ateist / ateizm

önyargıdan uzak okunası yazılar

Archive for Ağustos 2008

Şeriat Kadınları – İslam , Şeriat , Kadın

ile 20 yorum

IRUM SAİD

Şu anda 30 yaşında. Kezzapla yakıldığında 18 yaşındaydı. Evlenmeyi reddettiği erkek caddenin ortasında vücuduna kezzap attı.

Kör oldu. Yüzü, sırtı ve omuzları yandı. Tam 25 kez ameliyat oldu ve ancak bu kadar düzelebildi.
ATİYE HALİL

3 yıl önce 13 yaşındayken komşularının yaşlı bir akrabası Atiye ile evlenmek istedi. Ailesi kabul etti.

Ama Atiye daha küçük olduğunu belirtip bu isteği reddetti. Reddedilmeyi kendine yediremeyen erkek, Atiye’yi kezzapla yaktı.
NECEF SULTAN

5 yaşında uyurken babası tarafından yakıldı. Çünkü baba Pakistan’da değersiz olarak kabul edilen bir kız çocuk daha istemiyordu.

Necef yaralarının iyileşmesi için 15 kez ameliyat oldu. Şu anda 16 yaşında 2 gözü kör ve yüzü iskeleti andırıyor.
SABİRE SULTAN

Şu anda 30 yaşında olan Sabire, kocası tarafından yakıldı. Kocası, bir kavga sonucunda Sabire’nin yüzüne kezzap attı.

Sabire bu olayı yaşadığı zaman hamileydi. Bir başka deyişle hamile olması bile onu koca şiddetinden kurtaramadı.
SAİRA LİYAKAT

Şu anda 26 yaşında olan Saira, 15 yaşındayken evlendirildi.

Evliyken okula devam etmek, mezun olmak istedi. Ama kocası Saira’nın bu isteğini yüzüne kezzap atarak cezalandırdı.

Saira eski fotoğraflarına bakarak avunuyor.

ŞAMİM AKTER

18 yaşındaki Şamim’in yüzüne, 3 yıl önce sokakta yürürken tanımadığı 3 erkek kezzap attı.

Erkekler, bir kadının sokakta tek başına yürümesini şeriata aykırı bulmuşlardı. Bu yüzden de kendilerine göre Şamim’i kezzap atarak cezalandırmışlardı.

( Posta Gazetesi haberi )

Written by ateist

Ağustos 22, 2008 at 9:47 pm

Sayıyla Kendine Gelmek

ile 7 yorum

( Can Dündar’ın kaleminden.)

NTV’deki “Neden” programında “Aleviler ve Siyaset”i tartıştık. Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser’e sordum:
“Neden her seçim öncesi ‘Sünniler ve Siyaset’ değil de ‘Aleviler ve Siyaset’ tartışılır?”
Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu…Verdiği rakamlar, tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu.
Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:
* * *
Türkiye’de kaç okul var?
67 bin…
Kaç hastane var?
1220…
Kaç sağlık ocağı var:
6 bin 300…
Peki kaç cami var?
85 bin…
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
Peki kaç kilise var?
270…
Kaç cemevi var?
100.
* * *
Türkiye’de kaç doktor var?
77 bin…
Peki kaç din görevlisi var?
90 bin…
Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Eğitim-Sen’e göre Türkiye’nin 200 bin öğretmen açığı var.
* * *
Türkiye’de kaç kütüphane var?
1435…

Almanya’da kaç kütüphane var?
11 bin…
Türkiye’nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?
13…
Kaç kentte kuran kursu var?
81…
Bu kursların toplam sayısı kaç?
3852…

* * *
Türkiye’de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
Peki kaç tane “cami yaptırma derneği” var?
35 bin…

* * *
İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi ne kadar?
783 trilyon…
Ulaştırma Bakanlığı’nın?
678 trilyon…
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın?
677 trilyon…
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın?
632 trilyon…
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın?
280 trilyon…
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın?
249 trilyon…
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın?
404 trilyon…
Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ne kadar?
1.3 katrilyon…
8 bakanlığın bütçesi kadar…
22 üniversitenin toplam bütçesine denk…

* * *
Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:
1997′de 66 trilyon.
1998′de 119…
1999′da 180…
2000′de 270…
2001′de 302…
2002′de 553…
2003′te 771…
2004′te 1 katrilyon…
2005′te 1 katrilyon…
2006′da 1,3 katrilyon…
2007′de 2.7 katrilyon…
* * *
Bir ülke, Diyanet’e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?

Can Dündar

Written by ateist

Ağustos 15, 2008 at 10:22 pm

Blog, Genel, din, düzyazılar, eleştiri, inceleme kategorisinde yayınlandı

Bir Araç Olarak Din

bir yorum

Din..
Muhteşem bir “araç”. Araçların en güzeli. Savaş zamanlarında din kullanılmaz mı ? Ya da seçimlerde ? Ve insan ilişkilerinde. Ve orda.Ve burda.Ve şurda.
Papa , tek bir cümlesiyle yüzbinlerce , hatta milyonlarca Hıristiyanı savaşa dahil edebilir.Üstelik Hıristiyanlar’ın bir çoğu -hepsi değil- bu savaşa hoplaya zıplaya katılır.Ve katılanlardan kimisi ölür , savaşılanların kimisi ölür.
Aynı şekilde , çoğunluğunu müslümanların oluşturduğu toplumda bir savaş çıksa , din yine kullanılır.
Hatta , dini kullanmaktan ziyade sırf din için yapılan savaşlar bile -maalesef- çok fazla..Sanki dünyanın hepsi aynı dinden olsa çok barışçıl bir ortam oluşacakmış gibi..
Seçim konuşmalarına bakın – ki aslında bakılcak bir tarafları yoktur bir çoğunun.Ama yine de bakın işte. -
Din , daima kullanılır. Ve uzun bir süredir , dini kullanmayanlar -Türkiye için gördüğüm kadarıyla- fazla oy alamazlar. Ama konuşmalarına dini dahil edenler , kötü yöneticiler bile olsa fazla oy alırlar.
Din , öyle bir şey ki..
Karl Marx , doğru söylemiş “Din , toplumların afyonudur.” diye.
Ki zaten , hızlı tren kazasından sonra “Kaza allahtandır.” yorumu yapılabiliyorsa – üstelik başbakan tarafından – ve yankı oluşturacak bir tepki gösterilmiyorsa , bu ; dinin toplumun afyonu olduğunun göstergesidir.Başka hiçbir şeyin değil.-Ki aynı zamanda , madem kaza allahtan , neden sorumlu olarak makinist gösterildi ve hapse atıldı ?-
Peki ya sen hangi kesimden olacaksın ?
Dürüst olmayan için kişi için bile ; “Bu adam inançlı , konuşmalarına da yansıtıyor.Bundan kimseye zarar gelmez.” diyen ; dîninin , kendisinin afyonu olduğu kesimden mi , yoksa ; konuşmalarına dini dahil eden herkesin iyi olduğunu düşünmenin yanlış olacağını kavramış kesimden mi ?
Yüzlerce yıl önce inanılan bazı inançlar için “Vay be , önceden nelere inanıyorlarmış , ne kadar saçma.” diye düşündüğümüz gibi , belki yüzyıllar sonra , “Vay be , yüzyıllar önce nelere inanıyorlarmış , çok saçma.” diyebilir o nesil.Kim bilir..

Written by ateist

Ağustos 12, 2008 at 7:16 pm

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Din İçin Yapılan Katliamlar(dan bazıları)

ile 8 yorum

18 Nisan 2007 : Malatyada Hıristiyanlık’la ilgili kitaplar yayınlayan Zirve Yayınevi’nde çalışan Tilnman Geske ile Necati Aydın domuz bağı yapılıp yüzlerce kez bıçaklandıktan sonra boğazları bıçakla kesilerek öldürüldü.Uğur Yüksek ise hastanede hayatını kaybetti.

4 Eylül 1990 : İslam’ı ele alan kitaplar yazan , bir dönem müftülük yapan ancak daha sonra ateist olan Turan Dursun, 7 yerinden bıçaklanarak öldürüldü.

17 Mayıs 2006 : İslamcı basının hedef gösterdiği üyelerden Mustafa Yücel Özbilgin öldürüldü , aralarında daire başkanı Mustafa Birden’in de yer aldığı dört üye yaralandı.(Alparsan Aslan isimli kişi tarafından)

1990 lı yılların sonlarına doğru Türkiye’de, vucuduna dövme ile allah yazdıran birisi, allaha hakaret ettiği gerekçesi ile, kendini milliyetçi ve mafya olarak ifade eden birisi tarafından kurşunlanarak öldürüldü.
Bahriye Üçok: ilahiyat fakültesindeki ilk kadın öğretim görevlisi. islamda kadının örtünmesi gerekli değildir dediği için evine yollanan bombalı paketin patlaması sonucu öldü.

Yıl miladi 1974. Yer Türkiye, Kırıkkale’deyiz. Kamuoyunda MHP’nin “komando kampları” diye bilinen bir kamp.
“Kırıkkale’deki Bozkurt obasında din düşmanlarının beyni çıkarılır, kafirler telef edilir, itler boğazlanır. (Erdoğan Asılyüce, Türk Metal Seydişehir Şube Başkanı, “Her Yönüyle Kırıkkale”, 1974)

Suudi Arabistan’da ; Mısırlı komşusunun “Allaha küfretti”  diyerek suçladığı Türk berber Sabri Boğday için başının kesilerek öldürülmesi kararı verildi.Karar , diplomatların devreye girmesiyle engellenebildi.

9 Mart 2004 : Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği Yakacık Locası’na tekbir eşliğinde intihar saldırısı düzenlendi.İki teröristten biri ve bir garson öldü , 6 kişi yaralandı.Hastaneye kaldırılan terörist , polise adını “Abdullah İslam” olarak verdi.
Şirin Tekin, henüz 17 yaşındaydı. Çevresinde çok sevilen bir gençti. Öğrencilerin demokratik haklarından sözederdi. Oruç tutmuyordu. O gün, 3 Mayıs 1987, Van 100.Yıl Üniversitesi’nin karşısındaki kahvede oturuyordu. “İslamın bekçileriyiz,” diyorlardı. Kendilerine “mukatele” emrolduğuna inanıyorlardı. Rektör de “Onlar İslam adına dövüşürler,” dememiş miydi? Şirin Tekin, “kanını” saldırganlardan kurtaramamıştı.

Radikal islamcılar tarfından : Prof. Dr. Muammer Aksoy, Ankara 31 Ocak 1990.

Radikal islamcılar tarfından : Çetin Emeç, İstanbul, 7 Mart 1990.

Radikal islamcılar tarfından : Doç. Dr. Bahriye Üçok, Ankara 6 Ekim 1990.

Radikal islamcılar tarfından : Uğur Mumcu, Ankara 24 Ocak 1993.

Radikal islamcılar tarfından : Ali Günday, Gümüşhane, 25 Temmuz 1995.

Radikal islamcılar tarfından : Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Ankara, 21 Ekim 1999.

Radikal islamcılar tarfından : İhsan Güven, İstanbul, 30 Nisan 2004.

1978 Malatya Olayı : Tekbir getirilerek birçok alevi katledildi.

2 Temmuz 1993 : “Cumhuriyet’in temelleri burada atıldı burada yıkılacak” , “Sivas Aziz’e mezar olacak” gibi sloganlarla yürüyen şeriat yanlısı grup , Madımak Oteli’ni ateşe verdi.37 kişi yanarak can verdi , 51 kişi yaralanarak kurtuldu.

5 Şubat 2006 : Santa Maria Kilisesi Rahibi Andrea Santoro , 16 yaşındaki O.A. tarafından öldürüldü.

23 Aralık 1930 : Tekbirlerle gösteriler yapıldı , “Biz şeriat ordusuyuz” sloganları atıldı.Bunu önlemeye çalışan Hasan ve Şevki isimli iki bekçi öldürüldü. Mustafa Fehmi Kubilay , silahsız askerleriyle olay yerine gidip slogan atanları uyardı.Derviş Mehmet ve adamları Kubilay’a ateş ettiler.Daha sonra yerde yaralı Kubilay’ın yanına gidip başını kestiler.Kubilay’ın kesik başını Müftü Camisi’nden aldıkları yeşil bayrağın sopasına geçirip tekbir getirerek dolaşmaya devam ettiler.

Şubat 1969. Camilerde günlerdir cihad namazları kılınıyor. “Komünistlerin kanını dökme çağrılan” yapılıyor. 16 Şubat 1969 günü Beyazıt, Dolmabahçe ve Fındıklı camilerinde cihad namazları kılındıktan sonra, topluluklar halinde Taksim’e çıkılıyor. O gün, meydana ABD 6. Filosu’na karşı anti-emperyalist yürüyüş yapanlar gelecek. Amerika Müslümanın dostu mu ne? Yerde iki ölü yatıyor. Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan. Yüzlerce yaralı. Gazeteler manşet atıyor: Kanlı Pazar…

1978 yılı Aralık ayı. Maraş’ı kış bastırıyor. Duvarlara, dükkânların camlarına sloganlar yazılıyor: “Allah için savaşa!” Ve cihada kalkılıyor. TRT, 111. ölüyü de verdikten sonra, yeni saptanan ölümlerin bildirilmesini durduruyor. Bir küçük cihad denemesinin resmî bilançosu böylece yarım kalıyor. Ocak 1979. Trabzon. Ülkücü Gençlik imzalı bildiri: “Türkiye’deki çatışma, İslamla küfrün çatışmasıdır. Bugün Türkiye yeni bir Bedir savaşının öncesini yaşamaktadır. Müslümanlar, cihada çağrıldığınızda koşunuz. Bir komünisti öldürmek, yüz kere Hicaz’a gitmekten iyidir”.

2 Aralık 1978. Sivas’ta “Müslüman Gençlik” başlığıyla bildiri dağıtılıyor: “Müslüman durma! Hiç durmadan ilerle. Ölüm seni şehit olarak bulsun”. İmza, MHP… Ve MHP Davası iddianamesi, 682 cinayeti içeriyor. Demek ki, en az 682 yurttaşımız, bu dünyada büyük sıkıntılara, yokluklara, darlıklara katlanmış olsa da “Allah yolunda savaşıp öldürmekle” güzel bir “alışveriş yaptıkları” için sevinebiliyorlar

Erzincanlı Müslüm Koca, 52 günlük oğlu Mirzap’ı diri diri keserek Allah’a kurban ediyordu. Müslüm Koca, 1962 yılında bir iftiraya uğramıştı ve kurtulunca ilk doğacak oğlunu Allah’a kurban adamıştı. ve oğlunu kurban etti.
(bu olay daha sonra Tarık Akan’ın oynadığı Adak filmine konu olmuştu)

1776′da Abbeville, Fransa’da genç bir çocuk dine saygısızlık etmekle suçlandı. Meryem Ana ile dalga geçen şarkılar söyleyip din adamları geçerken şapkasını çıkarmadığı söyleniyordu. Kiliseyi eleştirmenin cezası ölümdü.

Chevalier La Barre adındaki gencin ceza olarak önce dili ve sağ eli kesilecekti, sonra da direğe bağlanıp yakılacaktı. Yazar Voltaire onu kurtarmaya çalıştı ve dava parlamentoya taşındı. Parlamento merhamet gösterdi, çocuğun sakat bırakılıp yakılması yerine doğrudan kafasının kesilmesine izin verdi. Çocuğun cezası 1 Temmuz 1776′da infaz edildi. Cesedi Voltaire’in Felsefe Sözlüğü’nün bir kopyasıyla birlikte yakıldı.

Meksika’da 1500′lerde, Aztek din adamları binlerce insanı tanrılara kurban etti. Aztekler, güneşin her gün insanların -kurban taşlarında çıkarılan- kalpleriyle beslenmezse, kaybolacağına inanıyorlardı.

Yağmur Tanrısı’nı memnun etmek için ise ağlayan çocuklar kurban edilirdi. Böylece gözyaşlarının yağmur getirmesi beklenirdi.

Tahıl Tanrıçası için yapılan törende bir bakire 24 saat dans ettikten sonra öldürülür ve derisi yüzülürdü. Sonra da derisini bir rahip üzerine geçirir, dans etmeye devam ederdi.

1980′lerde İran’da Şii din adamları İslam’ı kabul etmeyen Bahailer’in öldürülmesini emretti. İçlerinde kadın ve çocukların da bulunduğu iki yüz kadar Bahai asıldı veya kurşuna dizildi. Kırk bin kadarı ise İran’dan kaçtı.

1983′te Darkley, Kuzey İrlanda’da, bir pazar sabahı Katolik teröristler otomatik silahlarla bir Protestan kilisesini taradı. Üç kişi öldü ve yedi kişi yaralandı. Kuzey İrlanda’da yirmi yıl boyunca devam eden dinsel çekişme, bu tür saldırılarla üç bin kişinin yaşamına mal oldu.
1096′da Birinci Haçlı Seferi’nin başlangıcında binlerce Hıristiyan, Kutsal Topraklar’a ulaşıp Müslümanları öldürmek amacıyla Haçlı ordusuna katıldı. Almanya’da bazı Haçlılar Tanrı tarafından kutsanmış olduğuna inandıkları bir kazı takip ettiler. Kaz onları Musevi mahallelerine götürdü. Bu mahallelerde Musevilerin evleri yakıldı ve hepsi öldürüldü.

// ( Enis Berberoğlu’nun , Emre Kongar’ın köşeyazılarından faydanılanarak )

Written by ateist

Ağustos 3, 2008 at 11:27 pm