAHHAR

    HZ.MUHAMMED S.A.V

    Ekim 24, 2008 at 8:05 am

  60. arkadaşlar birşey söyleyeceğim ama;gafletin de bu kadarı olmaz yani
    1incisi eğer müslümanlar kötü davranıyorsa,kötülük yapıyorsa bunda islamın ne suçu var ki sanki.sanki islam mı diyor;milliyetçilik yapın. kötülük yapın,cahil kalın.ayrıca şu türban meselesini de anlamıyorum,çünkü önüne gelen yorum yapıyor,oysa ki islam hakkında bir hüküm vermek çin altını çizerek söylerim ki FIKIH bilmek gerekir
    peki ben nereden mi biliyorum,çünkü ben de böyle düşünüyordum,bu konunun fıkhını öğrenince öyle bir hk verdim ki inanamazsınız
    2ncisi de şu islan karşıtı yazı yazanlar için söylüyorum;sizler islam hakkında derin bir araştırma yaptınız mı,yanlış anlamayın lütfen,annenizin karnından inançsız mı çıktınız sanki,sizin bu görüşleriniz sonradan değiştirilmedi mi,önce inanırken sonradan ateist olanlar tek başlarına mı düşünerek bu kararlarını aldılar yoksa bu görüşlere sahip bir arkadaş çevresi yok muydu,hiç mi onlardan etkilenmediler.mutlaka ve mutlaka vardır.
    ayrıca peygambere yapılan şu iftiralar;hiç araştırdınız mı?işin aslını öğrendiniz mi?başkasından duyma sorgulanmamış soruları kendi kafanıza göre yazamazsınız,eğer bir bildiğiniz varsa kaynağlarınını (çünkü bir kaynağa bakılıp yorum yapılmaz)gösterin de biz de görelim lütfen
    son olarak da;düşüncelerimizi ifade ederken neden ağzımızı bozuyoruz ki sanki;neden belki haklı durumdayken kendimizi haksız duruma düşürüyoruz,şahsen ben olsaydım kendi düşüncemi ağız küfrüyle değil,yürek cesaretiyle savunurdum.

    İsimsiz

    Ekim 24, 2008 at 2:39 pm

  61. arkadaşlar birşey söyleyeceğim ama;gafletin de bu kadarı olmaz yani
    1incisi eğer müslümanlar kötü davranıyorsa,kötülük yapıyorsa bunda islamın ne suçu var ki sanki.sanki islam mı diyor;milliyetçilik yapın. kötülük yapın,cahil kalın.ayrıca şu türban meselesini de anlamıyorum,çünkü önüne gelen yorum yapıyor,oysa ki islam hakkında bir hüküm vermek çin altını çizerek söylerim ki FIKIH bilmek gerekir
    peki ben nereden mi biliyorum,çünkü ben de böyle düşünüyordum,bu konunun fıkhını öğrenince öyle bir hk verdim ki inanamazsınız
    2ncisi de şu islan karşıtı yazı yazanlar için söylüyorum;sizler islam hakkında derin bir araştırma yaptınız mı,yanlış anlamayın lütfen,annenizin karnından inançsız mı çıktınız sanki,sizin bu görüşleriniz sonradan değiştirilmedi mi,önce inanırken sonradan ateist olanlar tek başlarına mı düşünerek bu kararlarını aldılar yoksa bu görüşlere sahip bir arkadaş çevresi yok muydu,hiç mi onlardan etkilenmediler.mutlaka ve mutlaka vardır.
    ayrıca peygambere yapılan şu iftiralar;hiç araştırdınız mı?işin aslını öğrendiniz mi?başkasından duyma sorgulanmamış soruları kendi kafanıza göre yazamazsınız,eğer bir bildiğiniz varsa kaynağlarınını (çünkü bir kaynağa bakılıp yorum yapılmaz)gösterin de biz de görelim lütfen
    son olarak da;düşüncelerimizi ifade ederken neden ağzımızı bozuyoruz ki sanki;neden belki haklı durumdayken kendimizi haksız duruma düşürüyoruz,şahsen ben olsaydım kendi düşüncemi ağız küfrüyle değil,yürek cesaretiyle savunurdum.

    boxör

    Ekim 24, 2008 at 2:41 pm

  62. yok ya ne kadar acaib

    nanda

    Ekim 25, 2008 at 11:25 pm

  63. ey ataturkıstler siz varın atanıza tabi olun biz muslumanlık ugryna oluruz be ataturkist ler.işallah onunla beraber olursunuz obur tarafta .insan kendini başıboşmu zannediyo ya ben anlamadım bu işten bişe.varsa bi olma sırrı anlatın bizde bilelim yaratıldık işte ya hak din var odsa mıuslumanlıktır ya ALLAH yahudileri çok üstun yaratmıştır bunu bizde biliyoruz ama onlar gordukleri halde iman sız oldular ve lanetlendiler vede lanetliler .aldıgınız havaya bile muhtaçsınız ya kalbin sırrı hala çozulmuş deil hala yaratıldıgına inanmıyosun ya tamam şeri kanunlar biraz agırdır nefse de çok zor geliyo tamam kabul ama sen bunları uygulamaya mecbursun ve seriat olsa dunyada huzur olur duşunurseniz anlarsınız.yınede siz bilirsiniz o cehennemede birileri girecek de siz genede gulersiniz şimdi ruyalarınızdan pay biçin beyinsiz takımı.son gulen iyi guler.

    isa

    Ekim 26, 2008 at 8:51 am

  64. ben o evrim teorisin onu çıkaranı ona ınanaların alayını onun hakkında yazı yazanlarıın hepsini karsıma alıyorum ve guluyorum lan ne evrimi olum neyın evrimi ya sen sapıklık peşindesin salak insan siz gidin kedi yiyin yada kedi pisligi yahut kendi pisliginizi yiyin sizin inancınıza musait boyle şeyler yada birbirinize tecavuz edin toplu erkek erkege sizin hukugunuzda hepsi var be salak adam 1400 sene önce KURANDA uzaydaki bi gezegenden bahsediliyo ve uzayın gulu olarak bahsediliyor.şekil olarak tıpkı bi gul gibi ve o gunumuzde ancaka bulunabiliyo 1400 sene once uzay bilimimi vardı teleskopmu vardı okyanusun ortasındaki tatlı suyla tuzlu suyun birleştigi yer bildiriliyo bunu keşfeden ataist denizci inançlı biri oluyo soradan .be salak adam oyle agzına geleni yazma ne kadar ataist varsa alayına gider lan evrim teoricileri için de aynı ben istanbul istınyedeyım varsa alınan ordayım alayınıza gider tum dunyaya gider lan saLAK İNSANLAR .ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM….

    isa

    Ekim 26, 2008 at 9:10 am

  65. AZINA SAGLIK TURK RUMUZLU KARDEŞ

    isa

    Ekim 26, 2008 at 9:13 am

  66. atesizme inanan kankalar size soruyorum diyosunuz ki Allah yoktur siz sürünün biz hayatı yaşayalım tmm ewyallah ama kafanıza bir soru işareti koyun ulan hadi varsa ALLAH siz yok diyosunuz yaa bida baktınız var bir varsayım ozman ne yapacaksınız milyarların inandığı allahı peygamberi hemen yok sayıyosunuz ilk önce insanlığı öğrenin sizden biri atatürkçülük yapmış burda ona soruyorum atatürk atatürkçü mü ki siz atatürk oluyorsunuz atatürk dinsiz mi çanakkalede galiçya da yemen de erzurumda ALLAH diye saldırmadılar mı düşmana… bence siz gelin tövbe edin dönün.. bu arada

    bu arada ercey gardaş senin hadis müthiş olmuş :D ::D
    tam kapak..

    bozok

    Ekim 28, 2008 at 8:06 pm

  67. Delikanlılarini ev adreslerini versin arkadaslar cihad edelim dinsiz serefsizler.
    siz busunuz iste, tehdit edersiniz. Sizin inandiginiz kitap da tehditler, asagilamalar, savaslarla dolu. Allahin isi gucu yoktu da bi arap bedevisini kendine peygamber secti, ideolojisini savasla, kanla yaysin diye. O zaman cine gönderseymis bi peygamber de orada bir bucuk milyar insan yasiyo!bunu bile dusunemeycek kadar zavallisiniz. dusunmek, muhakeme etmek, yargilamak sizin kitabinizda yazmaz zaten. anca mal gibi sorgulamadan, dusunmeden yasa. eger cevap verilemeyecek, aklanamayacak bi mevzuysa “senin dinin sana benimki bana”, yok bununla yirtamazsaniz “cihad”. tabi sizin gözünüzde bi sizin gibilerin yasama hakki.bukadar ilkelsiniz iste. yok ayse dokuz yasinda degilmis de 13 yasindaymis, oh be iyi ki dedin rahatladim.demekki senin 13 yasinda kizin olsa 50küsür yasinda adamin koynuna sokucaksin. siz de hic mi mide yok ya. hic mi insaf, vicdan, insan sevgisi yok. senin malin mi 13 yasindaki kiz! bi allah varsa hepinizin belasini versin, hüseyin üzmez bozmalari.

    yorumcu

    Ekim 31, 2008 at 11:44 am

  68. bu turan dursun denen adam dinimizi caydırmaya çalşmaktadır bizi kötü göstermeye çlşmaktadır ben hem müslümanım hem de üniversite öğrencsiyim bu adamı we ona inananları büyük bir azap beklemektedir kurAN en anlamlı kitaptır dinimizde en güzel dindir

    İsimsiz

    Kasım 1, 2008 at 5:17 am

  69. bu turan dursun denen adam dinimizi caydırmaya çalşmaktadır bizi kötü göstermeye çlşmaktadır ben hem müslümanım hem de üniversite öğrencsiyim bu adamı we ona inananları büyük bir azap beklemektedir kurAN en anlamlı kitaptır dinimizde en güzel dindir

    pelin

    Kasım 1, 2008 at 5:18 am

  70. A

    ADNAN

    Kasım 1, 2008 at 4:42 pm

  71. HASAN sana yazıyorum benim ismim adnan babamın ismi ahmet onun babasının ismi ibrahim onun babasının ismi dursun ali onun babasısın ismi ibrahim(sarıkamışta şehit oldu) onun babasının ismi zelkif onun babasının ismi alican oda orta asyadan gelmiş bizim soyumuz bellidir TÜRKOĞLU TÜRKÜZ BİZ vede MÜSLÜMANIZ boşuna tartışmaya gerek son nefesi bekleyelim o zaman herşeyi anlarız PİŞMAN OLMAK YOK AMA

    ADNAN

    Kasım 1, 2008 at 4:46 pm

  72. Araplarla Türkler arasındaki savaşlar 600 lü yılların sonlarına doğru başladı ve yaklaşık 100 yıldan fazla sürdü. Bu savaşlarda Araplar kadın, kız çocuk demeden binlerce mahsum Türkü katletti. Ancak gel görki yıllar sonra Araplar tarafında tecavüze uğrayan, öldürülen, yağmalanan Türklerin torunları orada öldürülen insanları kafir o katliamları yapanları ise kahraman olarak görüyor. Tarihte Türkişler devleti diye bir devler var (Türk ismini kullanan 2. devlet), türklerin kurduğu ve 100 yıl boyunca Araplara karşı anavatanlarını kahramanca savunan bir devlet ama gel görki o devletin kurucuların torunları ders kikaplarına o devletten 2 satır bile bahs etmiyor. Sebebi ise malum o devleti olduğu gibi verirlerse Türklerin nasıl müslüman olduğu konusu milyonlarca gencin içini sızlatacak. Ve en önemlisi insanlar düşünmeye sorgulamaya başlayacak, ki bizim gibi gerici bir ülkede düşünmek yönetenler için en büyük tehlike.

    michaud

    Kasım 2, 2008 at 10:24 pm

  73. Muhammed mide bulandırıcı bir sübyancıydı. Daha fazla söze gerek var mı?

    IslamFucker

    Kasım 6, 2008 at 10:27 pm

  74. Anonime sesleniyorum buradan

    MADEM TÜRKLER MÜSLÜMANLIGIN KORUYUCUSU O ZAMAN KURAN NİYE ARAPLARA İNMİS

    G.T OLDUN DAHA KONUSMA TARTISMA KABİLİYETİNİZ SIFIR SİZİN CAHİL GELDİNİZ KÖRCAHİL OLARAK GERİ GİDECEKSİNİZ SONU BUDUR.

    İsimsiz

    Kasım 11, 2008 at 3:59 pm

  75. SAVUNDUGUNUZ TURANCILIK BİLE ZİYA GÖKALPTAN GELİR BİLMEZSİNİZ HELE ZİYA GÖKALPIN MATERYALİST OLDUGUNU HİC BİLMEZSİNİZ PEKİ SORAYIM NE BİLİRSİNİZ?

    Punk

    Kasım 11, 2008 at 4:01 pm

  76. Nasıl inanmazsınız bi yaradana. Bu nasıl bir zihniyettir. Kuran’ı kerim hak Gelmiş geçmiş en kutsal kitaptır… Sizler için üzülüyorum. Sizi toprak bile kabul etmıycek..

    Anula

    Kasım 12, 2008 at 5:51 am

  77. . İnsandaki sorumluluk duygusu da ahirete inanmayı zorunlu kılar. Yüce Allah insanı, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, hayır ile şerri ayırt eden ve seçen bir varlık olarak yaratmış, bu seçiminden dolayı da sorumlu tutmuştur. İnsanın belli davranışlarından sorumlu olması bu sorumluluğunun karşılığını göreceği bir hayatı ve yurdu gerekli kılmaktadır. Bir ayette şöyle buyurulur: “Göğü, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Vay o inkar edenlerin ateşteki haline! Yoksa biz, iman edip de iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya (Allah’tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız” (Sad 38/27-28).

    ERDİNÇ

    Kasım 19, 2008 at 10:27 pm

  78. biraz dusunseniz biraz arastırsanız goreceksiniz.evrimi biraz dusunun.

    queen

    Kasım 20, 2008 at 3:20 pm

  79. birader bos bosuna abartmayın eger bole ateistler olmassa cehennem bos kalcak unutmayınkı allah hıc bır seyı bos bosuna yaratmamastır tartısmalar için tutankhamununitedstates@hotmail.com ama gonlum hepınızn hakıkatı bulmasından yana

    baba oski

    Kasım 20, 2008 at 3:31 pm

  80. “Kuran’a göre en üstün toplum İsrail Toplumu” başlığına cevaptır.

    Kuran’ın bütünlüğünü bozarak, tek bir ayeti cımbızla çekerek yorum yapılırsa, her türlü saptırma mümkündür.

    Bakara suresi 61. ayeti okursak “(…) İşte (bu hadiseden sonra) üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah’ın gazabına uğradılar. Bu musibetler (onların başına), Allah’ın âyetlerini inkâra devam etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.”

    dendiğini; Yahudilerin,üstün bir kavim haline getirildikten sonra azgınlaşmaları sebebiyle lanetlendiklerini görürüz.

    Bir kitabın bütünlüğünü bozarak anlamını saptırmak, bilim adamlığına yakışmayan bir davranıştır.

    M. Yalçın Yalhı

    Kasım 21, 2008 at 2:49 pm

  81. siktimin muhammeti 9 yasindaki ayseyi sikerken 52 yasindaydi…supyanci ipne tam 40 tane hadis muhammetin sikiyle ilgili aysenin bir yorumu var allah senin hevan dan yani sehvetinden sikinden baska bisey dusunmezmi diye…..CIA in FBA IN MIT in raporlarina bir göz atin cocuk tecavüzcüleri tüplu cinayetler katliamlai yapan manyak sapiklar hep tanridan emir aldiklarini bu pislikleri onlara tanrinin fisildadigini söylerler…. tanri turkce bilmiyormu eyy arapca okuyanlar….

    allahsiz

    Kasım 21, 2008 at 6:18 pm

  82. kuran ingilizce inseydi cok baba mucuze olurdu….oku demis okumus hadi oku amina koyum ..du bist ehrlich arschlock hast du versd… nicht ja arschlock….fick dich muhammet carp beni muhammet…

    allahsiz

    Kasım 21, 2008 at 6:21 pm

  83. caner can piskopati ayse 9 degil 13 yasinda diyor siktimin beyin özürlüsü 13 yasinda bir kizi 52 yasinda bi adam sikiyor yaww bunlar harbi sapik ve bunu normal görüyor……….dunya 20milyar yil yasinda bunu bilim söylüyor önceside var,,,, tanri 3000yasinda bu nasil oluyor ol dedimi herseyin oldugu bir mucize bekliyoruz tanridan yapsana tanri yapsana..filistinde afganistanda ve dunyanin heryerinde ölen tecavuze ugrayan cocuklari kurtarsana tanri kurtarsana sen ki böyle caresiz bir tanrisin benim kapima kopek bile olamassin….

    allahsiz

    Kasım 21, 2008 at 6:26 pm

  84. siz turkün merhabasini birakin arabin selaminaleykumunu arabin pis kulturunu alin icinize kadar isleyin sonrada milliyetcilik yapin siz TURK ten sih seh gördunuzmu bu sihlar sehler in hepsi kurt soyundan urfadan adiyamandan mevzilden herne sikimdense hepsi kurt pkk asillidir.. ATATURK u anlamak gercek anlamda TURK lugu bilmek siz arap kulturunu benimsemis pis liklere dusmez..EZAN TURKCE KURAN TURKCE OLUCAK………..

    allahsiz

    Kasım 21, 2008 at 6:31 pm

  85. hikaye; ateistin birisi birisi bi alimle buluşarak tartışmaya girmek ister ve saat verirler ateist gelir fakat alim biraz geç kalır hemen sorarlar niye geciktin diye alim cvp verirm yolda gelirken bi agaç gordüm koklerini yerden çıkardı kalktı ve yürümeye başladı ataist hemen atladı olurmu oyle şey agaç hiç kendi kendine yürürmü alim cvp verdi sen bim agacın bile kendi kendine gidecegine inanmıyosunda koca dünyanın kendi kendine gittigine inanıyosun işte dostlar durum bu

    b.gazi

    Kasım 23, 2008 at 5:22 pm

  86. erzurumlu senin kafan güzel galiba hangi düşüncelerin nereye götürdüğü belli.

    Ateizm,doğruya barışa adalete huzura götürürken.

    Dinler,insanı uyuştururcasına her boku yapmaya götürür umarım anlamışssındır gerçi anlamaman normaldir şaşırmam.

    Ateizm allaha inanmıyorki şeytana inansın.

    Orgasmatron

    Kasım 24, 2008 at 1:51 pm

  87. hamid kendini hem müslüman hemde türkçü olarak gördüğün için çok sevinçlisin bakıyorum ama şöyle bir açıklık getirirsem türkçülüğü kim çıkarmıştır bilmezsin tabi ama ben söyleyeyim sana Ziya Gökalp

    Ve Türkcülüğü Çıkartan Ziya Gökalp aynı zamanda Materyalist tir.Anlamadın yine değil mi? boşver küfür et sana uygun olan bu düşünemediğinden.

    Orgasmatron

    Kasım 24, 2008 at 1:53 pm

  88. caner can bu işi çok sık yaptığından ortalıktaki pornocularıda ne kadar iyi biliyorsun.İşin erbabı buradaymış da bizim haberimiz yokmuş yazık bize.

    Orgasmatron

    Kasım 24, 2008 at 1:54 pm

  89. Bu arada birkaç yorum üstteki Hasan arkadaşımın yorumlarına %100 olarak katılıyorum cok sağol arkadaşım düşüncelerimi okuduğum için.

    Orgasmatron

    Kasım 24, 2008 at 1:55 pm

  90. beyinleri sulanmış, inanmaya ve kadere (yani her ikiside yoktur) teslim olmuş siz aciz ve zavallı kardeşlerim: sizi gerçek yola, doğru yola, hakikate yani ateizme davet ediyorum bizde arkadan vurmak, kalleşlik ve riyakarlık yoktur. bütün dinlere lanet olsun yerle bir olsun gerçek tanrınız vicdanınız olsun..

    Öyledir gerçektende doğrusu budur bizde insanın yüzüne gülüp arkasından iş cevirecek kadar şerefsiz,pislik bir beyin olmadığından maalesef bu kadar kötüyüz.

    Orgasmatron

    Kasım 24, 2008 at 1:57 pm

  91. Benim gibi birisinden kötü laf çıkar mı?Yeri gelince elbette çıkar Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilemez diye bir söz vardır.
    İşte bu söze tam uygun olarak bir laf etmiş arkadaşımız resmen bokun içine batırmış kendini.

    On Aralık 18, 2007 at 5:31 pm BEYOGLU Said:
    Buradaki küçük çekik gözlü toplumun TÜRKLER olduğunu nereden çıkardın.ÇİNLİLERDİR ONLAR ÇİNLİLER…..

    İşte bu laf gerçekten bazı Türk diye geçinenlerin meğerse Türk olmadığının kanıtıdır.
    Türklerin nereden göç ettiğini öğren önce dostum.
    Daha sonra çinlilerle o kadar sene neden savaştığını öğren.
    Sonra gel konuş.

    Orgasmatron

    Kasım 24, 2008 at 2:02 pm

  92. On Eylül 29, 2007 at 2:56 pm ercey Said:
    len orospu çocukları ateizme bile ırkçılığı koyuyorsunuz.buharinin yazılarını sizin ananızın göt deliğine koyayım.len böyle salak ça yazıları götünüzden mi uyduruyorsunuz.muhammedin bi işi yok türklere mi atacak.len analarının göt deliğinden çıkmış piçler;ateistliğinizi kendinize saklayın.başkalarını dawet etmeyin.aşağıda sizin için inmiş bir ayet bulunuyor.
    De ki;Bu orospu çocukları ateistler sonunuz yakındır.sizleri bağlayıp analarınızı gözlerinizin önünde götlerinden sikeceğiz. AMİN
    Buhari, e’s-Sahih, kitabu’l-Cihad

    Bu herife ne olmuş böyle yav.Ercey yazık sana kardeşim.
    Ayet bile yazmışsın kendi kendine. :D
    Demekki ne yapılırmış sen bile ayet yazabilirmişsin daha ne olsun.Beyinsiz. :D

    Orgasmatron

    Kasım 24, 2008 at 2:04 pm

  93. ne biliyonuz dokuz yasındaki kızla gerdege girdiğini seyini sizmi tuttunuz .Siz dua edin varsa oyle bişey ayse validemiz peygamberimizke evlenmeden önce bir baskasıyla nişanlanmişti yası 13 tü uydurmayın.Bi an için 9 yasında oldugunu kabul edelim siz dinsiz imansinsizlar ateistler 3-5 aylık bebeklere 1-2 yasındaki bebelere porno film cektiriyonuz.Burda bu yazılanlkarın sahipleriyle ben var oldugunu iddia ediyerum karsilastiğimiz zaman öteki tarafta götünüze şişe sokmamamı ibneler.Delikanlılarini ev adreslerini versin arkadaslar cihad edelim dinsiz serefsizler;

    İftira neydi müslümanlıkta GÜNAH değil mi?

    Ama bu arkadaşa baktığımda öyle birşey söz konusu değil :D

    Adam öyle bir sallamış ki Dünya Jupiterde demek gibi birşey bu,yani o kadar sallamış ki imkansız birşeyi göstermiş, Sana koca bir YUH

    Orgasmatron

    Kasım 24, 2008 at 2:08 pm

  94. Maide Suresi 54. ayet:
    “-Ey iman edenler! Aranızdan kim dininden dönerse (şunu) bilsin: Allah onun yerine öyle bir millet getirecek ki, Allah onları sever, Onlar da Allah’ı severler. Mü’minlere karşı mütevazi, kafirlere karşı ise (fevkalade) onurlu ve güçlü, Allah yolunda cihad eden ve hiçbir kınayanın kınamasından kormayan bir millet getirecektir. Bu Allah’ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah’ın lütfü ve nimeti geniştir, O bilendir.

    Birçok müfessir, bu ayet-i kerimede kastedilen milletin, Abbasilerin zayıflmasından sonra öne çıkan “Türk Milleti” olduğunu ifade etmiştir.

    “Zafer İnananlarındır ve Zafer Yakındır”

    CİHAD

    Aralık 2, 2008 at 2:12 pm

  95. inanman yada inanmamanız hakaret etmenizi gerektirmez lütfen biraz hoşgörülü olalımi eger sizde insan dogmasına hayretler içinde bakıp gök yüzünde bi kusur bulamıyosanız sizde Allaha inanıyosunuz bi gün çıkar inşallah bu duygularhakikatı har zaman tartışmaya hazırım battalgazidama@hotmailcom

    battalgaza

    Aralık 5, 2008 at 5:03 pm

  96. orda yazanların hiçbiri hadis değil külliyen yalan.

    Türk kardeşim demiş ya lanetlenmişler diye yahudi piçleri hz musaya gösterdiği onca mucizeden sonra inanmadıkları için ebedi cehennemliktir.

    İslamda hiçbir ırk üstün tutuulmaz dangalaklar eğer olsaydı bile o millet yahudiler olmazdı

    tam malsınız amına koyayım paso sallama lan bu site

    ateistsiker

    Aralık 6, 2008 at 1:26 am

  97. arkadaşlarr her ne derseniz diyin ister ateist diyin ister satanistt gerçeklerden kaçamayız bir insan dinini yaşıyorsa onu araştırmalı mantıklı olmak lazım.yeryüzündeki her dinde olduğu gibi kurandada çelişkiler yanlışlıklar vardır bu bir gerçek.hz.muhammed s.a.v bir tük düşmenıdır ve her zamanda öle olmuştur.turan dursun dinimizin bütün gerçeklerini biliyordu vee son derece dürüst bir insan olduğu için bütün gerçekleri sölemiştir ve bu yüzden suikaste kurban gitmiştir.günümüzdeki din adamlarıda biliyor bu gerçekleri ama asla insanlara yansıtamazlar neden m ? hiç bir din adamıı kendi dinini yermek istemez herkes başkalarını kendi dinin çekmeye çalşır k,i buda hep böle olmuştur.hırıstiyanlık bize göre yanlış bir din ama gidin bi dinleyin papazları rahipleri bakın aklınızı nasıl çelecek sanacaksınızki müslümöanlık yanlış bir din herkes öle yaparr dinin yanlışlarını sölemezlerrrr mantıklı düşünelim arkadaşlar

    gerçekçi

    Aralık 8, 2008 at 8:56 am

  98. Ateistler kötüdür diyorlar en küfürlü en iğrenç en pis mesajları müslümanlar atıyor. Dünyayı yok etti bu din. Hakikaten bu erceyi çok bellemişler heralde yazık acınacak halde:D Umarım Türk değildir o. Ben Türküm diyen insan böyle olmaz çünkü.

    Kaan

    Aralık 8, 2008 at 10:38 am

  99. Bu arada Kuranı okudum ve o ayın yarıldığı saat dediği zaman ayın evrelerinden ilk dördün ve son dördün evreleridir. O zamanlar insanlar bilmediği için bunu mucize saymışlar.

    Kaan

    Aralık 8, 2008 at 10:40 am

  100. “ateistler 3-5 aylık bebeklere 1-2 yasındaki bebelere porno film cektiriyonuz” diyen Caner: Sana bir sorum olacak. Pislik insan her yerde vardır değil mi? Bu maalesef bilindik bir şeydir. Ancak 9 veya 13 yaşındaki kızla gerdeğe giren adam bir PEYGAMBER. YANİ herhangi bir insan değil. Pislik olan adam PEYGAMBER.

    Ahmet

    Aralık 8, 2008 at 10:44 am

  101. yuh size hakaret vari konuşan cahiler ne yaptığınızı sanıyorsunuz .ben bir müslüman olarak sizden utanıyorum ayıp ayıp bumudur

    ses

    Aralık 8, 2008 at 11:17 pm

  102. selam size ey mümin kardeşlerim ve gayrı mümin kardeşlerim.
    Evet islamiyet bir hoşgörü dinidir hakikaten yani hep öyle denilir ama tartışmaya açık tarafı da yok değildir. Neden mi evet elbette hırsızlık çok kötü, başkasının malına ırzına namusuna göz dikmek, saldırıda ve sahiplenme içgüdüsüyle hareket etmek elbet çok çirkin ancak, madalyonun bir de görünmeyen tarafı var tabi. İnsanlar açlıktan ölüyor, fakirlik almış başına gidiyor, burjuva kesimi insanlara hükmediyor, sömürü düzeni almış başını gidiyor, bir çok kesimin insanları bırak normal ihtiyaçlarını karşılamayı zorunlu olan temel ihtiyaçlarını dahi gideremiyorken (kısacası büyük balık küçük balığı daima yuttu ve yutmaya devam ediyor) sen gelde insanlardan sağlıklı düşünce, sağlıklı uygulama ve kötülükten uzak durmayı bekle şimdi. Haydi bakalım. Mümkünmüdür bu sizce. Çocukları aç olan bir anne ya da baba sizce hiç bir çıkar yol bulamıyorsa hele de bu dünya ekonomik krizin patlak verip, tüm dünyada milyonlarca insanın işsizliğe terkedildiği bir dönemde mesela… sizce ne yapar bu anne ya da baba hırsızlığa başvurabilir mi? Bence evet. Malesefki evet. Çünkü mecbur kalmıştır, başka çaresi kalmamıştır. Hangi kadın bir şekilde hayat onları hangi sebeple olursa olsun şart koşmadıkça tanımadığı hastalıklımı, pismi, iğrenç mi kokar, yoksa bir sapıkmı diye düşünür ama düşünmez gibi davranarak bir sürü erkek ile yatar? Sizce hangi kadın bunu zevki için yapar? Varmıdır bunlara bir açıklama? Haydi buyrun bir de burdan yakalım ve de bakalım olaylara. Hani derler ya öldüren değil belki de ölen katildir diye, doğrudur kardeşim. Hiç bir insan sanmamki durduk yere kötü diye adlandırdığımız kavramları yaşamaya koyulsun. Tıpkı bir hayvana sen zarar vermeye kalkışmadıkça o da sana saldırmaz, ama sen onu bir şekilde tehdit edersen, o da sana savunma mekanizmasını otomatik olarak kullanır. Evet toplum düzenini sağlamada elbette ödüllendirmeler de cezalandırmalar da olmalıdır, zorunludur bu. Küçücük bir çocuğumuzu eğitirken ne yapıyoruz, bak bu olay böyle böyle böyledir şöyle yaparsan şu şekilde iyi bir sonuç alırsın, amaaaa diğer şekilde yaparsan şöyle kötü bir sonuç alırsın. İyi sonuç alırsan ödül, kötü sonuç alırsan ceza gelir.. demezmiyiz hiç. Bu durum en küçükten (bireyden) en büyük toplumlara kadar, hatta din inanışlarına kadar hep böyle süre gelmiştir. Gerçek olan bence budur. Bir şekilde toplumların düzeninin sağlanabilmiş olması asıl amaç kapsamındadır. Bunu başarabilenler gerçek lider, önderdirler ve bu asla yadırganamaz. Başaramayanlar da zaten kendi savundukları tezleriyle birlikte tarih olmuş ve kalmışlardır gerilerde. Evet düzen için disiplin, disiplin için büyük kurallar olmak zorundadır. Bu bazı toplumlarda bir halk kahramanı insan ile sağlanabilmiş, ancak bazı toplumlarda yalnız din kurallarıyla ayakta tutulabilmiştir. Hem dini duygularınızı hem de mantıksal bakış açınızı birbirinden soyutlamadan bir araya koyup bir düşünün bakalım. Sonuç ne çıkacak. İyiki din kurallarımız var da insanların suç işlememe sebepleri var. Ve iyiki beynimiz ile beynimizin işlediği mantığımız var da okuyabiliyor, öğrenip yorumlayabiliyor, doğruyu ve yanlışı ayırdedebiliyoruz değilmi arkadaşlar ve tabi herkese de saygı duyabilmeliyiz. Bence biraz da bu taraftan bakınız.
    Hepinize sevgiler.

    selamlar

    Aralık 13, 2008 at 9:57 am

  103. Öğrenmelisin,İşine gelmiyorsa,Herşeyin zamanı var diyorsan,bu zamanı öbür tarafta götünemi sokucaksın?

    DenSiz MeTaL

    Aralık 15, 2008 at 1:14 am

  104. arkadaşlar yahudilerin önceden üstün oldukları doğrudur fakat yaptıklarından dolayı cezalandırılıp lanetlenmiştir… bu saçma yazı yüzünden tartışmaya gerek bile yok… Allah a emanet olun.. sizleride Allah hidayete erdirsin…

    İsimsiz

    Aralık 16, 2008 at 9:58 pm

  105. arkadaşlar yahudilerin önceden üstün oldukları doğrudur fakat yaptıklarından dolayı cezalandırılıp lanetlenmiştir… bu saçma yazı yüzünden tartışmaya gerek bile yok… Allah a emanet olun.. sizleride Allah hidayete erdirsin…

    murat

    Aralık 16, 2008 at 10:00 pm

  106. mrblar.dünya bugune gelmeden önce birsürü evrelerden geçmiştir 2008 yılındayız.insanlar dünyada karınlarını doyurduktan dünyayı keşfettikten sonra kendilerini kimler yaratmış diye araştırmaya başlamışlardır ve sonra kendileri yaptıkları veya bürsürü tanrıya inanmışlardır,çok tanrılı dinlerden türemiştir ,ve sonra tek tanrılı dinler piyasaya çıkmıştır akraba olan peygamberler böyle komik şeyler adam peygamber oğullarıda peygamber :D ,yani anlayacaınız tek tanrılı dinler çok tanrılı dinlerden türemiştir mesala kurban kesmek çok tanrılı dinlerdede vardır tüm dinler yalandır,bir düşünün bundan 100 sene öncesi telefonmu vardı arabamı vardı? insanlar bir yerden bir yere develerle gidiyordu,bir düşünün 1600 yıl önceki şeylere inanmak çok salakça,insan bilinçli bir yaratıktır zaten aklınla iyiyi ve kötüyü bulur ve yaratıcıyıda bulur bunun ismi Allah olmasa bile ……

    İsimsiz

    Aralık 19, 2008 at 7:59 am

  107. mrblar 2008 yılındayız.insanoğlu dünyaya geldikten sonra karınlarını doyurduktan dünyayı keşfetmeye çalışırlar ve sonra kendilerini kimler yaratmış diye araştırmaya başlamışlardır ve sonra kendileri yaptıkları veya bürsürü tanrıya inanmışlardır,çok tanrılı dinlerden türemiştir ,ve sonra tek tanrılı dinler piyasaya çıkmıştır akraba olan peygamberler böyle komik şeyler adam peygamber oğullarıda peygamber :D ,yani anlayacaınız tek tanrılı dinler çok tanrılı dinlerden türemiştir mesala kurban kesmek çok tanrılı dinlerdede vardır tüm dinler yalandır,bir düşünün bundan 100 sene öncesi telefonmu vardı arabamı vardı? insanlar bir yerden bir yere develerle gidiyordu,100 sene önceki söylenen yakın tarihimizdeki şeylere bile inanamazken,bir düşünün 1600 yıl önceki şeylere inanmak çok salakça,insan bilinçli bir yaratıktır zaten aklınla iyiyi ve kötüyü bulur ve yaratıcıyıda bulur…aklıyla

    yusuf kara

    Aralık 19, 2008 at 8:04 am

  108. Peygamberimizin Hz. Ayşeyle ilgili evlenişini rivayetlerden dinlemek daha makul olacaktır.

    Buharide geçen rivayete değinebilmek için Cahiliye araplarının “kızlarının yaşlarını ergenliklerinden sonra saymaya başladıklarını hatırlamak gerekcektir”
    Bu durumda hz. peygamber Hz. Ayşeyle evlendiğinde Hz. Ayşenin ergenliğinden itibaren 9 yıl geçmişti. Bu yorumu tercih ediyoruz, çünkü diğer rivayetler bu yorumu destekler mahiyette
    gerçekten ilginçler. Hz. Peygambere şehadet getiren ağacın rivayet oluşuna “yalan” diyen bir zihniyet buharide geçen “9 yaşında evlendi”yi kaynak kabul ederek “peygamberiniz işte bu” gibi yorumlara girebilmektedir. Gördüğünüz gibi küfrün, delikanlılığı yok. İnançsızlığında inat eden bir kişi sadece görmek istediği şeyleri görecektir. İnsan olmanın farkı bu değil.

    keo

    Aralık 21, 2008 at 5:38 am

  109. basateist!!! Atalarının maymun olduğunu ve kendininde maymundan geldiğini söylüyorsan bu senin ahmaklığın saygı duyuyorum…Ama ben insan geldim insan olarak gitcem yaradanın karşısına…

    Allah Birdir

    Aralık 22, 2008 at 5:47 pm

  110. Size söyleyebileceğim tek dua şudur:Allah en kısa zamanda sizleri hidayete erdirsin….

    Allah Birdir

    Aralık 22, 2008 at 5:58 pm

  111. hepsi bos akradaslar… bunlarin hicbirinin sonu yok! O yuzden hayatinizi yasamaya bakin cunku kimse gercekten neyin ne oldugunu bilmiyo bu hayatta…

    İsimsiz

    Aralık 23, 2008 at 2:27 am

  112. küfür eden insan müsfetteleri, işte islam sizi böyle beyinsiz yapmış, o küfürleriniz sizin ne kadar beyinsiz ve ateist lerin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Yazdığınız her küfür aslında islamın ve dinlerin ne kadar iğrenç olduğunu sergiliyor. Çünkü bunu din emrediyor. siz den olmayanı öldürün. siz de kendinizi bir bok zannedip kendinizi insan görüyorsunuz. Eğer sizin bir allahınız varsa ve bunu size emrediyorsa, bende sizin yazdığınız küfürleri sizin allahınıza ediyorum. siz takılın arapların peşine dünya çok hayrını gördü arapların bi siz kaldınız görmeyen, madem islam çalışmayı emrediyor, bu kadar müslüman arap ülkelerinden bir tane dünya çapında bir icat çıkmışmı. cebir demeyin sakın o islam öncesidir. ben yazayım. 4 karı, zina yapan kadınları taşlayarak öldürme. ekmek çalan insanın eli kesme, senden olmayanı ateş çukurlarında diri diri yakma, islam bunları vermiş dünyaya. muhammet malının peşinden koşuyorsunuz. hala sakalları sarkıtıp sarık takıp sabah akşam eğilip genç kız görüncede baştan sona süzüyorsunuz. dininizde sizin kadar iğrenç. sizler insanlığın utançı yüz karasısınız.

    İsimsiz

    Aralık 24, 2008 at 11:05 pm

  113. küfür eden insan müsfetteleri, işte islam sizi böyle beyinsiz yapmış, o küfürleriniz sizin ne kadar beyinsiz ve ateist lerin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Yazdığınız her küfür aslında islamın ve dinlerin ne kadar iğrenç olduğunu sergiliyor. Çünkü bunu din emrediyor. siz den olmayanı öldürün. siz de kendinizi bir bok zannedip kendinizi insan görüyorsunuz. Eğer sizin bir allahınız varsa ve bunu size emrediyorsa, bende sizin yazdığınız küfürleri sizin allahınıza ediyorum. siz takılın arapların peşine dünya çok hayrını gördü arapların bi siz kaldınız görmeyen, madem islam çalışmayı emrediyor, bu kadar müslüman arap ülkelerinden bir tane dünya çapında bir icat çıkmışmı. cebir demeyin sakın o islam öncesidir. ben yazayım. 4 karı, zina yapan kadınları taşlayarak öldürme. ekmek çalan insanın eli kesme, senden olmayanı ateş çukurlarında diri diri yakma, islam bunları vermiş dünyaya. muhammet malının peşinden koşuyorsunuz. hala sakalları sarkıtıp sarık takıp sabah akşam eğilip genç kız görüncede baştan sona süzüyorsunuz. dininizde sizin kadar iğrenç. sizler insanlığın utançı yüz karasısınız.

    helson

    Aralık 24, 2008 at 11:06 pm

  114. beyinsiz ler, dünyadaki bütün sapıkları ateist ilan edip inanmayanların üstüne atmayın bütün iğrenç şeyleri, 1 yaşında çocukla porno çevirmeyi ateizm emretmiyor, ne mutluki ateizm in kuran gibi bir kitabı yok. sizin varya size örnek oluyor işte yaptıklarınız. siz anca kafa kesersiniz bunu emrediyor değilmi kitabınız. çünkü sizden olmayanı susturmanız gerek değilmi, muhammet 13 yaşında girmiş gerdeğe, o zaman siçin için sorun yoksa kızınızı, kız kardeşinizi 13 yaşında iken 50 yaşında birine vermek sizin için sorun olmaz. İşte ne mutluku ateistler bunun sapıklık olduğunu biliyor. Ayrıca 24 karılı muhammetinde sekso manyak olduğunu, öyleki evlatlık oğlunu karısından ayırtıp (güya allah ona helal kılmış) gelini ile evlendiğini, ilk karısı hani şu çok zengin ve güçlü olan, o ölene kadar çok karılı sistemin olmadığını, kendi anne babasının bile ona inanmadığı gibi. İşte sizler bunu bilmediğiniz görmek istemedğiniz için beyinsiz mallarsınız. siz öküz sünüz çünkü onlar düşünemez.

    helson

    Aralık 24, 2008 at 11:17 pm

  115. hani islamda kölelik yoktu ya, yalan. muhammet in iki cariyesi (kadın köle) ile zina sından iki kız çocuğu olduğunu biliyormuydunuz. 24 karı yetmiyor, birde cariyelerle düşüp kalkıyor. ne peygambermiş Eros u bile geçmiş. İslam niye büyüdü biliyormusunuz. Çünkü savaşların sonunda her askere ganimetten pay verdi. Aç insan ne yapmaz. Zannediyormusunuz o zaman insanlar din için muhammetin peşinden koştu.

    Böyle bir şey olabilirmi bir bakalım.

    1 İlk karısı ölmeden çok karılı sisteme geçmiyor ( Çünkü o kadın çok güçlü

    2 Tek kelime yazamıyor ama yıllarca ticaret yapıyor, ardından, oku diye emir geliyor, yok melek onu sıkıyor birden aklına doluyor bütün sureler, peki sıkmadan olmuyormu.

    3 Diyorki ey müminler şu kadınlarla evlenilmez

    Gayri müslimlerle
    Kızlarınızla
    Analarınızla
    Kardeşlerinizle
    Gelinlerinizle
    ve sayre ve sayre

    Ama aradan geçen zaman içinde, yahudilerle yapılan bir savaş sonunda bir askerin payına düşen güzel kadını satın alıp evleniyor.

    Aradan geçen yıllar içinde eski sevdiği kadını evlatlığı ile evlendiriyor, Aynı kadını yarı çıplak görüp ardından gelen vahiyle evlatlığını boşatıp gelini ile evleniyor. ( Örtünme olayı bu olayın ardından gelmiştir.)

    4 Bir değidi bir dediğini tutmayınca , Allahın hikmetinden sual olmaz lafını demiştir

    5 o peygamberki hastalıktan sürünerek öldüğünü biliyormusunuz.

    6 Putatapan güçlü bir kabile ile iyi geçinmek için put lara dönerek bir süre namaz kıldırdığını.

    7 şeytan ayetlerinin gerçek olduğunu

    8 yahudiliğin ve hristiyanlığın binlerce yıl önceki pagan dininin devamı islamında bu iki dinin birleşmesinden ortaya çıktığını

    9 islam ın, hiristiyanlığı kabul ettiğini ama, o kabul edilen dindeki kutsal ruh 3 kral ın pagan dininden geldiğini.

    10 kuranda bir kez bile ey mümineler lafının geçmediğini( yani sadece ey müminler yani inanan erkekler)

    11 dinden çıkanların ateş çukurlarında diri diri yakıldığını.

    12 her ayetin olayların ardından geldiğini.

    13 nedense her arap isminin bir ilahi karşılığının olduğun , peki islam öncesi bu isimlerin anlamı neydi

    ve sayre ve sayre. sorular sormakla bitmiyor ama. Bu inanan beyinsizlerin aklına bir tek soru gelipte sormuyorlar. Ya insan en azından şunu sorar kendine ya . Neden 3 tane din gelmiş, Niye en mükemmeli islammış, Neden diğer dinlerin geçerliliği kalmamış. Neden, Allahları herşeyi bilipte diğer iki dinlerin bozulacağını bilemeyip baştan islam ı göndermemiş.
    O kadar beyinsizlerki beyin leri işlevini kaybetmiş , soru soramadıkları için gelişememişler , yazık .

    helson

    Aralık 24, 2008 at 11:54 pm

  116. bazıları yazmış çinlilerin gözleri çekik. eski türklerin ve şu andaki türk devletlerindeki nüfusun çoğunun gözleri çekiktir. muhammetin söylediği o söz aynen şöyledir. Kuzeyde yaşarlar , ataları ecişler bücüşlerdir( türklerin ataralına verilen isim) suratları kat kattır…. onlarla savaşmadan kıyamet gelmeyecektir

    helson

    Aralık 24, 2008 at 11:57 pm

  117. diyelim ki muhammed ayşeyi 9 değil 20 yaşında almış olsun 52 yaşında biri şu günümüzde gelse sizin yakınınızı istese tepkiniz ne olurdu.kim kime inanır kimseyi ilgilemdirmez.bilgilendirmeler küfürlü yolla olunca kafası karışık olanları öbür tarafa itmiş oluyorsununuz.muhammed hakkında yazılanlar iyi veya kötü yönlerini körü körüne kabul etmeyin araştırın soruşturun.

    xxxl

    Aralık 25, 2008 at 1:51 pm

  118. müslümanlık şartlarını iyi incelenirse arapların çalışmadan kazanmak durumu ortaya çıkar.zekat vermek,hacca gitmek arap toplumunu zenginleştirmek demektir.her sene milyonlarca dolar kazanan bir toplum yaratmış olmuyormu bu müslümanlık şartı.bir hac mevsimi türkiyede 1000 kişinin çalışacağı fabrikayı götürüp kendini bilmez araba teslim ediyoruz.soruyorum kendi toplumunun refaha ulaşmasından başka nedir bu hac.bu şart allahın şartı olamaz bir topluma fayda sağlayan diğer toplumları dinle sömürmemeli.sosyal adaleti sadakaya ile yürütenler hastalıklı beyinlerdir.

    xxxl

    Aralık 25, 2008 at 2:04 pm

  119. muhammed daha çocuk iken peyganber olacağı kesin olan kafasının üzerinde gölge bulutu ile dolaşan fakir ama peyganber olması kesin biri neden gidip kendinden 15 yaş büyük ve 3cü koca olur.kafasında aşkmı paramı şehvetmi düşlemişti.bu günkü pleyboylardan eksiği yok gibi.şimdiki siyasilerden de kalır tarafı varmı.%20 ganimet payı alan esirlerin en güzelini almak,ayşeye verdiği gerdanlık gibi herşeyin eniyisini almak.(arsa rantiyeleri,gemicikler,deniz fenerleri)gibi.o zamanki yaşamla şimdiki arasında ne fark var.pardon bir fark var şimdikiler iğneden ipliğe irdeleniyor her devirde olduğu gibi muhalefet hep oluyor.muhalefet oluncada eski zamanda beddu edilip cehennem ateşinde yanması için dua ediliyor.şimdi ne söylenirse söylenilsin yüzlerine tükürülse gülünüyor.

    xxxl

    Aralık 25, 2008 at 2:26 pm

  120. müslümanlığı osmanlı ile özdeşleştirenler osmanlı padişahlarının neden birdefa hacca gitmediler.osmanlı padişahları şeyhülislamlardan aldıkları fetvalar ile beşikteki kardeşlerini öldürmüşlerdir.hangi din kitabında ne için olursa olsun insan öldürme yazarda fetva hangi kitapta ölüm fetvahı vardır.muhammed kendisi hakkında kinayeli şiirler yazan şairi öldürtmek için ölüm timi göndermemiş midir.yani topluma mall olmuş kişilerde hata yapar.insanlar kendi güçlerini allah ile birleştirince haklıymış gibi görünüyorlar.allah var ise herkese eşit oranda olmalıdır.

    xxxl

    Aralık 25, 2008 at 2:38 pm

  121. arap kültürü ile yoğrulmuş kişiler bu kadar kör ve cahil olmayın herşeyden önce türküz arap değil.bize hangi şartlarla dayatılmış olunan bu kültürü büyütmeyelim.her ne kadar şuandakiler biz türküz demiyorlar ise aslını inkar etmek değilmidir.çıkıp önce müslümanız sonra türküz diyenler kendilererine yalan söyleyenlerdir.önce türk sonra ne isen o,gerçekten türksen tabii.din ayrı şeydir ırk olmak hayrıdır.ırkçılık değildir yaptığım ama gerçek ne ise onu bilelim.arap kültürü körü körüne bağlanmayalım.

    xxxl

    Aralık 25, 2008 at 3:14 pm

  122. BURADA YAZILAN TÜM İDDİALARINIZA VERECEK BİR CEVABIM VAR HZ. AİŞENİN KAÇ YAŞINDA OLDUĞUNA BİLE SADECE VERECEĞİM CEVAPLARI DİNLEYEBİLECEK MEDENİ CESARETE SAHİP ATEİSTLE VAR İSE…

    metehan_tasdemir@hotmail.com

    ebu_beyda

    Aralık 28, 2008 at 4:16 pm

  123. selam ve dua müslümanların üzerine olsun…

    birde bakıyorumki bazı müslüman arkadaşlarım kendi çaplarında ateistlerle sözlü münakaşalarında küfüre başvurmuşlar… bu bir müslümana yakışmaz.. ” en güzel biçimde öğüt veriniz’ anlayıp anlamamak onlara kalsın…

    ebu_beyda

    Aralık 28, 2008 at 4:18 pm

  124. Yüce rabbim siz ateistleri ıslah eylesin…! Siz neyinize güvenip Peygamberimize böyle bir iftira atarsınız Allah sizi ıslah eylesin. Allahtan korkun dicem ama allaha da inanmıyorsunuz Kökünüz kurusun inşallahh!!!

    Şakird

    Aralık 29, 2008 at 9:04 pm

  125. lan BEYİNSİZ ahmaklar türkiyede…kürt,laz,çerkez,gürçü,boşnak,arap,pomak,manav,zaza,hemşin(müslüman ermeniler),mülüman rumlar,abazlar,boşşalar,çingeneler ve ne yüdüğü belirsiz aleviler çıkarınca geride 5 milyon yörük türkü kalıyor..eeee bunlarda bu savsata yazılara bakıp ateist olacaklarsa olsunlar ne yapalım …HAHAHAHAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA….lazca konuşan safkan laz olduğuma göre HZ.MUHAMMED (s.a.v)gerçekliği tartışılan bu hadisini üstüme almıyorum…bu yazıyı yazarken ikindi ezanı okunuyor ve ben namazımı kılacağım..çok huzurluyum peygamberimi dinimi ve tüm samimi şekilde ALLAH’a inananları seviyorum…yaş 35 yolun yarısı belki sonu ömür dediğin neki bir rüya…

    molenni

    Aralık 30, 2008 at 11:45 am

  126. Materyalistlerin belirgin özelliklerinden biri, savundukları görüşlerin son derece sığ ve basit olması ve bunları savunurken çeşitli göz boyama ve sahtekarlıklara kolayca başvurabilmeleridir. Özellikle din aleyhinde yürütmeye çalıştıkları propaganda, tarih boyunca yalanlar ve çarpıtmalarla dolu olmuştur.

    Türkiye’de bu rolü üstlenenlerin başında ise Turan Dursun gelmektedir. Yazdığı İslam ve Kuran aleyhindeki kitaplarla, bu kitaplardaki basit çarpıtmalarla, ciddiyetsiz iddialarla, bozuk mantıklarla, bir kısım cahil veya din aleyhinde önyargılı kimseleri etkilemiştir. Çoğu kez cevap bile vermeyi gerektirmeyecek kadar saçma ve tutarsız iddialar öne süren Turan Dursun, aslında öne sürdüğü iddialar açısından değil de, sahip olduğu bozuk mantık örgüsü nedeniyle ele alınması ve incelenmesi gereken bir isimdir. Yazdıkları, Allah’ın Kuran’da inkarcılar için verdiği “akletmeyen bir kavim” (Haşr Suresi, 14) hükmünün birer teyidi durumundadır.

    Turan Dursun’un çeşitli iddiaları arasında dikkat çekici olanlardan biri, Kuran’ı ve dolayısıyla İslam’ı ırkçılıkla itham etmesidir. İslam’ın sadece Araplara vahyedilmiş bir din olduğunu, peygamberimiz Hz. Muhammed’in de Türklere karşı olumsuz hisler beslediğini ileri sürmüştür. Ancak bu iddiasını ne gibi mantıklara ve delillere dayandırdığı incelendiğinde, son derece basit çarpıtmalar, cehalet ve yalanlar ortaya çıkmaktadır.

    Bu makalede, Turan Dursun tarafından yazılıp 1990 yılında 2000′e Doğru dergisinde yayınlanan, ve takipçileri tarafından hala internette yayınlanmaya devam eden bir yazıyı ve bu yazıdaki çarpık iddiaları ele alacağız.

    1) Kuran’da Irkçılığın Olduğu Ve Yahudilerin Üstün Irk Olarak Belirtildiği İftirası

    Turan Dursun, sözkonusu yazısında Kuran’da ırkçı bir yaklaşım olduğunu iddia etmiştir. Hem de bu ırkçılığın “Yahudi ırkçılığı” olduğunu ileri sürmüştür. Kuran’da “En üstün toplum, İsrail toplumu” dendiğini iddia etmiş ve ardından kendince bir “çelişki” vehmetmiştir:

    “Bir yanda İslam dünyasındaki “yahudi düşmanlığı”, öbür yanda da, Kur’an’daki “Tanrı”nın “İsrailoğulları”na böyle seslenişi… Bir çelişkidir bu.” (2000′e Doğru 28 Ocak 1990, Yıl 4, Sayı 5)

    Oysaki gerçekler incelendiğinde Turan Dursun’un bu iddiasının son derece saçma bir itiraz olduğu açıkça görülmektedir. Turan Dursun’un iddiasına dayanak gibi göstermeye uğraştığı Kuran ayeti şu şekildedir:

    Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayın. (Bakara Suresi, 47)

    Normal bir akla sahip olan herkes anlar ki, bu ayette geçmiş zamandaki bir “üstünlükten” söz edilmektedir. Allah, İsrailoğullarına, onları bir zamanlar nimetlendirdiğini ve üstün kıldığını hatırlatmaktadır. İsrailoğulları’yla ilgili diğer Kuran ayetlerine ve kıssalarına baktığımızda, bu nimetin ve üstünlüğün nasıl olduğunu da açıklıkla görebiliriz. Allah, İsrailoğulları’nın atası olan Hz. İbrahim’den başlayarak, onlara peygamberler göndermiş ve aralarında yaşadıkları putperest kavimlere karşı onları manen üstün kılmıştır. Firavun döneminde Mısır’da baskı ve zulüm görürlerken, onları Hz. Musa vesilesiyle kurtarmış, ardından Hz. Musa’ya Tevrat’ı indirmiş ve İsrailoğulları’nı bu kutsal kitapla doğru yola yöneltip şereflendirmiştir. Hz. Musa’dan sonra da İsrailoğulları’na pek çok peygamber gönderilmiştir. Bunlar, Allah’ın bu kavme olan lütuf ve nimetleridir.

    Ancak İsrailoğulları’nın önemli bir bölümü bu nimete layık olamamış, kendilerine gönderilen peygamberlere itaatsizlik etmiş, Allah’ın vahyi olan Tevrat’a başkaldırmış, hatta Tevrat’ı kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirip tahrif etmiştir. Böylece Allah’a vermiş oldukları sadakat ahdini bozmuşlardır. Bir ayette İsrailoğulları’nın bu durumu şöyle anlatılır:

    Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: “Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah’a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır.”Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. Kendilerine hatırlatılan şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 12-13)

    Görüldüğü gibi, İsrailoğulları’nın Turan Dursun’un iddia ettiği manada, yani tüm bir ırk olarak üstün kılınmaları sözkonusu değildir. Allah, İsrailoğulları’nı bir ırk olarak, yani ahlak ve tavırlarından bağımsız olarak, kalıcı bir şekilde “üstün kılmış” değildir. Allah’ın Hz. İbrahim’e olan vahyini bildiren bir ayet, bu gerçeği vurgulamaktadır:

    Hani Rabbi, İbrahim’i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim’e): “Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım” dedi. (İbrahim) “Ya soyumdan olanlar?” deyince (Allah:) “Zalimler benim ahdime erişemez” dedi. (Bakara Suresi, 124)

    Görüldüğü gibi Allah Hz. İbrahim’in soyundan olanları bir ırk olarak üstün kılmamış, aksine bu ırktan olup da zalim olanların Allah’ın ahdine, yani İsrailoğulları’na verdiği üstünlük ahdine dahil olmayacağını haber vermiştir. Allah’ın Hz. İbrahim’e ve soyuna verdiği üstünlük, ırk manasında bir üstünlük değil, her kim Hz. İbrahim’in yolunu izler, onun ahlak ve inancını takip ederse, onun tarafından devralınacak manevi bir üstünlüktür. Nitekim Allah “doğrusu, insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü’minlerin velisidir” buyurarak (Al-i İmran Suresi, 68), çağımızda Hz. İbrahim milletinin Müslümanlar olduğunu bildirmiştir.

    Allah, insanlar arasındaki ırk, soy, kabile bağlarının bir üstünlük konusu olmadığını da aşağıdaki ayetiyle açıkça bildirmiştir:

    Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13)

    Dolayısıyla Kuran’da ırkçılık olduğunu iddia etmek, ancak bu konuda hiç bir şey bilmeyen ve muhakemesi de zayıf olan insanları kandırabilecek bir iftiradır.

    Turan Dursun ve diğer materyalistler, eğer ırkçılığın kaynağının ne olduğunu gerçekten öğrenmek istiyorlarsa, kendi dünya görüşlerinin temelini oluşturan evrim teorisini incelemelidirler. Çünkü, yeryüzündeki ırklar arasında kalıtsal “üstünlükler” bulunduğu, bazılarının “ileri” bazılarının ise “geri” olduğu iddiasının kaynağı, Darwin’in evrim teorisinden başka bir şey değildir.

    2) Kuran’ın Sadece Araplar Ve Mekke Çevresindekiler İçin Gönderildiği İftirası

    Turan Dursun’un bir diğer iddiası, Kuran-ı Kerim’in sadece Araplara yönelik bir kitap olarak vahyedildiği, diğer milletlerin Kuran’dan sorumlu olmadığı şeklindedir. Bunu, şu sözleriyle ileri sürmektedir:

    “Kur’an’ın bütünü içinde, Muhammed’in “kavm”ından, yani “toplum”undan “Tanrı vahiyleri”ni, bu “toplum”a iletmek zorunda olduğundan, bunu yaptığından söz edilir. Muhammed’in “toplum”u, “Arap toplumu”dur. Öyleyse “muhattap” da bu toplumdur. Kur’an, kendi deyimiyle “Arapça”, seslendiği kesim de, “Araplar”. Ama “Araplar”ın da tümü değil; yalnızca “bir kesimi”. Korkutma yalnız “Mekke ve çevresi”ne. Ayetler çok açık. “Kur’an”la yapılan “uyarı”ların, “korkutma”ların, “Mekke” (Ümmü’l-Kura) ve “çevresi”ne yönelik olduğu, En’am suresinin 92., Şura suresinin 7. ayetinde, kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla anlatıyor.” (Turan Dursun, 2000′e Doğru, 28 Ocak 1990, Yıl 4, Sayı 5)

    Turan Dursun’un bu iddiasına delil olarak kullanmaya çalıştığı ve bu amaçla çarpıtarak yorumlamaya kalktığı ayetin meali şu şekildedir:

    İşte bu (Kur’an), önündekileri doğrulayıcı ve şehirler anası ile çevresindekileri uyarman için indirdiğimiz kutlu Kitaptır. Ahirete iman edenler buna inanırlar. (Enam Suresi, 92)

    Turan Dursun’un “Mekke” anlamında yorumladığı kelimenin ayetteki asıl ifadesi “ümmü’l kura”dır. Bu kelimenin sözlük karşılığı ise “köylerin, kasabaların, kentlerin anası” demektir. Yani bu kelimeyle sadece Mekke değil, bütün ana şehirler, kasaba ve köyler ifade edilmiş olur. Mekke de bir şehir merkezidir, fakat “ümmü’l Kura” Mekke ile sınırlı olmayıp, tüm zamanların tüm merkezi şehirlerini kapsamaktadır. Dolayısıyla, “Kuran sadece Mekke çevresindekilere yöneliktir” diye bir iddiada bulunmak, sadece bu iddia sahibinin cehalet veya samimiyetsizliğini gösterir.

    Gerçekte üstteki ayette Turan Dursun seviyesindeki kişilerin hiç kavrayamayacakları bir hikmet açıklanmakta, İslam’ın bir tebliğ yöntemi olarak önce merkezi şehirlere, ardından bunların çevresine yayılmasına işaret edilmektedir.

    Dikkat edilirse Turan Dursun, bir önceki başlık altında (ırkçılık iddiasında) karşılaştığımız çarpıtma yöntemini burada bir kez daha kullanmaktadır. Bir ayeti ele almış, içinde geçen bir kavramı kasten yanlış yorumlamış, dahası bu konuyu açıklayan, tefsir eden diğer Kuran ayetlerini kasten görmezlikten gelerek basit bir çarpıtma yapmıştır.

    Nitekim bu konuyla ilgili diğer ayetlere baktığımızda, Turan Dursun’un ne kadar büyük bir çarpıtma yaptığı tüm açıklığıyla ortaya çıkar. Hz. Muhammed’in tüm insanlığa gönderilmiş bir peygamber olduğu ve Kuran hükümlerinden kıyamete kadar tüm insanların sorumlu tutulduğu pek çok ayette vurgulanmıştır. Aşağıdaki iki ayet, konuyu açıklığa kavuşturmaktadır:

    Biz seni ancak bütün insanlığa bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar. (Sebe Suresi, 28)

    De ki: Ey insanlar, ben Allah’ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnızca O’nundur. (A’raf Suresi, 158)

    Görüldüğü gibi İslam peygamberi Hz. Muhammed, tüm insanlar için bir uyarıp korkutucudur. Tüm insanlar da Kuran’a uymakla sorumludur.

    Turan Dursun’un iddiasının ikinci kısmı ise, Kuran’ın sadece Arapça bilenlere gönderildiği şeklindedir. Oysa Kuran’ın Arapça olması, bu kitaptan sorumlu olanların sadece Araplar olduğu anlamına gelmez. Yeryüzünde pek çok farklı dil konuşulmaktadır ve insanlara vahyedilecek bir kitabın doğal olarak bu dillerin birisinde olması gerekmektedir. İslam peygamberi Hz. Muhammed Arap olduğu ve etrafındaki insanlar da Arapça konuştuğu için, Kuran da Arapça olarak vahyedilmiştir. Ancak Kuran’ın anlamı her milletin kendi dilinde rahatlıkla tefsir edilebilir, açıklanabilir ve hükümleri anlaşılabilir. Nitekim öyle de olmuştur. Kuran’ın Arapça olması, diğer milletlerin İslam dinini öğrenmelerini ve uygulamalarını hiç bir şekilde engellememiştir.

    3) Peygamberimizin Türkler Hakkında İthamlarda Bulunduğu İftirası

    Turan Dursun’un milliyet konusundaki üçüncü asılsız iddiası, peygamberimiz Hz. Muhammed’in Türklere düşman olduğu yönündedir. Bu iddiasına delil olarak bazı sahih (doğru) olmayan, “mevzu” (yani peygambere atfedilerek sonradan uydurulan) hadisleri göstermeye çalışmıştır. Turan Dursun’un aktardığı hadisler şu şekildedir:

    “Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır. Yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş(kalın) derili olan bu toplumlar…. kıl giyerler.”
    “Siz (müslümanlar), küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan toplumla öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır.”

    Turan Dursun’un aktardığı bu hadislerin, peygamberimiz tarafından söylenmemiş, vefatından çok sonra bir takım art niyetli kimseler tarafından uydurulup ona atfedilmiş sözler olduğu bilinen bir gerçektir. “Mevzu hadisler” olarak bilinen bu gibi hadisler, başlı başına bir inceleme alanıdır. Bu konuda pek çok İslam alimi eserler yazmış, mevzu hadislerin genel özelliklerini tespit etmişlerdir. Bu konuda kabul edilen bir prensibe göre, bir milleti sırf milli kimliğinden dolayı yeren veya öven hadislerin hepsi uydurmadır. Bu şekilde pek çok uydurma hadis vardır. Turan Dursun’un aktardığı gibi Türkleri yeren ve kötüleyenler olduğu gibi, Türkleri dünyanın en üstün milleti gibi tanıtan uydurma hadisler de bulunmaktadır. Aynı şekilde Arapları da abartılı derecede öven veya yeren uydurma hadisler olduğu malumdur. Tüm bunlar, milli bir taassup içindeki kimseler tarafından uydurulmuş ve peygamberimize atfedilmiş uydurma sözlerdir.

    Bu sözlerin uydurma olduğunun en büyük ispatı ise, Kuran’a aykırı olmalarıdır. Allah, başta da belirttiğimiz gibi, milletler, kavimler veya kabileler arasındaki farkların önemli olmadığını, önemli olanın takva (Allah korkusu ve bundan kaynaklanan ahlak) olduğunu Kuran’da açıklamıştır. Allah’ın hükmü bu iken elbette peygamberimizin farklı bir düşünce içinde olması düşünülemez. Aksine peygamberimiz, Kuran’ı en iyi şekilde anlayan, uygulayan, hayata geçiren ve Kuran’ın hiç bir hüküm ve ilkesinden taviz vermemiş kutlu bir insandır.

    Sonuç

    Turan Dursun’un burada ele aldığımız ve cevaplandırdığımız iddiaları, bu kişinin Kuran ve İslam aleyhindeki iftiralarının ne kadar cahil, akılsız ve samimiyetsiz bir yaklaşımın ürünü olduğunu da göstermektedir. Basit kelime oyunlarıyla, bir ayetin anlamını Kuran’ın genelinden koparıp çarpıtarak ileri sürdüğü iddialara, küçük kurnazlıklar ve göz boyamalar hakimdir. Kullandığı üslup, adeta “çocuk kandırma yöntemi” gibidir.

    Turan Dursun’un İslam ve Türk milleti hakkındaki iddiaları, bu “çocuk kandırma yöntemi”nin bir örneğidir. Kuran’ı ve peygamberimizi sadece Araplara hitap eden ve Türkleri kötüleyen kaynaklar gibi göstererek, kendince Türk milletini İslam’dan soğutacağını zannetmiştir. Oysa Kuran’ı bilen ve muhakemesi düzgün işleyen bir insanın bu gülünç kışkırtmalara asla itibar etmeyeceği, aksine bunları öne süren kişilerin zeka ve kültür düzeyini gülünç bulacağı aşikardır.

    Gerçekte sadece Turan Dursun’un değil, onunla aynı çizgideki Kuran ve İslam düşmanı ateistlerin tüm iddiaları; Kuran’ın Allah’ın Hak Kitabı olduğunu, içinde hiç bir çelişki ve uyumsuzluk bulunmadığını, Kuran’a karşı çıkanların ise sadece iftiralar ve yalanlar öne sürebildiklerini gösteren önemli bir “iman hakikati”dir. Allah inkarcıların içine düştükleri bu acze, Kuran’da şöyle dikkat çeker:

    Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir. (İsra Suresi, 48)

    MOLENNİ

    Aralık 30, 2008 at 2:27 pm

  127. selam arkadaşlar yukardaki bütün yazılanları okudum ama bakıyorum ki hep küfür vede hakaret dolu tanrısı vicdanı olanlara söylüyorum sizin tanrınız buysa hiç inandırıcı olamıyorsunuz benim vicdanım buna lara karşı ama şunu unutmayınki hiç bir insan dinsiz yaşayamaz ? ispatlarım

    insan

    Aralık 31, 2008 at 11:09 am

  128. hadi siktir ordan akilsiz öküzler

    HOSO

    Ocak 3, 2009 at 12:46 am

  129. İnsanlık tarihi milyonlarca yıl önceden bu günlere gelmiştir,nice büyük uygarlıklar doğmuş,yaşamış ve zamana yenik düşmüştür.İnsanlık antik çağlarda çok tanrılı dinlere inanırdı ve uscuydu.Filozoflar çağı işte o çok tanrılı dönemlerde insanlığa sökün etti çünkü o çok tanrılı dinler özgür düşünüşe ve yaratıcılığa karşı değildi,ama ne yazık ki Hristiyanlık ve Müslümanlık dinleri,kurtuluşcu dinler ortaya çıktıktan beri insanlık,insanlığını yitirdi,çünkü bu dinler insan aklına ve özgür düşüncesine her zaman saldırdılar ve saldırmaya devam ediyorlar.Bu dinler yokken insanlar ahlak sızmıydı?HAYIR TAM TERSİNE İNSANLAR BU DİNLERLE DAHA ÇOK ALÇALDILAR,çünkü özgür düşünce kaabiliyeti yitirildi,tanrı köleleri çoğaltıldı,hem de hiç olması mümkün olmayacak,akla ziyan cennet ve cehennem teraneleriyle…

    Halit ŞENER

    Ocak 3, 2009 at 3:10 pm

  130. İnsanoğlu evrenin bir parçasıdır ve insanlığı tanrılardan öğrenmiş değildir,insan,insanlığını kendisi yaratmıştır…Uydurma hayallerle insanın insanlığına saldıranlar henüz evrimini tamamlayamamış canlılardan ibarettirler…

    Halit ŞENER

    Ocak 3, 2009 at 3:15 pm

  131. HEY KARDEŞLER DÜNYA ÜZERİNDE KAÇ TANE DİN VAR HERKEZ KAFASINA GÖRE GİRMİŞ Bİ DİN DÜNYASINA ÖBÜR DÜNYA HAYALLERİYLE AVUNUYOR ÇÜNKÜ İNSAN ÖLÜMSÜZ OLMAK İSTİYOR HAYATIN BİTECEĞİNİ KABULLENEMİYOR BİLİNÇ ALTINA GİRMİŞ OLAN DİNLE YAŞIYOR KENDİ KENDİNİ AVUTUYOR DİNLER DAHA NE ZAMAN DİN OLMUŞTUR DİN OLMADAN ÖNCEKİ HAYATTAKİ İNSANLARI NEREYE KOYUYORSUNUZ ANLAMADIM SAÇMA SAPAN ŞEYLERLE KENDİNİZİ KANDIRMAYIN BU YILDIZLAR GÖKYÜZÜ BOŞTUR BOŞ ŞARAP İÇ GÖNLÜNÜ HOŞ TUT HOŞ

    BAYCİN

    Ocak 4, 2009 at 10:13 pm

  132. İNANMAK İÇİN TANRININ BU DÜNYADAKİ ADALETİNİ GÖZDEN GEÇİRMELİYİZ BIRAKIN EVRİM OLSA NE OLUR OLMASA NE OLUR BEN TANRI TARAFINDAN YARATILDIĞIMA İNANMAM MI GEREKİYOR DÜNYA ÖYLE BİRDEN Mİ OLUŞUYOR MİLYONLARCA YILLARI KİME YUTTURUYORSUNUZ ALLAH BU KADAR ZAMAN HESAPLAMALAR MI YAPTI OTURDUĞU KÖŞKTE DÜNYAYI YARATMAK İÇİN HEM BÖYLE Bİ ADEM İLE HAVVA MASALINA NASIL İNANIYORSUNUZ ONUDA ANLAMIŞ DEĞİLİM ANDERSON MASALLARI GİBİ:)

    BAYCİN

    Ocak 4, 2009 at 10:18 pm

  133. HZ MUHAMMED O DEVRİN ÜSTÜN ZEKİ İNSANIDIR KURANIDA KENDİ KENDİNE OLUŞTURMUŞTUR GERÇEK OLAN BUDUR YOK HAYALET PERİ CİN GELDİ OKU DEDİ BU VAHİY İNSANLAR BUNA İNANACAK FELAN FİLANDA AKIL MANTIK OALRAK HİÇ BİR GEÇERLİLİĞİ OLMAYAN ŞEYLER AKLINIZA BAŞINIZA ALIN HAYATI DOYA DOYA YAŞAMAYA BAKIN HAYAT HEP İYİMSER GÖZLERLE BAKIN Bİ İNSANIN İYİ OLMASI İÇİN İNANÇLI OLMASI GEREKMEZ İNSAN İYİ OLMAK İSTEDİĞİNDE HER ZAMAN İYİ OLABİLİR

    BAYCİN

    Ocak 4, 2009 at 10:22 pm

  134. (Bakara 106), (Nahl 101), (Rad 39) Bu ayetlerde allah istediği ayeti değiştirebileceğinden bahsediyor, fakat (Kaf 29), (Fatır 43), (Feth 23), (Yunus 64) ayetlerinde ise allahın sözlerinde değişme olmaz deniliyor.

    (Kafirun 6), (Ali imran 20), (Gaşiye 21-22), (Bakara

    http://www.geocities.com/boraweb/kuran.htm dan alıntıdır

    256) Bu ayetlerde islamın hoşgörü dini olduğundan bahsediyor, fakat (Tevbe 5,29,73), (Tahrim 9) ayetlerinde ise müslüman olmayan insanların vahşice öldürülmesinden bahsediyor.

    (Bakara 62) Bu ayette yahudi ve hiristiyanların cennete girebileceğinden bahsediyor, fakat (Ali imran 19,85) ayetlerinde ise hak dinin islam olduğundan bahsediyor.

    (Nahl 67) Bu ayette içki helal kılınıyor, fakat (Maide 90) ayetinde ise içki haram kılınıyor.

    Bilimdışı Ayetler

    (Tarık 5,6,7) “İnsan bel ile kaburga arasından çıkan sudan yaratılmıştır.”

    (Bakara 102) İki melek gelip insanlara büyü öğretiyor
    (Zariat 49) Bütün hayvanlar çift yaratılmıştır deniliyor fakat bakteri ve virüslerin dişisi ve erkeği yoktur. Bölünerek ürerler.

    (Bakara 65), (Maide 60,166) İnsanlar ceza olarak maymuna dönüştürülüyor.

    (Bakara 259) Bir adamın öldükten sonra dirilmesinden bahsediyor.
    (Bakara 260) Bir kuşun parçalandıktan sonra dirilmesinden bahsediyor.

    (Ankebut 14) Nuh peygamberin 250 yıl yaşamasından bahsediyor.

    (Ahzab 53) muhammed, eve gelen misafirlerini allahın sözleriyle kovuyor.

    TAM BİR KOMEDİ. MİSAFİR DEN SIKILAN EV SAHİBİ

    Ahzab 53 bu işte

    Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır.
    Kadın-Erkek Eşitsizliği

    (Bakara 228,282), (Nisa 11) Bu ayetlerde erkeklerin kadınlardan üstün oldukları belirtiliyor.

    (Nisa 34) Bu ayet, erkeklerin kadınları dövebileceğinden bahsediyor.

    Irkçılık

    (Casiye 16), (Bakara 47,122) Bu ayetlerde İsraillilerin dünyaya üstün kılındığı anlatılıyor.

    Muhammedin cinsel hayatı

    (Ahzab 50,51,52) Bu ayetlerde hemen hemen bütün kadınlar muhammede helal kılınıyor.

    (Ahzab 37) Bu ayette göre muhammed, oğlu zeyd’in karısıyla evlenebiliyor ve (ahzab 40) ayetinde ise “peygamber hiçbirinizin babası değildir.” deniliyor.

    Zina yapan kadının hali
    (Nisa 15), (Nur 2) Zina yapan kadına vahşi cezalar veriliyor.

    helson

    Ocak 7, 2009 at 1:18 am

  135. ve her nedense kurdandaki tüm sureler ayetler , biz söyledik, biz yaptık biz istedik biz ettik şeklinde gidiyor, kuran allahın sözü değilmi, allah la birlikte birimi yazdıki bunu cümleler hep çoğul olarak bitiyor. Yoksa allah nezaket ve mütevazılıkmı gösteriyor. mütevazi olamaz çünkü kendisinden korkulması gerekiyor, nezaket göstermiş olamaz çünkü insanlara ölümlerden ölüm acılardan acı sunuyor, peki neden bu çoğul kelimeler.

    Sakın muhammet ve içindeki Allah karakteri bir arada çalışıyor olmasın . Acaba o yüzdenmi muhammet in cinsel hayatından gelinini yatağa atmak için izin çıkmasından , işine yarayan her ayetin bir anda
    inmesinden bahsediyor. Nasıl bir kitapsa muhammet harikalar diyarında.

    helson

    Ocak 7, 2009 at 1:38 am

  136. arkadaşlar bazı kişiler burda bahsi geçen kişilerin türkler olduğuınu nerden çıkardınız deyip küfür etmişler. dün bir forum istesinde gezerken şu yazı yı okudum :D

    İsimsiz

    Ocak 9, 2009 at 11:54 pm

  137. Öyle bir tanrı düşününki(3 kitabın tanrısından sözediyorum)insanlığı yola getirmek için sayısız peygamber göndermiş ve onlara geniş yetkiler vermiş ama hala insanlığı doğruluga,dürüstlüge,ahlaklı olmaya son peygamber de dahil hiçbirisi başarılı olamamış.İnsan düşünmeden edemiyor,burada bir terslik olduğunu.ya tanrı beceriksiz adamını seçemiyor,ya yanlış taktik veriyor yada seçtiği peygamberler beceriksiz.Tanrı(veya allah) için böyle birsey düşünülebilirmi.Hani bize öğretilen her seye kadir,her seyi bilir,her insanın kaderini önceden belirliyen tanrı nerede ,neden beceriksiz,ne oluyorda bir türlü başarılı olamıyor.düşünemezsiniz degilmi?.Çünkü bu 3 dininde,TEVRAT,İNCİL,KURAN tanrısı yarattığı kullarından kendisine yalvarmalarını isteyen,zaman gelince tehditler savuran,kendisine inanmayanları sonsuza kadar cehennemde yakacağını söylecek kadar zalim ,kendi yarattığı şaytandan kendisinin başedemediği için insanlardan ona kanmamalarını isteyecek kadar aciz,korkak bir yaratıktır.Bu 3 dinin tanrısı sadece budur.Ne yazıkki bu 3 dinin kitapları tanrıyı aciz,beceriksiz,zavallı bir güç olarak olarak göstermektedir.Bu kitapların ve peygamberlerinin yaptığı sadece tanrıyı küçültmektir,hakaret etmektir.tanrı böyle bir güç olamaz,olmamasıda lazım gelirdi. Eskiden inanan bir insan olarak bu 3 kitabıda okuduktan sonra benim ne böyle bir tanrımın vede dinimin olamayacağını anladım.Düşünen,okuyan,irdeleyen insanlardan biri olarak anladımki, bu 3 din ve tanrıları paranoyalı insan kafalarından çıkmıştır.yoksa gerçekten insanlığı yaratan dünyaya,hatta evrene hakim olan bir tanrı(allah)eğer olsaydı insanlık bugünkü gibi namussuzların ,ahlaksızların,rüşverçilerin egemen olduğu bir toplum olmazdı,olamazdı.Ne insanlık böyle olurdu nede katlettiğimiz,sonunu getirmeye çalıştığımız doğa böyle olurdu.Saygılarla.

    umut

    Ocak 14, 2009 at 12:16 pm

  138. BEN MÜSLÜMANIM ELHAMDÜLİLLAH. KÜFÜR EDEREK KONUŞAN EŞŞEKLERİN ÖNCE KENDİLERİNE SAYGISI YOKTUR. HER TÜRLÜ EŞŞEĞE KARŞIYIM. SİZİNLE AYNI HAVAYI SOLUMAKTAN UTANIYORUM. ŞİMDİ BANA DA KÜFÜR EDECEĞİNİZİ BİLİYORUM. SİZ ASLA İNSAN OLMAZSINIZ. DİN MESELESİNE GELİNCE HERKES KENDİ DİNİNİ YAŞAMAKTA VE İNANCINDA ÖZGÜRDÜR. KİŞİ ATEİST DE OLABİLİR. BEN ÇOK ATEİST TANIRIM, ÇOK MÜSLÜMANIM DİYE GEZENDEN DAHA ÇOK İNSANDIR. KİMİN NE OLDUĞUNU ALLAH BİLİR. KİMSENİN KİMSEYE ZORLA BİRŞEY DAYATMAYA HAKKI YOKTUR. PEYGAMBERLERE BİLE SADECE TEBLİĞ ETMELERİ BİLDİRİLMİŞTİR. SİZ KİM OLUYORSUNUZ DA AĞIZA ALINMAYACAK LAFLAR EDİYORSUNUZ? SİZLER OLSA OLSA EŞŞEKSİNİZ EŞŞEK (ÖZELLİKLE 2 Ş’Lİ)…

    İsimsiz

    Ocak 17, 2009 at 9:35 am

  139. arkadaşlar ben çok düşündüm bu konularıda, insan çok düşünürse hayattan kopup sıyırıyo kafayı,ben daha önce inançlıydım kuranı defalarca okudum,allah’ın kitabı bu olamaz diye düşündüm,hz. muhammed diyelim belki peykamberdir,ihtimal dahilinde,ayrıca bir çok ateist ”kurandaki din” ve uydurulan din ayrımını yapmadan çok önyargılı din düşmanlığı yapıyorlar,oysa hz. muhammed peykamber olmasa bile gerçekten insanlık adına çok büyük iş yapmıştır,nedir? insanların inanma ihtiyacına göre, herkes kabul eder bunu hastalık,ölüm vb. dünyevi sorunlarda bi çok insan iman gücüyle ayakata durmakta,Hz. Muhammed diyelim belki peykamberdir,uydurmuş olsa bile insanlığa kötülük yapmamıştır,belki kuran indirildiği dönemin insanının anlayabileceği uslupta yazılmıştı,ama kuran’ın temel evrensel değerlerine bakarsak bu değerler insanlığın hala ihtiyaç duyduğu değerler(komşuluk,yardımlaşma,dayanışma,insan haklarına temel oluşturacak şekilde herkesin allah önünde eşit sayılması vb . )yani ateist arkadaşlara şunu demek istiyorum islam doğru yorumlansaydı İslam alemi dünyada çok farklı yerde olurdu, bugün ki gibi dini sömüren bağnaz insanların elinde olmazdı,dikkatinizi çekmek istediğim son bir nokta var;oda tutunduğunuz evrim ve darwinizmin de temelleri olmayan çürük bir bilimsel teori olduğunu bilin, aksine her akıl sahibi varlık evrendeki atomdan evrene kadar herşeyde bir düzen ve tasarım olduğu açık,ve önyargısız aklı selim düşünebilen herkes evrenin bilinçli bir şekilde insanların yaşamalarına olanak sağlayacak şekilde dizayn edildiğini görür,ben ne inanıyorum ne inanmıyorum, ve eğer öbür dünya varsa ve sorguda varsa,ben allah’a ne hesap vereceğimi biliyorum, senin verdiğin akılla araştırdım ,düşündüm kuran’ın da çelişkiler buldum ve beni cezalandırmaya hakkın yok diyebilirim,eğer varsa merhametli olan Allah’ın da hiç bir yaratttığ sonsuza kadar cehennemle cezalandırmayacağını,her türlü kötülüğün yaşandığı dünyamızda insanların adeleti sağlayamadığını,insanların arsaında ezen ve ezilenler şeklinde sınıflandırıldıklarını,bunların bir anlamı olması gereltiğini,ilahi adaletin bir gün tecelli edeğini hissediyorum ,son olarak herkese saygı duyulması gerektiğini ,herkesin dininin yada inançsızlığın kendine olduğunu belirtmek istiyorum,inanan insanlara da karanlık içindeler demenin tamamen yanlış olduğunu ,o insanların kendilerine göre dünyayı algılayış tarzlarıyla aydınlıkta olduklarını belirtmek istiyorum.

    Sosyal Hİzmet Uzmanı,Adalet Bakanlığı

    nötr

    Ocak 17, 2009 at 5:11 pm

  140. İnsanlar ateist olabilir,dindar olabilir bir çok din ve inanan var.Ancak dinini savunurken siktirli,götlü,analı avratlı sövgüleri hep kendini dindar zannedenler kullanır neden..Hiç bir ateist inananlara küfür etmez..zorla ateist yapmaz..

    vijdanlı

    Ocak 17, 2009 at 10:47 pm

  141. peki turan dursun din adamıydı,jean messier din admıydı sonra neden ateist oldular,azılı ateistken dindar olanlar gibi. bu evrenin bize oynadığı garip bir oyun.Mevlanada buluşalım..dünya malı için kimse can yakmasın.cennet yada cehennem varsa oraya birşey götüremeyeceğiz.Kainatın bir yaratıcısı var her ne ise biz O’na Allah diyoruz işte.

    vijdanlı

    Ocak 17, 2009 at 11:01 pm

  142. Hemde boşverelim ateistleri doğru yola getirmeyi.Bırakalım cennette yerler boş kalsın rahat rahat dolaşalım hurilerle.Dünyada içmediğimiz şarapları orada içelim.Oruçta yok namaz da orada keyif forever..

    vijdanlı

    Ocak 17, 2009 at 11:23 pm

  143. yol,gerçek ve yaşam tek tanrı olan isa mesihtedir.sizin için dua ediyorum.kötü laflarla birbirinize laf atmak yerine saygılı olun.hiçbiriniz bir başkasının kutsalına laf atmasın.size esenlik olsun kardeşlerim.bu konuda bilgi edinmek isteyenler beni ekleyebilir,esen kalın.deus_lesus@hotmail.com

    fransua

    Ocak 18, 2009 at 8:20 pm

  144. Yazılanların çoğunu okudum, inananlar yine hiçbirşey bilmemelerine rağmen sallamışlar. Birisi yazmış
    Siz kuran ınızı bile okumuyorsunuz, okusanız bile arapça , anlamadan. 1400 yıl önce kuran yazmış ki, uzayda bir gezegenden bahsetmiş , tatlı su tuzlu suyun ayrı olduğu yazılıymış.

    Yine tek ayetin türkçesini bilmemelerine rağmen çoğu yazanlar , islamı yere göğe sığdırmamışlar.

    MOLENNİ ye cevap

    Demogoji yapıyorsun, sığ ve basit iseler cevap ver o zaman yazılanlara, Göz boyama dediğin şeylerin çoğu kuran a dayalı ayetlerdir. Tarih boyunca yapılan karşı propagandaya örnek verirmisin. Haçlı seferleri hariç çünkü o da saçma bir dinin yayılmacı politikası idi.

    Turan Dursun un çarpıtma yaptığını yazmışsın. Peki biliyormusun Turan Dursun un hayatını. Daha çocuk yaştı şeriat la büyümüş, dışardan okul bitirip, birden fazla şehirde müftülük yapmış. Eski ve yeni Arap dilini sıradan bir araptan daha iyi öğrenmiş, a sından z sine kadar kuran ve kuran a dayalı tüm arşivleri yıllarca incelemiş, ve tüm ısrarlarına rağmen hiçbir din alimi ve diyanet başkanları onun karşısına çıkamamışlardır. Çünkü o bilgiye sahip değildiler. ve Turan Dursun haklı idi.

    Sizin tipik huyunuz cevap veremiyorsanız tepkiniz aynı, ateistler basit çarpık ciddiyetsiz. Aslında bu cevaplarınız bile kimin haklı olduğunu gösteriyor. Madem o kadar basit ve ciddiyetsiz cevap verin.

    Verdiğiniz tek cevap Kuran dan inanmayanlara verilen ceza. Biz kuran yok diyoruz , siz cevap olarak ondan saçma sapan delil sunuyorsunuz.

    Benim gibi inanmayanlar okuyor ve öğreniyor, ama sizin gibi inanan zavallı mahkumlar, okumaya bile tenezzül etmiyorsunuz.

    Şu, Muhammet in Türklere düşman olmadığı paragrafınızdaki, incelediğiniz delilleri bize aktarırmısınız , ve cehalet i ve yalanları

    Bakara suresi 47.
    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın.

    Parantez içindeki ( bir zamanlar) kısmı orijinal inde yoktur. Onu Diyanet eklemiştir.

    Evet bu ayet aynen böyle. ve turan dursun haklı.
    Normal bir akla sahip olan herkes te bunu anlarki bu ayet hatırlatmadır. Geçmiş zaman kipi ile alakası yoktur.

    Ayrıca Musa halkını kurtarmamış aksine yıllarca peşinden sürüklemiş bir mekan edinemeden ölmüştür.

    Musadan sonra gelen peygamberler kimler acaba, ondan sonra en bilinen sahte peygamberler, isa ve muhammet. kaldıki, hıristiyanlık eski pagan dininin kopyası islamiyet te iki dinin kopyası ve muhammet in kitabıdır.

    Andolsun, Allah israiloğurlarından kesin söz almıştı. Neden Allahınız sürekli and olsun diye yemin ediyor. Benim bildiğim yemin etmek inandırmak için söylenen bir kelimedir.

    üphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 12-13) Ne demek yani bu.. Bu ayet dediğiniz gerçekmi yani. her zaman iyilik yapan insanlar sevilir. Kuranda bu var diye ilahimi oluyor yani.

    Hani Rabbi, İbrahim’i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim’e): “Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım” dedi. (İbrahim) “Ya soyumdan olanlar?” deyince (Allah :) “Zalimler benim ahdime erişemez” dedi. (Bakara Suresi, 124)

    Allah kelimelerle neden İbrahim i deniyor. Kendisi bilemiyormu da deniyor.

    Allah, mü’minlerin velisidir” buyurarak (Al-i İmran Suresi, 68), çağımızda Hz. İbrahim milletinin Müslümanlar olduğunu bildirmiştir.

    diye yazmışsın peki ibrahim milleti ne düşünüyor acaba.

    (Allah, insanlar arasındaki ırk, soy, kabile bağlarının bir üstünlük konusu olmadığını da aşağıdaki ayetiyle açıkça bildirmiştir:

    Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13) diye yazmışsın. İnsanlar eşit öylemi peki şu ayetlere cevap verirmisiniz.

    BAKARA SURESİ: 178 Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazılmıştır. Hür kişiye karşılık hür, köleye karşılık köle, dişiye karşılık dişi… Kim kardeşi tarafından herhangi bir şekilde affa uğrarsa, bu durumda örfü izlemek ve affedene en güzel biçimde bir ödeme yapmak gerekir. İşte bu, Rabbinizden size bir hafifletme ve bir rahmettir. Kim bundan sonra azgınlık ve düşmanlık ederse onun için korkunç bir azap vardır.

    BAKARA SURESİ: 221 Müşrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın, müşrik bir kadından -müşrik kadın sizin hoşunuza gitse de- çok daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikâhlanmayın. İnanmış bir köle, müşrik bir erkekten -o hoşunuza gitse de- çok daha hayırlıdır. Bu müşrikler sizleri ateşe çağırır. Allah ise sizi, izniyle cennete ve affa çağırır. Ve ayetlerini insanlara açık açık bildirir ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

    Turan Dursun dan alıntıdır.
    Gördüğünüz gibi allah,köleliği doğal bir şeymiş gibi karşılıyor. Muhammed köleliği islam ahlakına aykırı bulmuş olsaydı, onu yasaklardı.

    Irkçılığın kaynağı Darwin e bağlanamaz bu ancak din yüzünden olur. Çünkü her dinde inananları üstün kılmıştır.

    Kuran sadece araplara ve çevresine gönderildiği kesinlikle doğrudur. ve Turan Dursun un islamı diğer milletlere bırakmamıştır gibi bir fikri yok o sadece kuranın fikrini dile getirmiştir.

    muhammetin türkler le ilgili sözlerini Turan Dursun uydurmuyor

    “Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır.”
    Muhammed

    (Bkz. Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu’l-Melahim/9 Babun fi Kıtali’t Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu’l-Cihad/ Babu Gazveti’t-Türk)

    İşinize gelmeyen ters gelen hadisleri kolayca kestirip atamazsınız. Yalan hadis diyemezsiniz.

    Bu sözler uydurma olmadığına en büyük delil kurandaki şiddet tir. Kim demiş İslamda şiddet yok. Alın size şiddet ve psikopatlık

    Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.13

    Siz ler hiç kuranı bir ateist kadar incelememişsiniz daha. Önce eğitim . Ne demiş yüce insan en büyük düşman cehalettir.

    Öğreninde gelin

    helson

    Ocak 19, 2009 at 12:27 am

  145. öncelikle sayın isimsize. cevap vermek yerine küfür etmeyi yeğlemenizi dininizin bir gereğimidir yoksa sizin sahsi bir acizliğinizdendir bilemiyorum.ateistler doğuştan ateist doğmazlar,ancak araştıran ve sorgulamayı cesaretle sürdüren insanlar dinbaskısı ile yetişmiş bir toplumda din adına yapılan saçmalıkları ve dinin kendisinin ne olduğunu öğrendikden sonraki kararlarını senin gibi aciz kullar gibi degil büyük bir cesaret örneği vererek kararları vermişlerdir.ya allah varsa ya cehennem varsa gibi tüccar zihniyeti ile değil.

    umut

    Ocak 19, 2009 at 6:15 pm

  146. vijdanlıya cevap

    Şu huriler hani kuranın dediğine göre 16 yaşlarında memeleri yeni sertleşmiş memeler öyle değilmi.

    Ateistlerin çocuklarla yatmaya ihtiyacı yok. Biz aklı başında sağlıklı beyinlere sahibiz.

    Ben ateist olmama rağmen içki içmiyorum, kumar oynamıyorum, tek kötü alışkanlığım sigara, ve benim kayınpederim ve kayın validem de ayrıca hacı. Onlar adına çok üzgünüm ne yazıkki. Buna rağmen en sevdikleri ve en saygı duydukları, oğulları dururken her daim bana güvendikleri bir insanım.

    Demekki inananlar bir şekilde allahın olmadığı ispatlanırsa ipin ucunu kaçıracak ne türlü pislik varsa yapacaklar. Aman siz inanmaktan vazgeçmeyin . İnandığınız halde kafa kesip kadınların kafalarını taşla eziyorsanız, masum insanları katlediyorsanız, inanmadan neler yapabilirsiniz merak bile etmiyor biliyorum.

    Gerçekten siz inanın ipinizi dinler tutuyor sizin.

    Muhammet bile bir din getirip , insanlara neler yapmış. Siz inanın . Sakın inancınızı kaybetmeyin

    helson

    Ocak 20, 2009 at 12:38 am

  147. TANRI İNSANLARIN DİNSEL DÜŞÜNCESİNİN DÜŞSEL ÜRÜNÜNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!!! ZİHNİNİ EİTMEYEN KÖHNE KİŞİLER AKILARININ VE MATIKLARININ TIKANDIĞI YERDE,ADINA ALLAH DEDİKLERİ MUAMAYA SIĞINIRLAR BİR ŞEMSİYENİN ALTINA GİRER GİBİ… GÖRÜLMEYEN VE BİLİNMYENE DERİN BİR KORKU HİSSİ VARDIR HEPSİNDE BİR KORKU İMPARATORLUĞU YARATILMIŞTIR BUNLARIN KÖR BEYİNLERİNDE 3 YAŞINDAN İHTİBAREN SÜREKLİ BİŞEYLER TELKİN EDİLMİŞTİR KULAKLARINA İSTER İSTEMEZ BUNA İNANIYORLAR. İYİDE BU ALLAH NERDE KİM? BU NİYE GAZZEDE YÜZLERCE ÇOCUK ÖLDÜRÜLÜYOR ALLAH ALAH DİYE BAĞIRIYORLAR CİHAT DİYE PEYGAMBER DİYE… NİYE YARDIM ETMİYOR O KÜÇÜK YAVRULARA NİYE? İSLAM BU KADAR GERİDE? HER ANLAMDA NİYE KADIN PEYGAMBER YOK? NEDEN 3 DİN ÖCESİ GEÇMİYOR KRANDA? NEDEN İLK ÇAĞLAR YOK? NEDEN? TAŞ DEVRİ BAHSEDİLMİYOR? MADEM BU ALLAH DEDİĞİNİZ MUAMA BU KADAR BÜYÜKSE ONUN SON DİNİNE İNANAN TÜM TOPLUMLAR EN ÇAĞ DIŞI GERİCİ SÜREKLİ SÖMÜRÜLEN HER ANLAMDA NE SANATA NE BİLİMDE NE EĞİTİMDE NE SPORDA. NEDE BAŞKA BİR ŞEYDE DÜNYA SAHNESİNDE YOK BAŞKA TOPLUMLAR BUNLARA NİYE BARBAR GÖZÜYLE BAKIYOR NİYE? KENDİNİZE SORUN SADECE SORUN ??? (SORGULANMAYAN BİR YAŞAM YAŞAMAYA DEĞMEZ)

    SORGULAYAN

    Ocak 20, 2009 at 4:21 am

  148. ercay PİÇİ SENIN ANANIN AMMINI KÖPEKLERE YALATIRIM
    DİNCİ PEZEVENK ORUSBUCOCUGU SEN ANANIN BOKLU
    GÖTUNDEN CIKTIN ATEİSTLERİN YARRAGINDAKI DÖLU YE
    ORUSBU EVLADI ANANIN AMINA ANTEN SOKAR KÖPRU ALTINDA KUMA KATAR İSTANBUL BOGAZINDA SİKERİM
    ORUSBU EVLADI
    YASASIN SOSYALIZM KAHROLSUN FAŞİSTLER
    YASASIN HALKLARIN KARDESLIGI
    KAHROLSUN ERCAN GIBI CAHİL PİÇ NÜSVETTELERİ

    CABABABA

    Ocak 21, 2009 at 6:06 pm

  149. OGLUM ALLAH VARMIKİ ORDUSU OLSUN MALOLAR
    UYUZ LAR CAHİLLLER
    ALLAH DIYE DIYE
    30 ALEVİ ÖLDÜRDÜNÜZ PİS DİNCİLER
    O TÜRBANLA BİBOK OLACAKMI SANIYORSUNUZ SIZ OLM OLM SIZIN AGZINIZIN ORTA YERINE SIÇTIGIM BOKUN NÜKLESİTİNİ DOLDURURUM SEREFSIZLER
    DELI ETMEYIN LAN BENI SIZ CAKAL DAN BASKA BISE DEGILSINIZ
    YASASIN AYDINLAR SOLCULAR LAİKLER
    KAHROLSUN DİNCİLER CAHİLLER MEDENİYETSİZLERRRR

    RICHARD111

    Ocak 21, 2009 at 6:09 pm

  150. Ahirzaman arkadaşımızın gerçekten yakın zamanda bir psikolog ile görüşmesi ricadır.

    Gorecore

    Ocak 22, 2009 at 1:10 am

  151. ERCEY Demiski:len orospu çocukları ateizme bile ırkçılığı koyuyorsunuz.buharinin yazılarını sizin ananızın göt deliğine koyayım.len böyle salak ça yazıları götünüzden mi uyduruyorsunuz.muhammedin bi işi yok türklere mi atacak.len analarının göt deliğinden çıkmış piçler;ateistliğinizi kendinize saklayın.başkalarını dawet etmeyin.aşağıda sizin için inmiş bir ayet bulunuyor.
    De ki;Bu orospu çocukları ateistler sonunuz yakındır.sizleri bağlayıp analarınızı gözlerinizin önünde götlerinden sikeceğiz. AMİN
    Buhari, e’s-Sahih, kitabu’l-Cihad

    MÜSLÜMANLIK BUYSA NE MUTLUKİ ATEİSTİM
    Çekik Gözlüler çinlilerdir diyenler çinliler ne yapmıs araplara ne fark eder sonucta cinlileri de allahınız yaratmamısmı? Müslümanlık boylemı evrenselmiş hani evrenseldi bütün ırklar ınsanlar ıcındi size göre hepimiz ademden gelmedıkmı herkes kardes deılmı ha cinliler ha türkler ne farkı var sonucunda bı dusmanlık var Kuranda da bır ırkcılık var kahrolsun fasizm..

    Eda

    Ocak 24, 2009 at 7:39 am

  152. Vijdanlı Demiski: Hemde boşverelim ateistleri doğru yola getirmeyi.Bırakalım cennette yerler boş kalsın rahat rahat dolaşalım hurilerle.Dünyada içmediğimiz şarapları orada içelim.Oruçta yok namaz da orada keyif forever..
    Amacın hurilerle mi dolasmak huriler icin mi ibadet ediyosun sen goguslerı yenı olusmus huriler.. Hersey cok acık aslında müslümanların yorumunu okudukca dusuncelerım daha kesinlesiyor

    Eda

    Ocak 24, 2009 at 7:41 am

  153. caner can kendinden utanmalısın seni zavallı bagnaz fasist..

    Eda

    Ocak 24, 2009 at 7:46 am

  154. delil olarak ölüm hepimize yeter

    reee

    Ocak 24, 2009 at 10:37 pm

  155. De ki Ey inananlar Allahı kendinize bir bekçi,bir korkutucu yapmayın.İçmek istiyorsanız için,zina istiyorsanız yapın.Allahmıdır size engel olan.Kendiniz için kötü olanı yapmamakta umulur ki size bir fayda vardır.Umulur ki yaptığınızdan hesaba büyük bir ihtimalle çekilmeyeceksiniz.:)

    vicdanlı

    Ocak 25, 2009 at 8:39 pm

  156. evvet kardeşim bu zındık ateyisler cayır cayır yanarkene bizde onlardan hasıl olan ısıyla alttan ısıtmalı köşklerimizde yan gel osman yaparız abi cehennemede adam lazım dimi ama

    fıtık

    Ocak 26, 2009 at 8:25 pm

  157. Cehennem fikri bile bir tanrı sıfatıyla insanlığı adeta tehdit ediyorsa bu bir büyük iyi tanrının sözleri değil,bir şizofrenin iddialarıdır.Cehennem ölüler ülkesi tanrısı Hades’ten ve Mısır ölüler ülkesi tanrısı İrisis’ten Hristiyanlığa ve oradanda İslamiyete geçmiştir.Cehennem İslamiyette adeta çok korkunç azılı işkencelerin yapıldığı bir yer olarak tanımlanmıştır.Cehennemi en korkunç hale getiren tek din İslamdır ve bu yönüylede bu dinin ne denli acımasız tutkularla inşaa edildiği ortaya çıkmıştır.Ama şu asla unutulmasın ki,acımasız tutkular ancak kendi yıkımlarını yaratırlar…İnsanlık tarihi bunun nice büyük örnekleriyle doludur.

    Halit ŞENER

    Ocak 28, 2009 at 3:59 am

  158. günümüzde ateistim diyen insanlar bu zaman da diğil farklı bir zamanda yaşasaydınız aynı şeyi düşünürmüydünüz yani müslümanlığı türk kültürünü arapları yada inanışları eleştirmelermelerinizden nerde ve nasıl yaşadığınız önemlimi bu konuda siz fırsat verildiği halde iaman edememiş insanlarsınız bir zamana kadar tam bilginiz olmasada allaha inanarak yaşıyosunuz sonra biri karşınıza çıkıyor size evrimden bahsediyor alah diye bişey yoktur diyor ve ateistliği açıklıyor sizde bunu mantıklı buluyorsunuz ya sonra bu bu şekilde hurafe ve geri kafalılık dediğiniz şeyleri dinleri yalanlıyorsunuz ianan insanlara inanmayın gelin dünya için başarı için yaşayın daha iyi yaşayın kendinize güveniniz artsın görmediğiniz şeylere inanmayın diyorsunuz ve sonra şu bir gerçekki öleceksiniz sizce bu mantıklımı belkide ateistliği kabul ettiniz ne kendiniz için nede insanlık için nede daha iyi bir yaşam için hiç bir şey yapamadan öldünüz ve size mantıklı geliyomu ölünce herşeyin bitmesi iyi düşünün sizce olmayan allah bence kesin var ama sizin düşüncenizle söylüyorum ya varsa allaha ve onun en kutsal kıldığı (hz)muhammed(s.a.v.)’e hakarette bulunmanız kuran’ı kerime safsata demeniz sizi nasıl bir azaba götürecek bunu düşünün her dönemde alimler allahın varlığını inkar edenlere ıspatlamıştır bunlardan biri imamı azam ebu henefi (hz) 3 inkarcı buzatın karşısına gelir ve 1. ona alahı göstermesini ister 2.cehennemde ateş olduğuna göre ateşten yaratılan cinlerin ve şeytanların orada nasıl azap göreceğini sorar ve 3. hem kaza ve kadere inanmamızı istiyorsunuz hemde insanın iradesinden bahsediyorsunuz halbuki insan herşeyi mecburen yapar kendi iradesi yoktur der bunun üzerine imam-ı azam (hz)yerden bir avuç toprak alarak soru soranların suratlarına fırlatır ve 3′de bu davranışa büyük tepki gösterirler ve imam-ı azam(hz)alahı görmediği için inkar eden adamtoprağın yüzünde meydana getirdiği acıyı görebildinmi? daha yüzündeki acıyı göremezken alahı göremediğin için nasıl inkar edersinyasen 2. sorunun sahibibildiğin gibi insan topraktan yaratılmıştır ama bu bir avuç toprak senin yüzünü acıtmaya yetti demekki cehennem ateşide ateşten yaratılan varlıkları yakabilir.ve3. insan iradesini inkar eden adammadem benim iradem yok ne diye yüzüne attığım toprak için benden şikayetci oluyorsun. der ve sözünü bitirir sizde biliyorsunuz bu tarz alimler her soruya cevap verebilir ve dinleri vatanı vemileti için üstün zekalarıyla bir çok başarıda bulunmuşlardır ataistler eğer eğer kalbinizde zerre kadar iman kaldıysa kendinizi sorgulayın geç olmadan (ölmeden) yok kalmadıysa kendi doğrularınızda ilerliyorsunuz zaten y6apılacak bişey yok

    kervan

    Ocak 31, 2009 at 1:24 pm

  159. laaan sikerim lan sizi amına kdouumun alevileri yuzunden oluyo zaten bu orospu cocukları erkek olan varsa adresini versin hepiniz agzını yuzunu sikip kafanıza sıkacam verin lan adrsinizi yarrak kafalı ataistler madem her sey bilime gore oluyor biri acıklasın lan bana inandıgınız one surdugunuz varolus ilkesini bilim zemininde cunku her sey bilime gore oluyor ya ateistlerden biri erkekse adrsini versin ama deillerki onlar ancak analarını bacılarını sikerler

    alevi siken

    Şubat 2, 2009 at 10:07 am

  160. tüm alevilerin anasını bacısını sikiyim hep onların başının altından çıkıyor

    alevi siken

    Şubat 2, 2009 at 10:13 am

  161. ALLAH YOKTUR DERKEN BİLE (HAŞA)ALLAH’IN VARLIĞINI KABUL ETMİŞ OLUYORSUNUZ.MADEM ALLAH YOK NİYE ALLAH YOK DERKEN ALLAH KELİMESİNİ KULLANIYORSUNUZ.SIKIYORSA ALLAH KELİMESİNİ KULLANMADAN ALLAH’I İNKAR EDİN DE GÖRELİM.ateistler HADİ BAKALIM.İSLAM KAİNATIN SÖNMEZ VE SÖNDÜRÜLEMEZ EN BÜYYÜK HAKİKATIDIR.LAİLAHEİLLALLAH MUHAMMEDENRESULULLAH

    ahmet

    Şubat 4, 2009 at 2:03 pm

  162. inanın size acıyorum hepinizin öteki dünyadaki hali eğer ki değişmezseniz turan dursun gibi olur. o ufacık aklınızla kuranı eleştirmeye çürütmeye çalışıyorsunuz. madem bu kadar zekisiniz dahisiniz yeni bir kuran yazın da dünyaya yayın dehanızı bize de gösterin.
    zaten farabi, ibni sina gibi ünlü bilim ve din adamları aslında beyinsiz mahluklardı. siz onlardan zekisiniz:)içimizde ne dahiler cevherler varmış da haberimiz yokmuş!! siz ancak kendinizi kandırırsınız. Allah bizleri sizin gibi yapmasın, toprak altındaki kurtçuk olmayı isterim ama ateist olmayı istemem.

    hilal

    Şubat 8, 2009 at 12:12 pm

  163. eğer insalar maymunlardan geldiyse neden hala maymun var :D

    İsimsiz

    Şubat 9, 2009 at 2:59 pm

  164. insanlar maymunlardan geldiyse neden hala maymun var

    canpolat

    Şubat 9, 2009 at 3:07 pm

  165. YA VARSA!

    Bir gün Hz. Ali Efendimiz, namaz kılmış giderken müşriklerden biriyle karşılaşır. Müşrik Hz. Ali Efendimize şöyle der:
    “ Ya Ali! Şu sizin halinize bakıyorum da düşünüyorum. Ahiret var, insan bu dünyada yaptıklarından bir bir hesab verecek diye, namaz kılıyorsunuz, oruç tutuyorsunuz; Cennet var, Cehennem var diyorsunuz… Ben bunların hiç birine inanmıyorum. Hem aramızda ne fark var, sen de yaşıyorsun, ben de yaşıyorum. Sizin bu kadar çabanız nedir? Her gün vaktinde namaz kılacağım, oruç tutacağım diye bu kadar çaba niye?
    Hz. Ali Efendimiz bütün bunları vakar ve sükunetle dinledikten sonra şu cevabı verir:
    “ Ey koca kafir! Farzet ki, öldükten sonra dirilmek yok.( Var ya ) Bizim imanımız var. Farzet ki senin dediğin gibi dirilmek yok. Senin dediğin çıkarsa, o zaman ben bu yaptıklarımdan ne kaybederim. Namaz kılıyorum, dinimin emrini yerine getiriyorum, oruç tutuyorum. Bunlar benim kulluk vazifemdir. Bundan dünyada hiçbir zarar görmüyorum. Ahirette bir zararım olur mu, ne dersin?… Adam biraz düşündükten sonra, olmaz, dedi.
    Oruç tutuyorum. Burada senin gözünde bir zarar görüyor musun? Hayır der. Zekat veriyorum, hem dinimin emrini yerine getiriyorum, hem de fakir, muhtaç insanlara yardım etmiş oluyorum. Bundan benim kaybım olur mu? Ne dersin? Kafir hayır, olmaz, der.
    Ya ahiret varsa! Burada yaptıklarından hesab varsa, imandan, namazdan, oruçtan, zekattan haktan, hukuktan, insan yaptığı işlediği her davranıştan hesaba çekilirse, ya bütün bunlar varsa! Ki var. O zaman ey koca kafir, o zaman senin halin nice olur?
    Ömrünü puta tapmakla geçiren ihtiyar müşrik, uzun uzun, derin derin düşünmeye başlar… Ve Hz. Ali’nin önüne diz çökerek:
    Ya Ali! Evet varsa der! Sizin dediğiniz gibiyse!…
    Öldükten sonra yeniden dirilir, Allahın huzuruna çıkarsam o vakit benim halim nice olur? der ve derhal iman eder.

    HAK

    Şubat 9, 2009 at 4:33 pm

  166. okuyunda ibret alın RABBİM cümlemize hidayet nasip eder İNŞALLAH…

    HAK

    Şubat 9, 2009 at 4:37 pm

  167. Tanrıya inananlar zavallılardır. Onların beyinleri fazla bilgiyi alamadığı için mutlaka bir yaratıcı vardır diye kolaya kaçıyorlar. Oysa ki; bu mantıklarına göre yaratanın da bir yaratıcısı olması lazım ve onun da….

    Mustafa

    Şubat 10, 2009 at 6:20 pm

  168. Rabbimiz önce Âdem aleyhisselamı, sonra Havva validemizi yarattı. Bunların çocukları oldu. Bunlardan da çocuklar meydana geldi. Allahü teâlâ zaman zaman Peygamberler gönderip insanları, doğru yola, Hak yola davet etti. Bu Peygamberlerin hepsi bir Allah’a inanmayı, öldükten sonra dirilmeyi, Cenneti, Cehennemi bildirdi. Yani bütün Peygamberler aynı imanı bildirdiler. Hazret-i Nuh, neyi bildirmişse Hazret-i İbrahim, Hazret-i Musa, Hazret-i İsa ve Peygamber efendimiz Hazret-i Muhammed de [aleyhimüsselam] aynı imanı bildirmiştir. Hepsinin gayesi de insanları dünya ve ahiret saadetine kavuşturmaktır.

    Allahü teâlânın bütün Peygamberlere bildirdiği dinlerde ırk ve millet üstünlüğü yoktur. Allahü teâlâya ve bütün Peygamberlere inanan Müslüman zenci bir hizmetçi, Allahü teâlâya inanmayan beyaz bir kraldan üstündür. Allah’ı inkâr eden kral, ebedi Cehennemde, inanan zenci hizmetçi ise, ebedi Cennette kalacaktır.

    Cennete girmek için imanlı yani Müslüman olmak şartı vardır. İman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasaklara inanmak ve inandığını dil ile söylemek demektir.

    Din, insanları seadet-i ebediyyeye götürmek için Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol demektir. Din ismi altında insanların uydurduğu eğri yollara din denmez, dinsizlik ve kâfirlik denir.

    Her din, kendisinden önce gelen dini nesh etmiş, değiştirmiştir. En son gelen ve her dini değiştirmiş, daha doğrusu dinlerin hepsini kendinde toplamış olup, kıyamete kadar hiç değişmeyecek olan din, Muhammed aleyhisselamın dinidir. Bugün, Allahü teâlânın sevdiği, beğendiği din de, bu ahkam ile kurulmuş olan İslam dinidir.

    İslam dini, insanın hem ruhi, hem de maddi refahını temin edecek bir ahlak getirmiştir. Bu mukaddes din, sadece, fert ile Allah arasında rabıta kurmakla kalmayıp, fertlerin birbirlerine, hatta insanlık camiasına karşı haklarını ve vazifelerini şümullü olarak tanzim eder, hep ileriyi gösterir, ileriyi ister ve ilericidir. İlericiliğin ve dinamizmin mümessilidir. Bu din, insan ruhunu ve bütün insanlığı, saadete kavuşturacak prensiplerden ibarettir. İslamiyet’te sınıflaşma yoktur. Herkes aynı haklara, aynı itibarlara sahiptir. Ferdin, muayyen bir topluluğun, hatta yalnız Müslümanların değil, bütün insanlığın, hür ve medeni bir hayat seviyesine ulaşmasını emretmekte, bunun için de, sosyal adaleti esas tutmaktadır.
    İslam dini, ırk, milliyet, siyasi inanç, lisan ve tahsil seviyesi ayırt etmeksizin, her insanın şeref ve itibarına hürmet ettiği için, yabancılar arasında Müslümanlık yayılmaktadır

    canpolat

    Şubat 10, 2009 at 10:28 pm

  169. ey müslümanlar lafım size,neden küfür edip günaha giriyorsunuz,namazınızı kılın,orucunuzu tutun cennetinize gidin,neden herkesi cennete götürmek için mücadele veriyorsunuz?huriler sizi orada bekliyor,az laf çok iş yapın,yazdıkça batıyorsunuz,batmayada mecbursunuz.

    balıkçı

    Şubat 12, 2009 at 10:08 pm

  170. Merak ediyorum siz inanan erkeklere huriler gelirken inanan annenize kız kardeşlerinize ve karılarınıza inandığınız cennette ne gelecek

    Mahmut

    Şubat 12, 2009 at 11:04 pm

  171. Allah, (cc) İsrailoğullarına bir çok peygamber gönderdiğini, Tevrat’ı, Zebur’u ve İncili Resuller yoluyla onlara indirdiğini Firavundan ve zalimlerden onları kurtardığını hatırlatıyor.

    Bunlar birer büyük nimetlerdir. Hatta, onlara gökten envayi çeşit yiyecekleri indirdi. Onlara diyor ki, “Bunları sizin ecdatlarınıza vermiştim. Çünkü, onlar o zaman imanlı idiler.” Fakat ecdatları kafir olmaya ve Peygamberlerini öldürmeye başlayınca onları lanetledi, diğer kavimleri onlara musallat kıldı, en alçak ve en zelil millet haline getirdi.

    Bu durumları anlatan birçok ayetler vardır. Misal olarak Ali İmran ve Maide suresine bakılabilir.

    Ey İsrailoğulları! Haliniz nasıl idi? Onu düşünüyor musunuz? İşte, o günlerde en üstün millet idiniz. Çünkü, Allah’ın indirdiğine boyun eğiyordunuz. Fakat, bugün en lanetli millet oldunuz. Çünkü Allah’a isyan ettiniz. Ne zaman Hz. Muhammed’e ve Kur’ana inanırsanız en hayırlı ümmetten bir parça olursunuz. Zira en hayırlı millet İslam ümmeti oldu. Ali İmran suresinde Müslümanlara şöyle hitap ediyor:

    bet

    Şubat 16, 2009 at 12:58 am

  172. Bu müslümanlar adam olmaz kendilerini müslüman sanan küfürbazlar barbarlar zaten sizin dünyanız hep öldürmeye ve şeyinize çalışır pis sapıklar muhammet te hep şeyine çalışırdı şimdi birde hüseyin üzmez diye yeni bir peygamber çıktı artık ona iman edersiniz oda iyibir peygamberdir akp akladı ama nasıl olduysa tekrar yargılanacak ama üzülmeyin tekrar berat eder sizde ayaklarına kapanarak iman edersiniz o küfürleride ercey aynen sana iade ediyorum durumunada çok üzüldüm annene ve ablanada geçmiş olsun bu kötü olayları yaşaması çok acı herhalde bunları anlatmak istemişsin yorumunda yaşasın isa kahrolsun sapık müslümanlar yobazlar ve gericiler

    baran h.z.İSA

    Şubat 16, 2009 at 5:57 pm

  173. Bu yazılanları okudum ve insanların ne kadar düşünebilen ve düşündüklerini istediği şekilde yorabilen bir varlık olduğunu anlamış oldum..Öncelikle hayvanlardan farkımız düşünebilmekse ve bunu sınırsız kullanabiliyorsak niçin bu şekilde vicdanınızın sesini millete iletmekte kullanıyoruz onu bilmiyorum.. Kur’an ı bende okudum ancak mantıklı düşünce yani düşüncenin sınırsızlığı burada devreye girmeli aslıda.. Dünya değişim içerisinde ve Kur’an indiği zaman yaşam bundan çok çok daha farklıydı..Herkes birşeye inanmak istiyordu ama ne olduğunu bilemiyordu.. Saçma ve sapkın davranışlar içerisine giriyor ve bunların doğru olup olmadığını bilmiyorlardı. O zamanın şartlarına göre ve insanların bunu anlayabilmesi ve bir nev’i doğru yola gelmeyen ya da insanlara zararda diretenler için biraz da korkutmayla kendilerine gelmelerini anlatıyordu Kur’an.. şöyle düşünün bir çocuğunuz var ve küçükken bişey anlamıyor ve yaramazlık yapıyor,uslanması için ne diyoruz korkutmuyor muyuz??
    asıl Kur’an o zaman çocuk olan ve düşüncesini nereye kullanacağını bilemeyen insanlara doğruyu ve güzeli nasıl ve nerede ne şekilde sahip olmamız gerektiğini anlatmaktadır. Yani demek istediğim burda şudur, o zamanlar giyim ilim medeniyet hak hukuk ve bilgi bu kadar ileri değildi.. Şu an kara çarşafa girip 3 karısı olan bir adama 4. olarak gidilemez değil mi? ya da hırsızlık yapanın elini yani hırsızlığı hangi eliyle yapmışsa o elini kesmeyiz,yalnış ifadede bulunmuşsa dilini kesmeyiz, veya bir vesayet olayında kadına daha fazla payverilmez değil mi? nedeni ve burda Allah ın verdiği akılla hukuk kurallarını icra etmişiz ve bunu ahlak din ve vicdan kurallarını dikkate alarak titizlikle kural haline getirmiş ve kadın erkek genç yaşlı herkesin bu kurala kesinlikle uyması gerektiği şeklinde yasalar çıkarmışız. İşte şimdi Kur’an ın varmaya çalıştığı amaçlara gerçekleşmekte.. Yani insanlara hak ve adaletli olma, insanları sınıf farkı gözetmeden sevme ve koruma,kollama, herkese hakkı olanı verme, vicdanı ile başbaşa bırakma ve doğru ve yalnışı insanın kendisinin bulabilmesi.. Amaç budur işte.. Şunu sorarım size eğer kaderimiz yazılmışsa ve ne yaşayacağımız belliyse yani ataist ya da inanan olacağımız da belli diyeceğim sizlere.. Ancak hayır öyle değil işte..Evrenin oluşumunda bir yüce varlığın olduğu aleni belli ve bu yüce varlık bize düşünme oluşturma ileri götürebilme icat edebilme özelliği vermiş ve önümüze iki yol sunmuştur. Ya bunları doğru işler ve insanlığa değer bir materyal olarak kullanmak ya da boşa heba ederek kötü işlerde kullanmak.. ve bunun sonucunda cezamız da cennet ve cehennem olarak verilmiş bize.. nedeni şu an size bu kadar gelişmizliğinizle kötü davranışınıza karşı aranızdan birini herkesin gözleri önünde taşa çevirseydi, zaten herkes inananlardan olurdu..Korkarak inanmamızı istemiyor bilinçli ve mantıklı bir şekilde inanmamızı bekliyor..
    Kur’an ın içinde 5 vakit namaz oruç zekat durumları var ve aslında günümüze göre o kadar güzel ki, açıklayayım, 5 vakit namaz..anlamı sabah erken kalkıp varlığımıza ve sağlığımıza şükretmek erken kalmanın faydalarını bilmeyeniniz yoktur sanıyorum, abdest alırız çünkü vücudumuzu gün boyu temiz tutmak için, namazımızın da vücudumuzu çalıştırma adına büyük bir egzersiz olduğunu bilmeliyiz..yani o yüce varlık 5 vakit namazı bize aslında bunlar için vermiştir ve namaz kılmasak bile şükredip temiz olmayı öğrensek bundan güzel sevap olamaz,zekat, maddi imkanı olmayanlara senin de imkanın olmasa bile yine de vermeyi ve bunun içimizde güzel hissetmemizi sağlaması..oruç,dünyada milyonlarca insan açlık sınırında ya da aç yaşıyorlar.. bir ayını aç geçirmek,onların ne hissettiğini anlamak kadar insana öğretilmesi gereken güzel birşey olamaz.. Aslında gerçek anlamları budur ve Kur’an iyiliği ve güzelliği,temizliği ve unutulmaması gereken şeyleri aslında alışkanlık haline getirmemiz için ve insanın nefsine yenik düşmemesi için zorunluluk olarak gösterilmiştir. Allah a ve kitablarına inanan herkes, dilinden kötü kelime çıkmasına veya insanları incitebilecek sözler söylemekten kaçınır. İnsanlara iyiyi göstermeye çalışır.. ZORLA DEĞİL.. Önemli olan burda güzel huydur.. Gelelim Atatürk e.. Şunu savunuyorum ve sonuna kadar arkasındayım.. Eğer Atatürk ün içerisinde birazcık inanç olmasaydı bu vatanı niçin bizim için biraraya toplamaya çalışsındı?? Elinde o kadar imkan varken çalıp çırpıp bizden kaçabilecek ya da hastalığına daha baştan çare bulabilecekken ve istirahat edebilecekken,hatta gününü gün edebilecekken,niçin en rahat edeceği zamanda öldü?? Şu anda böyle bir oluşumu hükümet ayakta tutamaz hatta ceplerini doldurmaya ve akrabası nı zengin etmeye çalışırlarken, o niçin böyle birşey yapmadı,şu andaki bu oluşumu yaratmayı başardı ve buna önderlik etti?? Söyleyin bana şu anda sizin cebinizde olması gereken para başkalarında zevki sefa halinde harcarlarken ve sizi hakettiğiniz ama alamadığınız paraya muhtaç ederlerken hangimiz buna dur deyip yalnış yaptıklarını savunup karşılarında Atatürk gibi durabiliyor ve en önde önderlik yapıyoruz?? Niçin korkuyorsunuz peki dikkat çekmekten başta önde olmaktan?? Atatürk eğer önder olmasaydı başkası bu oluşumda önder olsaydı bizde ona minet duyacaktık.. Atatürk Türk milletini bir araya getirmiş,dağılmış cepheleri toparlamış,anlaşmalarının altına imzalarını atmış ve hiçbirisinin bu ülkeyi satmak adına olmadığını da hepimizi şahit yapmıştır.. Küçük yaşta yetim kalan, sokaklarda yatan, bir millet için birçok simsarı,devletleri ve katili karşısına alan bu insan için neden içki içiyordu ya da başkaca karalamalarda bulunuyorsunuz?? Evet içki içiyordu o nedenle erken yaşta öldü ve bu kadar ülkesini kurtardığı sülaleleri için savaşlarda önderlik ettiği doktor olabilmesi için okullar,ailesinin çalışabilmesi için çalışma alanları,ailesinin rahatla dışarı çıkabilmesi ve rahatça ibadetini yapabilmesi için özgürlüğünü veren bu adama niçin bakmadılar ve hastalığını gözardı ettiler??
    İnsan soyu nankördür ve nefis denilen o nefreti aşılayan duygu her fırsatta içlerindedir. o yüce varlığa yani yaratana ve Atatürk e yaptıklarından dolayı bir şükür bir binnet duyacağımız yerde şurada yapılan tartışmalar birtek insana yakışır..
    Güneşin doğup batmasını sağlayan Yüce Yaradana ve bu güneş doğup batarken yatağında mışıl mışıl uyumana ve kalkıp istediğin şekilde hareket etmene olana sağlayan Atatürk e dil uzatan herkes…
    Sizi vicdanınızın sesini dinlemeye çağırıyorum.. Şu an burada istediğiniz gibi konuşma ve yazma hakkına, öncesinde de bunları düşünme hakkını size vermiş olana haksızlık etmeyi bırakın.. Ve insanlığımızın boyutlarını insanlık adına kullanın ve ayırıcı yerine birleştirici olun..

    vicdan..

    Şubat 17, 2009 at 10:34 am

  174. Şunu eklemek istedim.. Kim neyi ve hangi dini benimsemiş olursa olsun, karalama kampanyasına gitmeyin lütfen.. Herkes benimsediği şey ile daha güzel neler yapabiliyor onu göstersin.. Zaten düşünebilen insan karar verebilen insandır ve aklı iyi ya da kötü nereye gidecekse oraya gidecektir.. Kendinizi tarafında insanlar olsun istiyorsanız bunun güzelliklerinden bahsedin madem ki insanları yanınıza toplayın.. Ben açıkça söylüyorum ki Müslümanım ve islamın güzelliklerini size söylüyorum.. Müslümanlığın bize emrettiği en büyük şey iyiliktir.. İyiğiliği emreder.. Kimsenin arkadasından kötü konuşmamayı, fitne ve fesattan kaçmayı, büyüklere saygıyı,küçüklere sevgiyi, kimseyi kırmamayı, yalan söylememeyi, insanlığın yararına çalışmayı emredip haramı yasak etmiştir.. Düşünen bir insan gözüyle bunların hangisi yalnıştır?? Diğer dinler de her ne içerikte veya değişiklikte olursa olsun değiştirilmiş dahi olsalar bütün dinlerin başında tek bir yaradan vardır ve iyiliği emreder.. Bazı insanlar mantığına ters düştüğü düşüncesiyle Yaradanı kabul etmiyor olabilirler,ancak bu feza da herşeyin bir düzen ile yürümesi ve dünya üzerinde herşeyin insanın yaşayabilmesi için bir oluşumun varlığı-oksijeninden arısına kadar- insanlara birşeylerin var olduğu ve inanma ihtiyacı hissettirir. Herkes öyle ya da böyle muhakkak birşeylere inanıyor ve yalnız kaldığı zaman sorguluyordur.
    Biz inananlar, doğru ve güzelin iyilik olduğunu ve bunu bize kitaplarıyla, peygamberleriyle, karşılıklarıyla sunan bir Yaradan olduğunu düşünmekteyiz.
    Darwin öğretisinin yalan olduğunu bütün bilimciler kabul etmişken burda hala bu öğretiyi doğru bulan insanlar görmek üzücü gerçekten..
    Olasılıklarla bu dünya bu feza varolmuşsa, bir deney yaparken bile olasılığın olma ihtimali 2 tanedir. ya olur ya olmaz.. Yani bir şeyin normal şartlarda iki ihtimali vardır.. Peki bu yaratılan herşeyde olmama ihtimali olsaydı, varolan şeylerden birisi eksik olsaydı, olamasaydı, oluşamasaydı?? o zaman sizce bizim yaşama ihtimalimizin olasılığını hesaplayabiliyormusunuz??
    Herkes inanıp inanmamakta özgürdür ve kimsenin kimseyi yargılama hakkı yoktur..
    Kur’an da geçen İsrailoğulları nı da İsrail olarak yorumlayan kişiye de bir anlam veremedim doğrusu.. o zaman kur’an da üstü kapalı anlatılan birçok şeyi olduğu gibi anlayalım.. -niçin açmış gül erken, nazlı yarim gülerken gibi :) ) – mecazlara takılmaya müsait herkesi iyiliğe davet ediyorum.. Burda şunu yazıyor burda bunu yazıyor diyeceğimize asıl anlamını idrak edebilirsek aslında herşey çok basit ve en son ve bütün dinlerin birleştiği İslam ın da aslında çok güzel bir din olduğunu görebiliriz.. (ben sosyal demokratım ve müslümanım..,laik bir insan olarak da din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmasından, devletçilik,halkçılık,laiklik,cumhuriyetçilik ilkelerinin örtbas edilmeye çalışılıp hiçbir zaman önemsenmemesinden dolayı üzüntülüyüm.. Ne Mutlu TÜRK’üm diyene!! Elhamdülillah Müslümanım!!)

    Bir fıkra,
    Birgün İngilizlerle fransızlar savaşa girmişler. Bunu gören melekler hemen Allah’ın katına çıkıp durumu haber vermişler ne yapacağız diye.. Allah, onlar kendi işlerini halleder bırakın demiş. Daha sonra savaşa amerika da katılmış. Melekler daha bir telaşlanıp Allah ın katına çıkıp haber vermişler. Allah yine aynı şeyi söylemiş bırakın onlar kendi işlerini kendileri halleder demiş.. Biraz zaman geçmiş savaşa Türkler de katılmış. Melekler tekrar Allah ın katına çıkıp durumu bildirmişler. Allah hemen demiş benim hazırlanmam lazım.. melekler şaşırmışlar neden diye sormuşlar. Allah da Türkler her işlerini önce bana emanet ederler sonra yaparlar da ondan demiş..

    Bu işin esprisiydi ancak, lütfen sizden rica ediyorum. Ülkemizde zaten bölücülük eylemi ve böyle birçok tehlike altındayken, kimliğinde TC vatandaşı yazıp, bu durumdan gurur duyan her Türk vatandaşı birlikte olup, bizi sömürenlerin karşısında duralım.. Daha sonrasında herkes kime inanmak istiyorsa kendi vicdanına kalmıştır.
    Herkesi birliğe davet ediyorum. Hükümetin karşısında bir birliğe…

    vicdan..

    Şubat 17, 2009 at 11:33 am

  175. Bu son yazan zavallı dahil sizler ne kadar aciz ne kadar küçüksünüz. Baştan aşağı okudum yazanları. Başlarda çok kızdım önce ama sonra çok üzüldüm…

    hepinizi Rabbim affetsin. Hayatı Şekillendirerek bulamayacağınız bir gerçeği nasılda paylamadınız

    eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resulullah

    Bismillahirrahmanirrahim

    ”Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla ”

    Rabbim bunlar kör gözleri kör gönülleri olan, yarattığın insanı kendinden utandıranlardır. Sen onları affet. Amin

    FANİ

    Şubat 20, 2009 at 8:10 pm

  176. Esselam! MÜslüman kardeşlerim argo kelimeler sarfetmeyiniz kimsenin dinini kötülemeyiniz ki onlarda sizi kötülemesin siz ONların sizlerle ne derdi varsa onu ögrenip ona göre muamele ediniz küfür etmeyiniz

    İslam dini kötü sözü yasak etmiştir. ONların kötü sözlerine gelipte yanlışlıklar yapmaynız onlar böle yaparak sizi sizden etmye çalışıorlar

    abcd

    Şubat 22, 2009 at 2:52 pm

  177. VE Ey ateistler size şunu sorayım siz ne yapmaya çalışıyorsunuz Hİç Güneş Balçıkla sıvanır mı ?

    abcd

    Şubat 22, 2009 at 2:54 pm

  178. the_young_handsome@live.com bu bnm msn adresim kendini ateist adleden kardeşlerim varsa tartışmaya hazırım

    abcd

    Şubat 22, 2009 at 3:05 pm

  179. Sayın umut kardeşim !!! söylediğin söz ve kelimelere dikkat et Sen bir dini deil tam 3 dini kötümsüyorsun

    abcd

    Şubat 22, 2009 at 3:07 pm

  180. EY ATEİZMİN PENÇESİNDE KIVRANAN ZAVALLI KARDEŞİM LÜTFEN BURAYI OKU
    Ateist arkadaşlara allahın selamı ve hidayeti üzerlerine olsun diyorum.Ben yapım gereği çok konuşmam onun için kestirmeden söylüyorum ve diyorum ki kuran bakın ne diyor EY ATEİST KARDEŞİM LÜTFEN OKU:
    bakara 23 24:Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

    hala daha inanmayacakmısın ey vicdan sahibi??????

    sahabi

    Şubat 25, 2009 at 3:15 am


Yorum Yapın