ateist / ateizm

önyargıdan uzak okunası yazılar

Archive for the ‘Genel’ Category

Bilimin Bugün Cevap Veremediği Sorular, Tanrının Varlığının Kanıtı Olamaz.

without comments

Bir tanrıya inananların , tanrının varlığını kanıtlama yolundaki en büyük görüşlerinden biri ; bilimin cevap veremediği soruların olmasıdır.Bu soruların cevabı ise ; bilimin açıklayamaması sebebiyle “tanrının işi.” şeklinde bir cevaptır. Oysa , bilimin bugün cevap veremediği soruların olması , bu soruların hiçbir zaman cevap bulamayacağı anlamına gelmez. Bilimin cevap veremediği soruları bir tanrısal güç ile bağdaştırmak ; yarını düşünmeyip sadece bugüne göre düşünmekten başka bir davranış olamaz.Örneğin bilim , depremin sebebini açıklamadan önce depremin tanrının işi olduğunu düşünen insanlar , bugün yaşasalar belki de depremin tanrının işi olmayıp “yerküre içerisindeki kırık(fay) düzlemleri üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yer değiştirme hareketinden kaynaklanan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzünü sarsması olayı” olduğunu düşünebilirdi.Benzer şekilde bugün , cevabı kesin olarak bilinemeyen soruların olması ; bu soruların , sonsuza kadar cevapsız kalacağı anlamına gelmez.Dolayısıyla , bilimin -henüz- doğruluğunu kanıtlayamadığı bir takım soruların olması ; bizi , bir tanrının olduğu bilgisine ulaştırmaya yetmez.

Written by ateist

Ekim 23, 2009 at 6:41 pm

Blog, Genel, ateizm, din, düzyazılar, eleştiri, tanrı kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Günümüz Modern Dünyası Orta Çağdan Daha Karanlık Değil.

without comments

“Orta çağ insanı.” sözü bir insanı aşağılamak , onun geri kafalı olduğunu iddia etmek için kullanılır.Peki günümüz toplumundaki insanlar , orta çağ insanlarından çağdaş ve akılcı mı ?
Işığın olmadığı bir odada karanlıkta oturmak zorunda kalan insanlar gibiler ; orta çağ insanları.Modern çağ insanları ise genellikle ışığı olduğu halde karanlıkta oturan insanlardan oluşuyor.
Yağmur , deprem , astronomi , ekoloji ve benzeri olaylar için orta çağ insanının , bu olayların neden yaşandığına dair kafasında oluşan soru işaretinin cevabında “Tanrının işi” mantığından başka bir mantık aramak bir hâyli zor. Bilim , küçük bir topluluğun ayrıcalığı ve bunu yayma şansları bir hâyli düşük. Sebebi , kiliselerin ve din adamlarının baskın tavırları.Birçok bilim , felsefe insanının engizisyon mahkemelerinde acımasız şekilde ölüme çarptırıldığını duymayanımız hemen hemen yoktur.Ancak kilisenin tüm bu bilim karşıtı tavırlarına rağmen , din-bilim çatışmasında bilim galip çıkıyor ve kilisenin “Evrenin merkezi dünyadır.” gibi yanlış görüşlerini çürütüyor.
Günümüzde bilim birçok soruya cevap verebilmesine rağmen , bu cevapları araştırmaktansa “Tanrının işi” diyerek geçiştiriyoruz.Evrim teorisi gibi , din ile örtüşmeyen ancak bazı bilimsel gelişmelerin doğruluğunu haklı çıkardığı gelişmelere hak verenleri aptal olarak görüyor ve o teorinin içeriğini araştırma şansımız olduğu hâlde , “Maymundan geldiysek maymun neden bugün maymun ya da bugün neden maymun insana dönüşmüyor?” gibi eleştirilerle teorileri çürüttüğümüzü zannediyoruz ayrıca.Daha sonra , kahvehanede okey,batak oynamaya gidiyoruz , bu teoriyi çürütmenin(!) verdiği keyifle.
Acaba , bilimden faydalanma şansı bizimki ile karşılaştırılamayacak olan orta çağ insanı ; bilimden faydalanma şansı olduğu hâlde faydalanmayan ve içinde ; dinsizleri,diğer dinlere mensup insanları öldürme isteği olan modern çağ insanından geri kafalı mı ? Yoksa asıl geri kafalılık , bilimden faydalanma şansı olduğu halde faydalanmayıp , her soruya “Tanrı böyle istemiş.” diyerek geçiştirmen modern çağ insanı mı ?

Written by ateist

Ekim 13, 2009 at 9:38 pm

Dave Allen ve 4 yaşında kilise deneyimi.

ile 2 yorum

İzlerken güldüren bu görüntü aynı zamanda ; çocuklar henüz soyut-somutu ayırt edebilecek konumda değilken onlara neler öğretildiğini , ve böylelikle çocukların tanrıya nasıl inandırılmaya çalışıldıkları hakkında fikir sunuyor.

Written by ateist

Eylül 12, 2009 at 6:31 pm

Ayetlerle Kuran – 1

without comments

Talak (65) / 4

Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

Kadınlardan boşanma hakkında müslümanlara yol gösteren bu ayette dikkati “henüz âdet görmeyenler” kısmı çekiyor.Henüz âdet görmeyenlerden boşanmak için evlenmiş olmak gerektiğinden ; İslam’ın , henüz âdet görmemiş , çocuk sayabileceğimiz kızlarla evlenilmesine karşı olmadığını anlıyoruz.Birçok müslüman buna şu şekilde cevap verir : “O dönemde kızların korunması gerekiyordu.Birilerinin onlara sahip çıkması gerekiyordu.Bu tür ayetler de işte bu yüzden.” . Peki ama ; kızları korumak , koruma altına almak için evlenmek şart mıdır ? Kızlar , onlarla evlenilmeden koruma altına alınamaz mı ? Bu arada Muhammed’in , 9 yaşıdandaki Ayşe ile evlendiğini hatırlatmakta fayda var.

Nisa (4) / 34 – İslamda kadın-erkek eşit(siz)liği , kadının değer(sizliğ)i.

Erkekler, kadınlar üzerinde hâkim dururlar, çünkü bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmış ve bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Bunun için iyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın korumasını emrettiği şeyleri, kocalarının yokluğunda da korurlar. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince; önce kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine dinlemezlerse dövün.

Maide (5) / 38

Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mutlak güç sahibi olduğu söylenen allah ; hırsızlık yapanın ellerinin kesilmesini öngörmektedir.Dolayısıyla hırsızlıktan pek hoşnut değildir.Hırsızlıktan hoşnut olmayan ve mutlak güç sahibi olduğu söylenen allah , niçin hırsızlığın önüne geçememektedir ? Ve eğer her insan kaderinde yazanı yaşıyorsa ve allahın dediği oluyorsa ; hırsızlık ve benzeri kötülükleri allah önceden kurgulamış olmalı.

Nisa (4) / 3

Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

İslamın çok eşliliği destekleyen görüşüne dair kimi müslümanlar ; “O zamanlar savaş vardı ve kadınların korunması gerekiyordu.Kadın sayısı erkekten fazla olduğu için bir erkeğin birden fazla kadının sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.” şeklinde açıklama yaparlar.Ancak Kuran’ın bu hükmü , günümüzde geçerliliğini yitirmiş olacak ki , dünya nüfusunda kadın erkek sayısı hemen hemen eşittir. Bunun sebebi , matematiksel olarak bir canlının doğduğu zaman kadın veya erkek olma şansının aynı , %50 olmasıdır.Sonuç olarak bu ayetin günümüzde geçerliliği kalmamıştır. Bu da bize Kuran’ın çağımıza hitap etmediğini , çağımız koşullarıyla uyuşmadığını gösterir.