ateist / ateizm

"insanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar."

Deniz Feneri ile ilgili Yılmaz Özdil’in köşeyazısı

Deniz Feneri az! Okyanus Feneri lazım bunlara…
Yüzyılın tokadı…
Deniz Feneri.
Bakıyorum yazılıp çizilenlere…
Hep aynı benzetmeler yapılıyor:
“Dindar insanlarımızı kandırarak…”
“Temiz duyguları kandırarak…”
“Hassas yürekleri kandırarak…”
“Vicdanlı insanlarımızı kandırarak…”
“Saf Anadolu insanını kandırarak…”
*
Yok öyle!
*
Kendinizi kandırmayın…
Saf maf değil, o para kaptıranlar.
*
Bu dünyada her türlü katakulliye rıza gösterip, öbür dünyayı makbuz karşılığı satın almaya kalkan… Kaç euroysa ödeyip, cennette tapu kapmaya çalışan Şark kurnazı onlar.
*
Üzülmeyin sakın.
*
Gariban şehit çocuklarının yırtık pırtık çoraplarla gezdiği bir ülkede, Mehmetçik Vakfı dururken, Tanzanya’daki yoksullara iftar vermeye çalışıyorsa “vicdan sahibi” Anadolu insanı…
Bırakın dolandırsınlar kardeşim!
*
Sevaptır.
YILMAZ ÖZDİL

Written by ateist

Eylül 7, 2008 18:21

düzyazılar, eleştiri, islam kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

33 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. DOĞRU İNSAN
    Esasen din, toplumun bir arada düzen içerisinde yaşayabilmesi için konulmuş kurallardan öte değildir. Tabiki o’nu farklılaştıran insanların en zayıf tarafı olan inançlar üzerine kurulmuş olmasıdır.
    Dinin motivasyon kaynakları;
    • Sıkıştığında, sığınılabilecek güçlü bir dayanak olarak tanrı kavramı,
    • Cehennem ile korkutma/cezalandırma ve sindirme, cennet ile umut/ödül faktörleri,
    • Ölümün ardından yok olmayı insanların kabullenememesi
    • Tapınma ile sürekli güdüleme
    Peki doğru insan olmak için mutlaka dine ihtiyaç var mıdır ?
    Korkular ve kaybedilme korkusu yaşanan ödüller nedeniyle insanlara saygı duyuyor, birlikte bir yaşamı paylaşıyor gibi görünmek ne kadar dürüsttür ? Bu yoldaki insanlar ne kadar samimidir ?
    Doğru insan olmayı hafife almayın, öldükten sonra yok olacağını bilmek bazı insanlarda kaybedecek hiçbirşeyinin olmaması psikolojisini getirebilir. Bu nedenle bastırılmış kötülükler gün ışına çıkabilir. Kaybedeceğiniz hiçbirşey olmamasına rağmen yine de doğru insan olabilir misiniz ?
    Yok ben olamam diyorsanız, bu yazıyı okumakla zaman kaybetmeyin. Siz doğru insan olamazsınız, sizler insanlığın yüzkarasısınız. Muhtemelen varlığınızın yücelme yolunda gitmesi gereken yola yaşamınız müsaade etmeyecektir.
    Peki olabiliyorsanız dinler ne işe yarıyor ? İşte asıl mesele bu…
    TANRI KAVRAMI
    Dinin motivasyon kaynaklarından biri olan tanrı, o kadar yüceltilmeye çalışılmıştır ki tanrıya atanan sıfatlar kendi içlerinde çelişmeye başlamıştır.
    Örneğin Ataistler tarafından sıkça kullanılan bir soru; “Tanrı gücü ve yaratma gücü sonsuz olan olarak, kaldıramayacağı kadar ağır bir nesne yaratabilir mi ?”
    Hadi verin cevabını yaratabilir mi ? Yaratabilirse kaldıramayacağı için demek ki sonsuz güçlerin bir arada olması mümkün değil.
    Çocukluğumdan beri aklıma takılan bir nokta; o kadar yüce birşey neden yarattıklarının ona tapınmasını emreder ? Sanırım biraz övülmeye ihtiyacı var (?) Belki de dinlerin motivasyonu yüksek tutmaya, korkulanı hatırlatmaya ihtiyacıdır.
    Oysa ki tanrıya atanan bir çok sıfatı tabiyata, evrene atadığınızda çok daha anlamlı bir sonuç ortaya çıkar. Yaşayan tüm canlılar olarak da bu sistemi bir parçası olarak hem kendimize hem de diğerlerine saygı duymamızı sağlayacaktır. Herkes bir bütünün parçası ise insanlar neden birbirine saygı duymazlar ? Birbirlerinin özgürlüklerine tecavüz ederler ?
    Bunun sebebi din, milliyet gibi geçmişte işe yarayan ama artık ayrımcılıktan öteye gidemeyen sistemler yüzündendir.

    DİNİN YOBAZLAŞMASI
    Her ne kadar özünde bir kötülük görmesemde dinlerin uygulamaları doğru insanlar tarafından yapılmadığında düşünsel erginliğe erişememiş inanlar büyük tehlike yaratmaktadır. Bu tehlike artık sosyal yaşama zarar vermektedir.
    İnsanlar kendi inancından olmayanlara saldırmakta, onları yok etmeyi arzulamaktadırlar. Herşey bir tarafa namuslarını bir bez parçasına yada bekarete bağlayacak kadar insanlıklarından uzaklaşmaktalar. Benim namusun düşüncelerimde ve yaptıklarımdadır. Bir bez parçası çürü gider ama doğru insan olmak için harcanan çaba asla bitmeyecektir. Bu insanlarında namusları, insanlıkları zamanla çürümektedirler.

    FARKINA VARMA
    18 yaşıma kadar ki dönemde memur bir ailenin çocuğu olarak, toplum düzenine hiçbir aykırılık göstermeden sahil kültürünün tüm güzelliklerini taşıyan apolitik Yalova’da yaşadım hayatımı.
    Üniversiteye başladığımda sudan çıkmış bir balıktım adeta; Türkiye’nin farklı bölgelerinden farklı anlayışlardan gelen insanlarla doldu etrafım. Bu farklı anlayışları bir arada tutan tek şey ise dinleriymiş gibi görünsede aslında oradaki büyük farklılıkları gözlemlemek hiç de zor değildi.
    Bu insanların bir kısmı dini o kadar fazla ve bilinçsizce irdelemişlerdi ki, detaylar ve uygulamalar amaçların önüne geçerek yobazlıklar yeşeriyordu. Toplumdaki bu yobazlaşma ile birlikte dikkatimi çeken bu durum dinin zayıf tarafını ap açık göstermekteydi.
    11 yıl sonra, bugün, toplumu bir arada tutan, birlikte yaşamalarına olanak tanıyan dinlerin en kuvvetli tarafı olan inançın yobazlaşması sonucu çöküşünün görmekteyim.
    Üzerinde düşündükçe dünyadaki en büyük savaşların, en iğrenç vahşetlerin din nedeniyle meydana geldiği, insanların özgürlüklerinin kısıtlandığı, birçok cinayetin sebebi olan dinler artık misyonunu tamamlamamış mıdır ?
    Dinler geçen yüzyıl misyonunu tamamlamıştır ve insanlara zarar vermektedir. Buna son vermenin yoluda yeni bir oluşum kurmaktır.
    Benim için sayısal olarak birşeyi ifade etmek daima yazıya dökmekten daha kolay olmuştur. Bu nedenle bazı şeyleri yeterince açıklayamamış olabilirim. Zaten amacım size açıklayarak ifade ettiklerime inanmanız değil, bir alışkanlık olarak devam eden bilinçsizce inandığınız şeylerin neye sebep olduğunu düşünmenizdir.
    AMAÇ
    Gün geçtikçe yaşanan yozlaşma artık hayatımızı özgür bir şekilde yaşama hakkımıza tecavüz etmektedir. Ne yazık ki bir coğumuzun annesi, babası, eşi ya da çocukları dine inanmakta ve inançlarındaki zayıflık nedeniyle yaşanan yobazlıklara gözlerini kapatmaktadırlar. Bu insanların samimiyetinden şüphem yok ama onlara doğru yolu göstermeliyiz.
    Dinciler son olarak eğitimi kullarak örgütlenmekte ve sosyal hayatın her alanına sızarak yobazlıklarını yayma çabasındalar. Bu harekete karşı olarak düşüncelerimizi paylaşarak bir araya gelmeli. Birbirimizi destekleyerek güçlenmeli ve yeterli olgunluğa eriştiğimizde karşı hareketi oluşturmalıyız.
    Toplumlardaki farklılıkları ortadan kaldıracak, kardeşce yaşamımızı sağlayacak bu düşünce sistemini hayata geçirmek için desteğinizi bekliyorum.
    Bu amaçla öncelikle düşüncelerimizi Internet’te forumlara aktarmalı, geliştirmeli ve yazılı ifadesi güçlü dostlarımızın desteğiyle toparlamalıyız.
    Hareket daha ayakları üzerinde durmadığı için bir isim bulma kayfısında değilim ama “Doğru İnsan Hareketi” şuan için birbirimizi tanımamıza yardımcı olacaktır.
    Sevgilerimle,

    eo

    Eylül 11, 2008 at 19:36

  2. bu ulusalcı, kemalizm dini mensubu,, militarist vasatın böyle bir sitede ne işi var anlamak zor doğrusu. onun bu yazıyı kaleme alırkenki düşünce alanının sizin amacınızla örtüştüğünü sanmıyorum. kendisi türk islam sentezinden sıradan bir örnek, bu kadar da vasatlaşmayın.

    jim

    Eylül 11, 2008 at 19:37

  3. ne kadar saçma yaklaşmış konuya

    gitarTELi

    Eylül 12, 2008 at 09:54

  4. Çoğü yerde görüyorum ateistlerin söylediği bir şey var.Neden hiç bir müslüman ülke gelişmiş değil.Bakın qatar, dubai kuveyt gibi ülke ve emirliklere.Hepsi En az avrupa kadar zengin ve gelişmiş..İran Amerikayı teknolojisiyle korkutur kıvama geldi.Siz galiba müslüman dünyasını suriye ve ıraktan ibaret sanıyosunuz..Bana afrika demeyin afrikada herkes fakir…

    Chemical

    Eylül 14, 2008 at 00:26

  5. lan gavat senin patronların devletin vatandasin milyarlarca dolarini iç ederken ağzını acmıyodun şimdi mi,aklına geldi dürüstlük .Unutmaki o iddiayi hazırlayanlar kararı verenler senin gibi birilerinin düdükleriyle hareket eden asker bunu sende b,iliyosun cümle alem biliyo.Ahmet Hakan misali dönme kanal 7 de iken dindar namazdan niyazdan den vuran onursuz varlık masonist ve siyonist kanala gecince dinsiz oldu s……siz p….k ne olacak sende yarın bi dindar kanal parayı ver aynısı sende olursun sizin dininiz imanınız para para para nereye götürcen bilmem.Ben eski askeri personelim o mehmetcik vakfı dediğin vakıfın balolarında 15 milyarlık petrus şaraplari patlıyo.Kurban oluhn deniz fenerine seyinizde patlasin fener……?????

    caner can

    Eylül 27, 2008 at 13:05

  6. ——————————————————————————–

    “Elbette insanları etkiledim, bu yüzden vermiş olabileceğim büyük zararı gidermek istiyorum ve bunun için çaba göstereceğim. (Anthony Flew)
    Gazeteler şu günlerde, bir dönemin ünlü ateist felsefecisi Antony Flew’un pişmanlık dolu bu sözleriyle yankılanıyor. 81 yaşındaki İngiliz felsefe profesörü Flew, 15 yaşında ateist olmayı seçmiş ve adını akademik alanda ilk olarak, 1950 yılında yayınladığı bir makaleyle duyurmuştu. Sonraki 54 yıllık sürede, eğitim vermekte olduğu Oxford, Aberdeen, Keele ve Reading Üniversiteleri ile ziyaret için bulunduğu çok sayıda Amerikan ve Kanada üniversitesinde, tartışmalarda, kitap, ders ve makalelerde ateizmi savundu. Ancak Flew, geçtiğimiz günlerde, bu yanılgısını terk ettiğini ve evrenin yaratılmış olduğunu kabul ettiğini açıkladı.
    Bu köklü karar değişikliğinde etkili olan şey, modern bilimin yaratılış hakkında ortaya koyduğu açık ve kesin kanıtlar. Flew, yaşamın bilgiye dayalı kompleksliği karşısında, hayatın gerçek kökeninin bilinçli tasarım olduğunu gördü ve 66 yıl boyunca savunduğu ateizmin, çökmüş bir felsefe olduğunu kabul etti.
    Flew, bu inanç değişikliğinin temelinde yatan bilimsel sebepleri şu sözlerle açıklıyordu:
    “Biyologların DNA araştırmaları, yaşam için gerekli düzenlemelerin neredeyse inanılmaz olan kompleksliğini ortaya koyarak, yaşamın temelinde bilinç bulunmuş olması gerektiğini gösterdi (1) . Artık, üreyebilen o ilk hücrenin naturalist evrime dayali bir açıklamasını oluşturmayı düşünmeye başlamak bile aşırı derecede zor bir hal almıştır”(2) . İlk canlının cansız maddeden evrimleştiği ve olağanüstü kompleks bir canlıya dönüştüğü iddiasının hiçbir geçerliliği olmadığına, kesin bir şekilde kanaat getirdim (3)
    Flew’ün fikir değişikliğinde temel sebep olarak gösterdiği DNA araştırmaları gerçekten de yaratılışa dair çarpıcı gerçekler ortaya çıkarmıştır. DNA molekülünün sarmal yapısı, genetik koda sahip oluşu, tesadüfü reddeden nükleotid dizilimleri, ansiklopedik miktarda bilgi depolaması ve daha birçok çarpıcı bulgu, bu molekülün yapı ve fonksiyonlarının yaşam için özel bir tasarımla ayarlandığını ortaya koymuştur. Nitekim DNA araştırmalarıyla ilgili bilim adamlarının yorumları, bu gerçeğe şahitlik etmektedir.
    Örneğin, DNA’nın sarmal yapısını ortaya çıkarmış bilim adamlarından Francis Crick, DNA ile ilgili bulgular karşısında yaşamın kökeninin bir mucizeye işaret ettiğini itiraf etmiştir:
    “Bugün sahip olduğumuz bilgiler ışığında, dürüst bir adamın yapabileceği tek yorum, hayatın mucize eseri olarak ortaya çıktığıdır.”
    Los Angeles, ABD’deki Güney California Üniversitesi’nden Led Adleman, yaptığı hesaplamalara göre, sadece
    1 gram DNA molekülünün, 1 trilyon CD’ye (compact disc) eş değerde bilgiyi saklayabilme kapasitesi olduğunu ifade etmiştir (4). İnsan Genomu Projesi’nde görevli bilim adamı Gene Myers ise şahit olduğu mucizevi düzenlemeler karşısında şunları söylemiştir:
    “Beni esas hayretler içerisinde bırakan yaşam mimarisidir… sistem son derece kompleks. Sanki dizayn edilmiş gibi… Orada büyük bir akıl var.” (5)
    DNA ile ilgili en çarpıcı gerçek, kodlanmış genetik bilginin varlığının madde ve enerjiyle ya da doğa kanunları ile kesinlikle açıklanamaz oluşudur. Alman Federal Fizik ve Teknoloji Enstitüsü’nün yöneticisi Prof. Dr. Werner Gitt, bu konuda şunları söylemiştir:
    Bir kodlama sistemi, her zaman için zihinsel bir sürecin ürünüdür. Bir noktaya dikkat edilmelidir; madde bir bilgi kodu üretemez. Bütün deneyimler, bilginin ortaya çıkması için, özgür iradesini, yargısını ve yaratıcılığını kullanan bir aklın var olduğunu göstermektedir… Maddenin bilgi ortaya çıkarabilmesini sağlayacak hiçbir bilinen doğa kanunu, fiziksel süreç ya da maddesel olay yoktur… Bilginin madde içinde kendi kendine ortaya çıkmasını sağlayacak hiçbir doğa kanunu ve fiziksel süreç yoktur (6)
    Flew’ün tüm bu bulgularla desteklenen bilinçli tasarımı kabul etmesinde, yaratılışçı bilim adamları ve filozoflar da önemli rol oynadı. Flew, son dönemlerde, yaratılışı savunan bilim adamları ve filozoflarla TV tartışmalarına katılıyor, onlarla görüş alışverişinde bulunuyordu. Bu süreçte son dönüm noktası, Teksas, ABD’deki Metabilimsel Araştırma Enstitüsünce 2003 yılının Mayıs ayında düzenlenen bir konferans oldu. Flew, konferansa araştırmacı yazar Roy Abraham Varghese, İsrailli fizikçi ve moleküler biyolog Gerald Schroeder ve Katolik filozof John Haldane ile birlikte katıldı. Flew, yaratılışı destekleyen bilimsel kanıtların ağırlığı ve rakiplerinin iddialarının ikna ediciliği karşısında etkilenmişti. Nitekim konferansı izleyen dönemde ateizmi terk edilmiş bir düşünce olarak bıraktı. Bu dönemde British Now isimli felsefe dergisine, Ağustos-Eylül 2003 sayısı için yazdığı mektupta Schroeder’in Tanrı’nın Saklı Yüzü ve Varghese’in Dünyanın Harikası başlıklı kitaplarındaki argümanları tavsiye etti. Kendisinin fikir değişikliğinde önemli rol oynamış olan felsefe ve teoloji profesörü Gary R. Habermas ile ropörtajın yanısıra, Bilim Tanrı’yı buldu mu? isimli videoda bilinçli tasarımı kabul ettiğini açıkça ifade etti.

    TRAVESTİGÖZÜYLEALLAH

    Eylül 28, 2008 at 00:57

  7. “Antony Flew’nun Yanılmışım, Tanrı Varmış kitabı, en ünlü çağdaş ateistlerimizden birinin Tanrı’nın var olduğuna inanmaya başlamasının ilgi çekici bir kaydıdır. Bu hikâye, Flew’nun açık fikirli oluşu, dürüstlüğü ve zihinsel bütünlüğünün etkili bir şahididir. Bir zamanlar arkadaşı olan ateistler için çok rahatsız edici bir sarsıntı olacak.”

    TRAVESTİGÖZÜYLEALLAH

    Eylül 28, 2008 at 01:11

  8. Evet ,kendi insanım açlıktan kırılacak…Tanzanyaya yardım.Dünya kardeşliği.Bırakın bu ayakları.Yeri gelince,çıkarlar çatışınca öz kardeş öz kardeşe acımıyor.Kim kime hizmet ediyor.Bu deniz feneri işi ne ayak.kim var bunun arkasında.Ben Fethullah Gülenden falan bahsetmiyorum yani piyonlardan atlardan vezirlerden bahsetmiyorum.Şark kurnazı dediklerin tarih boyunca kaybetmeye alışmış ahmaklar.Bırakın bunları.Aslolan niteliksiz çoğunluklar değil nitelikli azınlıklardır.Demokrasi adı altında günümüz dünyasının emperyalistleri niteliksiz çoğunluklardan her ne kadar yararlansa da belli bir yerden sonra yemiyor.Çünkü at terliyor.
    Anadolu insanı vicdan sahibi falan değildir.Uyanıklığına gelince,ne kadar uyanık olduğunu kültürüne bakarak anlarsınız.
    Keloğlan masallarına bakalım..Keloğlan gerçekten akıllı,iyi niyetli,kurnaz ve adil bir şahıstır.Sevimlidir de.Bu nedenle de hep kazandırılmıştır masallarında ama gerçekte neyi kazanmıştır?Şükürcü toplumun ulaşacağı sonuç keloğlanın
    ulaştığı sonuçtur.Elindeki ile yetin.
    Evet,Keloğlanımız kudretli ağaları,vezirleri,paşaları ince zekası ve deli cesareti ile alteder ve kendine de aman dilettirir ama en sonunda almaya hak kazandığı padişahın kızını sırtlmanarak köyüne gider.İşte bu an keloğlanın yani anadolu halkının kaybettiği an olmuştur.saraya sahip olmak gelmez aslında kurnaz geçinen bu ahmağın aklına.

    Hasan

    Eylül 30, 2008 at 00:08

  9. Kimbilir müslümanların yardımlarıyla kaçınızın ecdadı sıcak bi yuva bulmuştur. Bu yolsuzluk ne müslümanların ne de islamın suçudur.ama sizin gibi bir kaç kansıza çok dokundu nedense.yoksa çokmu üzüldünüz.dışarıdaki yolsuzluk beni ülkemdeki kadar bağlamaz.ülkemde de çok şükür böyle birşey söz konusu değil.ha bu arada son zamanlarda ateistler dağılma hatta yok olma safhasına gelmiş diye duydum.neyse hayırlısı

    Ateist_kral

    Ekim 3, 2008 at 01:12

  10. Ulan orospu çocukları piç evlatları sikile sikile gebereceksiniz.öldükten sonra keşke yapmasaydım vb. Sözler söy. Keşke sizin o halinizi görsem.selametle ateist yavrucaklar.

    Pdksorme

    Ekim 3, 2008 at 01:17

  11. küfür edince eline ne geçti çok müslüman geçinen yaratık, doğru yaa sizin dininiz sevgi ve hoşgörü diniydi pardon unutmuşum :)
    küçük hırsızlar el feneriyle,
    büyük hırsızlar DENİZ FENERİYLE hırsızlık yapar :) ))

    nmad

    Ekim 9, 2008 at 00:27

  12. yukarıda küfür eden orospu analı kılıklı senin kemiğinin içindeki ilikleri sikeyim amsalak kafalı malyarak, şimdi sana küfür ettim diye sen kimsin dicen dimi kazana gel burak abi kim de gösterirler yiyorsa gelirsin yanıma orospu analı ben oradayım hep
    bjk çArşı faşizme ve gericiliğe karşı ulAn

    yasasın evrim

    Ekim 9, 2008 at 00:43

  13. braaaavo yılmaz özdil….

    küçük hırsızlar el feneri
    büyk hırsızlar DENİZ FENERİ kullanırlar…

    ...

    Ekim 12, 2008 at 20:00

  14. Yılmaz özdil şehitlik kavramını kabul ediyor demek.bu kavramı kabul ediyorsa İslam’ın diğer kavramlarını neden kabul etmiyor?İslam toplumu birdir,ümmet birdir.Milliyetçilik çerçevesinden işine geleni alıp işine gelmeyeni reddediyor.Bunun adı kaçak oynamaktır.Bu ülke müslüman kardeşim!Şehidine de sahip çıkar.Köşesinde oturup hiç bir kuruma,hiçbir hayır müessesine bir kuruş vermeyip doberman köpekleri gibi havlamak insanlıksa bu Darwin insanlığıdır.Biz bu tür bir insanlık tanımı içerisinde görmiyoruz kendimizi.

    Anonim

    Ekim 29, 2008 at 22:53

  15. Yılmaz özdil şehitlik kavramını kabul ediyor demek.bu kavramı kabul ediyorsa İslam’ın diğer kavramlarını neden kabul etmiyor?İslam toplumu birdir,ümmet birdir.Milliyetçilik çerçevesinden işine geleni alıp işine gelmeyeni reddediyor.Bunun adı kaçak oynamaktır.Bu ülke müslüman kardeşim!Şehidine de sahip çıkar.Köşesinde oturup hiç bir kuruma,hiçbir hayır müessesine bir kuruş vermeyip doberman köpekleri gibi havlamak insanlıksa bu Darwin insanlığıdır.Biz bu tür bir insanlık tanımı içerisinde görmiyoruz kendimizi.

    mehmet

    Ekim 29, 2008 at 22:53

  16. ben aradıgım seyı pek bulamadım hıkaye olarak yardımcı olun lutfen bır kere yanı yardım edın lutfennnnnnnnnnnnnnnnn plısssssssssssssss

    tugce kafadaerr

    Kasım 26, 2008 at 18:11

  17. bence ardıgım seye yardımcı oldunuz neyse sızınle bır seye gırdıgım için çok hos bence arkadaslar sızı de tanımak cok ısterım tabı kı kız varsa neyse byyyyyyy

    tugce kafadaerr

    Kasım 26, 2008 at 18:13

  18. bence cok sey yapıyosunuz her seyde bır sey vardır susun da durustluk sızde degıl bızde kalsın okkkkkkkk anladın galıba tomurcuk kafa byy benım gıtmem lazım unutmayın durustluk ıyı sız kotu canavar pislerrr nıye salak salak konusuyonuz bı rdaha bısey yazmıcam hepsını okudummmmm

    tugce kafadaerr

    Kasım 26, 2008 at 18:17

  19. bısey yazalım dedık yanı byyyyy
    bısey den mez gozetlıcem az sonraaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

    tugce kafadaerr

    Kasım 26, 2008 at 18:18

  20. İNKARCI KARDEŞLERİME:
    “Kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kuran’dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sûre meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz, Allah’tan başka, güvendiklerinizi de yardıma çağırın. EĞER onun bir benzerini yapamazsanız ki hiç bir zaman yapamayacaksınız o halde inkar edenler için hazırlanan ve yakıtı insanlarla taş olan ateşten sakının.” ( (Bakara 23 ve 24)

    Hala daha inkar edecek misin ey vicdan sahibi

    sahabi

    Aralık 7, 2008 at 03:30

  21. ateist arkadaşlar pardon ama size ne deniz fenerinden. deniz fenerinin islamın sembolü oldugunuda kim söyledi size. bizim 2 yol göstericimiz var. kesin olarak inandığımız iki şey. allahın sözleri olan kur’an, peygamber efendimizin sözleri olan hadisler. allah yoktur diyosanız bu ikisini çökertmeniz lazım(ki imkansız) deniz fenerini değil.

    gökhan

    Ocak 16, 2009 at 21:59

  22. Varsayalım Tanrı yok ve herşey kendi kendine oluştu.İşte tamam Oluşmuş ya.bu nedenle bizler var ol muşuz demeyecekmiyiz.Yada Tanrı mutlak surette var ve her şeyi o yarattı bu nedenle bizle varız diyoruz.Tam bir paradoks.Kuranda matematiksel dizin filan sayıldımı harbiden ya..hangi kelime kaç defa geçiyorda hangi somut veriyi veriyor. Ömer Çelakıldan başka sayan yokmu ya..

    vijdanlı

    Ocak 18, 2009 at 00:10

  23. küfür edince eline ne geçti çok müslüman geçinen yaratık, doğru yaa sizin dininiz sevgi ve hoşgörü diniydi pardon unutmuşum
    EVET BİZİM DİNİMİZ SEVGİ VE HOŞGÖRÜ DİNİ.BEĞENEMEDİN Mİ?AMA BAZEN BÖYLELERİ ÇIKIYOR İŞTE:D
    Ulan orospu çocukları piç evlatları sikile sikile gebereceksiniz.öldükten sonra keşke yapmasaydım vb. Sözler söy. Keşke sizin o halinizi görsem.selametle ateist yavrucaklar.
    AYRICA SENİNDE KÜFÜR EDEREK ELİNE BİŞEY GEÇMEZ AĞZINI BOZMA ONLAR İÇİN.

    Pelin

    Ocak 20, 2009 at 13:36

  24. müslümanın kafası çalışmaz diyorum.

    alper taşlıoğlu

    Ocak 21, 2009 at 10:56

  25. müslümalar allahın bir kenara attığı bir grup beyinsiz kavimdir diyorum.neden böyle diyorum…??bir avuç yahudi 500 milyonluk arapların anasını sikiyo tık yok. nasıl oluyoda 7 milyonluk israil 500 milyonluk arapların amına koyuyor??? cevap basit müslümanın kafası çalışmaz.müslüman korkaktır .müslümanda vatan millet merfumu yoktur.aptal müslümanın yapabileceği tek şey ya allah yabismillah allahu ekber demektir.sanırki yukarıdaki bu salakları duyacak bu ilkellere yardım edecek.? neden yardım etmiyor allah neden??? işte soru sorması bile günah sayılan bir inançtan ancak böle bir toplum oluşur.beline kuvvet israil ellerin dert görmesin diyorum.çünkü size (müslümanlara) müstehaktır herşey

    alper taşlıoğlu

    Ocak 21, 2009 at 11:03

  26. allah yoktur. bakın allah kavramı ilk çağlarda insanların çevrelerindeki yaratıklardan korunmak için sığınacak bişey olarak aramasından kaynaklanır. kuranı da eleştiriym size hemen.

    ”Ey Muhammed! De ki-’ibadetiniz olmasa,Rabbiniz size ne diye değer versin?-’…”(Furkan Suresi,ayet 77) bu ayette insanın çok değersiz bi varlık olduğu anlaşlılıyor. oysa ki allah ona kendi ruhundan üflediğini söylemişti yaradılışta.. O’nun ruhunu taşıyan bi varlık nasıl çok değersiz ilan edilebilir? hatta alçak,nankör ve fesat olarak da ifade edilmiştir insanlar kuranda. hangi mantığa sığar bu?

    ” Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslama açar; kimi de saptırmak isterse kalbini iyice daraltır.Allah inanmayanların üstüne böyle murdarlık verir” bu ayet kendi içinde çelişiyo bikere. başta diyo ki allah istediğini islama alır. sonra da iman etmeyene murdarlık verir diyo. ee iyi de inandırmayan da yine allah. cezayı yiyen niye kul. sorumlu kul olmuyo ki burda?? bunu açıklayabilir misiniz??hiç sanmıyorum. din yoktur ya akıllanın lütfen..

    bu eleştirilerin onlarcası ilhan arselin turan dursunun kitaplarında bulabilirsiniz. okumadan karar vermeyin. ben de müslümandım bu yaşıma kadar ama mantıksız geliyo artık..

    Okan

    Şubat 6, 2009 at 14:20

  27. pardon ya allah yazmışım. tanrı kavramı ilk çağlarda dış ortamdaki yaratıklardan korkudan sığınacak bişey aradıklarından ortaya çıkmıştır.

    Okan

    Şubat 6, 2009 at 14:22

  28. NESH (ENNES-H)

    NESH (ENNES-H) 468) Lugatta neshin (kelime olarak Arab Dilindeki) manası “izale etmek, naklet-mek”tir. Fıkıh Usulünde bir ıstılah olarak manası, şer”î bir hükmü, kendisinden son­raki şer”î bir delil ile kaldırmaktır. Sonraki delile nâsı-h (hükmü kaldıran), ilk hükme de mensû-h (kaldırılmış hüküm), bu kaldırma işine de nes-h ismi verilir. Kur’anda nesh vuku bulmuştur. Kur’andaki en açık, hiç kimsenin vukuu husu­sunda münakaşada bulunamayacağı neshlerden birisi namazda beytu lma-kdise te­veccüh ediliyor (dönülüyor) iken, Mescidi Harama teveccüh olunmasıdır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: [(Biz yüzünü (vahye intizâr ve iştiyakından) çok kere göğe doğru evirip çevirdiğini muhakkak görüyoruz. Şimdi seni herhalde hoşnûd olacağın bir Kıble'ye döndürüyoruz. (Namazda) artık yüzünü Mescidi Haram tarafına (Kabe semtine) çevir. (Ey mü'minler) siz de nerede bulunursanız (namazda) yüzlerinizi o yana döndürün...)][245] Nesh, beytu lma-kdisden Kıble’nin Mescidi Harama çevrilmesinde olduğu gibi; birinci hükmün tamamının kaldırılması ile küllî olabildiği gibi; birinci hükmün, üzerlerine tatbik edilen ferdlerden bazılarından kaldırılması (bazılarından kaldırılmaması) suretiyle cüz’î olabilir. Mesela Zina iftirası mevzuundaki Yüce Allah’ın [(Namuslu ve hür kadınlara (zina isnadıyla) iftira atan, sonra (bu hususda) dört şâhid getirmeyen kimseler(in her birine) de seksen deynek vurun. Onların ebediyyen sahiciliklerini kabul etmeyin...)][246] ayetinin hükmü, karılarına zina isnâd eden (ve iddialarını şahidlerle isbatlayamayan) kocalar hakkında Hanefî fu-kahâsına göre Allah’ın : [(Zevcelerine zina isnâd eden ve kendi­lerinin kendilerinden başka şahidleri de bulunmayan kimseler(e gelince:) onlardan her birinin (yapacağı) şahidlik, kendisinin hakikaten sadıklardan olduğunu Allah'a yemin (ile) dört (defa ifade ve tekrar edeceği) şâhidliktir)][247] ayetiyle nesholunmuştur. Böylece karısına zina isnad edip, delili (yanı şahidleri) bulunmayan kocanın hükmü, li”ânda bulunmasıdır (; karısıyla karşılıklı olarak lânetleşmesidir). Yani karısına bulunduğu zina isnadında doğru ve sadık olduğuna dair dört defa kadı (hakim) önünde Allah’a yemin edecek, beşinci yemininde de eğer yalancılardan ise Allah’ın lanetinin kendisi üzerine olmasını söyleyecektir. Sonra karısı dört defa, kocasının kendisine yaptığı zina isnadında yalancı olduğuna dair Allah’a yemin edecek, beşinci yeminini de eğer kocası doğru söylüyorsa Allah’ın gazabının kendi (yani zevce) üzerine ol­ması şeklinde yapacaktır, böylece karı koca arasında lânetleşme tamamlanınca kadı, kan kocayı birbirinden ayırır. 369) Neshin Hikmeti ifade ettiğimiz üzre şerî”atte nesh fiilen vuku bulmuştur. Neshin hikmeti, kul­ların maslahatlarını ve menfaatlerini kollamaktır. Çünkü hükümleri teşrî kılmanın aslî maksadı -daha önce de kaydettiğimiz gibi- kulların maslahatlarını gerçek­leştirmektir. Herhangi bir zamanda bir hükmün tebdil edilmesini maslahat icab-ettirmiş ise, bu değiştirme, teşri” gaye ve maksadıyla bağdaşmaktadır. Aynca nesh, şerî”atte yerleşmiş bir esas olan, kulların maslahatlarını ve menfaatlarim kollayarak hükümleri (bir anda değil) yavaş yavaş, merhale merhale (tederrücen) teşrî” kılma tatbikatıyla da bağdaşmaktadır. Mesela önce namazın sabahleyin iki rek”at, akşamleyin iki rek”at, şeklinde farz kılınıp, sonra bugünkü haliyle bilindiği üzre bel­li zamanlarda ve malûm rekatlarıyla, kalbler namaza ısınıp ruhlar namazla terbiye olunduktan sonra beş vakitte farz kılınması böyledir. 370) Nesh ve Tahsis (ennes-hu ve ıta-h-sî-s) Cüz’î nesh, tahsis ile karıştınlabilir. Çünkü “âmmın tahsisi, “âmrmn hükmünü “âmmın bazı ferdlerinden kaldırır; ve bu hükmü muhassısın içine aldığı ve şâmil olduğu “âmmın ferdîerinin dışında kalanlarına âid kılar. Keza cüz’î nesh de, “âmmın hükmünü “âmmın bazı ferdlerinden kaldırmakta ve hükmü diğer bazı ferdlere âid kılmaktadır. Fakat buna rağmen aralarında bir fark vardır: Nesh hâlinde, evvelâ (ibtidâen) hüküm bütün ferdlere şâmildir. Sonra nâsıh delille hüküm, bazı ferdlerden kalkar; ve bu ferdlerin haricindeki ferdler hakkında hüküm bakî kalır. Fakat tahsîs halinde “âmmın hükmü evvelâ (ibtidâen), “âmmın bazı ferdlerine şâmildir. Yani mu-hassıs bize açıklamış olmakladır ki, işin başından itibaren müşerri”in gaye ve mak­sadı, hükmün bütün ferdlerine şâmil olması değildir; bazı ferdlerine şâmil olmasıdır, işte bunun için muhassısın, “âmmla bir arada (“amma mu-kârin) olması yahut en azından “âmm ile amel olunmadan önce vârid olması şart koşulmuştur. Cüz’î nesh böyle değildir; cüz’î nâsıhın, “âmmla amel edilme vaktinden daha sonra vârid olması şarttır. 371) Neshin Nevileri Bazen nesh sarih olur; Şeriat Sahibi açıkça neshi tasrîh eder. Mesela Allah’ın Salât ve Selâmı Üzerine olsun Allah Rasûlünün [(Size kabir ziyaretini yasaklamıştım. Şinıdi(den sonra) kabir ziyaretinde bulununuz; kabirler size ahireli haürlatır)] hadîsi gibi. Bazen nesh -dımnî (zımnî ve dolaylı) olur. Şeriat Sahibi açıkça neshi tasrîh et- fakat ilk nassın neshedildiğine dâir sarih bir nass bulunmaksızın, ilk nassa muarız bir hüküm meşru kılar; ve ilk hükümle bu son hüküm (birbirlerine muhalif ve mu”ân-d bulunduklarından) bağdaşması mümkin değildir. Böylece son hükmün teşrî” kılınması, -dimnî olarak kendisinden önceki hükmü neshetmiş olur. Mesela Yüce Allah’ın [(Sizden zevcelerini geride) bırakıp ölecek olanlar eşlerinin (kendi evlerinden) çıkanlmayarak yılına kadar fâidelenmesini (bakılmasını) vasıyyet -et­sinler-)][248] ayeti, kocası ölen hanımın iddet müddetinin tam bir sene olduğunu ifa­de etmektedir. Islamın ilk devirlerindeki hüküm böyleydi. Daha sonra Yüce Allah’ın [(içinizde ölenlerin (geride) bıraktıkları zevceler kendi kendilerine dört ay on(gün) beklerler,..)][249] ayeti indi. Bu ayet ise kocası ölen hanımın iddet müddetinin dört ay on gün olduğunu gösteriyor. Bu ikinci ayet birinciden daha sonra indiği için, birinci ay­etin hükmünü neshetmiş olur. 372) Nesh Devre ve Neshedilebilir Hükümler Nesh sadece Allah’ın Salât ve Selâmı Üzerine olsun Allah Rasûlü Muhammed Efendimizin hayatı esnasında olabilir; onun vefatından sonra olamaz. Çünkü nesh vahiyle olmaktadır; Allah Rasûlünden sonra ise vahiy yoktur. Az sonra da zikre­deceğimiz gibi neshedenin, neshedilenin kuvvetinde olması icabeder. Vahiyden başka, vahiy kuvvetinde olan bir şey de yoktur. Vahiy ise ASSÜ Allah Rasûlünün vefatıyla kesilmiştir. Onun için ASSÜ Peygamberimizin vefatından sonra İslam şerî”atinin hükümlerinden hiçbir şey kat’iyyetle neshedilemez. (Peygamber Efendimizin hayatı devrinde) neshedilebilir hükümler, tebdil ve tağyiri kabul eden fer”î hükümlerdir. Diğer hükümlerin ise neshi caiz değildir. Neshi caiz olamayan bu hükümler aslî hükümlerdir: Allah’a, ahiret gününe, hesab gününe, Allah’a ortak tanımanın haramlığına, zulmün ve zinanın yasaklığına inanmak gibi. Keza temel ahlak ve faziletler de böyledir: Adalet, doğruluk, ana babaya iyilik et­mek gibi. Bu hükümlerin hiçbir zamanda, hiçbir şart altında ve hiçbir durumda teb­dil ve tağyirini gerektiren bir âmil tasavvur edilemez. Şartlar, durumlar ve zamanlar ne kadar değişip teğayyür etse de bu hükümler sabittir; değişmezler. Kendilerinde ebedilik unsuru bulunan fer”î (cüz’î) hükümlerin de neshedilmeleri caiz değildir; on­lar da sabit hükümlerdendir. Mesela ASSÜ Allah Rasûlünün [(Cihad, kıyamete kadar bakîdir)] hadîsi şerifi gibi. 373) Nesh Neyle Mümkindir? Nesh kaidesi, “nâsih delilin mensûh delil kuvvetinde veya ondan daha kuvvetli olması ve nâsihin mensûhdan sonra değil, mcnsûhdan önce vârid olmasıdır.” Bu (esas) kaideye dayanılarak birçok kaideler tesbit olunmuş ve bazı neticeler ortaya konmuştur. Bunlardan bazıları şöyledir: 1) Aynı kuvvette olduklarında Kur’an nasslannın Kur’an nasslanyla neshedilme-si caizdir. 2) Mütevâtir Sünnetin Kur’anla ve Kur’anın Mütevâtir Sünnetle neshedilmesi caizdir. Çünkü Mütevâtir Sünnet, subûtun katiliğinde ve aynı kaynağa yani vahye dayanma hususunda Kur’an gibidir. 3) Âhâd Sünnetin Âhâd Sünnet ile yahut daha kuvvetli nasslarla neshedilmesi caizdir. 4) Kitab yahut Sünnet nassını, icmâ” neshedemez. Çünkü (Kitab ve Sünnetteki) nassın delâleti kat’î ise, bu nassın hilafına icmâ” vuku bulamaz. Eğer (Kitab ve Sünnetteki) nassın delaleti zannî ise ve icmâ” nassın hilafına vuku bulmuşsa bunun manası, başka bir delilin bulunduğu ve başka nassın icmâ” etmiş fakihlerin na­zarında, zannî delaletli nassa tercih olunduğudur. Buna göre nâsih, icmâ”ın kendisi değil, icmâ”ın dayanmış bulunduğu delildir. 5) Kitab ve Sünnetin nassi icmâ”ı neshetmez. Çünkü nâsihin mensûhdan daha sonra vârid olması icabeder. Kitab ve Sünnetin nasslan ise icmâ”dan daha öncedir. Çünkü, daha önce de söylediğimiz gibi icmâ”, ancak Peygamberimiz Efendimizin vefatından sonra bir şer”î delil ve hüccet sayılır. 6) Kitabın yahut Sünnetin bir nassına veya kıyasa dayanan icmâ”ın, başka bir icmâ” ile neshi caiz değildir. Fakat maslahat teğayyür edince ve maslahatın gerçekleşmesinin başka bir hükmün teşriiyle olacağı görülürse, maslahata mebnî içmâın başka bir icmâ” ile neshi caizdir. 7) Kıyas, ne Kitab ve Sünnetten bir nassi veya icmâ”ı neshedebilir, ne de Kitab ve Sünnetten bir nass veya icmâ” ile mensûh kılınır. Çünkü Kitab, Sünnet veya icmâ”da hüküm bulunamadıkça kıyasa müracaat olunmaz. Ayrıca Kitab, Sünnet veya icmâ”da sabit bulunan bir hususa kıyasın muhalif bulunmaması şarttır. Aksi halde kıyas muteber değildir. 8) Kıyas, başka bir kıyası neshetmez. Çünkü kıyas ictihâd, re’y ve görüşe daya­nır. Kıyas, içtihadıyla kendisine (yani kıyasa) ulaşmış müetehid hakkında bir hüccet ve delil ise de o müetehidin dışındaki müetehidler hakkında bir hüccet ve delil değildir. Ancak aynı müetehid iki ayrı kıyasta bulunmuşsa, bu kıyaslardan biri diğerini neshetmez; fakat bu iki kıyas arasında te”âru-d vardır. Çünkü kıyas ictihâd ve re’ye dayanır; hükümlerin neshi meselesinde re’y ve görüşün söz hakkı ise yoktur, iki ayrı kıyasda bulunmuş müetehidin, kıyaslarından birini diğerine tercih için çalışması ve kendisinin nazarında tercihe değer gördüğüyle amel etmesi lazımdır. Yani bu du­rumda istihsan delilinde olduğu gibi meseleye dair iki ayrı kıyas vardır ve birisini müetehid tercîh eder. Ekseriya illetinin kuvveti ve bu illetin hükme tesiri dolayısıyle tercih olunan, -hafi kiyasdir. Evvelce de söylediğimiz üzre buna istihsan denilmekte­dir.

    mesut_atav_68@hotmail.com ekleyin.

    mesut atav

    Şubat 25, 2009 at 18:27

  29. n mmgohşlçbmmzgd8utuıııkknkn

    jklş

    Şubat 28, 2009 at 14:22

  30. kendi karanlığınızda boğulup gideceksiniz.Ve Orada toplandığınız zmn kaçacak hiç bir yeriniz olmayacak.Hala mı inanmıyoruz.Sizin karanlığınız gözlerinizi kör etmiş.

    MüslümanGenç

    Mart 3, 2009 at 14:02

  31. nmad nickli Ateist arkadaşımız.Küfür çok kötü birşeydir.Bir kişinin yaptığı şey dini ilgilendirmez.Eğer o arkadaşımız küfür ediyorsa o onun şahsi sorunudur.Ve çok yanlış bir şeydir ve onu bu tür kötü şeyleri bırakmaya davet ediyorum.
    Sen ve senin gibi ateist lere gelince.Sizler için ne yaplırsa yapılsın inanmazsınız.Sizin gözünüzün önünde perdeler vardır.Ve hiçbir zmn o gerçeği göremeyeceksiniz.Şu taptığınız dünyanın geçiciliğini anlamayacak kadar akılsız mısınız siz?İnsan akıl sahibidir.Hiçbir Dayanağınız kalmamış O Kutsal Kitaplara mı söz söylüyorsunuz.Yıllardır Kur’an ı yenmeye çalıştınız.Kur’an Yıllarca tek başına kaldı.Sadece Kur’an Allah Kelam’ı vardı Karşınızda.O kadar Ateist Hareketleriniz oldu sizler ve iszden önceki insanlar bunu yaptı.Ama Sonunda hüsrana uğrayanlardan oldunuz ve uğrayacaksınızda.Ve şunu bilin bir sürü şeyler yazmışsınız bu siteye.Alemlere Rahmet olan o Yüce peygamberimize bir sürü şeyler söylemişsiniz.Kur’an ı kerim hakkında bir sürü yalan yanlış şeyler yazmışsınız.Ne kadar biliyorsunuz Siz Müslümanlığı…Sizde diğer insanlara nazaran akıl yok mu.Beyin yokmu?Allahın tüm insanlara verdiği organlardan sizdede yokmu.Sizin de Beyniniz yokmuYoksa varda oraya kanmı gitmiyor.Akıllıyım bilgiliyim çağdaş insanım nutukları atıyorsunuz.Ama okadar körsünüz okadar akılsız insanlarsınız ki.Kendinizi Hayvan yerine koyuyorsunuz.Hayır.Siz Hayvan Değilsiniz.Çünkü Hayvanlar Bile Allahın sözünden çıkmazlar.Arı kendisine 1 gram bal yetecekken neden 1 Kilo :Bal yapar.Tavuk hergün yumurtasının alınmasına göz yumup neden hergün siz nankörlere yumurta verir.Onlar Bu dünyadayok olup gitselerde Rabb lerine nankörlük edip yüz çevirmezlerken siz çeviriyorsunuz.Bu nedenledirki siz Hayvanlardan Daha aşağı mahlukatlarsınız.

    MüslümanGenç

    Mart 3, 2009 at 14:19

  32. O KANAL 7 Yİ SAVUNAN ARKADAŞA..SEN DİNİN KIÇININ ARKASINA SAKLANIP İMAN İMAN DİYE SALYALARINI AKITIP SONRADA 14 YAŞINDA Kİ KIZIN IRZINA GEÇEN(hüseyin üzmez-şerefsiz islamcıymış),komşusunun helal parasını bi yerine sokan dönmeleri savunmaYI İNANÇ OLARAK GÖRÜYOSAN ZATEN SEN NE MÜSLÜMAN SIN ,DİNİN YOK NEDE ALLAHIN VAR…

    X

    Temmuz 1, 2009 at 13:46

  33. Sayın MüslümanGenç, diğer küfreden arkadaşı eleştirmişsiniz de, sizin yazadıklarınız küfür değil mi yani.. Küfür olması için or…. ya da s**eyim gibi kelimeler mi kullanmak gerekiyor. Beyinsizsiniz, hayvan bile değilsiniz demek onun söylediklerinden aşağı mı kalıyor.

    Gayet hepimiz beyine sahibiz ve bu, çevremizde olup bitenleri algılamamız ve sorgulamamız için kullandığımız araçtır. Hiç bir kanıta dayanmayan bir inancı (ki kanıta dayalı olmadığı için inanç deriz) sorgusuz sualsiz kabul eden siz, nasıl olur da ateistlere beyinsiz ya da hayvan yakıştırmasında bulunursunuz? Lüzumlu ilkel güdülerinizin (olumsuz) bir yan ürünü olan inançlarınıza rağmen ben sizi beyinsiz bir hayvan olarak görmüyorum. Hiç bir ateistin de bir müslüman ya da başka bir din mensubu hakkında böyle düşüneceğini sanmıyorum.

    Worm

    Temmuz 21, 2009 at 08:18


Yorumlar Kapalı

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 30 other followers