Archive for the ‘inceleme’ Category
Günümüz Modern Dünyası Orta Çağdan Daha Karanlık Değil.
“Orta çağ insanı.” sözü bir insanı aşağılamak , onun geri kafalı olduğunu iddia etmek için kullanılır.Peki günümüz toplumundaki insanlar , orta çağ insanlarından çağdaş ve akılcı mı ?
Işığın olmadığı bir odada karanlıkta oturmak zorunda kalan insanlar gibiler ; orta çağ insanları.Modern çağ insanları ise genellikle ışığı olduğu halde karanlıkta oturan insanlardan oluşuyor.
Yağmur , deprem , astronomi , ekoloji ve benzeri olaylar için orta çağ insanının , bu olayların neden yaşandığına dair kafasında oluşan soru işaretinin cevabında “Tanrının işi” mantığından başka bir mantık aramak bir hâyli zor. Bilim , küçük bir topluluğun ayrıcalığı ve bunu yayma şansları bir hâyli düşük. Sebebi , kiliselerin ve din adamlarının baskın tavırları.Birçok bilim , felsefe insanının engizisyon mahkemelerinde acımasız şekilde ölüme çarptırıldığını duymayanımız hemen hemen yoktur.Ancak kilisenin tüm bu bilim karşıtı tavırlarına rağmen , din-bilim çatışmasında bilim galip çıkıyor ve kilisenin “Evrenin merkezi dünyadır.” gibi yanlış görüşlerini çürütüyor.
Günümüzde bilim birçok soruya cevap verebilmesine rağmen , bu cevapları araştırmaktansa “Tanrının işi” diyerek geçiştiriyoruz.Evrim teorisi gibi , din ile örtüşmeyen ancak bazı bilimsel gelişmelerin doğruluğunu haklı çıkardığı gelişmelere hak verenleri aptal olarak görüyor ve o teorinin içeriğini araştırma şansımız olduğu hâlde , “Maymundan geldiysek maymun neden bugün maymun ya da bugün neden maymun insana dönüşmüyor?” gibi eleştirilerle teorileri çürüttüğümüzü zannediyoruz ayrıca.Daha sonra , kahvehanede okey,batak oynamaya gidiyoruz , bu teoriyi çürütmenin(!) verdiği keyifle.
Acaba , bilimden faydalanma şansı bizimki ile karşılaştırılamayacak olan orta çağ insanı ; bilimden faydalanma şansı olduğu hâlde faydalanmayan ve içinde ; dinsizleri,diğer dinlere mensup insanları öldürme isteği olan modern çağ insanından geri kafalı mı ? Yoksa asıl geri kafalılık , bilimden faydalanma şansı olduğu halde faydalanmayıp , her soruya “Tanrı böyle istemiş.” diyerek geçiştirmen modern çağ insanı mı ?
Ayetlerle Kuran – 1
Talak (65) / 4
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
Kadınlardan boşanma hakkında müslümanlara yol gösteren bu ayette dikkati “henüz âdet görmeyenler” kısmı çekiyor.Henüz âdet görmeyenlerden boşanmak için evlenmiş olmak gerektiğinden ; İslam’ın , henüz âdet görmemiş , çocuk sayabileceğimiz kızlarla evlenilmesine karşı olmadığını anlıyoruz.Birçok müslüman buna şu şekilde cevap verir : “O dönemde kızların korunması gerekiyordu.Birilerinin onlara sahip çıkması gerekiyordu.Bu tür ayetler de işte bu yüzden.” . Peki ama ; kızları korumak , koruma altına almak için evlenmek şart mıdır ? Kızlar , onlarla evlenilmeden koruma altına alınamaz mı ? Bu arada Muhammed’in , 9 yaşıdandaki Ayşe ile evlendiğini hatırlatmakta fayda var.
Nisa (4) / 34 – İslamda kadın-erkek eşit(siz)liği , kadının değer(sizliğ)i.
Erkekler, kadınlar üzerinde hâkim dururlar, çünkü bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmış ve bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Bunun için iyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın korumasını emrettiği şeyleri, kocalarının yokluğunda da korurlar. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince; önce kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine dinlemezlerse dövün.
Maide (5) / 38
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mutlak güç sahibi olduğu söylenen allah ; hırsızlık yapanın ellerinin kesilmesini öngörmektedir.Dolayısıyla hırsızlıktan pek hoşnut değildir.Hırsızlıktan hoşnut olmayan ve mutlak güç sahibi olduğu söylenen allah , niçin hırsızlığın önüne geçememektedir ? Ve eğer her insan kaderinde yazanı yaşıyorsa ve allahın dediği oluyorsa ; hırsızlık ve benzeri kötülükleri allah önceden kurgulamış olmalı.
Nisa (4) / 3
Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
İslamın çok eşliliği destekleyen görüşüne dair kimi müslümanlar ; “O zamanlar savaş vardı ve kadınların korunması gerekiyordu.Kadın sayısı erkekten fazla olduğu için bir erkeğin birden fazla kadının sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.” şeklinde açıklama yaparlar.Ancak Kuran’ın bu hükmü , günümüzde geçerliliğini yitirmiş olacak ki , dünya nüfusunda kadın erkek sayısı hemen hemen eşittir. Bunun sebebi , matematiksel olarak bir canlının doğduğu zaman kadın veya erkek olma şansının aynı , %50 olmasıdır.Sonuç olarak bu ayetin günümüzde geçerliliği kalmamıştır. Bu da bize Kuran’ın çağımıza hitap etmediğini , çağımız koşullarıyla uyuşmadığını gösterir.
İslam’ın Yoğun Olarak Hissedildiği İran’dan İnsan Manzaraları
İran’da Hıristiyan olduğu iddiasıyla iki kadın idam cezasını bekliyor. Kadınlar her ezan vakti kırbaçlanıyor, aşağılanıyor, az yemek ve su verilerek cezalandırılıyor.
Bir başka ülkede yaşasaydılar, din değiştirmiş olmalarıyla ilgilenen olmazdı. Ama onlar İranlı ve din değiştirmek büyük bir suç. Bu suçun cezası ise idam. İşte ölümü bekleyen iki kadın.
İmana 5 vakit kırbaçla gelecekler
İran’da 27 yaşındaki Meryem Rostampour ve 30 yaşındaki Marzieh Esmaeilabad adındaki iki kadın din değiştirdikleri gerekçesiyle öldürülecek.Bild gazetesinin haberine göre İran’da Hıristiyanlığa geçtikleri iddiasıyla tutuklanan iki kadın idama mahkum edildi.Tahran’da bir hapishanede tutulan Meryem ve Marziah her ezan vakti kırbaçlanıyor, aşağılanıyor, az yemek ve su verilerek cezalandırılıyor…5 Mart’ta evlerine düzenlenen baskında İncil bulununca gözaltına alınan bu iki kadının serbest kalması için çok uğraşan İnsan hakları savunucusu yazar Sabatina James, “Tek kişilik hücrede yaşıyorlar ve gözü kapalı şekilde sorgulanıyorlar. Günde 5 kez ezan saatlerinde kırbaçlanıyorlar. Çok az su ve yemek veriliyor.” diye isyan etti…
İnanması güç olsa da İran yasalarınca, din değiştiren kadına işkence uygulanabiliyor. İran Ceza Kanununa göre İslam’dan çıkmanın cezası şöyle: “Kadın, tövbe edip pişman oluncaya dek her gün 5 ezan vaktinde kırbaçlanır, itaat gösterene kadar yaşam kalitesi düşürülür, yiyeceği, giyeceği kısılır.”
Sabastina James’in ifadesine göre her yıl İran’da 90 bine yakın Hıristiyan takip ediliyor, işkence görüyor, öldürülüyor.” İran’da din özgürlüğü yok. Orada ya Müslümansınız, ya da yoksunuz.”. James, Dış İşleri Bakanlığı ve çeşitli insan hakları organizasyonlarıyla beraber idama mahkum edilen iki kadını kurtarmak için imza kampanyası yürütüyor. ( HABERTURK haberi )
George Carlin konuşması : “Religion is Bullshit”
“Eğer tüm palavraları düşünürsek; yani sadece bir kısmını değil şimdiye kadar anlatılmış tüm saçmalıkları, tüm palavraları düşünürsek kesinlikle en büyük palavra dindir.Bir saniye düşünün…Din insanları gerçekten kendine inandırmış ve ikna etmiştir. Orada görünmez bir adam var, gökte yaşıyor, her gün her an yaptığınız herşeyi izliyor.Ve bu görünmez adamın bir listesi var : yapmanızı istemediği şeyler.Ve eğer bu 10 şeyden herhangi birini yaparsanız sizi atacak bir yeri var.Ateşle dumanla işkenceyle dolu bir yer ve sizi yanmanız , bağırmanız , çığlık atmanız , ağlamanız için sonsuza dek oraya gönderir… Ama o sizi sever! Sizi sever ve onun tabiki paraya ihtiyacı vardır! O çok bilgedir, her şeyi bilir, her şeyi vardır ama paraya bir türlü dayanamaz! Din insanlardan milyonlarca dolar alır, din adamları vergi ödemezler, ve hep biraz daha fazlasını isterler… Alın size çok sıkı bi palavra Kutsal Saçmalık! Bakın size gerçek duygularımı söylüyorum, ben tanrıya inanmaya gerçekten çalıştım. Orada olduğuna bizi koruyup kolladığına ama bakın ne kadar uzun yaşarsanız çevrenizi o kadar çok gözlemliyorsunuz ve görüyorsunuz bir şeyler s…ilmiş durumda! Burada bir şeyler yanlış gidiyor : savaşlar ,hastalıklar, ölüm, açlık, aç gözlülük, güç yarışları, işkence, suç, yolsuzluk.. Birşeyler kesinlikle ters gidiyor. Gördüğünüz gibi bu iyi yapılmış bir iş değil. Eğer bu tanrının elinden gelenin en iyisi ise açıkçası ben hiç mi hiç etkilenmedim. Bunlar en yüksek mertebedeki birinin özgeçmişinde yazmaması gereken şeyler. Bu gibi şeyleri ofiste çalışan berbat bir işçiden beklersiniz ama tanrıdan asla. Eğer sadece sizin ve benim olduğumuz bir evren olsaydı bu adam kıçına tekmeyi yemişti. Sürekli bu adam diyorum çünkü dünyaya bakarsanız tanrının bir kadın olamayacağını görürsünüz. Çünkü hiç bir kadın işleri bu kadar boka batıramaz! Eğer tanrı gerçekten varsa, yani belki, eğer gerçekten varsa tüm aklı selim insanlar bana katılacaktır, dünya onun hiiiç mi hiç umrunda değildir! Ki ben kişisel olarak buna saygı duyarım, bu durum tüm bu gerçekleşen felaketleri gayet iyi açıklar.
Ben yobaz olmamak için, böyle körü körüne, amaçsızca ve düşünmeden tüm bu şeylerin özgüvensiz bir baba figürünün, üstelik dünyayı hiç takmayan bir baba figürünün elinde olduğuna inanlardan olmak istemediğim için düşündüm… Çevremi incelemeye başladım ve tapacak başka bir şeyler aradım, tamamen güvenebileceğim bir şey… Ve o an, aniden Güneş’i düşündüm! Bir gecede, Güneş’e tapan biri oldum. Tabi o gecede değil, güneşi gece göremezsiniz, ama o sabah ilk iş ben bir güneşe tapan oldum. Bunun için bir kaç nedenim var. Öncelikle Güneş’i görebilirsiniz. Yani diğer tanrılar gibi değildir, Güneş’i gerçekten görebilirsiniz. Eh haliyle bir şeyi görmek bendeki güvenilirliğini baya bir arttırıyor. Her gün güneşi görüyorum ve o bana ihtiyacım olan her şeyi veriyor: ısı, ışık, yemek, çiçekler, ayrıca bir de cilt kanseri, ama bir de şu yönden düşünün ; en azından biz insanları sadece bizimle aynı fikirde değiller diye bir yere atıp, yakmıyoruz! Güneşe tapmak aslında gerçekten basit bir şeydir. Gizemler yok, mucizeler yok, kimse sizden para falan istemez, şarkılar ezberlemeniz gerekmez, ve haftada bir toplanıp kıyafetlerimizi yarıştırdığımız kutsal binalarımız yoktur. Ve en iyi yanı nedir biliyor musunuz? Güneş size hiç bir zaman kötü biri olduğunuzu , kurtarılmanız gerektiğini falan söylemez, bana her zaman iyi davranır. Sonuç olarak ben Güneş’e tapıyorum! Ama ona dua etmiyorum. Neden mi? Çünkü arkadaşlığımızda haddimi aşmak istemiyorum, bu hiç kibar bir şey değil. Düşünsenize hergün tanrıya milyonlarca dua ediliyor, şunu yap bunu yap, yeni bir arabaya ihtyacım var, daha iyi bir işim olsun, ve bu duaların çoğu pazar günü ediliyor, herkes tatildeyken. Bu hiç hoş değil, bir arkadaşa yapılmaması gereken bir şey. Ama insanlar gerçekten çok fazla dua ediyor, bir çok şey için… Mesela eğer erkek kardeşi alışveriş merkezine sıçtıysa ve hapisteyse, eğer kız kardeşi bir estetik operasyon geçirdiyse, en çok da hep gittiği mağazadaki kızıl saçlı kızı becerebilmek için dua ediyor. Bence bunların hepsi normal, tabii ki dua edeceksiniz, edin, ama kutsal plan ne olacak? Bundan yıllar önce tanrı kutsal bir plan hazırladı. Üstünde çok düşündü, iyi bir plan olduğuna karar verdi ve bunu uygulamya soktu. Milyonlarca yıldır bu kutsal planda her şey yolunda gidiyordu. Ve bir anda siz bir şey için dua ediyorsunuz, tanrının kutsal planında olmayan bir şey için, ondan ne yapmasını bekliyorsunuz ki? Kutsal planı değiştirmesini mi? Sadece sizin için? Bu sizce de biraz küstahça görünmüyor mu? Peki eğer dualarınız kabul olmuyorsa bu sefer ne yapıyorsunuz, “tanrının işine karışılmaz, demek ki tanrı böyle uygun görmüş”. E peki böyle diyeceksen ne bok yemeye ilk başta dua ettin ki? Amma büyük zaman kaybı. Yani dua etme kısmını atlyarak direk onun istediğinin olması kısmına geçmek daha mantıklı değil mi? Dediğim gibi ben Güneş’e tapıyorum ama ona dua etmiyorum , peki kime mi ediyorum: Joe Pesci’ye. Öncelikle bence Joe gayet iyi bir aktör, ikinci olarak da bence o tam bir iş bitirici. Yıllardır tanrıya dua ediyorum komşumun havlayan köpeğiyle ilgili bir şey yapması için ve bir gün Joe geldi ve o pisliği bir ziyaretle halletti. İnsanın basit bir beyzbol sopasıyla neler yapabileceği gerçekten inanılmaz. Ben de yaklaşık bir yıldır Joe’ya dua ediyorum. Ve fark ettim ki tanrıya ettiğim tüm dualar ve Joe’ya ettiğim tüm dualar neredeyse aynı şekilde cevaplanıyor. Yüzde 50’sinde istediğim oluyor , yüzde 50’sinde olmuyor. Tanrıyla aynı.. Yüzde 50. 4 yapraklı yoncayla, at nalıyla, size geleceği söyleyen falcı kadınlarla aynı… Yani inandığınız saçmalığı seçin, arkanıza yaslanın ve bir dilek tutun.
İncili okumuş ve kutsal hikayeler aramış olanlarınız için bir kaç hikayem daha var. Size önereceğim 3 domuz hikayesi var gerçekten güzeldir.Çok hoş mutlu bir sonu var eminim hoşunuza gider. Aa tabi bir de kırmızı başlıklı kız var, gerçi onuni bir kötü kısmı var kurdun büyükanneyi yediği kısım, gerçi benim pek umrumda olmamamıştı ama neyse. Tabi benim en çok sevdiğimse humpty dumpty.Askerler onu tekrar bir araya getirememşti , çünkü humpty dumpty aslında yoktu, aynı tanrı gibi. Tanrı da aslında yok. Bakın: Eğer tanrı varsa buradaki tüm insanlar çarpılsın ve ölsün. Gördünüz mü , hiç bir şey olmadı, herkes iyi. Tekrar deneyelim. Tanrı eğer gerçekten varsa beni çarpsın.Bakın, hiç bir şey olmadı. Ah bir saniye bacağıma bir ağrı girdi, ve testislerim acıyor üstelik de kör oldum. Oh tamam şimdi düzeldim. Bu Joe pesciydi sanırım! Tanrı Joe Pesci’yi korusun. Geldiğiniz için teşekkürler….” George Carlin
Youtube.com ‘ a erişimin , Türkiye’den yasak olması sebebiyle erişemeyen ziyaretçiler ; ktunnel.com adresinde adres yerine http://www.youtube.com/watch?v=RNy6ziOyxoA bağlantısını yazıp “Begin Browsing” tuşuna tıklayarak konuşmaya erişebilirler.