Archive for the ‘islam’ Category
Atatürk’ün Meclis Açılış Konuşmasından ( 1 Kasım 1937 ) – Gökten İndiği Sanılan Kitaplar
“Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler ,idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipleri gökten indirildiği sanılan kitapların dogmaları ile asla bir tutulmamalıdır.Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz”.
Konuşmanın tam metni : http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/ataturk_konusma/01_11_1937.pdf
Dini İnançlar Çocuklara, Çocuklar Soyut-Somutu Ayırt Edemezken Yerleştirilir.
Belli bir yaşa kadar soyut ve somutu ayırt etme yetisine sahip olmayan çocuklara, dini görüşler empoze edilir.Ve bu görüşler genellikle kalıcı olarak, nesilden nesile aktarılır.Eğer bir çocuğa, aslında sizin uçabilme yeteneğinizin olduğunu söylerseniz inanacaktır, dünyanın düz olduğunu ve 5 tanrı tarafından 15 günde yaratıldığını söylerseniz size inanacaktır.Saçma olduğunu düşündüğünüz bu örnekler çoğaltılabilir.Ancak bu görüşlerin; dünyanın bir tanrı tarafından 7 günde yaratıldığını iddia eden görüşten daha az doğru olduğunu söyleyemeyiz.Sebebiyse, her ikisinin de aynı kanıt derecesine sahip olması; daha doğru bir ifadeyle hiçbir kanıta sahip olmamasıdır.Sinirlenerek, “Bu yazı tam bir saçmalık! Dünya allah tarafından yaratılmıştır.” şeklinde düşünen bir kişi acaba, henüz soyut-somutu ayırt edemezken dünyanın 15 tanrı tarafından 1 saatte yaratıldığını öğrenseydi; yine de, şu an savunduğu düşünceyi mi savunurdu acaba ? Bu pek mümkün görünmüyor. Çünkü, istatistiksel olarak bireyler, yaşadığı ülkede hakim olan dine mensup oluyorlar.Yahudiler , “Dünyanın nasıl oluştuğu konusunda bizim inancımız doğru.” diyorlarken , müslümanlar da aynı şekilde “Dünyanın nasıl oluştuğunu en iyi bizim inancımız açıklar.” diyor.Tüm dinlerin ortak noktası var ki; bu soru dahil birçok soruya kanıt yoluyla cevap verememeleri.
Çocuklara dini inancın, henüz onlar soyut-somutu ayırt edemiyor iken, -dolayısıyla kendi aklı ile doğruyu aramasına izin verilmiyorken- dini inancın yerleştirilmesinin doğru olmadığına değinmişken, Arthur Schopenhauer’in “Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz.” sözünü eklemek gerekir.
Eğer seçtiğiniz dinin mantığa ve akla uygun olduğunu düşünüyorsanız çocukların yaşı büyüdükçe, içinde bulunduğunuz dini duruma, akıl ve mantıklarını kullanarak ulaşabileceklerini düşünüyorsunuz anlamı çıkar.Ve akıl, mantık ile bulunabileceğini düşündüğünüz bu -en ideal- dinin, çocuğunuz tarafından aklını ve mantığını kullanarak bulunmasına izin verin. Buna izin vermemek, dinin akıl ve mantık ile bulunamayacağını -farkında olmadan da olsa- savunmak anlamına gelir.
Günümüz Modern Dünyası Orta Çağdan Daha Karanlık Değil.
“Orta çağ insanı.” sözü bir insanı aşağılamak , onun geri kafalı olduğunu iddia etmek için kullanılır.Peki günümüz toplumundaki insanlar , orta çağ insanlarından çağdaş ve akılcı mı ?
Işığın olmadığı bir odada karanlıkta oturmak zorunda kalan insanlar gibiler ; orta çağ insanları.Modern çağ insanları ise genellikle ışığı olduğu halde karanlıkta oturan insanlardan oluşuyor.
Yağmur , deprem , astronomi , ekoloji ve benzeri olaylar için orta çağ insanının , bu olayların neden yaşandığına dair kafasında oluşan soru işaretinin cevabında “Tanrının işi” mantığından başka bir mantık aramak bir hâyli zor. Bilim , küçük bir topluluğun ayrıcalığı ve bunu yayma şansları bir hâyli düşük. Sebebi , kiliselerin ve din adamlarının baskın tavırları.Birçok bilim , felsefe insanının engizisyon mahkemelerinde acımasız şekilde ölüme çarptırıldığını duymayanımız hemen hemen yoktur.Ancak kilisenin tüm bu bilim karşıtı tavırlarına rağmen , din-bilim çatışmasında bilim galip çıkıyor ve kilisenin “Evrenin merkezi dünyadır.” gibi yanlış görüşlerini çürütüyor.
Günümüzde bilim birçok soruya cevap verebilmesine rağmen , bu cevapları araştırmaktansa “Tanrının işi” diyerek geçiştiriyoruz.Evrim teorisi gibi , din ile örtüşmeyen ancak bazı bilimsel gelişmelerin doğruluğunu haklı çıkardığı gelişmelere hak verenleri aptal olarak görüyor ve o teorinin içeriğini araştırma şansımız olduğu hâlde , “Maymundan geldiysek maymun neden bugün maymun ya da bugün neden maymun insana dönüşmüyor?” gibi eleştirilerle teorileri çürüttüğümüzü zannediyoruz ayrıca.Daha sonra , kahvehanede okey,batak oynamaya gidiyoruz , bu teoriyi çürütmenin(!) verdiği keyifle.
Acaba , bilimden faydalanma şansı bizimki ile karşılaştırılamayacak olan orta çağ insanı ; bilimden faydalanma şansı olduğu hâlde faydalanmayan ve içinde ; dinsizleri,diğer dinlere mensup insanları öldürme isteği olan modern çağ insanından geri kafalı mı ? Yoksa asıl geri kafalılık , bilimden faydalanma şansı olduğu halde faydalanmayıp , her soruya “Tanrı böyle istemiş.” diyerek geçiştirmen modern çağ insanı mı ?
Ayetlerle Kuran – 1
Talak (65) / 4
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
Kadınlardan boşanma hakkında müslümanlara yol gösteren bu ayette dikkati “henüz âdet görmeyenler” kısmı çekiyor.Henüz âdet görmeyenlerden boşanmak için evlenmiş olmak gerektiğinden ; İslam’ın , henüz âdet görmemiş , çocuk sayabileceğimiz kızlarla evlenilmesine karşı olmadığını anlıyoruz.Birçok müslüman buna şu şekilde cevap verir : “O dönemde kızların korunması gerekiyordu.Birilerinin onlara sahip çıkması gerekiyordu.Bu tür ayetler de işte bu yüzden.” . Peki ama ; kızları korumak , koruma altına almak için evlenmek şart mıdır ? Kızlar , onlarla evlenilmeden koruma altına alınamaz mı ? Bu arada Muhammed’in , 9 yaşıdandaki Ayşe ile evlendiğini hatırlatmakta fayda var.
Nisa (4) / 34 – İslamda kadın-erkek eşit(siz)liği , kadının değer(sizliğ)i.
Erkekler, kadınlar üzerinde hâkim dururlar, çünkü bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmış ve bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Bunun için iyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın korumasını emrettiği şeyleri, kocalarının yokluğunda da korurlar. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince; önce kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine dinlemezlerse dövün.
Maide (5) / 38
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mutlak güç sahibi olduğu söylenen allah ; hırsızlık yapanın ellerinin kesilmesini öngörmektedir.Dolayısıyla hırsızlıktan pek hoşnut değildir.Hırsızlıktan hoşnut olmayan ve mutlak güç sahibi olduğu söylenen allah , niçin hırsızlığın önüne geçememektedir ? Ve eğer her insan kaderinde yazanı yaşıyorsa ve allahın dediği oluyorsa ; hırsızlık ve benzeri kötülükleri allah önceden kurgulamış olmalı.
Nisa (4) / 3
Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
İslamın çok eşliliği destekleyen görüşüne dair kimi müslümanlar ; “O zamanlar savaş vardı ve kadınların korunması gerekiyordu.Kadın sayısı erkekten fazla olduğu için bir erkeğin birden fazla kadının sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.” şeklinde açıklama yaparlar.Ancak Kuran’ın bu hükmü , günümüzde geçerliliğini yitirmiş olacak ki , dünya nüfusunda kadın erkek sayısı hemen hemen eşittir. Bunun sebebi , matematiksel olarak bir canlının doğduğu zaman kadın veya erkek olma şansının aynı , %50 olmasıdır.Sonuç olarak bu ayetin günümüzde geçerliliği kalmamıştır. Bu da bize Kuran’ın çağımıza hitap etmediğini , çağımız koşullarıyla uyuşmadığını gösterir.