ateist / ateizm

"insanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar."

Posts Tagged ‘insanlar neden dine inanır

Daha Fazla Eğitim; Beraberinde Dini Eğilimde Azalma Meydana Getirir

Dünya çapında 193 üye ülkesi bulunan Birleşmiş Milletler, çeşitli kriterleri göz önünde bulundurarak her sene hazırladığı İnsani Gelişme Endeksi‘ni yayımlamaktadır. Bu endeksin içerisinde, üye ülkelerin eğitim durumlarını ölçmeye ve belirtmeye yönelik olarak hazırlanan Eğitim Endeksi bulunmaktadır. Bu endeks, okuma-yazma oranı ile eğitime katılma süresi ve oranı göz önünde bulundurularak hazırlanmaktadır. Sıfır ile bir değeri arasında değer alan ülkenin eğitim endeksi değerinde, “bir” en iyiyi, “sıfır” ise en kötüyü tasvir etmektedir.

Dinin kökenlerinde cevabı bilinmeyen soruların da bulunduğu ve nitelikli bir eğitim ile bu sorulara cevap verilebileceği; cevap verilemese dahi doğru cevabın “tanrının işi” olmadığının anlaşılabileceği düşünüldüğünde ve rapordaki değerlere göz atıldığında; toplumunun eğitim seviyesi yüksek olan ülkelerde dini eğilimin diğer ülkelere göre düşük olduğu görülmektedir. Tam tersine, toplumunun eğitim seviyesi düşük olan ülkelerde ise dini eğilimin -eğitim seviyesi yüksek ülkelerle kıyaslandığında- yüksek olduğu görülmektedir.

Rapordaki ülkelerin eğitim endeksi değeri (mavi çizgiler) ile ülkelerin dinsizlik oranı (kırmızı sütunlar) verileri göz önünde bulundurulduğunda eğitim ile dini eğilim arasındaki ilişki aşağıdaki grafikten anlaşılabilir:


(grafiği büyütmek için tıklayınız)

Doğrusal eğilim çizgilerinin de elde edildiği grafikten görüldüğü gibi; genel olarak, eğitim seviyesi yüksek olan toplumlarda dini eğilimin, eğitim seviyesi düşük olan ülkelere kıyasla, daha düşük seviyede olduğu göze çarpmaktadır. Yani, genel olarak, ‘toplumlarda okuma/yazma, eğitime katılma oranı ve eğitim süresi arttıkça, dini eğilimin azaldığı’ şeklinde bir yargıya varılmaktadır. Gerçekten de eğitim endeksinde ilk sıraları paylaşan Finlandiya, Danimarka, Avustralya, Küba, Kanada, Norveç gibi ülkelerde dini eğilim oldukça düşükken; son sıralarda yer alan Afganistan, Senegal, Pakistan, Bangladeş, Sudan gibi ülkelerde dini eğilim oldukça yüksektir.

Yani genellikle, bir ülkede dini eğilimin varlığı/şiddeti ile ülkede verilen eğitim ilişki içerisinde olma eğilimindedir ki rakamların ifade ettiği eğilim bu şekildedir. Yurttaşlarının eğitime katılma oranı ve ülkedeki ortalama eğitim süresi yüksek olan ülkelerde dini eğilim düşük olma eğilimindeyken, yurttaşlarının eğitime katılma oranı ve ülkedeki ortalama eğitim süresi düşük olan ülkelerde ise dini eğilim yüksek olma eğilimindedir.

Elbette bu ifade, eğitimin niteliğini barındırmamasından dolayı dünyadaki tüm ülkeler için genelleştirilebilir nitelikte olmayabilir. Ancak genel eğilimi yansıttığı konusunda herhangi şüphe olmadığı düşünülmektedir.

Dini İnançlar Çocuklara, Çocuklar Soyut-Somutu Ayırt Edemezken Yerleştirilir.

Belli bir yaşa kadar soyut ve somutu ayırt etme yetisine sahip olmayan çocuklara, dini görüşler empoze edilir. Bu görüşler genellikle kalıcı olarak, nesilden nesile aktarılır. Eğer bir çocuğa, aslında sizin uçabilme yeteneğinizin olduğunu söylerseniz inanacaktır, dünyanın düz olduğunu ve 5 tanrı tarafından 15 günde yaratıldığını söylerseniz size yine inanacaktır. Saçma olduğunu düşündüğünüz bu örnekler çoğaltılabilir. Ancak bu görüşlerin; dünyanın bir tanrı tarafından 7 günde yaratıldığını iddia eden görüşten daha az doğru olduğu söylenemez. Sebebiyse, her ikisinin de aynı kanıt derecesine sahip olması; diğer bir ifadeyle hiçbir kanıta sahip olmamasıdır.

“Bu düşünceler tam bir saçmalık! Dünya bir tanrı tarafından yaratılmıştır.” şeklinde düşünen bir kişi acaba, henüz soyut-somutu ayırt edemezken dünyanın 15 tanrı tarafından 1 saatte yaratıldığını öğrenseydi; yine de, şu an savunduğu düşünceyi mi savunurdu? Bu pek mümkün görünmüyor. Çünkü, genel olarak bireyler, yaşadığı ülkede hakim olan dine mensup oluyorlar. Yahudiler , “Dünyanın nasıl oluştuğu konusunda bizim inancımız doğru.” diyorken, başka bir dine mensup kişiler de aynı şekilde “Dünyanın nasıl oluştuğunu en iyi bizim inancımız açıklar.” diyor.

Tüm dinlerin ortak noktası var ki; hemen hiçbir soruya somut kanıt yoluyla cevap verememeleri.

Çocuklara dini inancın henüz onlar soyut-somutu ayırt edemiyor iken, -dolayısıyla kendi akılları ile doğruyu aramalarına izin verilmiyorken- dini inancın yerleştirilmesinin doğru olmadığına değinmişken, Arthur  Schopenhauer’un “Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz.” sözünü eklemek gerekir.

Eğer seçtiğiniz dinin mantığa ve akla en uygun seçenek olduğunu düşünüyorsanız çocukların yaşı büyüdükçe, içinde bulunduğunuz dini inanca, akıl ve mantıklarını kullanarak ulaşabileceklerini düşünüyorsunuz anlamı çıkar. Akıl, mantık ile bulunabileceğini düşündüğünüz bu -en ideal- görüşün, çocuğunuz tarafından akıl ve mantık kullanılarak bulunmasına izin verin. Çünkü buna izin vermemek, sahip olunan şu anki görüşün akıl ve mantık ile bulunamayacağını ve dolayısı ile çocuğu yönlendirmek gerektiğini -farkında olmadan da olsa- savunmak anlamına gelir.

Written by ateist

Aralık 18, 2009 at 00:28

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 69 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: